''Bazı kararlar, insanın değil kaderin elinden çıkar.''
Kendimi toparlayıp telefonu elime aldım. Telefon kapanmıştı hemen ofisime girip çantamı aldım ki tıbbi sekreterim Alca'nın sesi duyuldu ''Hocam nereye?'' ona baktım ve gözlerim tekrar oldu ''Zorla evleniyorum Alca'' elini ağzına götürüp eliyle ağzını kapattı ''Bu..Bu nasıl olur Almila hanım emin misiniz ? '' kafamı onaylarcasına salladım ''Bir daha görüşemeyebiliriz hatta belki yurt dışına kaçarım ama ne zaman istersen beni arayabilirsin Alca'' bunu söylerken gözlerimden iki,üç yaş aktı
''Ben ne diyeceğimi bilemiyorum ama emin misiniz yarın gelmeyecek misiniz?'' En son kendimi tutamayıp hıçkırarak ağlamaya başladım ''Babamı tanımıyorsun Alca'' burnumu çektim böyle duygulu bir anda gerçekten bu olmalı mıydı?
En son masamdan peçete alıp ve gerekli eşyalarımı alıp kapıya doğru gidiyordum ki Alca'nın sesi duyuldu ''Sizi çok seviyorum Alca hanım'' onunda gözleri dolmuştu hatta en iyi o bilirdi annemle olan kavgalarımı ''Bende seni Alca'' en son fısıldadım ''kendine iyi bak'' dedim ve burukça ona bakıp gülümsedim...
Sessizce odadan çıktım. Belki başkası olsa gülerdi halime derdi ''Nasıl bu kadar eminsin kesin gidiceğine?'' Ama ben bilirdim. Ailem paraiçin sadece beni değil kendilerini bile satarlardı.
Hastaneden çıkarken biri kalçamın üstüne dokundu. Dönüp dokunun kişiye şaşkın gözlerle bakacakken bana dokunanın küçük uzun saçlı üzerinde hasta önlüğü olan bir kız çocuğunu gördüm. Galiba amelliyattan önce hava almaya çıkarmışlardı. Çok ağlamıştı belli ki gözleri kanlanmıştı tıpkı benim ki gibi.
''Şey sizde mi ağladınız'' bunu derken gözleri tekrar dolmuştu. Bacaklarım üzerine eğilip boylarımızı eşitledim.
''Evet bende ağladım ne oldu ki?'' Küçük kız bana baktı. Kafasını aşağıya eğdi. ''Annem dedi ki 'büyünce herşey geçecek ve asla ağlamayacaksın' ama siz büyüksünüz ve ağlıyorsunuz'' bunu derken dudaklarını hafifçe büzdü. O kadar nayif ve tatlı bir sesi vardı ki. Burnumu tekrar çekip söze elimden geldiğince samimi bir şekilde gülümseyerek başladım ''Biliyor musun, bazen büyüyünce geçeceği söylenen şeyler, aslında sadece içimize gömülüyor. Ağlamamak büyümek değil ki... Bazen güçlü olmak,ağlamaya rağmen ayağa kalkmak demektir.'' bunu söyleyince küçük kız kaşlarını çatıp elinin tersiyle göz yaşlarını sildi ''Annem.. bana yalan mı söylemiş ? '' kıkırdayıp kafamı hayır anlamında salladım ''Belki de annen, sen üzülme diye masallarla sardı gerçeği. Bazen büyükler bunu yapar, çünkü kalbinin cam gibi olduğunu bilirler'' küçük kız tam ağzını açıp birşey söyleyecekken annesi küçük kızı kucağına alıp özür diledi ve aramıza metreler sığdırdı.
Ve ikimizde tekrar ağlamaya başladık. Evet şaka yapmıyorum, bir ton insanın içinde rezil olma imkanım yokmuş gibi ağlamaya başlamıştım. En son içimden ''Gerizekalı mısın Almila'' diyip kendimi toparladım.
Otoparka geldikten sonra arabamın anahtarını çıkarıp arabamı bindim ve arabamı çalıştırıp otoparktan çıktım. Çıktıktan sonra iki seçenek vardı ya evime gidip herşeyi kabullenip sorugusuz, sualsiz evelenecektim herifin tekiyle ya da sözde ailemin evine gidip ne olu bittiğini öğrenecektim.