İnen kişi Doruktu. Namı değer Doruk Bozkurt. Yani gelecekteki kocam. Ah ne çabuk kabullendim değil mi, neden mi çünkü ben sadece sevdiklerini düşünen bir salak olduğum için herşeyi çok çabuk kabulleniyordum. Arabadan ilk önce siyah ayakkabıları daha sonraya kendisi indi. Omuzlarına gelirsek fatih Sultan Mehmet köprüsü,Antarktikayla Afrikalı birbirine bağlayan kıta misali geniştir. Giydikleri kol kasını çok belli ediyordu.

Doruk arabanın kapısını kapatır kapatmaz koşarak yanıma geldi ve hızla tek eliyle motoru bacağımın üzerinden kaldırdı. Normalde şuan ona yapacağım en normal davranış bağırmak ya da tokat atmak olurdu fakat şuan bu durumdayken tek yaptığım acı çığlıkları atmaktı. Doruk o anda endişeyle konuştu; "iyimisiniz hanfendi" +"çok iyiyim hatta mükemmelim deli misin ambulans ya da başka bir şey çağır bacağım kırıldı sanırım" Doruğa sesim tanıdık gelmiş olmalıydı çünkü biraz afalladı kasktan dolayı yüzümü görmüyordu. Doruk bu durumdayken zaman kaybetmemek için ambulansı aramak üzere telefonunu eline aldı ve tekrar telefonunu kapatıp bana döndü. "Şarjım bitmiş telefonunuzu verin oradan arıyayım" Bir hışımla arka cebimdeki telefonu elime aldım fakat telefonu kırılmış bir halde görünce daha sinirim bozuldu ve telefonu yere atıp acılar içinde bağırdım. Tam o anda ayaklarımın yerden kesildiğini hissettim. Doruk benimi taşıyordu yoksa ben kaza geçirdiğim için beynimden mi hasar aldım . Ah her neyse şuan acı çekerken mezardaki dedem gelse umrumda olmaz. Doruk beni arabanın içine koydu ve hemen gidip oda yerine oturdu. Gidinceye kadar hala acı çekiyordum fakat belli etmemeye çalışıyordum. Acılar içinde kıvranırken yüzümden akan terleri hissediyordum. Elimi kafamdaki kaska attım ve kaskı çıkarıp arka koltuğa attım. Doruk tek gözüyle aynadan bana baktı daha sonra kaşlarını çattığını gördüm ve aynadan bakmayı bırakıp direk kafasını yana çevirdi ve bir kaç saniye bana bakıp son hızla arabayı daha hızlı sürmeye başladı. "Lora iyi misin canın yanıyor mu" Dorukla dalga geçer gibi kahkaha atmaya çalıştım. +"Çok iyiyim hatta mükemmelim salak mısın Doruk" Doruk öyle hızlı gitmiştik yarım saatlik yolu 5 dakikada gelmiştik. Aslında Doruk iyi çocuktu yani eskiden, fakat şimdi sanki onu hiç tanımıyormuş gibi hissediyordum sanki o sokaktan geçen bir insanmış gibi yabancıyı bana. Hastaneye varınca Doruk hızla arabadan indi ve tekrar beni kucağına alıp hastaneye doğru koşar adımlarla ilerledi. Hastanenin içine girinceyse bir kaç hemşire beni bir sandalyenin üstüne koydu ve odaya girinceyse tedavi etmeye başladı. Röntgen çekti ve yaklaşık yarım saat sonra ise doktor yanımıza gelip konuştu. "Lora bacağın da kırılma yok sadece olay anında motor ayağının üzerine düştüğü için ayağında hafif bir zedelenme var. Tahminimce 1 haftaya birşey kalmaz. Fakat bu 1 hafta ayağının üzerine çok basma ayrıca kızım sen deli misin sana kaç kere dedim motor şeytan işi diye bir araba alsan daha iyi olur. Zaten senin hastanede olduğunu Annene söyledim. Sen burada yarım saat 15 dakika bekle ben üzerimi değiştirip seni ve bırakırım. " Doktor benim yakın bir erkek arkadaşım olduğu için sizli bizli konuşmuyordu. +"gerek yok tuğkancığım-" diyordum ki Doruk sözümü kesti. "Aynen gerek yok tuğkancığı ben onu eve bırakırım" tuğkan tek kaşını kaldırdı ve sorgularcasına konuştu. "Pardonda siz hastanın neyi oluyorsunuz" "Kocasıyım" ben başımı hızla çevirip Doruğa sinirle baktım. +"Sen benim kocam falan değilsin" "Ne zamana kadar haftaya kadar mı söyle de o zaman hatırlatayım sana" +"Sen benim kocam olmayacaksın anladın mı ol-ma-ya-cak-sın evlenmiyorum ulan" " Madem kocan olmuyorum, o zaman" dedi ve cümlenin devamını getirmek için kulağıma eğildi "annen ve babanın katili olurum tıpkı babanın benim abimin katili olduğu gibi" Bende sessizce ona fısıldadım. +"Senin abin benim ablama tecavüz etmeseydi şuan abin ve ablam hayattaydı" "Benim abim öyle birşey yapmadı" +" yaptı" dedim fısıldamayı kestim ve sesimi biraz yükselterek konuştum. "yapmadı" +"Kendi gözlerimle gördüm inkar etmeyi kes" " SENDE KONUŞMAYI KES LORA" +"BANA SESİNİ YÜKSELTME DORUK" "Lora sana bağırmıyorum şunları söylemeyi kes elimden bir kaza çıkacak" dedi sesini alçak tutmaya çalışarak. +"Doruk sen çok değiştin biliyormusun. Seni artık tanıyamıyorum, nerede eskiden yaralanınca hep ona koştuğum Doruk. Nerede ailemden çok ona güvendiğim Doruk. Sen görüyor musun bilmiyorum ama sen o kadar değiştin ki eskiden beslediğim sevginin aksine şuan o kadar nefret ediyorum ki senden. Birbirimize beslediğimiz nefret bizim geçmişimizi yakıyor. Her geçen gün sen daha çok değişiyorsun ve bu sokaktan geçen bir insanla senin aranda benim için fark yaratmıyor. " Sözlerim bitinceyse daha önce görmediğim insanlar yeni yeni etrafımızda olduğunu görüyordum. Tekrar Doruğa dönünceyse bana kinle baktığını gördüm neyin kiniyse artık o. Ona bakmayı kesip tuğkana baktım. +" Ben taksiyle gideceğim sonra görüşürüz Tuğkan" dedim ve topallayarak yürüyüp hastanenin güvenlik yerine doğru yürüdüm ve ondan taksi çağırmasını istedim. 5-10 dakika sonra taksi hastanenin önüne geldi. Kapıyı açıp taksiye girecekken Doruk yanımda belirdi ve kapıyı kapatıp taksiciden özür diledi. +"Ne yapmaya çalışıyorsun manyak herif" "benimle geliyorsun" +"Gelmeyeceğim anlamıyor musun gelmeyeceğim" "Yetti da senin şu nazın. Bizde sana merakli değiluk. Anan aradi beni, seni getireyim istedi" Dedi sinirle Doruk küçüklüğümden beri sinirlenince şiveli konuşuyordu. +"Ha diyemedun mu hayır!? Bana dilin yılan gibi, anamun yanında dut yemiş bülbüle dönüysun!"Dedim, benimde küçüklükten beri sinirlenince şivem kayıyordu. "Kaynanama saygısızlık etmem ha! Sen beni sinirlendirisun yoksa ben pek saygıliyumdur. Ayıp edisun ha" Dedi alınmış gibi yaparak. +"Hadi ordan daaa, saygılıymış! Sen ne zaman saygı gösterdin ba hele bi söylesene!" "Ula yeter gari boş boş gevelleme de seni eve bırakam... Yoksa anam yine başlar: ‘Kızı evine niye bırakmaysun haaa!’ diye dellenir valla!" +"Öfff tamam tamam geliyom, amma bak ha! Sakın senin için geliyom sanma haa, sonra anam bana da dellenir, yaka paça dışarı Atayi beni" dedim ve onun önünden yürüyecekken tişörtümü yakasından tutup beni durdurdu. +" Ne var daa yine ne isteyisun" "Tuğkancuğun ne dedi? 'Basma üstüne!' dedi di mi? Sonra bacagun kırılacak, bi ay seni bekleyecuk düğün için haaa!" +"basacam ulaa, basacamda kırılsun olmasın bu düğün emi" "Tövbe de kız sakat edecen kendini" dedi ve beni kucağına alıp arabaya taşıdı. +"Ula naypaysun sen dellendin mi?, bırak Ula inecem" Doruk sanki beni duymuyormuş gibi hala ilerliyordu. Arabanın önüne gelince arabayı açıp yavaşça beni içine koydu ve kapıyı kappatıp kendiside sürücü koltuğuna geçti. Doruk yavaş yavaş belini ovuşturdu. "Ne ağırmışsın sen belim kopacaktı az daha" +" Ulan ben senin Her gün kaldırdığın dambıllarla aynı kiloyum" Bana bakıp sırıttı ve arabayı çalıştırıp sürdü. Yol boyunca kafamı cama yaslayıp yolu izledim. Ara sıra kafam cama çarpıyordu fakat bu beni rahatsız etmiyordu. Yolu izlerken gözlerim yavaş yavaş kapandı. Böylece lanet günüm son buldu. Fakat ben daha, çoook lanet yağdıracağımı nereden bile bilirdim ki .