Win, Aran'ın odasına girmek üzereyken durdu.
Telefonu yeniden çaldı.
Yen.
Bu kez düşünmedi.
Arkasını dönüp hızla karakoldan çıktı.
Arabaya bindiği gibi Yen'in evine sürdü.
Kapının önüne geldiğinde iki kez zile bastı.
- Yen?
Cevap yoktu.
Bir kez daha vurdu.
- Yen, aç kapıyı!
Sessizlik.
Win'in içini kötü bir his kapladı.
Elini kapıya sertçe vurdu.
- Yen!
Yine cevap gelmedi.
Win bir adım geri çekildi ve kapıya bütün gücüyle yüklendi.
Kapı açıldı.
- Yen!
İçeri girdiğinde ev sessizdi.
Win odaları hızla kontrol etti.
Sonunda yatak odasının köşesinde onu gördü.
Yen, pencerenin altında duvara yaslanmıştı. Dizlerini kendine çekmiş, elleriyle kulaklarını kapatmıştı.
Nefesi düzensizdi.
Win'in yüzündeki öfke bir anda kayboldu.
Yanına çömeldi.
- Yen...
Yen tepki vermedi.
Win ellerini yavaşça Yen'in ellerinin üzerine koydu.
- Bana bak.
Yen başını kaldırdığında gözlerinde korku vardı.
Win iki eliyle onun yüzünü tuttu.
- Buradayım.
Yen'in gözlerinden yaş süzüldü.
Win başparmağıyla gözyaşlarını sildi.
- Geçti. Tamam mı?
Yen hâlâ titriyordu.
Win bir an durdu.
Sonra aralarındaki bütün gerilimi susturmak istercesine Yen'i kısa bir şekilde dudaklarından öptü.
Yen gözlerini kapattı.
Nefesi yavaşlamaya başladı.
Win geri çekildi.
- Daha iyi misin?
Yen birkaç saniye sonra başını hafifçe salladı.
Win ayağa kalkmadı.
- Aran'ın odasına girmedim.
Yen gözlerini ona çevirdi.
- İyi yaptın.
- Bana neden gitme dedin?
Yen cevap vermedi.
Win odanın sessizliğine baktı.
- Biri buraya mı geldi?
Yen'in yüzündeki ifade değişti.
Sonra pencereye baktı.
- Hayır.
Win kaşlarını çattı.
- O zaman neden bu hâldesin?
Yen dudaklarını araladı.
Sesi neredeyse fısıltıydı.
- Çünkü telefonum çaldı.
Win'in bakışları sertleşti.
- Kim aradı?
Yen cevap vermeden telefonunu uzattı.
Ekranda tek bir numara vardı.
Aran'ın özel hattı.
Win'in yüzü bir anda dondu.
********
Win, Yen'i yavaşça yatağın kenarına oturttu.
- Banyo yapmak ister misin?
Yen başını hafifçe salladı.
Win ceketini çıkardı.
- Tamam.
Onu banyoya götürdü.
Suyun sesi kısa süre sonra evin sessizliğini doldurdu.
Win, Yen'in hâlâ kendine gelemediğini fark etmişti. Hareketleri yavaş ve dikkatliydi. Yen ise başını eğmiş, hiçbir şey söylemeden ona izin veriyordu.
Bir süre sonra Yen dönüp Win'e baktı.
Bakışları kısa bir an Win'in üzerinde kaldı.
Elini kaldırdı.
Parmak uçları Win'in kaslı vücuduna hafifçe dokundu.
Win onun elini tuttu.
Göz göze geldiler.
Yen bir şey söyleyecek gibi oldu.
Win başını iki yana salladı.
Yen'in eli yavaşça geri çekildi.
Banyodan çıktı.
Havlusunu aldı ve doğruca yatağa geçti.
Sırtını Win'e döndü.
Birkaç dakika sonra Win de yatağın diğer tarafına uzandı.
Oda sessizdi.
Win gözlerini kapattı.
Yen ise karanlığa bakıyordu.
Uzun bir sessizlikten sonra dudaklarından tek bir kelime döküldü.
- Win...
- Hm?
Yen derin bir nefes aldı.
- Sana söylemem gereken bir şey var.
Win gözlerini açıp yatakta doğruldu.
- Söyle.
Yen arkasını dönmedi.
Sesi titremiyordu.
Ama kelimeleri seçmekte zorlanıyordu.
- Bunu senden saklayamam.
Kısa bir sessizlik.
- Senden etkileniyorum.
Win'in kaşları çatıldı.
Yen devam etti.
- Eğer bunu kabul etmezsen... ya da seni rahatsız ederse...
Derin bir nefes aldı.
- Şimdi kapıyı çarpıp gidebilirsin.
Win hiçbir şey söylemedi.
Yen birkaç saniye bekledi.
Sonra yatak hafifçe hareket etti.
Win ayağa kalkmıştı.
Yen arkasına dönmedi.
Dolaptan tişörtünü aldı. Ceketini giydi.
Kapıya doğru yürüdü.
Tek bir kelime bile söylemedi.
Kapı kapandı.
Yen hâlâ aynı pozisyonda yatıyordu.
Birkaç saniye boyunca hiçbir şey olmadı.
Sonra gözlerinden yaşlar süzüldü.
Elini yüzüne kapattı.
Sesini çıkarmamaya çalıştı.
Ama o gece gözlerini bir daha kapatamadı.
Sabaha kadar uyuyamamişti
************
Günler geçti.
Yen günlerdir evinden dışarı adımını atmıyordu.
Telefonu kapalıydı.
İşe gitmiyor, kimseyle konuşmuyor, doğru düzgün yemek yemiyordu.
Perdeler kapalıydı.
Ev sessizdi.
Sanki Yen kendisini dış dünyadan tamamen silmişti.
Bazen saatlerce yatağın kenarında oturuyor, gözlerini boşluğa dikiyordu.
Arada telefonu eline alıyordu.
Açıyordu.
Ekran birkaç saniyeliğine aydınlanıyordu.
Bildirimlere bakıyordu.
Sonra tekrar kapatıyordu.
Win'den hiçbir şey yoktu.
Ne arama.
Ne mesaj.
Ne de başka bir haber.
Yen her seferinde bunu görmesine rağmen telefonu yeniden açıyordu.
Belki bu kez...
Ama yine hiçbir şey yoktu.
Bir süre sonra telefonu yatağın üzerine bıraktı.
Başını duvara yasladı.
Kendi kendine fısıldadı.
- Zaten gitmeni istemiştim.
Ama sesi buna inanmıyordu.
---
Win ise hayatına devam ediyordu.
Karakola geliyor, dosyalarla ilgileniyor, Aran'la aynı odada toplantılara giriyor, soruşturmayı sürdürüyor ve hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu.
Kimseye Yen'den bahsetmiyordu.
Kimseye onun evine gittiğini bile söylememişti.
Ama bazı geceler masasındaki dosyalara bakarken aklı başka yere kayıyordu.
O geceyi hatırlıyordu.
Yen'in arkasını dönüp söylediği o cümleyi.
"Senden etkileniyorum."
Win gözlerini kapatıyordu.
Sonra dosyayı kapatıp çalışmaya devam ediyordu.
Telefonunu hiçbir zaman eline alıp Yen'i aramıyordu.
Çünkü Yen ona gitmesini söylemişti.
Ve Win, ilk defa birinin isteğine karşı gelmekten korkuyordu.
---
Beşinci günün gecesi Yen yine telefonunu açtı.
Ekrana baktı.
Hiçbir şey yoktu.
Bu kez uzun süre bekledi.
Sonra telefonu kapattı.
Gözlerinden yaşlar süzüldü.
Yen yüzünü ellerinin arasına aldı.
Win'in hiç aramaması.
Hiç sormaması.
Hiç gelmemesi.
Yen'in içinde günlerdir tek bir düşünce vardı.
Kaybetmişti.
Hayatı boyunca kaybetmeye alışmıştı zaten.
Ailesini kaybetmişti.
Çocukluğunu kaybetmişti.
İnsanlara olan güvenini kaybetmişti.
Yaşama sevincini bile yıllar önce geride bırakmıştı.
Ama sonra Win çıkmıştı karşısına.
Yen bunu hiçbir zaman kabul etmek istememişti.
Fakat Win, onun unuttuğu bir şeyi yeniden hatırlatmıştı.
Yaşamanın nasıl bir şey olduğunu.
Birinin onu merak etmesinin...
Birinin gözlerinin içine bakmasının...
Birinin onu olduğu hâliyle görmeye çalışmasının...
Nasıl hissettirdiğini.
Yen, uzun zamandır ilk kez sabahları uyanmak için bir sebep bulmuştu.
Şimdi ise o sebep yoktu.
Yatağın kenarında otururken gözleri karşı duvara takıldı.
Dudakları titredi.
- Kazandığım tek şeyi de kaybettim.
Sesi o kadar kısıktı ki kendi kulağı bile zor duydu.
Başını öne eğdi.
Telefonu eline aldı.
Ekranı açtı.
Yine hiçbir şey yoktu.
Win aramamıştı.
Mesaj da göndermemişti.
Yen ekrana birkaç saniye daha baktı.
Sonra telefonu kapattı.
Göğsünün üzerinde ağır bir boşluk vardı.
Ama bu kez onu korkutan ölüm değildi.
Yaşamaya devam etmekti.
Çünkü Win ona yeniden yaşamayı öğretmişti.
Ve şimdi Yen, o hayatın içinde yine tek başınaydı.
Gözlerinden yaşlar süzüldü.
Elini yüzüne kapattı.
Uzun süre öylece kaldı.
Ta ki
Kapının dışından çok hafif bir ses duyana kadar.
Yen başını kaldırdı.
Sessizlik.
Sonra kapının altından içeri doğru küçük bir kâğıt parçası sürüldü.
Yen birkaç saniye kıpırdamadı.
Sonra yavaşça ayağa kalktı.
Yen kâğıdı elinde tuttu.
Gözleri satırlarda gezindi.
"Her şeyini kaybettiğine göre işine devam edebilirsin."
Yen'in parmakları kâğıdın kenarını sıktı.
Bir süre hiçbir şey yapmadı.
Sonra başını kaldırıp kapıya baktı.
Kimse yoktu.
Koridor bomboştu.
Kâğıdı yavaşça ikiye katladı.
Artık kimden geldiğini anlamaya çalışmıyordu.
Kimin gönderdiğini biliyordu.
Ama asıl soru başkaydı.
Win'i de mi biliyordu?
Yen telefonunu aldı.
Ekranı açtı.
Win'in numarasını buldu.
Parmağı arama tuşunun üzerinde durdu.
Uzun süre bekledi.
Sonra telefonu kapattı.
Hayır.
Onu bu işin içine çekemezdi.
Yen dolabın kapağını açtı.
İçeride günlerdir dokunmadığı siyah çantasını gördü.
Elini uzattı.
Çantayı aldı.
Masaya koydu.
İçinden telefonu çıkardı.
Telefonu açtığında ekranda tek bir bildirim belirdi.
Yeni görev.
Yen ekrana baktı.
Gözlerindeki boşluk yavaş yavaş kayboldu.
Yerini eski soğukluğa bıraktı.
Yen ekrandaki isme son kez baktı.
Krit Saran.
Yen çantasını aldı ve evden çıktı.
Bu kez adımlarında önceki gecelerdeki kararsızlık yoktu.
Win'in sessizliği içini parçalamıştı ama onu durdurmamıştı.
Aksine...
Yen yeniden eski hâline dönmüştü.
Krit Saran'ın evini saatlerce izledi.
Adam gece yarısına doğru tek başına dışarı çıktı.
Yen onu takip etti.
Sonrası her zamanki gibi oldu.
Krit karanlık bir sokakta yere yığıldığında Yen birkaç saniye başında bekledi.
Sonra onu arabaya taşıdı.
Fakat bu kez Yen'in aklında tek bir soru vardı.
"Beni neden yeniden çağırdılar?"
Hedefi belirleyen kişi...
Emri gönderen kişi...
Ve bütün bu insanların ölümünden sonra ortadan kaybolan kişi...
Kimdi?
Yen, Krit'i her zamanki yere bıraktı.
Ama bu kez hemen uzaklaşmadı.
Bir süre aracın içinde bekledi.
Sonra telefonunu çıkardı.
Ekranda tek bir mesaj vardı.
"İşini yaptın."
Yen mesajı okudu.
Cevap yazmadı.
Telefonu kapattı.
*****
Ertesi sabah Bangkok güne yine siren sesleriyle uyandı.
Son ceset bulunmuştu.
Win olay yerine geldiğinde polisler çoktan çevreyi kapatmıştı.
Cesede birkaç metre uzaktan baktı.
Yüzü değişmedi.
Ama artık bu manzarayı eskisi gibi görmüyordu.
Win dosyayı açtı.
Sonra yavaşça kapattı.
- Bu son.
Yanındaki polis şaşırdı.
- Efendim?
Win gözlerini cesetten ayırmadan konuştu.
- Bu yöntemle devam etmeyecek.
*******
Karakolda Aran toplantı odasına girdi.
Win masanın başında oturuyordu.
İkisi göz göze geldi.
Aran sakin bir şekilde sordu:
- son kurban.
Win başını kaldırdı.
- Evet.
- Bir bağlantı buldun mu?
Win birkaç saniye sustu.
- Henüz değil.
Aran hafifçe gülümsedi.
- O zaman aramaya devam et.
Win de gülümsedi.
Ama gözlerinde hiçbir sıcaklık yoktu.
- Edeceğim.
Aran odadan çıktığında Win birkaç saniye kapıya baktı.
Sonra masasının çekmecesini açtı.
İçinden küçük bir fotoğraf çıkardı.
Yen.
Win fotoğrafa baktı.
- Nerede olduğunu biliyorum...
Fotoğrafı tekrar çekmeceye koydu.
- Ama artık seni yakalamaya çalışmıyorum.
********
Aynı saatlerde Yen evine dönmüştü.
Üzerini değiştirdi.
Çantasını yere bıraktı.
Telefonunu masaya koydu.
Sonra yatağın kenarına oturdu.
Uzun süre hiçbir şey yapmadı.
Win'i düşünüyordu.
O geceyi.
Söylediklerini.
Ve ardından gelen sessizliği.
Gözlerini kapattı.
Tam o sırada telefon ekranı yandı.
Yeni mesaj.
Yen telefonu eline aldı.
Mesaj tek cümleydi:
"son cinayet tamamlandı."
Yen birkaç saniye ekrana baktı.
Sonra mesajı sildi.
Telefonu masaya bıraktı.
Pencereye doğru yürüdü.
Perdeyi ilk kez günler sonra açtı.
Bangkok'un ışıkları odanın içine doldu.
Yen dışarı baktı.
Artık hiçbir şey eskisi gibi değildi.
Sayısı belli olmayan çogu kişi ölmüştü.
Win ondan uzaklaşmıştı.
Aran hâlâ karakolun içindeydi.
Adalet her zaman ki gibi çalışmıyordu
********
Yen artık bütün bunlardan yorulmuştu.
Bitmek bilmeyen emirler.
Kendisini kullanan biri.
Ve en kötüsü...
Kendi hayatında kazandığını sandığı tek şeyi de kaybetmişti.
Win'i.
Bir gün oyunun biteceğini biliyordu.
Sonunda ya hapse girecekti...
Ya da daha ağır bir cezayla karşı karşıya kalacaktı.
Yen, kendisini yıllardır terk etmeyen o düşünceyle Bangkok'un en yüksek binalarından birinin çatısına çıktı.
Şehir aşağıda ışıl ışıldı.
Arabalar küçücük noktalar gibi hareket ediyor, insanlar hiçbir şeyden habersiz hayatlarına devam ediyordu.
Yen uzun süre şehri izledi.
Sonra gözlerini kapattı.
Kollarını iki yana açtı.
Tam o sırada arkasından biri onu sertçe geri çekti.
Yen dengesini kaybedip yere düştü.
- DELİRDİN Mİ SEN?!
Yen birkaç saniye ne olduğunu anlayamadı.
Sonra o sesi tanıdı.
Başını kaldırdı.
Win.
Yen'in yüzünde günler sonra ilk kez gerçek bir gülümseme belirdi.
- Win... Geldin.
Win onun sözünü kesti.
- Komiser de bana. Ben senin üstünüm.
Yen'in gülümsemesi yavaşça kayboldu.
Gözlerinden tek bir damla yaş süzüldü.
Win arkasını dönmüş, derin nefes almaya çalışıyordu.
Yen ayağa kalktı.
- Komiser...
Win ona baktı.
Yen'in sesi bu kez çok sakindi.
- Niye durdurdun beni?
Win'in yüzü gerildi.
- Çünkü ben bir polisim.
Bir an sustu.
- İnsan hayatı önemlidir. Hem sen bu davanın baş şüphelisisin. Ölmene izin veremem.
Yen'in gözleri boşluğa daldı.
Sanki Win'in her kelimesi içinde başka bir şeyi kırıyordu.
Başını yavaşça salladı.
Sonra Win'e baktı.
- Komiser...
Duraksadı.
- Beni kullandın.
Win'in kaşları çatıldı.
- Yen..
- Beni bilgi edinmek için kullandın.
Sesi titremeye başlamıştı.
- Duygularımı kullandın.
Win sustu.
Yen gözlerini ondan ayırmadı.
- Bedenimi kullandın.
Win'in yüzündeki öfke tamamen kayboldu.
Yen devam etti.
- Bana güvendiğini düşündürdün.
Gözlerinden yaşlar süzüldü.
- Ben de sana inandım.
Win bir adım attı.
Yen hemen geri çekildi.
- Yaklaşma.
Win durdu.
Yen başını eğdi.
- Ben hayatım boyunca kimseye güvenmedim.
Sesi kırıldı.
- Sonra sen geldin.
Win'in gözleri doldu.
- Yen...
- Bana yaşamak için bir sebep verdin.
Yen başını kaldırdı.
- Sonra o sebebin de yalan olduğunu düşündürdün.
Win cevap veremedi.
Yen birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra çok daha alçak bir sesle konuştu.
- Şimdi bana söyle...
Gözlerini Win'in gözlerine dikti.
- Hangisi gerçekti?
Win'in dudakları aralandı.
Ama cevap veremedi.
Yen birkaç adım geriye çekildi.
Gözlerini Win'den ayırmadan konuştu.
- Şimdi sen gelmiş bana şüphelisin diyorsun.
Kısa bir nefes aldı.
- Neyin şüphelisi, Komiser?
Sesi giderek kırılıyordu.
- Ben kendimi bile doğru düzgün tanıyamazken... neyin doğru, neyin yalan olduğunu ayıramazken sen neyin şüphelisinden bahsediyorsun, Komiser?
Win sessiz kaldı.
Yen acı bir gülümseme attı.
- Bu davada sana başarılar.
Kollarını iki yana açtı.
- Şu an bile beni tutuklayıp içeri atabilirsin.
Bileklerini Win'e doğru uzattı.
- Kabul ederim suçu.
Gözlerinden yaşlar süzüldü.
- Üstüme yıkarsınız. Sonra mahkemede idam kararım kesilir.
Win'in yüzünde hiçbir ifade yoktu.
Yen'in uzattığı eller hâlâ havadaydı.
Win bir süre ona baktı.
Sonra arkasını döndü.
Yen'in kolları yavaşça aşağı indi.
Win birkaç adım attı.
- Komiser...
Win durmadı.
Yen'in sesi bu kez çok daha küçüktü.
- Komiser, bu sefer ne zaman geleceksin?
Sessizlik.
Yen gözlerini kapattı.
- Öldükten sonra mı?
Win yine arkasını dönmedi.
Adımları çatının diğer ucuna doğru uzaklaştı.
Kapı kapandı.
Yen olduğu yerde kaldı.
Bacaklarının gücü tükenmişti.
Dizlerinin üzerine düştü.
Başını geriye doğru yasladı.
Soğuk taş tenine değdi.
Şehir hâlâ aynıydı.
Işıklar yanıyor, arabalar hareket ediyor, insanlar yeni bir güne hazırlanıyordu.
Yen ise bütün gece aynı şeyi düşündü.
Win'in neden geldiğini.
Neden onu kurtardığını.
Neden sonra hiçbir şey söylemeden gittiğini.
Ve en çok da..
O gece söylediklerinin gerçekten yalan olup olmadığını.
Sabahın ilk ışıkları çatının kenarından yükselmeye başladığında Yen hâlâ oradaydı.
Gözleri açık değildi.
Ama uyumamıştı.
Yen sabahın ilk ışıklarıyla çatıdan ayrıldı.
Eve doğru yavaş adımlarla yürüdü.
Bütün gece uyumamıştı.
Apartmanın önüne geldiğinde cebinden anahtarını çıkardı. Kapıya sokmak üzereyken durdu.
Kapı zaten açıktı.
Yen'in kaşları çatıldı.
Elini yavaşça cebine götürüp bıçağını çıkardı.
Sessizce içeri girdi.
Evden bir ses geliyordu.
Mutfaktan.
Adımlarını dikkatlice o yöne çevirdi.
Kapının kenarından baktığında bir adamın mutfakta su içtiğini gördü.
Yen'in eli bir anda gevşedi.
Bıçak yere düştü.
Adam elindeki bardağı yavaşça masaya bıraktı.
Win.
İkisi de birkaç saniye boyunca birbirlerine baktı.
Yen'in yüzünde şaşkınlık vardı.
- Senin ne işin var burada, Komiser?
Win cevap vermeden ona yaklaştı.
- Konuşmamız gerek.
Yen geri çekilmek istedi ama Win sakin bir şekilde koluna dokundu.
- Otur.
Yen birkaç saniye tereddüt etti.
Sonra yatağın kenarına oturdu.
Win karşısında durdu.
Yen gözlerini ondan kaçırdı.
- Eğer soruşturma için geldiysen boşuna nefesini yorma.
Win sustu.
Yen pencereye doğru baktı.
- Sana bir daha güvenmeyeceğim.
Sesi sakindi ama içindeki kırgınlık açıkça hissediliyordu.
- Sen de diğerleri gibisin.
Win'in yüzü düştü.
Yen devam etti:
- Önce bana güvenmem için bir sebep veriyorsun. Sonra işine geldiğinde beni şüpheli ilan ediyorsun.
Win başını hafifçe eğdi.
- O gece neden gittiğimi anlatmam gerekiyor.
Yen cevap vermedi.
Win yatağın diğer tarafına oturdu.
- Seni tanıdığım günden beri seni kullanmadım.
Yen yavaşça ona baktı.
- Buna inanmamı mı bekliyorsun?
- Hayır.
Win doğrudan gözlerinin içine baktı.
- Önce dinlemeni istiyorum.
Yen sustu.
Win derin bir nefes aldı.
- Başta sen benim için bir şüpheliydin. Bunu inkâr etmeyeceğim. Hakkında araştırma yaptım. Seni izledim. Sana sorular sordum.
Bir an durdu.
- Ama sonra işler değişti.
Yen'in gözleri yere indi.
- Nasıl?
- Çünkü sen sadece bir dosya olmaktan çıktın.
Yen'in yüzünde küçük bir değişim oldu.
Win devam etti.
- Aramızda sadece polis ve suçlu ilişkisi olmadığını fark ettim. Seninle konuşurken, yanında dururken... kafamda her şeyi yerine koymaya çalışıyordum.
Sesi alçaldı.
- O gece de bundan korktum.
Yen başını kaldırdı.
- Neden?
Win birkaç saniye sustu.
- Çünkü bana senden hoşlandığını söylediğinde ne yapacağımı bilmiyordum.
Yen'in gözleri doldu.
Win devam etti:
- Sana cevap vermeden gitmem yanlıştı.
- Çok yanlıştı.
Win başını salladı.
- Biliyorum.
Yen gözlerini sildi.
- Günlerce senden bir haber bekledim.
Win'in bakışları değişti.
- Biliyorum.
Yen kaşlarını çattı.
- Nereden biliyorsun?
Win cevap vermedi.
Yen birkaç saniye onu inceledi.
Sonra anladı.
- Beni takip mi ettin?
Win başını iki yana salladı.
- Hayır.
Kısa bir sessizlik.
- Ama seni uzaktan kontrol ettim.
Yen'in yüzü yeniden sertleşti.
Win hemen ekledi:
- Çünkü iyi olmadığını tahmin ediyordum.
Yen başını eğdi.
Win ona biraz daha yaklaştı.
- Seni kullanmadım, Yen.
Yen gözlerini kapattı.
Win'in sesi bu kez neredeyse fısıltıydı.
- Ama seni incittim.
Yen cevap vermedi.
İkisi de uzun süre sessiz kaldı.
Sonunda Yen gözlerini açtı.
- Peki şimdi neden buradasın?
Win ona baktı.
- Çünkü dün gece seni çatının kenarında gördüğümde...
Cümlesini tamamlayamadı.
Yen bekledi.
Win derin bir nefes aldı.
- Seni kaybetmekten korktum.
Odadaki sessizlik bir anda ağırlaştı.
Yen'in gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
Bu kez yüzünü çevirmedi.
Win'e baktı.
Ama hiçbir şey söylemedi.
Çünkü bazı yaralar
Özürle kapanmıyordu.
Win birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.
Yen hâlâ pencerenin önünde duruyordu. Bakışlarını dışarı çevirmişti ama gözlerinin önündeki Bangkok'u görmüyordu.
Win yavaşça ona yaklaştı.
"Yen..."
Yen cevap vermedi.
Win aralarında yalnızca bir adım kalınca durdu. Elini kaldırdı, fakat Yen'in yüzüne dokunmadan önce tereddüt etti.
"Bana bak."
Yen sonunda döndü.
Göz göze geldiklerinde ikisinin de söyleyemediği onlarca şey vardı.
Win elini Yen'in yanağına koydu.
Yen geri çekilmedi.
Aksine gözlerini kapattı.
Win eğildi ve dudaklarını Yen'in dudaklarına bastırdı.
İlk öpücük kısa ve temkinliydi.
Sanki ikisi de karşısındakinin gerçekten orada olduğundan emin olmaya çalışıyordu.
Yen gözlerini açtığında Win hâlâ çok yakındı.
"Gitme..." diye fısıldadı Yen.
Bu tek kelime Win'in bütün savunmasını kırdı.
Bu kez onu kendine çekti ve tekrar öptü.
Öpüşmeleri derinleşti. Yen parmaklarını Win'in gömleğinin yakasında sıkarken Win bir elini onun ensesine götürdü. Aralarındaki bütün öfke, korku ve özlem birkaç saniyeliğine sustu.
Yen geri çekildiğinde nefesi titriyordu.
Alnını Win'in alnına yasladı.
"Bunu neden yapıyorsun?"
Win gözlerini ondan ayırmadı.
"Çünkü seni kaybetmek istemiyorum."
Yen'in gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
Bu kez Win onu öpmeden önce bekledi.
Yen gözlerini kapatıp ona doğru yaklaştı.
Ve aralarındaki mesafe yeniden kayboldu.
Win geri çekildiğinde Yen birkaç saniye boyunca gözlerini açmadı.
Sanki gözlerini açarsa bütün bunların biteceğinden korkuyordu.
Win, onun yüzüne baktı.
"Bana hâlâ kızgınsın."
Yen hafifçe güldü. Acı bir gülüştü.
"Çok."
Win başını eğdi.
"Biliyorum."
Yen bu kez onun gözlerinin içine baktı.
"Hayır, bilmiyorsun."
Sesi sakindi ama gözleri doluydu.
"Sen git