Nyros, dehşet saçan gözlerle bize döndü. "Frejya kayboldu."
"Bu sarsıntı ve fırtına bu yüzden miydi?" Dedi Zareth. Nyros, bakışlarıyla onayladı. "Frejya kaybolduğu için onun dünyaya sağladığı duygular, hisler de kayboldu."
Dehşetle Nyros'a baktık. "Yani..." "Sevgi, aşk duyarı kayboldu. Ama bu kaos yaratır. Herkes birbirine kin ve nefretle bakar... Böyle bir dünya... düşünemiyorum."
"Biz peki?" Dedi Zareth. "Bizdeki sevgi ve aşk duyguları neden kaybolmadı?" "Çünkü biz büyü ile kutsandık ve kısmen onların soyundan geliyoruz." "Ama halkımız... onlar kaosa sürüklenecek." "Malesef Elyndra, o yüzden iki saat içinde hazırlanıp şehre inip olanları gözetleyeceğiz."
Umutlu gözlerle Nyros'a baktım. "Sen de geliyorsun, ufaklık. İlk görevin için hazırlanmaya başlamanı tavsiye ederim."
Heyecanla Nyros'a sarıldım. "Teşekkür ederim. Gerçekten teşekkür ederim."
Babam bize bakarak gülümsüyordu. Yanına gidip yanağına bir öpücük kondurdum. "Sana söylediklerim için özür dilerim. Fazla sert çıkıştım. Teşekkür ederim, baba."
Babam derin bir iç çekip gözlerime baktı. "Aynı annemi andırıyorsun,ona benziyorsun, onun ruhunu taşıyorsun, onun gibi konuşuyor ve onun gibi haraket ediyorsun. Haklıydın annen olsa beni kınardı. Sana haksızlık ettim. Senin de bu tahtta hakkın var. İlk görevinde başarılar dilerim, benim küçük kızım. Başarılı olacağına eminim."0
Babamı hafif bir selamla uğurlayıp taht odasından ayrıldım. Laura, taht odasının girişinde beni bekliyordu. Elinde görevim için hazırlanan kıyafetler vardı ve bir kılıç... annemin kılıcı.
"Hadi seni hazırlayalım, Elyndra."
Hafif bir tebessümle ona baktım ve hazırlanmak için odama gittim.
--
Aynadaki kendime bakıyordum. Saçlarımı at kuyruğu yapmıştık. Köylülerin dikkatini çekmemek için kuvvetli ama gösterişli olmayan hafif bir zırh giymiştim. Yanıma aldığım çantama ise köylülerin giydiği tarzda kıyafetler koymuştum. Annemin kılıcını dikkatlice belime astım. Belki de bir daha göremem diye odama son kez baktım. Ardından çantamı da alıp bahçede bizi bekleyen at arabasının yanına gittim.
Nyros, Darian ve Zareth hala gelmemişti. Sanırım Darian ile uğraşıyorlardı. Gözlerimi bahçede gezdirdim. Annemin ektiği ağacın yanına giderek yeni açmış çiçeklerini son kez kokluyormuşcasına kokladım. Bir tanesini koparıp nazikçe çantama yerleştirdim her zaman bana uğur getirdiğine inanırdım. Arkamı döndüğümde Zareth'in beni izlediğini fark ettim."Al o kılıcını bir yerlerine sok, Darian!" "Yapmayacağı şey değil." Dedi Zareth.Darian'a döndüğümde kılıcıyla oynadığını gördüm."Aptal, şu kılıçla oynamayı kes artık!" diye çıkıştı Nyros."Bunu sana dedi, Zelvarin."."Sanırım buna alışman gerek. Darian ben seni şeçtiğim güne hala üzülüyorum.""Gevezeliği bırakıp binin şu at arabasına!"Zareth sinirle bize bakıyordu. Tahammülsüzlüğe asla gelemezdi, özellikle de böyle durumlarda."Zareth haklı. Elyndra, lütfen şu aptala uyma.""Aptal mi? Daha demin kıçını kurtardım!"Zareth, elinde kara büyü topu oluşturarak Darian'a attı. Darian sendeleyerek yere düştü."Gelen geçen bana vuruyor kardeşim, bir gün kafamla kıçım yer değiştirecek."Zareth, derin bir nefes verip Darian'ı yakasından tutup içeri attı. Ardından eliyle içeri girmemi işaret etti. At arabasına binip Darian'ın yanına oturdum. Nyros karşıma geçti. Zareth de gelip onun yanına oturdu. Ve bilinmezliğe giden yolculuğumuz başlamış oldu.Zareth aptallıktan, tahammülsüzlükten ve korkak insanlardan nefret ederdi. Darian'ı sevmese, herhalde şimdiye kadar ağzını burnunu dağıtmıştı. Gerçi birkaç ay önce dayanamayıp yapmış olabilir. Darian hala ara sıra bu olaydan dolayı odama gelip yakınır.
Gözlerimi Zareth'e çevirdim. Düşünceleriyle boğuşuyordu. Halkına çok düşkündü. Ülkesi için en iyisini yapmak adına gerekirse canını bile verirdi. Ama şu an kafası allak bullaktı. Belki dışarıdan biri onu görse sakince oturduğunu düşünürdü ama kafasında fırtınalar kopuyordu.
Sessizliği yine Darian böldü ama bu sefer şakacı ruh hali yoktu. O ruhu gerilere saklamıştı ve bir süre de gün yüzüne çıkartacak gibi durmuyordu ama genede Darian'ın sağı solu belli olmaz. "İndiğimizde ilk iş bara gideceğiz. Orada ortamı daha iyi gözetleriz diye düşünüyorum."
"Hak veriyorum. Özellikle de barın sahibi Gerard kasabada olan her şeyden haberdar oluyor."
Nyros ise sakince olan biteni izliyordu. Aklında neler döndüğünü tahmin edebiliyordum. Korkuyordu ülkesi için ve halkı için tedirgindi.
Sessizliği arabacı kesti. "Barın önüne geldik efendim."
İlk olarak ben indim, ardından diğerleri. At arabası, kalacağımız hana doğru yola çıktı. Zareth koluma girmesiyle içim ürperdi. Şaşkın gözlerle ona baktım. "Görev bunu gerektiriyor, küçük hanım."
Zihnini okumamı istemişti. Bara girerek olan biteni duyabileceğimiz bir masaya oturduk. Garson yanımıza gelerek ne içeceğimizi sordu. Neşeyle, "Peri Şerbeti istiyorum!" dedim. Zaten alkollü bir şey içmeme izin vereceklerini sanmıyordum. "Üç tane Cehennem Balı." dedi Zareth.
Darian araya girerek, "Kendi adınıza konuşun Zareth, ben Zihin Bulandıran istiyorum."
Nyros ve Zareth, Darian'a sert bir bakış attı. "Bu çocuğun aptal olduğunun başka bir kanıtı daha kıçkafalı." dedi Nyros. "Onu içtikten sonra başını taşa vur. Belki ancak o zaman uyanırsın, Darian." dedi Zareth sertçe. "Peki, peki. Ben de Cehennem Balı içeceğim. Benim için hazırda beklet, yakışıklı adam."
Nyros, Darian'a bakarak gözlerini devirdi. "Gerçekten şu kıçkafalıya bunca senedir nasıl katlanıyorum, akıl sır erdiremiyorum. "
Garson içeceklerimizin notunu aldıktan sonra getirmek için masadan ayrıldı. Nyros, o sırada birkaç şey öğrenmek için barın sahibinin yanına gitti.
--
"Geceyi burada geçirmeyi planlıyoruz ama bir şeyler duydum. Sanırım burada garip ve gizemli şeyler olmaya başlamış."
Adam şişmanca, leş gibi içki kokan birisiydi. Sonuçta barın sahibi, ne bekliyorsam. "Şüpheli birine benzemiyorsun. Gezgin falan mısın?" "Evet, öyleyiz. Kardeşlerim ve kardeşimin nişanlısı ile bir yolculuğa çıktık."
Nyros, hancıyı birkaç saniye içinde analiz etti. "Sanırım herkes bir garip davranıyormuş. Eğer güvenli bir yer değilse burada kalmayı istemeyiz."
Hancı, sinirle Nyros'a bakmaya başladı. "Evet, bu aralar herkes sinirli ve öfke dolu. Sevgi dolu eşim bile sinirle dolu."
Nyros, bir kese altını bar sahibinin önüne bıraktı. "Daha fazla bilgi öğrenmek istiyorum."
Bar sahibi, pis bir sırıtışla keseyi alıp cebine attı. "Birkaç gündür ufak sarsıntılar oluyor. Saraydakilerin hissettiğini pek sanmıyorum. Sonuçta o saray her şeyden sağlam. Ama bugün fazlasıyla büyük bir sarsıntı ve felaket bir fırtına çıktı. O saatten beri insanlar daha fazla nefret dolu. Çok kötü şeyler olacak gibi hissediyorum."
Nyros, bar sahibine teşekkür ederek yanımıza gelip sandalyede yerini aldı. Bakışları yanındaki sandalyeye kayınca kaşlarını kaldırıp bize döndü. "Bu kıçkafalı nerede?" "Tuvalete gideceğini söyledi ama hala gelmedi."
O sırada birkaç masa öteden bağırışlar ve haykırışlar gelmeye başladı. Zareth, ne olduğunu anlamış olacak ki hızlıca masaya doğru gitti.
--
"Hey, senin kolun mu zayıf yoksa benim soyum mu güçlü?"
"Şaka şaka, ben sadece bir pazarcıyım."
İri cüsseli adam sinirle Darian'a bakıyordu. "Ulan, ben buraya içip eğlenmek için geldim. Bu herif ben böyle bir güç görmedim. Onurum zedelendi, kıçkafalı herif. Dışarıdan tam bir kıytırık gibi görünüyor ama herifte şu sik büyüyle kutsanmış asılzade gücü var."
Zareth ve Nyros kahkaha attı, pek tabii son cümle pek hoşlarına gitmemişti, özellikle Zareth'in." Darian adama bakarak konuştu "Hah! Sik dediğin adamlar senin sikini koruyor, küf bilek."
Adam sinirle yerinden kalkıp Darian'a doğru yürüdü. Biraz eğlence soksam hayatıma, bence hiç sorun olmazdı. Koşarak yanlarına gidip Darian'ın yanında durdum. Adamın gözleri bana kaydı sırıttı.
"Sürtüğünü de mi yanında getirdin?"
Gözledim seğirdi. "Sürtük?" Güldüm. Adam şaşkınlıkla bana baktı. "Kolunun yerinde olmasını istiyorsan laflarına dikkat etmeni öneririm."
"Sen mi bana bir şey yapacaksın? Sen evine git de işini gör."
Derin bir nefes vererek boynumu esnetip adama baktım."Pekala."
Kılıcımı yerinden çekip adamın koluna hızlıca derin bir kesik attım ve geri çekildim. "Daha fazlasını almak istemiyorsan siktir git burdan, seni piç!"
Elini bana kaldırmaya çalışacaktı. Elini kavrayıp bükerek onu engelledim. Kulağına yaklaşarak fısıldadım. "Halk arasında bir söz vardır; büyük balık küçük balığı yer diye. Buradaki küçük balık ben değilim, sensin."
Adamı yere doğru itip küçümseyici bir şekilde süzdüm. "Sizi lanetler! Sizin yüzünüzden itibarım yerle bir oldu!"
Zareth kıkırdadı."Bir itibarın olduğunu zannetmiyorum. Hadi buradan gidelim, şu asalakla gereğinden fazla uğraştınız. Değerli vaktim için çok değersiz birisi."
Biz bardan çıkarken, arkamızdan soyumuza sopumuza saydırmaya başlamıştı. Anneme küfür ettiği sırada bara doğru gitmek için haraket ettiğimde, Zareth beni tutarak kendine çekti. "O aptalla gereğinden fazla uğraştığını dile getirdim, Elyndra."
"O herif annemi ağzına alamaz!" Zareth derin bir nefes verdi. Bara doğru gitmemi engellemek için aniden beni kucağına aldı. "Bu herifin minik prensedimde gözü var demedi deme, Nyros."
Zareth, Darian'a döndü. "Darian, o çeneni biraz kapalı tutmaya ne dersin?" "Tamam tamam, sakin ol şampiyon. Bir daha bu güzel yüzümde siyah bir yara izi görmek istemiyorum."
Zareth eliyle ufak bir kıvılcım oluşturarak Darian'ın yüzüne doğru fırlattı. "Gerçekten şu an mi? Güzel yüzüm! O yarayı tamamen geçirmek için ne kadar uğraştım, haberin var mı, ahmak herif!"
"Senin yüzünden bir gün bu güzel yüzüm mahvolacak." Zareth bıkkınlıkla Darian'a baktı. "Seni adama benzetecek biri lazım ve ben o kim, çok iyi biliyorum."
Kaşlarımı çatarak Zareth'e baktım. Ben fark etmemiştim ama kalacağımız hanın önüne gelmiştik. Nyros bizden önce gelmiş olacaktı ki sinirle bize bakıyordu. "Ahmak kafalılar. Laklak yapacağınıza işinize odaklanın biraz da."
Zareth beni yere bırakarak geri çekildi. Hana girip odalarımıza doğru ilerledik. İki tane oda almıştık; Zareth, Nyros ve Darian aynı odada kalacaktı, ben ise hemen yanlarındaki odada kalacaktım.
Odaların önüne geldiğimizde üçü birden bana dönerek konuşmaya başladılar. "Bir şey olursa hemen yan odadayız. Kendi başıma hallederim demiyorsun."
Nyros'un ardından Darian söze girdi. "Aslında kendi başına yapmaya çalışsan belki eğlence çıkar, fıstığım. Biliyorsun, eğlence seven bir insanım."
Darian'ın ardından Zareth söze girdi. "Sana güveniyorum, kendin halledebilirsin." diyerek gülümsedi.
Nyros sinirle onlara bakıyordu."Taş kafalılar!" diyerek odaya girdi.
Darian bana bakarak. "Sen onu çok takma, biliyorsun huyu böyle. Bir gün evlenirse, karısına nasıl davranır diye çok merak ediyorum."
Zareth, Darian'a baktı. "Sen de eşini çıldırtırdın, biliyor musun?" "Ayıp ediyorsun Zareth. Sen eşin de ilgisizlikten ölürdü."
Zareth gözlerini devirerek Darian'ı odaya itti, ardından kendisi de odaya girdi.
Onların ardından odaya girip rahat bir şeyler giyerek olanları düşünmeye başladım. Yatağa uzandığım sırada hanın dışından kavga sesleri gelmeye başladı.Cama çıkıp ne olup bittiğini anlamaya çalıştım. İki adam birbirine hakaret ediyordu, sanırım içmişlerdi. Aşağıyı izlemeye devam ederken, hanın kapısından bir anda Darian çıktı. Bu salak ne iş peşindeydi yine?
"Hey hey! Beyler, sakin olun. Kavgaya gerek yok. Ama ne içtiyseniz, ondan ben de istiyorum. İyi kafa yapmış."
Adamlar şaşkınlıkla Darian'a bakıyordu. İçlerinden birisi Darian'a döndü. " Kafa çocuksun. Zihin Bulandıran içtik. Hatta handa satılıyor, gidip oradan alabilirsin."
Darian teşekkür ederek hana doğru koştu. Kahretsin! Bu salak gerçekten de Zihin Bulandıran içecekti. Tanrım, bu çocuk ne zaman akıllanacak?
Üstümü giyinerek hanın barına doğru koştum. İçeri girdiğimde tüm bakışlar bana döndü. Hızlıca gözlerimle masaları analiz ederek Darian'ı bulmaya çalıştım. En son ortadaki bir masada olduğunu görüp koşarak yanına gittim.
"Bir keresinde bir devle kılıç dövüşü yaptım... ama kılıç... kaşardandı."
İç çekerek sandalyeyi çekip oturdum. Bakışları bana döndü. "Ey parlayan surat! Gerçek misin, yoksa sen de mi içkidensin?"
Bir adam masamıza gelerek doğrudan bana döndü. "Merhaba tatlı bayan masamıza eşlik etmek ister misin? Ne kadar istersen veririz."
Ne diyordu bu angut? Her salak da beni buluyordu! Tanrım, koru beni. Ayağa kalkarak adamın kafasını sertçe kavrayarak sertçe masaya vurdum. "Bana bak, piç! O sözlerini ağzına tıkmadan buradan siktir olup git."
Adam şaşkınlıkla bana baktı ve geri çekilip arkasına bile bakmadan koşarak masasına döndü. Sinirle Darian'a baktım. Ensesinden tutarak çekiştiştirmeye başladım.
"Heyt be! Parlayan surata bak, nasıl da vurdu koca adamın kafasını masaya!"
Odanın önüne geldiğimde kapıya tıklattım. Kapıyı Zareth açıp beni süzdü ardından gözleri yerde yarı ayık bir şekilde yatan Darian'a kaydı sinirle başını ovuşturdu. "Bu kıçkafalı ne içti?" "Zihin Bulandıran içmiş." dedim.
Zareth, Darian'ı çekerek içeri soktu, sonra bakışları tekrar bana döndü. "Bize haber vermeliydin. Handaki bar pezenevk dolu oluyor." dedi.
O sırada Darian, yarı uyanık bir şekilde konuşmaya başladı. "Ha, sen bu kızı çok hafife alıyorsun..." "Adamın kafasını yardı resmen!" dedi. Zareth bana sert bir bakış attı.
"Ne zaman aklını kullanacaksın Elyndra? Bu aptal yüzünden başına bir gün gerçekten bir iş gelecek."
"Merak etme, ben başımın çaresine bakarım. Sen şu salağı uyandır, yoksa bu s*ktim sene uyanmaz, haberin olsun."
"İyi geceler.""İyi geceler Elyndra."
Odama dönüp uyumak istiyordum. Bedenim fazlasıyla yorgundu. Kendimi yatağa bırakarak nefis bir uykunun kollarına bıraktım.
__
"Anne?" Annem eski bir tapınağın önünde duruyordu. Ona yaklaşamıyordum, sadece izleyebiliyordum. Annem ayağa kalkarak tapınağın kapısına doğru ilerledi. Sonra aniden bana döndü tedirgindi."İlk mühür açılmak üzere... dikkatli ol."

