Yarım saat sonra şatoya varmıştık. Bu yeni hâlimle ilerlemek çok zordu, yani yürümek.
Ursula arada bana bakıp hâlime gülüyordu.
Şatonun kapısını açtı iki kişi. Biri kadın diğeri erkekti.
Ursula'yı görünce gülümseyip önünde eğildiler.
Ursula'ya fısıldayarak "Burada nasıl bir ünün var anlayamadım doğrusu" dedim.
Bana bakıp pişkince sırıttı. Elimi tutarak yürümeye başladı.
Oldukça geniş bir salondaydık insanlar karmaşık hâlde bir oraya bir buraya gidiyorlardı. Onları izlemekten başım dönmüştü.
Salonun ortasındaki iki büyük koltuğun birine oturduk.
Ursula bana iyice yaklaşarak kulağıma fısıldadı;
"Sana bir şey söylemegi unuttum. Burada bana Ursula demiyorlar. Burada bana Freya diye sesleniyorlar."
Kafamı anladım der gibi salladım yavaşça.
Bugün Ursula'yı hiç tanımamış olduğumu fark ettim. O sadece kötü bir deniz cadısı değilmiş. Eminim hâlâ onun hakkında bilmediğim bir çok şey vardır.
Bir kadın önümüze gelerek Ursula'ya nazikçe seslendi;
"Prens Tom yanınıza gelmek üzere Bayan Freya."
Ursula yani diğer adıyla Freya gülümseyerek kafa salladı.
Bu hanım hanım tavırlar ona çok tersti ve bu beni güldürüyordu.
Çok geçmeden yanımıza garip kıyafetli genç ve yakışıklı bir adam yaklaştı.
Sanırım Prens Tom'du bu.
Ursula'ya baktığımda yüzünü buruşturmuş olduğunu gördüm, Tom'dan iyi bahsediyordu aslında. Yüzündeki bu ifadeyi anlayamamıştım.
"Merhabalar Freya."
Ursula'nın önünde hafifçe eğildi, sonra bana dönerek;
"Ya siz hanımefendi? Yeni misiniz buralarda?
Ursula'ya gözümün ucuyla hafifçe baktım ve bana baktığını gördüm sonrasında gözüyle onaylar gibi bir işaret yaptı.
"Evet, ben ıı.."
Ursula gibi takma bir isim düşünürken Ursula benim yerime konuştu;
"Yiğenim olur kendisi, adı Hannah."
Ursula bunu söyledikten sonra elimi tuttu. Ve önüne döndü.
Önümdeki adam ise büyük bir sırıtışla bana bakıyordu.
"Memnun oldum Hannah, ben Prens Eric."
"Ölümün için hayal kurmaya, umut etmeye, dua etmeye devam edebilirim ya da intikamımı harekete geçirmeyi planlayıp planlar yapmaya başlayabilirim."






