İçeriğe geç

Kanlı Kızıl Saçlar

Bölüm 6 · 3 dk okuma

Kanlı Kızıl Saçlar

Bölüm 6

Tanışmalar ve Planlar.

"Günahkar hırsların okyanusunun derinliklerinde

Sakladığım korkular yatıyor.

İçimdeki fırtınalar hep orada.

Kabuslarım uçuşuyor.

Yalnız acı çekmeyeyim,

Uzaklara gönderilmem gerekirse,

Güneş ve ay,

bana yol göstersin."

Duyduğum isimle vücudumun her yeri titredi.

Ursula'nın az önce elimi neden tuttuğunu şimdi anladım.

Eric, golf denen oyunda çok yorulduğu için dinlenmesi gerektiğini söyleyerek yanımızdan ayrıldı. Giderken de gözünü benden ayırmadı.

Eric gider gitmez Ursula bana dönerek sessiz bir şekilde benimle konuşmaya başladı;

"Eric bu işte. Normalde tanımadığı kadınlara karşı böyle davranmaz ama senden gözlerini alamadı sanırım.

İstediğin gibi ilerliyor her şey. Onu kendine bağlaman çok uzun sürmeyecek sanırım."

Sevinsem mi yoksa içimdeki bu öfkeyi dışarıya çıkarsam mı bilmiyordum.

Eric gittikten kısa bir süre sonra Tom geldi. Konuşmadan sadece Ursula ile olan sohbetini dinliyordum. Arada gözlerini üzerimde hissediyordum.

"Yiğenin ile burada rahat edersiniz umarım. Bir ay mı kalacağız demiştin?"

"Evet, bir ay. Yük olduğumuz için kusuruma bakma, buralarda pek tanıdığım yok senden başka.."

Ursula utanır gibi yere baktı konuşurken. Sanırım rol işine fazla kaptırmıştı kendini.

Tom karşımıza oturduğu koltuktan uzanarak Ursula'nın ellerini tuttu kısa bir süre.

"Freya böyle düşünmene gerek yok. Eric'in bir şey diyeceğini düşünüyorsan ben onu çoktan hallettim. Hem bir hafta sonra bir geziye gidecek o."

Bu gezi işi benim planımı bozabilirdi işte.

Ursula hemen sordu;

"Ne gezisi?"

"Ufak çaplı bir golf turnuvası, biliyorsun Eric sürekli yarışlarla ilgileniyor.. Bu sefer kazanacağım diyip duruyor."

Tom birden ayaklandı,

"Üzgünüm ayrılmam gerekiyor, siz keyfinize bakın lütfen evinizde gibi hissedin. Freya bir sorun olduğunda beni bul. Biliyorsun bunu söylememe gerek yok..."

Eğilerek ellerimi tuttu ve dudağına götürdü,

"Tanıştığımıza memnun oldum Hannah."

Bu ani hareketine karşı sadece kafa sallayıp gülümseyebildim.

Tom gittikten hemen sonra Ursula elimden tutarak şatonun bahçesine çıkardı beni.

Kocaman heykellerle ve çiçeklerle doluydu etrafı ortası ise kocaman bir yemek masası.

Bir ağacın yanındaki banka oturduk. Hava kararmak üzereydi.

"Birkaç saate yemek için hazırlıklar başlar, o zaman buradaki çoğu kişiyle tanışacaksın. Tom ve Eric sana karşı gayet iyiler. Güzelliğinden olsa gerek.

Ben ortamı ayarlayarak bir etkinlik düzenlemeye çalışacağım, ve o güzel sesini Eric'i daha da etkilemek için kullanacaksın. Fazla acele etmemize gerek yok."

gözlerimin içine baktı.

"Anladın değil mi?"

"Tom, Eric'in bir hafta sonra gideceğini söyledi ama?"

Biraz düşündükten sonra sırıtarak bana cevap verdi;

"Merak etme onu da ayarlayacağım. Hatta belki Prensimiz bir süre ayağa bile kalkamayabilir."

-Kısa bir alıntı-

Ve şehrin yaşlılarından biri, 'Bize iyilik ve kötülükten bahset.' dedi.

Ve o cevap verdi:

'Yalnızca içinizdeki iyilikten bahsedebilirim, kötülükten değil.

Çünkü kötülük, kendi açlık ve susuzluğu içinde

azap çeken iyilikten başka ne olabilir ki?

Gerçekten de iyilik, acıktığında en karanlık mağaralarda bile

yiyecek arar ve susadığında kirli, durgun sulardan bile içer.

Siz, kendinizle bir olduğunuzda iyisiniz; bununla birlikte,

kendinizle bir olmadığınızda, kötü değilsiniz.

Çünkü parçalanmış bir aile eşkiyaların ini değildir;

sadece parçalanmış bir ailedir.

Ve dümensiz bir gemi, tehlikeli adalar arasında

amaçsızca dolaşır durur, ama dibe batmaz.

Siz, kendinizden bir şeyler vermeye çabaladığınızda iyisiniz;

Kendiniz için bir kazanç sağlamaya çalıştığınızda ise,

kötü değilsiniz.

Çünkü, bir şey kazanmak için uğraştığınızda, toprağa tutunan

ve onun göğsünde beslenen bir kök gibisiniz.

Doğaldır ki, meyve köke 'Benim gibi, olgun, dolgun ve bol bol veren ol..' demez.

Çünkü, almak nasıl kök için bir ihtiyaçsa,

meyve için de vermek bir gereksinimdir.

Konuşurken tamamen uyanıksanız, iyisiniz.

Ama, diliniz anlamsızca kekelerken uyukluyorsanız,

kötü değilsiniz;

Ve sürçen bir konuşma bile, zayıf bir dili güçlendirebilir.

Amacınıza doğru sağlam ve cesur adımlarla ilerlediğinizde iyisiniz;

Fakat oraya topallıyarak gittiğinizde de, kötü değilsiniz.

Çünkü topallayanlarınız bile geri gitmez.

Fakat güçlü ve hızlı olanlarınız, incelik gösterin

ve topal birinin yanında asla topalllamayın.

Siz, sayısız konuda iyisiniz ve

iyi olmadığınızda ise, kötü değilsiniz.

Sadece oyalanıyor ve tembellik ediyorsunuz.

Ne yazık ki, geyikler kaplumbağalara çevikliği öğretemiyor.

İyiliğinizin, üstün beninize duyduğunuz özlemde saklı

ve bu özlem herbirinizde mevcut.

Ancak bazılarınızda bu özlem, yamaçların gizemini

ve ormanın ezgilerini taşıyarak, büyük bir güçle

denize doğru akan bir sel gibidir.

Ve diğerlerinde ise, dönemeçlerle ve kavislerle yolunu kaybeden,

kıyıya ulaşmadan önce oyalanıp duran durgun bir ırmağa benzer.

Yine de özlemi fazla olanın, az olana 'Neden bu kadar yavaşsın,

neden duraklıyorsun? ' demesine izin vermeyin.

Çünkü gerçekten iyi olan, ne çıplak birine, `Neden elbisen yok? '

diye sorar, ne de evsiz olana 'Evine ne oldu? ' der.'

Ermiş - 1923

Bölüm sonu

12 yorum