İçeriğe geç

Kanla yazılan Kanun.

Bölüm 7 · 14 dk okuma

Kanla yazılan Kanun.

Bölüm 7

7 bölüm

Yen kapıyı açar açmaz karşısında Win'i görünce şaşırdı; onu burada görmeyi hiç beklemiyordu. Win zil zurna sarhoştu ve leş gibi kokuyordu. Bir adım öne atılıp başını Yen'in omzuna yasladı.

- Yen, çok yoruldum... Ne yapacağımı bilmiyorum.

- Anlıyorum, ne yazık ki.

- İşimi düzgün yapamıyorum.

- Sen elinden geleni yapıyorsun.

- Bugün sende kalsam olur mu?

- Başka gidecek yerin var mı acaba?

Yen, Win'i içeri geçirip banyoya soktu. Suyu açıp:

- Önce duş al, sonra uyursun, dedi.

Yen banyodan çıktı. Win duşunu aldıktan sonra havlu istemek için Yen'e seslendi. Yen elini kapıdan içeri uzatarak havluyu uzattı. Win ise havlu yerine Yen'in kolunu tutup onu kendine doğru çekti. Yen, kaşlarını çatarak kolunu bırakmasını söyledi. Ancak Win'in iri ve güçlü vücuduna karşı gelemeyeceğini biliyordu.

Win, Yen'i duvarla kendi arasına sıkıştırdı. Yen'in kollarını kendi omzuna attı ve üzerindeki gömleği çıkardı. Gözlerini Yen'den bir an olsun ayırmadan onu kucağına aldı. Yen, bacaklarını Win'in beline doladı. Win, Yen'in dudaklarına yaklaşır gibi yapıp bir ters köşeyle boynuna doğru indi. Kucağındaki Yen'in boynunu öpüp öpücüklere boğarak odaya geçtiler.

Yen'i yatağa bıraktı ve üzerindeki pantolonu çıkardı. Üstüne çıkıp göğsüne doğru indi. Yen'in göğsünü sertçe öptüğü için Yen'in ağzından ister istemez bir inleme döküldü. Win başını kaldırıp Yen'in yüzüne baktı; bu ses hoşuna gitmişti.

Yen'in boxer'ını ağzıyla çıkardı. İki parmağını Yen'in ağzına sokup ıslattıktan sonra, içine sokarak deliğini gevşetmeye başladı. Yen'in inlemeleri devam ediyordu. Win yavaş yavaş kendine gelmeye başlasa da bunu belli etmiyordu. Yen iyice gevşedikten sonra Win yatağa uzandı. Yen, Win'in üstüne çıkarak penisini içine aldı ve üzerinde hareket etmeye başladı. Bir ileri geri bir de zıplıyordu içinde hareket eden penisi iliklerine kadar hissetmek istiyordu durmadan zıpladı içinde bir sıcaklık hissettiği an durdu doğru Win çokta boşalmıştı ama Yen içinden çıkarmak istemiyordu.

Yen, Win'in üzerinde birkaç saniye hareketsiz kaldı.

Odanın içindeki sessizlik, az önceki yakınlığın aksine ağırdı. Win'in nefesi düzensizdi. Yen ise yüzündeki ifadeyi değiştirmemeye çalışıyordu.

Win elini Yen'in beline koydu.

- Bana öyle bakma.

Yen kaşlarını hafifçe çattı.

- Nasıl bakıyorum?

Win cevap vermedi.

Çünkü Yen'in yüzünde ne öfke vardı ne de şaşkınlık.

Sanki bütün bunları anlamaya çalışıyordu.

Sanki karşısındaki adamın kim olduğunu, ne istediğini ve sabah olduğunda ne yapacağını aynı anda düşünüyordu.

Win başını kaldırıp Yen'e baktı.

- Benden korkuyor musun?

Yen birkaç saniye sustu.

- Şu an mı?

Win'in dudaklarının kenarında belirsiz bir gülümseme oluştu.

- Evet.

Yen gözlerini ondan ayırmadı.

- Hayır.

Bu cevap Win'in gülümsemesini sildi.

- O zaman neden böyle bakıyorsun?

Yen yavaşça eğildi.

- Çünkü sarhoşsun.

Win'in yüzündeki ifade değişti.

Bir an için odadaki bütün sesler kesilmiş gibi oldu.

Sonra Win başını yana çevirdi.

- Biliyorum.

Yen onun yüzünü izledi.

Win'in sesi bu kez daha alçaktı.

- Ama seni görmek istedim.

Yen'in bakışları ilk kez kısa bir anlığına değişti.

Win bunu fark etti.

- Ne oldu?

- Hiç.

- Yalan söylüyorsun.

Yen cevap vermedi.

Win elini Yen'in yüzüne götürdü. Parmakları yanağına hafifçe dokundu.

- Sen hiç konuşmuyorsun.

- Sen de fazla konuşuyorsun.

Win hafifçe güldü.

- Belki de bugün ikimizin de susması gerekiyordu.

Yen onun elini tuttu.

Bir süre öyle kaldılar.

Sonra Yen, Win'in yüzüne yaklaştı.

Bu kez Win beklemedi.

Aralarındaki mesafe yeniden kapandı.

Nefessiz kalana kadar dilleri resmen dans etti.

Odanın içindeki gerilim, günlerdir biriken bütün soruların önüne geçti.

Win'in eli Yen'in sırtında kaldı.

Yen gözlerini kapattı.

Saatler sonra oda sessizleşti.

Win yatağın bir tarafında uyuyordu.

Yen ise pencerenin önünde durmuş, dışarıdaki Bangkok ışıklarına bakıyordu.

Telefonu komodinin üzerinde titredi.

Ekranda yeni bir mesaj vardı.

Yen telefona baktı.

Mesajı açmadı.

Arkasından Win'in uykulu sesi geldi.

- Yen...

Yen başını çevirdi.

- Ne?

Win gözlerini tam açamadan konuştu.

- Gitme.

Yen birkaç saniye ona baktı.

Sonra telefonu masaya bıraktı.

- Uyuman gerekiyor.

Win gözlerini yeniden kapattı.

- Sen de uyu.

Yen cevap vermedi.

Ama pencerenin önünden ayrıldı.

Yatağa geri döndü.

Win'in yanına uzandı.

Aralarında hâlâ birkaç santimlik mesafe vardı.

Win uykusunda o mesafeyi kapattı.

Win elini Yen'in temiz cildinde gezdirdikden sonra arkadan sarıldı.

Yen hareketsiz kaldı.

Çünkü ilk kez, birinin yanında kalması onu rahatsız etmiyordu.

******

Sabahın ilk ışıkları perdelerin arasından içeri süzülürken Win gözlerini yavaşça açtı.

İlk hissettiği şey başındaki korkunç ağrıydı.

İkinci hissettiği ise tanımadığı bir odada olduğuydu.

Win birkaç saniye tavana baktı.

Sonra başını çevirdi.

Yen.

Yatağın diğer tarafında, sırtı ona dönük şekilde uyuyordu.

Win olduğu yerde dondu.

Dün gece...

Kaşlarını çattı.

Hatırlamaya çalıştı.

Karakol.

Alkol.

Yen'in kapıyı açması.

Sonrası...

Bazı görüntüler zihninde bulanık bir şekilde beliriyordu.

Win iki eliyle yüzünü kapattı.

- Tanrım...

Kendi kendine fısıldadı.

Tam yataktan kalkmaya çalışırken Yen'in sesi duyuldu.

- Uyandın.

Win irkildi.

Yen çoktan uyanmıştı.

Pencerenin önünde durmuş, gömleğinin düğmelerini ilikliyordu.

Win ona baktı.

- Sen ne zamandır uyanıksın?

- Bir süredir.

- Dün gece...

Yen düğmesini iliklemeye devam etti.

- Hatırlamıyor musun?

Win sustu.

- Hatırlıyorum.

Yen ona baktı.

Yüzünde hiçbir ifade yoktu.

- O zaman sorun yok.

Win'in kaşları çatıldı.

- Senin için sorun yok mu?

Yen birkaç saniye düşündü.

- Olması gerekiyor mu?

Win cevap veremedi.

Yen odadan çıktı.

Win yatağın kenarında oturup ellerini saçlarının arasından geçirdi.

Tam o sırada telefonu titredi.

Ekrana baktı.

17 cevapsız arama.

8 yeni mesaj.

Win'in yüzündeki ifade anında değişti.

Mesajların çoğu aynı kişidendi.

Yeni soruşturma ekibinden.

İlk mesajı açtı.

«Komiser Win, uyuşturucu baronunun cinayet dosyasında yeni bir gelişme var.»

İkinci mesaj:

«Olay yerinde bulunan kamera kayıtlarının bir kısmı incelendi.»

Üçüncü mesaj:

«Kurbanın son görüştüğü kişi tespit edildi.»

Win hızla yataktan kalktı.

- Ne?

Telefonu elinde sıkıca tuttu.

Son mesajı açtı.

«Kurban, ölümünden birkaç saat önce Bangkok'un merkezindeki bir kafede biriyle görüşmüş.»

Altında bir fotoğraf vardı.

Win fotoğrafı açtı.

Görüntü bulanıktı.

Kalabalığın arasında bir adam oturuyordu.

Karşısındaki kişinin yüzü görünmüyordu.

Ama Win'in dikkatini başka bir şey çekti.

Masanın üzerinde duran siyah bir defter.

Win'in gözleri büyüdü.

Çünkü aynı siyah defteri daha önce de görmüştü.

Yen'in odasında.

Arkasından fincan sesi geldi.

Win telefonu hemen kilitledi.

Yen kapının yanında duruyordu.

Elinde iki kahve vardı.

Birini masaya bıraktı.

- Bunu iç.

Win kahveye baktı.

- Beni sorgulamıyor musun?

- Neyi?

- Dün geceyi.

Yen karşısındaki sandalyeye oturdu.

- Hatırladığını söyledin.

Win gözlerini ondan ayırmadı.

- Peki ya sen?

Yen kahvesinden bir yudum aldı.

- Ben ne?

- Sen her şeyi hatırlıyor musun?

Yen'in bakışları ilk kez birkaç saniyeliğine Win'in gözlerinde kaldı.

- Evet.

Win'in boğazı düğümlendi.

- O zaman bana söyle.

- Neyi?

- Dün gece ne oldu?

Yen fincanını masaya bıraktı.

- Sarhoştun.

- Bunu biliyorum.

- Kapıma geldin.

- Bunu da biliyorum.

- Seni içeri aldım.

Win sustu.

Yen arkasına yaslandı.

- Gerisini gerçekten hatırlamıyor musun?

Win cevap vermedi.

Yen'in yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

- O zaman hatırladığında konuşuruz.

Win tam cevap verecekken telefonu yeniden çaldı.

Bu kez arayan yeni komiserdi.

Win telefonu açtı.

- Efendim?

Karşıdaki ses aceleciydi.

- Komiser Win, fotoğrafı gönderdik. O kişinin kim olduğunu bulduk.

Win ayağa kalktı.

- Kim?

Kısa bir sessizlik oldu.

- Ölen uyuşturucu baronunun yıllardır takip ettiği bir isim.

Win'in bakışları Yen'e kaydı.

Yen ise hiçbir şey duymuyormuş gibi kahvesini içiyordu.

- Adı ne?

Telefondaki polis cevap verdi.

Win'in yüzündeki ifade bir anda değişti.

- Tekrar söyle.

İsim tekrarlandı.

Win telefonu yavaşça indirdi.

Yen başını kaldırdı.

Göz göze geldiler.

İkisi de konuşmadı.

Win telefonu yavaşça masanın üzerine bıraktı.

Odanın içinde ağır bir sessizlik vardı.

Yen karşısında oturuyor, kahvesinden küçük bir yudum alıyordu. Yüzü her zamanki gibi ifadesizdi.

Sanki hiçbir şey olmamıştı.

Sanki Win onun karşısında oturup hayatının bütün sırlarını açmaya çalışmıyordu.

Win bir süre onu izledi.

Sonra alçak bir sesle konuştu.

- Sana birkaç soru soracağım.

Yen fincanını masaya bıraktı.

- Sor.

- Cevap vermek zorunda değilsin.

Yen kaşlarını hafifçe kaldırdı.

- O zaman neden soruyorsun?

Win'in gözlerinde kısa bir hüzün belirdi.

- Çünkü belki de ilk defa birinin cevap vermesini gerçekten istiyorum.

Yen sustu.

Win nefes aldı.

- Neden?

Yen ona baktı.

- Ne neden?

- Hepsi.

Win'in sesi titremiyordu ama kelimeleri ağırdı.

- İlk adam. İkinci adam. Sonra uyuşturucu baronu...

Bir an durdu.

- Hepsinin ortak bir tarafı var.

Yen'in bakışları uzaklaştı.

- Suçluydular.

- Biliyorum.

- O zaman neden soruyorsun?

- Çünkü suçlu olmaları bana yetmiyor.

Yen tekrar ona baktı.

Win devam etti.

- İnsanları öldürmenin bir sebebi olmalı.

- Sebep arıyorsan yanlış yere bakıyorsun.

- Hayır.

Win başını iki yana salladı.

- Tam tersine. Tam olarak doğru yere bakıyorum.

Yen'in yüzündeki soğukluk biraz daha sertleşti.

- Benim hakkımda hiçbir şey bilmiyorsun.

- Biliyorum.

Win'in cevabı beklenmedik kadar hızlı geldi.

- Ama öğrenmeye çalışıyorum.

Sessizlik.

Win masanın üzerindeki dosyayı aldı.

Parmakları dosyanın kenarında birkaç saniye durdu.

Sonra onu açtı.

Eski bir fotoğrafı masanın üzerine bıraktı.

- Baban.

Yen'in gözleri fotoğrafa kaydı.

Sadece bir saniyeliğine.

Ama o bir saniye Win'e yetti.

Yen'in yüzündeki bütün savunma bir anda kaybolmuştu.

Çocukluğundan kalma bir yaranın üzerine dokunulmuş gibiydi.

- Kapat.

Win'in eli fotoğrafın üzerinde kaldı.

- Yen...

- Kapat dedim.

Bu kez Yen'in sesi sert çıkmıştı.

Ama Win bağırmadı.

Fotoğrafı kapattı.

- Tamam.

Yen şaşırmış gibi ona baktı.

Win dosyayı kenara itti.

- Sana bunu yaptırmak istemiyorum.

- Neyi?

- Kendini savunmanı.

Yen'in gözleri dolmadı.

Yüzü yine sakindi.

Ama nefesi değişmişti.

Win bunu fark etti.

- Sen yıllardır kendini savunuyorsun, değil mi?

Yen cevap vermedi.

- Herkes sana ne olduğunu söylemiş.

Win'in sesi giderek yumuşadı.

- Katil.

Bir saniye.

- Canavar.

Bir saniye daha.

- Suçlu.

Yen'in parmakları masanın altında birbirine kenetlendi.

Win devam etti.

- Ama kimse sana bir kere bile...

Sesi kırıldı.

- "Senin başına ne geldi?" diye sormadı.

Yen'in gözleri Win'e döndü.

Bu kez kaçmadı.

Win de bakışlarını kaçırmadı.

- Ben soruyorum.

Yen'in dudakları aralandı.

Ama konuşamadı.

Win sandalyesinde biraz geriye yaslandı.

- Onları neden seçtin?

Yen uzun süre sustu.

Sonunda çok alçak bir sesle:

- Çünkü kimse onları durdurmadı.

Win'in yüzü düştü.

Yen devam etti.

- Herkes gördü.

- Herkes biliyordu.

- Ama kimse bir şey yapmadı.

Gözleri bir noktaya sabitlendi.

- Ben yaptım.

Win'in gözleri doldu ama ağlamadı.

- Ve bunun seni kurtaracağını mı düşündün?

Yen başını kaldırdı.

- Hayır.

- Peki neyi kurtaracağını düşündün?

Yen cevap vermedi.

Çünkü cevabı vardı.

Ama ilk kez onu söylemek istemiyordu.

Win bekledi.

Dakikalar gibi gelen birkaç saniye geçti.

Sonunda Yen fısıldadı:

- Hiçbir şeyi.

Win'in kalbi sıkıştı.

Yen gözlerini indirdi.

- Zaten kurtarılacak bir şey kalmamıştı.

O cümleden sonra odadaki sessizlik tamamen değişti.

Win artık karşısında bir cinayet şüphelisi görmüyordu.

Çocukluğunu kaybetmiş bir adam görüyordu.

Yine de Yen suçluydu.

Bunu değiştirmiyordu.

Win ayağa kalktı.

Yen başını kaldırdı.

- Beni ele vermeye mi geldin?

Win birkaç saniye ona baktı.

- Hayır.

Yen'in kaşları çatıldı.

- Neden?

Win cevap vermeden önce derin bir nefes aldı.

- Çünkü seni ele verirsem...

Bir an sustu.

- Seni hiç tanımadan bunu yapmış olacağım.

Yen'in bakışları değişti.

Win kapıya doğru yürüdü.

- Senin suçlu olduğunu biliyorum.

Yen'in yüzü yeniden dondu.

Ama Win devam etti.

- Bunu inkâr etmiyorum.

Kapının önünde durdu.

- Ama neden suçlu olduğunu bilmeden seni bir dosyanın içine koyup kapatmak istemiyorum.

Yen'in sesi çok hafif çıktı.

- Komiser...

Win arkasını döndü.

Yen birkaç saniye sustu.

Sonra sordu:

- Beni neden koruyorsun?

Win'in gözleri Yen'in gözlerinde kaldı.

- Çünkü seni korumuyorum.

Yen'in yüzü düştü.

Win devam etti.

- Seni anlamaya çalışıyorum.

Kapı koluna uzandı.

- Ve galiba ikisi arasındaki farkı senden daha iyi biliyorum.

Kapı kapandı.

Yen yalnız kaldı.

Uzun süre kıpırdamadı.

Sonra gözlerini masanın üzerindeki kapalı dosyaya çevirdi.

Parmaklarını yavaşça masanın üzerine koydu.

Titriyordu.

Yen eline baktı.

Yıllardır hiçbir şeyden korkmamıştı.

Ne ölümden.

Ne polisten.

Ne de yakalanmaktan.

Ama şimdi korktuğu şey başına gelmişti duyguları kinin den ve öfkesinden daha üstündü.

********

Win o gece karakoldan çıktığında doğrudan evine gitmedi.

Arabayı yol kenarına çekip saatlerce direksiyonun başında oturdu.

Yen'in söyledikleri zihninden çıkmıyordu.

«- Ben onları bırakıp gidiyorum.»

Bu cümle basit değildi.

Win yıllardır cinayet dosyalarına bakıyordu.

Bir insanı öldürmekle, bir insanı ölüme götürmek arasında fark vardı.

Ve şimdi önündeki bütün dosyalar yeniden değişmişti.

---

Ertesi sabah Win kimseye haber vermeden arşive indi.

Kurbanların dosyalarını tek tek çıkardı.

İlk dosya.

İkinci dosya.

Üçüncü dosya.

Uyuşturucu baronu.

Hepsini yan yana koydu.

Sonra kamera kayıtlarını açtı.

Her dosyada aynı şey vardı.

Yen.

Hedef.

Bir süre takip.

Sonra görüntünün kesildiği an.

Ve sonrasında ceset.

Win ekranın karşısında uzun süre hareketsiz kaldı.

- Seni kim kullanıyor?

Cevap yoktu.

Tam o sırada kapı açıldı.

Win hızla bilgisayar ekranını kapattı.

İçeri yeni soruşturma ekibinden Komiser Aran girdi.

- Burada ne yapıyorsun?

Win ona baktı.

- Eski dosyalara bakıyorum.

Aran masaya yaklaştı.

- Davadan alındığını unutmadın herhalde?

- Unutmadım.

- O zaman neden hâlâ bunun peşindesin?

Win ayağa kalktı.

- Çünkü bir şey yanlış.

Aran'ın yüzünde kısa bir gülümseme oluştu.

- Neymiş yanlış olan?

Win gözlerini ondan ayırmadı.

- Yen.

Aran'ın gülümsemesi bir anlığına kayboldu.

Çok küçük bir değişiklikti.

Ama Win gördü.

- Yen hakkında ne düşünüyorsun?

Aran omuz silkti.

- Tehlikeli biri.

- Neden?

- Çünkü bütün kurbanlarla bağlantısı var.

Win sessiz kaldı.

Aran dosyalardan birini eline aldı.

- Onu yakalamamız gerekiyor.

Win dosyayı elinden aldı.

- Belki.

Aran kaşlarını çattı.

- "Belki" mi?

Win cevap vermedi.

Çünkü az önce fark ettiği başka bir şey vardı.

Aran'ın elindeki dosyanın sayfasında bir not vardı.

Küçük, elle yazılmış bir işaret.

Win onu daha önce görmüştü.

Yen'in telefonunda.

Win'in kalbi hızlandı.

- Bu işareti nereden biliyorsun?

Aran bir an durdu.

- Hangi işareti?

Win dosyayı gösterdi.

Aran'ın yüzündeki ifade değişti.

Sadece bir saniye.

Sonra toparlandı.

- Dosyada vardır.

Win gözlerini kıstı.

- Hayır.

Aran ona baktı.

- Ne?

- O işaret resmi kayıtlarda yok.

Sessizlik.

İkisi birbirine baktı.

Sonunda Aran hafifçe gülümsedi.

- Çok fazla düşünüyorsun, Win.

Aran odadan çıktı.

Kapı kapandığı anda Win bilgisayarın başına döndü.

Dosyaları yeniden açtı.

Sonra telefonunu çıkardı.

Bir numara çevirdi.

Yen.

Telefon uzun süre çaldı.

Açılmadı.

Win ikinci kez aradı.

Bu kez Yen açtı.

- Ne oldu?

Win'in sesi çok alçaktı.

- Sana bir soru soracağım.

- Sor.

- Sana emirleri kim veriyor?

Karşı taraf sustu.

Win gözlerini kapattı.

- Yen.

Uzun bir sessizlik.

Sonunda Yen konuştu.

- Neden bunu soruyorsun?

- Çünkü artık biliyorum.

- Neyi?

Win'in sesi sertleşti.

- Seni birinin kullandığını.

Yen cevap vermedi.

- İnsanları sen seçiyorsun.

Sessizlik.

- Onları sen bayıltıyorsun.

Yen'in nefesi duyuldu.

- Onları sen götürüyorsun.

Win durdu.

- Ama öldürmüyorsun.

Bu kez Yen uzun süre konuşmadı.

Sonunda:

- Nereden biliyorsun?

Win'in yüzü gerildi.

- Çünkü hiçbir cinayet kaydında senin bulunduğun son dakikalar yok.

Yen'in sesi daha da alçaldı.

- Win...

- Bana gerçeği söyle.

Yen sustu.

- Seni kim yönlendiriyor?

Yen cevap vermedi.

Win'in sesi yumuşadı.

- Yen, eğer bilmiyorsan...

- Biliyorum.

Win dondu.

- Ne?

- Kimin gönderdiğini biliyorum.

- Kim?

Yen'in sesi ilk kez korkmuş gibiydi.

- Bilmiyorum.

Win kaşlarını çattı.

- Az önce biliyorum dedin.

- Kimin olduğunu değil.

Kısa bir nefes aldı.

- Nereden geldiğini biliyorum.

Win'in kalbi hızlandı.

- Nereden?

Yen cevap vermeden önce birkaç saniye bekledi.

- Karakoldan.

Win'in yüzündeki bütün ifade kayboldu.

- Ne?

- Bana verilen her talimat...

Yen'in sesi neredeyse fısıltıya dönüştü.

- Karakoldaki bir telefondan geliyor.

Win'in gözleri yavaşça masanın üzerindeki dosyaya kaydı.

Win telefonu kulağından indirmedi.

- Yen.

- Efendim?

- Bundan sonra sana kimseye güvenmemeni söyleyeceğim.

Yen sustu.

- Özellikle de karakoldan gelen hiç kimseye.

Telefon kapandı.

Win birkaç saniye boyunca ekrana baktı.

Sonra bilgisayarını açtı.

Aran'ın personel dosyasını aradı.

Ekranda tek bir satır belirdi.

Komiser Aran Özel Narkotik Birimi.

Win'in yüzündeki ifade değişti.

Çünkü uyuşturucu baronunun yıllardır peşinde olan ekip...

Aran'ın eski görev yaptığı birimdi.

Win sandalyesine yavaşça oturdu.

Şimdi her şey daha korkunçtu.

Yen bir piyondu.

Ama piyonun nereye gideceğini belirleyen biri vardı.

Ve o kişi

Win'in hemen birkaç metre ötesinde, aynı karakolun içinde çalışıyordu.

Win dosyayı kapattı.

Artık soruşturma Yen'i yakalamak değildi.

Kuklacıyı bulmaktı.

*********

Win, Aran'ın dosyasını kapattığı gecenin üzerinden birkaç saat geçmeden Yen'in evine gitmişti.

Saat gece yarısını geçmişti.

Yen kapıyı açtığında karşısında Win'i gördü.

Bir süre hiçbir şey söylemedi.

Sonra kenara çekildi.

- Gir.

Win içeri girdi. Ceketini çıkarmadı. Salona geçti ama oturmadı.

Yen mutfağa doğru ilerlerken Win arkasından konuştu.

- Sana bir teklifim var.

Yen durdu.

- Dinliyorum.

Win ona döndü.

- Bana yardım et.

Yen kaşını hafifçe kaldırdı.

- Ne karşılığında?

- Seni bu işin içinden çıkaracağım.

Yen birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra kısa, küçümseyen bir kahkaha attı.

- Beni?

- Evet.

- Hapisten kurtaracaksın.

- Evet.

Yen başını iki yana salladı.

- Adalet böyle çalışmaz, Komiser.

Win'in yüzündeki ifade değişmedi.

- Çalışmadığını ikimiz de biliyoruz.

- Hayır. Sen bilmiyorsun.

Yen ona doğru birkaç adım attı.

- Sen hâlâ üniformanın sana doğruyu söyleme hakkı verdiğini sanıyorsun.

Win'in çenesi gerildi.

- Ben seni kandırmaya çalışmıyorum.

Yen tekrar güldü.

- Belki de beni tuzağa çekiyorsun.

- Sana inanmamı istiyorsun ama sen bana inanmıyorsun.

Yen'in bakışları sertleşti.

- Neden bir komiseri güvenmeliyim?

Win birkaç saniye sustu.

Sonra sinirli bir gülüş çıktı ağzından.

- O zaman neden benimle yattın?

Yen'in yüzündeki ifade bir anda dondu.

Win devam etti.

- Güvenmediğin herkesle mi yatağa giriyorsun, yoksa-

Cümlesini tamamlayamadı.

Yen elini kaldırdı.

Tokadın sesi odada yankılandı.

İkisi de birkaç saniye kıpırdamadı.

Yen'in eli yavaşça indi.

Gözleri hâlâ Win'in üzerindeydi.

Bir adım yaklaştı.

- Bu kadar ileri gitmesen iyi olurdu.

Win birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra yanağını eliyle ovuşturdu.

- Haklısın.

Yen hiçbir şey söylemedi.

Win başını eğdi.

- O lafı etmemeliydim.

Sessizlik.

- Özür dilerim, Yen.

Yen'in bakışları kısa bir an yumuşadı ama hemen ardından tekrar eski soğuk hâline döndü.

- Git.

Win ona baktı.

- Yen...

- Git dedim.

Win birkaç saniye daha olduğu yerde kaldı.

Sonra başını salladı.

- Tamam.

Kapıya doğru yürüdü.

Tam çıkacakken durdu.

- Ama teklifim hâlâ geçerli.

Yen cevap vermedi.

Win kapıyı açtı.

Yen arkasından seslendi.

- Win.

Win dönüp baktı.

Yen birkaç saniye sustu.

Sonra sadece:

- Aran'la yalnız kalma.

Win'in yüzündeki ifade değişti.

Yen devam etti:

-

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.