İçeriğe geç

Kanla Mühürlenmiş

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Kanla Mühürlenmiş

Bölüm 1

Birinci Bölüm

"İlk üç mühür açıldığında dünya sadece sarsıldı; dördüncüsü açıldığında ise her şey sustu."

Her şey, o gün başladı son tanrının yok olduğu gün.Ra kayboldu ve dünya karanlığa gömüldü.Dünyamızda bir çok tanrı var aşk tanrısı,savaş ve adalet tanrısı,tarım ve bereket tanrısı ve bir kaç tanrı daha... ilk Frejya, yani aşk,güzellik ve savaş tanrısı kayboldu. İnsanlar birbirine nefretle bakmaya başladı; herkesin gözünde kin,öfke ve nefret vardı.Sanki görünmez bir el, tüm insanların içinde ki sevgi,aşk duygusunu içlerinden söküp almıştı.Sonra belli aralıklarla diğerleri de kaybolmaya başladı.

Gözlerimi açtığımda, Odamdaki esintiyi iliklerime kadar hissettim. Gözlerimi aralayıp odamı incelemeye başladım.Dışarıya baktığımda hafif çiseleyen bir yağmur vardı. Odamın neredeyse her tarafı orkidelerle doluydu.Ülkemiz orkideleriyle bilinirdi.Elyndor, ışık büyüsüyle kutsanmıştı. Diğer krallıkların aksine her şeyiyle daha mükemmeldi. Elyndor büyüyle kutsanmış tek krallık değildi. Elyndor ile birlikte sadece dört krallık büyüyle kutsanmıştı.

Düşüncelerimi, nedimem Laura kesti. Ses vermediğim için kapıyı aralayıp aralıktan bana küçük bir bakış attı. Gülümseyerek içeri gelmesi için işaret yaptım.

"Günaydın Laura." "Günaydın hanımım." Bana karşı hep çekingen davranırdı. Oysaki ona böyle davranmasını istemediğimi birçok kez söylemiştim. Yüzümü buruşturup ona baktım.

"Laura! Bana hanımım demeni istemediğimi kaç kere söyleyeceğim? Ben seni arkadaşım olarak görüyorum, lütfen bana hanımım deme."

"Sen nasıl istersen,Elyndra."

Gülümseyerek ona baktım."Ben bir duş alacağım. Lütfen kimse beni rahatsız etmesin, biliyorsun böyle şeyleri sevmiyorum."

"Pekala. En azından ben yanında dursam? Böyle işimi yapmıyormuş gibi hissediyorum." Ne kadar hayır desemde kabul etmeyecekti, o yüzden: "Pekala,pekala. O zaman ben gelene kadar banyoyu hazırlamaya ne dersin?"

Koşarak banyoya gitti. Onun enerjisi beni hep mutlu ederdi. Saraya farklı bir hava katıyordu. Laura ile birlikte büyümüştük, bana fazlasıyla bağlıydı. Beni kaybetmekten ölesiye korkuyordu.

Yatağımdan kalkıp banyoya girdim. Her zamanki gibi en güzel kokularla küveti donatmıştı. O, benim hiç olmamış kız kardeşim gibiydi. Kapının önünde onu izlemeye başladım. Oraya buraya koşarak güzel kokulu sabunları küvetin yanına koyuyordu. Sanırım bitmiş olacak ki geldiğimi fark edip bana döndü.

"Özür dilerim,geldiğini fark etmedim."

Gözlerimi devirerek derin bir iç çektim."Benden özür dilemene gerek yok diye kaç kere söyleyeceğim?"

Hafif bir tebessümle bana baktı. "Alışkanlık, bir daha yapmamaya çalışacağım."

"Pekala, o zaman güzel bir duş alma zamanı," diyerek küvete girdim. Ülkemizde bir çok lale türü vardı. Laura, onların en güzel kokusunu bulur duşa koyardı.

"Abilerimi hiç gördün mü?"

"Hayır,bugün hiç görmedim. Uyuyor olmalılar veya odalarındadırlar."

Yutkundum. Sorsam mı bilemedim.

"Üvey anneniz babanızın yanında... Onu sormak sizin için her zaman zor, biliyorum."

Gülümsedim."Babamın başka bir kadınla evlenmiş olması hala korkunç."

Bir anda bir sarsıntı gerçekleşti. Anu sarsıntı sebebiyle gözlerim fal taşı gibi açıldı. Hızlıca bakışlarımı Laura'ya çevirdim. Korkmuştu; küçük bir kız çocuğu gibi yere sinmişti. Aceleyle durulanıp duştan çıktım. Laura hemen peşimden geldi. Her zaman hazır bir şekilde yanımda olan kıyafetleri Laura'nın yardımıyla giydim. Saçlarımı da hallettikten sonra aceleyle odamdan çıkıp hızlıca taht odasına doğru ilerledim. Orada olmalıydım. Babama ve üvey anneme bir kadının da krallık yönetebileceğini kanıtlamalıydım. Kral odasına vardığımda birçok asker ve babamın yaverleri oradaydı, hararetli bir şekilde bir konu hakkında konuşuyorlardı.

Bakışları bana döndü. Babama hafif bir şekilde selam verip gülümsedim.

"Günaydın babacığım. Bu sarsıntıda neyin nesi?"

"Biz de bilmiyoruz güzelim. Abilerin nerede?"

Yine aynısını yapıyordu.'Bu senin işin değil' der gibi bakıyordu.

"Hala odalarında olmalılar."

Yanında duran yardımcısına işaret yaparak gitmesini söyledi.

"Hala disiplin bilmeyen bir oğlum var saçmalık."

"Ne olduğu hakkında bilgi sahibi olmak istiyorum, baba."

"Bu işler senin için değil."

"Sen bir prensessin, erkeklerin işleri seni ilgilendirmiyor Elyndra. Hem sen evlilik çağına geldin. Bir prens ile evlenmem hepimiz için daha iyi olur, değil mi kralım?"

"Haklısın kraliçem. Bu işlerle abilerinin ilgilenmesi daha doğru olur."

"Artık buna katlanamayacağım. Size göre kadınların tek amacı evlenmek ve krallıklar arası bağı sağlamak mı? Hayır, buna katılmıyorum. Aslada katılmayacağım. Ben de krallık işleri ile ilgilenebilirim, krallık yönetebilirim. Annem olsaydı böyle düşünmezdi baba."

Yutkundum, bakışlarımı doğrudan babamın gözlerine çevirdim.

"Annem seni kınardı."

Babamın gözleri fal taşı gibi açıldı, yutkundu. Derin bir nesef vererek salondan ayrıldım.

"Babanızla böyle konuşmanız kabalık oldu."

"O kabalığı ben altı yaşındayken annemin ölümünden altı ay sonra bu lanet krallığa yeni bir kraliçe sokarak yaptı."

İki abim vardı sadece Nyros krallık işleri ile uğraşıyordu. Darian ise zevkine düşkündü. Nyros'un gelmemesine şaşırmıştım; sanırım farklı bir işle uğraşıyordu. Yanımızdan geçen bir hizmetçiyi durdurdum.

"Nyros'u gördün mü?"

"Bahçedeydi hanımım, biriyle sohbet ediyordu."

"Kiminle?"

"Bilmiyorum hanımım."

Oyalanmadan bahçe kapısına doğru ilerlemeye başladım. Abim genellikle bahçede olmazdı, ne işi vardı orada?

Bahçeye girdiğimde, abimin biriyle hararetli bir şekilde konuştuğunu gördüm. Zareth, Nytheris'in tek varisiydi.

Nytheris, büyüyle kutsanmış az sayıdaki krallıklardan biriydi. Karanlık büyüsüyle kutsanmışlardı. İsmi de o anlamı çağrıştırıyordu; görüşü bile karanlığı simgeliyordu.

Auramı hissetmiş olacaklardı ki bakışlarını bana çevirdiler. Abim gülümseyerek kollarını açtı. Hafif bir tebessümle ona doğru koşup sarıldım.

"Babamla tartışmışsın,üzülme. Babam annemiz öldükten sonra fazlasıyla değişti. Hala o kadının neden bir varis doğurmak için çabalamadığını anlayamıyorum."

"Bana biriyle evlenmemin daha doğru olacağını söyledi. Tek işimin krallıklar arası bağı sağlamak olduğunu söyledi. İnanabiliyor musun? Resmen bana tek işimin evlenmek ve çocuk doğurmak olduğunu söyledi."

"Annem olsaydı babama karşı çıkardı, beni desteklerdi."

Abim hiçbir şey demeden hafif bir tebessümle beni dinliyordu. Konuşmamın bittiğini görünce konuşmaya başladı.

"Benim küçük prensesim büyümüş de kraliçe olabileceğini veya krallıkta yöneticilik yapabileceğini göstermeye mi çalışıyor? Ne çabuk büyüdün böyle... O aptaldan daha çok hak ediyorsun tahtı, inan bana."

"Tahtı istediğimi kim söyledi size?"

Bakışlarımız, bahçeye giren Darian'a döndü.

"Gene enerjiksin bakıyorum da."

"Tabii ki de öyleyim, nefis bir uyku çektim çünkü Nyros."

Abim gözlerini devirdi. "Ne zaman adam olacaksın lan sen, hıyar herif? Bir işin ucundan tut diyoruz, yok işin gücün mal mal işlerin peşinden koşmak. Şu kız bile senden çok uğraşıyor şu krallık için."

"Aman be abi, ben istemiyorum kral falan olmak. Çok büyük, hiç benlik değil."

Didişmeleri her zaman hoşuma giderdi. Tabii her zaman Darian'ın Nyros'tan dayak yemesiyle biterdi bu didişmeler. Nyros,küçük bir ışık hüzmesi oluşturup Darian'ın kafasına fırlattı. Darian kafasını ovuşturup bize baktı.

"Biraz dalga geçelim dedik, kafamı yardınız."

"Bir boka yaradığın yok çünkü."

İlk defa konuştuğu için şaşırarak Zareth'e baktım.

"Kuru iftira, ne zaman işe yaramadım?"

Zareth gözlerini devirerek Darian'ın kılıcını işaret etti.

"Haklısın Zareth,güçlüyüm fakat bu budalanın kılıcı olmak tam bir işkence."

Nyros gözlerini devirerek kılıca baktı.

Nyros gözlerini devirerek kılıca baktı.

"En sonki görevde olanları hatırlatmak isterim."

Heyecanla abime baktım."Ne oldu ki?"

Darian bana döndü."Aşk olsun güzelim, sen de benim rezilliklerimden eğlence çıkarıyorsun kendine."

Nyros bana dönüp anlatmaya başladı.

"Biliyorsun ki Brynthar'dan uzun bir süre haber alamadığımız için babam bizi görevlendirdi, ne olduğunu öğrenmemiz için."

Gözlerini Darian'a çevirip devirdi.

"Bu aptal, orada bir satıcı ile tartıştı. Satıcı da böyle heybetli birisiydi, kılıcını çekip Darian'a doğru savurdu. Bu aptal da kılıcı çekti çekmesine de..."

"Sapını eline ters aldı."

"Elini görüyor musun, hala izi geçmedi."

"Keskin kısmını tutmayı nasıl becerdin Darian."

"Be-"

Darian konuşacağı sırada, yerle göğü inleten yıldırımlar düşmeye başladı. Yeryüzü sarsılıyor, çoğu şey yerinden çıkarak gökyüzünde bir o yana bir bu yana savruluyordu. İrkilerek hemen yanımda duran Nyros'a sokuldum. Nyros şaşırmış bir şekilde olanları izliyordu. Kollarımdan tutup gözlerimin içine baktı.

"Bu kralliga fayda sağlamak istiyorsan sakin kalmalısın."

Yutkundum. Haklıydı, sakin olmalıydım. Bu krallığa faydam olsun istiyorsam, sakin kalmalı ve düşünmeliydim. Abim beni Zareth'in yanına bırakıp hızlıca saraya doğru koştu. Arkasından bir süre bakakaldım. Ardından bakışlarımı gökyüzüne çevirdim. Her şeyi yutacak güçte bir fırtınaydı. Bakışlarımı Darian'a çevirdim. Dimdik duruyordu. Ne kadar şakacı ve umursamaz olda da, böyle anlarda asla şaka yapmazdı. Her şeyi sorgular, en doğru şeyi aklında sabitlerdi.

Bize döndü."Bu fırtına hiç hayra alamet değil."

Zareth başıyla onayladı. Elyndor'da asla büyük fırtınalar olmazdı. Üçümüz de kral odasına gitmek için kalktığımız sırada nereden koptuğu belli olmayan bir parça bize doğru gelmeye başladı. Elimi nesneye doğru atıp parçalara ayırdım. Ardından hızlıca saraya girip taht odasına doğru ilerlemeye başladık.

Babam ve Nyros, hareketli but şekilde bir şeyler konuşuyordu. Odaya girdiğimizde sustular. Abim bana döndü; gözlerinden çok korkunç bir şey olduğu belli oluyordu. Çok kötü bir şey olmuştu ve her ne olduysa, bu şeyi geri almak çok zor olacaktı.

Bölüm sonu

7 yorum