İçeriğe geç

Kanlı İhtilal

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Kanlı İhtilal

Bölüm 3

2|Çin’e Yolculuk

🔱

Soğuk kış baş göstermeye başlamıştı yine...Erler uzun zamandır akın yapmamaktan yakınırken,kardeşler arasında çekişmeler baş gösteriyordu.

Teoman han bundan çok şikayet ediyordu.

Beylerde Töre gereği Mete'nin başa geçmesini istiyordu ve bu nedenle ufak tefek isyanlar oluyordu. İçerde olan çalkantılar ülkeyi de derinden yaralamaya başlamıştı artık.Erler, yaya gerilen ok gibi fırlatılmayı bekliyordu.Fakat gün geçtikçe onlarında umutları tükeniyordu.

Mete her zaman aklını kullanır,erlerinin gönlünü kazanırdı. Son olan ok atma olayı erleri derinden yaralamıştı.

Soğuk kış dahada çok yüzünü göstermeden Mete'nin emriyle kendisine verilen birlik hazırlanmıştı ama hiç kimse bu hazırlığın neden olduğunu bilmiyordu.Azıklar alınmış, akına gidercesine erler toplanmıştı.

Alpdem'in istediğide olmuştu. Çine gidilecekti. Mete emrindeki birligin yine gönlünü almış ve diğer birliklerden kendi tarafına er kazanmıştı...

Hazırlıklar bitmiş,bütün herkes ilk kez savaşa giren bir er gibi heyecanlıydı ve öç almak için yanıp tutuşuyordu. Çinlilerin oyunlarını iyi bilen Mete Tan ağarmadan emir komutasındaki birliği alıp yola koyuldu.

Dörtnala giden atların sesi düzlük ovalarda yankılanıyor, serin rüzgalar yüzleri bıçak gibi kesiyordu. Yolda,bir su kenarında mola verilmiş ve atlar dinlenmeye bırakılmışken erler son azıklarını yiyordu. Bundan sonra ya ölecek ya da yağmadan kazanacaklardı.

Hava biraz daha serinlemişti. Alpdem hariç kimse şikayetçi degildi bu durumdam. Artunç buna alışkındı ve bazen dünyaya şikayet dinlemeye gelmiş gibi hissetsede, gülen yüzü hiç düşmez aksine bazen bu onu daha çok güldürürdü. Alpdem savaşmaktan başka herşeye şikayet edecek,kızacak bir şey kesin buluyordu.

Mete özel kendi taktiklerini kullanırdı fakat bu sefer işler zor değildi. Sadece erlerin doğacağı kadar, 5-6 köye girip geri dönülecekti.Bunu yapmasının asıl amacı erlerin savaşmayı unutmaması ve hantalaşıp yatmaya alışmamalarıydı.

"Uyuyan milletler ya ölür ya köle olarak uyanır."

Atlar dinlenmiş yola çıkma vakti gelmişti. Yavaş ilerleniyordu.Ortalık gittikce sessizleşiyor ve birbirleri arasında konuşan erler yavaşca susarak sesizligin arasında ilerliyorlardı.

Öncü olarak giden yolu kontrol eden erler hızlıca gelip Mete ile konuşup yerine döndüler. Bir an duraksadılar fakat sonra Mete işarareti vermiş, hücum borusu çalacaktı. Ama geride kalan erler nereye hücum edeceklerini göremiyorlardı.

Artık boru çalmıştı ve ilk oku Mete çekerek köyün ortasına fırlatmıştı. Ardından bütün erler köyü ıslıklı oklarla okluyor, hemdekorku salıp dışarı çıkmalarını ve etrafa kaçışıp ölmeleri için çok iyi oluyordu. Tekrar çalan bir hücum borusuyla kendine gelen erler kılıçlarını çekiyor ve atını hızla köye doğru koşturuyor,önüne çıkanın kafasını gövdesinden ayırmadan durmuyordu.

Köyde bulunan Çin askerî birlikleri korkup teslim olmuş ,köy düşmüştü. Yıllarını savaşarak geçiren delikanlılar bu kadar kolay ve korkak düşman hiç görmemişlerdi. onların bu halleriyle alay ettiler.

Yağma başlamış,teslim olan askerlerin köy meydanında kelleleri alınmıştı. Yağmalanan köy yakılmış ve yıkılmıştı. Erler ufak tefek şeyler almış fakat kısa sürmesine üzülmüşlerdi.

Erler sıralarına gecmiş eksikler soruluyordu. Bir eksik vardı. Atı burdaydı fakat kendisi yoktu. Artunç kayıptı. Ölen olmadığı biliniyordu fakat Artunç sesizce ortadan kaybolmuş ve çok sevdigi atını bırakmıştı.

Mete bu işe çok sinirlenmiş ve ilerlemeye devam edildi. Erler bir yandan seviniyor bir yandanda Artunç'un nerede olduğunu bilmemek moralerini bozuyordu.

Önlerine çıkan köyleri yıkıyorlar, ateşe verip ilerliyorlardı. Yinede Artunç gibi yigit bir askerden iz yoktu. Mete ok atışından ve yiğitliginden dolayı sevdigi Artunç'un bu kaybolmasına sinirlenmiş.

Çin şehirlerine kadar dayanmış fakat birliğim hem yorgun hem de yetersiz olduğunu bildiği için daha küçük yerlerle yetiniyordu.Gördükleri çinlileri kılıçtan geçiriyor,öç alıyorlardı.

Artunç'tan haber gelmiyordu. Alpdem kendisine söylemeden bir yere gitmeyecegini ve atını asla bırakmayacagını bildiği için tutsak olarak götürüldügünü veya en kötüsü olan öldügünü düşünüyordu.

kininin şiddetiyle vurdugu kılıçları parçalıyordu. Omzuna giren okların acısıyla irkildi. Son girdikleri köye takviye birlik gönderilmiş, Türklerin orda oldugu söylenmişti. İlk oku yiyen Alpdem, sadağına el atıp bir şimşek gibi hızlı hızlı okluyordu önüne geleni.

Tepenin üstündeki birlikleri sadakta ok bitmişti. Kılıcını çekip üstlerine doğru sürdügünü gören erlerde onun gibi yapıp Çinlilerle kılıç kılıca vuruşuyorlardı. Alpdem'in omzundan kanlar damlamasına rağmen durmadan vuruyor,her vurduğunda bir tane Çinliyi öldürüyordu.

Boyga kılıç yemiş atına sarılmış yatıyordu. Artık soğuk Alpdem'e işlemiyordu. Üşüyen teni içten içe cayır cayır yanarken alnında biriken ter damlaları şakaklarından süzülüyordu. Keskin rüzgarı ımursamadan üzerindeki urbaları çıkardı ve dövüşmeye devam etti.

Nefes bile almadan hızlı hızlı vuruyor kalkanları parçalıyordu. Öfkeliydi. Hem kardeşim dediği dostu yoktu, hemde bu gavur Çinliler önüne çıktıkça içindeki nefreti şaha kalkıp kılıcını savuruyordu.

Erlerin gazabına uğrayan Çinliler, kılıclarını bırakıp teslim olmuştu. yaralılar kılıçtan geçirilmiş,yağma yapılmış ve artık gitme vakti gelmişti. boyga aldıgı kılıç darbesiyle bayılmış ve yeni yeni kendisine geliyordu. Alpdem başından ayrılmadan kardeşiyle ilgileniyordu.

Mete ölen askerleri soruyor, tek tek isimleri öğreniyordu.

Boğçu, Çolpan, Eren, Alp, Kutlug, Temür, Tançı,Artunç...İsimler söylendikçe yüzler asılıyor ve yaralıların yaraları sarılıyor.

Alpdem Artunç'un ismi okununca ilk onun atına baktı,ak atın al kana boyanmış olduğunu görünce onu orada ölenlerin arasında aradı. Yaralı omzundan kanlar sızıyor ve feci derecede sızlıyordu. Fakat o acısını hissetmiyor sadece arkadaşını bulmaya uğraşıyordu. Ölmüş olma ihtimalini düşündükçe içindeki korku ve endişesi büyüyordu. Ona bir şey olamazdı. Artunç'u bulmalıydı.

Mete'nin sesiyle ortalık sessizleşti. Artık dönmenin vakti gelmişti. Alpdem arkadaşını bulamamıştı ve gitmek istemiyordu. Ama başka çareside yoktu. Atlayıp atına birligin en arka safında arkasına baka baka gidiyor,yanında da Artunç'un atı geliyordu. Üzeri boş ata baktıkça arkadaşının hayali gözünün önüne geliyordu ve bedenindeki acılardan arınarak ruhundaki soğuk yaraları kanatıyordu.

Bölüm sonu

3 yorum