Bölüm Şarkısı: Sezen Aksu - Kusursuz Cinayet
Klinikteki odamın tavanı, aylardır üzerime çöken o devasa suçluluk duygusunun şahidiydi. Aynaya her baktığımda gördüğüm o solgun yüz, kendi ailesinin sonunu getirmiş bir katile aitti. En azından herkes bana bunu söylüyordu. Abimin o ringdeki nefret dolu bakışları, kulağıma fısıldadığı o zehirli kelimeler zihnimde her gün yeniden yankılanıyordu. Kendi zihnime, kendi anılarıma bile güvenemezken, bu dünyada tutunacak tek bir dalım bile kalmamıştı. Yapayalnızdım. Ve bu yalnızlık, ruhumda tarif edemediğim, beni içten içe kemiren devasa bir ilgi açlığı doğuruyordu.
İşte bu yüzden, bahçede çardağın altında otururken Ahu’nun bana uzattığı o sıcak çay fincanını geri çeviremedim.
"Çok dalgınsın Melina," dedi Ahu, yüzünde o her zamanki yumuşak, cana yakın gülümsemesiyle. "Eğer anlatmak istersen, buradayım. Sadece dinlemek için."
İçimdeki o kronik güven sorunu hafifçe fısıldadı: Uzak dur, kimseye kendini açma. Ama ruhumun o kadar uzun zamandır kimsesiz kalmış bir yanı vardı ki, Ahu’nun bu yapay olmayan, samimi enerjisine kapılmak istedim. Belki de onun bu hayat dolu halinden ben de biraz yararlanabilirdim. Belki de herkesin benden nefret ettiği bu dünyada, sadece bir kişinin bana normal bir insan gibi bakmasına ihtiyacım vardı.
"Sadece..." dedim, sesim pürüzlüydü. "Her şeyin benim suçum olduğunu bilerek yaşamak çok ağır."
Ahu elini hafifçe masanın üzerine, elimin yakınına koydu. "Kendine bu kadar yüklenme. Burada yeni bir sayfa açabiliriz."
Tam o sırada, yan masadan gelen gürültülü bir ses bu duygusal atmosferi tamamen dağıttı.
"Aman Tanrım, yine mi dram?" dedi saçlarının uçları maviye boyanmış, beyaz tenli o kız. Masaya adeta yığılmış gibi oturan Mavi, o derin depresif bakışlarını bize dikmişti. "Buradaki kasvet yetmiyormuş gibi bir de çay saatinde ağlayacak mıyız?"
"Mavi, sussana be kızım!" diye araya girdi yanındaki çocuk. Üzerindeki darmadağın hastane önlüğüyle yerinde zıplayıp duran Ege, elindeki plastik bardağı havaya kaldırdı. "Baksana ne güzel dertleşiyorlar. Selam kızlar! Ben Ege, bu da bizim grubun neşesi (!) Mavi. Biz de bu masaya çöktük, kusura bakmayın."
Ahu hafifçe kıkırdadı, onun bu rahatlığı beni de rahatlatmıştı. Mavi masaya başını yaslayıp bana baktı. "Seni biliyorum Melina. Herkes senin hakkında konuşuyor. Ama dürüst olmak gerekirse, umurumda değil. En azından buradaki diğer deliler gibi kendi kendine konuşmuyorsun."
Mavi’nin bu filtresiz, dobra ama yargılamayan tavrı içimde garip bir hafifleme yarattı. Ege’nin dur durak bilmeyen o hiperaktif saçmalıkları, Mavi’nin hayata karşı o umursamaz depresifliği ve Ahu’nun bizi bir arada tutan o abla gibi sakin duruşuyla, saatlerin nasıl geçtiğini anlamadım. Uzun zamandır ilk kez bir grubun parçasıydım. İlk kez, bir katil gibi değil, sadece Melina gibi hissediyordum. Ahu'nun varlığı, bana o çok özlediğim güvenli limanı veriyor gibiydi.
Hava kararıp odalarımıza çekildiğimizde, içimdeki o çocuksu mutluluk kırıntısı hala duruyordu. Yatağıma uzandım, hırkamın cebindeki o siyah metal çakmağı çıkarıp parmaklarımın arasında çevirdim. Üzerindeki "K.A." harflerine baktım.
Dün o depoda karşıma çıkan, adını bile söylemeyen o tekinsiz adamın uyarısı zihnime düştü: "O kadından uzak dur."
Kaşlarımı çattım. O yabancı adam ne saçmalıyordu? Ahu, bana bu klinikte ellerini uzatan, beni yalnızlığımdan çekip çıkaran tek insandı. O adamın beni gizlice izlemesi, odama sızması ve şimdi de hayatımdaki tek güzel şeye leke sürmeye çalışması öfkemi körükledi. Kimdi ki o? Muhtemelen beni korkutmaya, delirtmeye çalışan tekinsiz birinden başkası değildi. Onun o karanlık, tehditkar hallerinin beni korkutmasına izin vermeyecektim. Ahu’ya güvenmek istiyordum ve güvenecektim.
Çakmağı komodinin en arkasına, gözümün görmeyeceği bir yere fırlattım.
Pencereye doğru yürüyüp dışarıdaki zifiri karanlığa baktım. Bahçe lambalarının aydınlattığı o uzak köşede, o tanıdık gölgeyi yine gördüm. Kapüşonunun altında, bir heykel gibi dikilmiş beni izliyordu.
Cama iyice yaklaştım, gözlerimi o karanlığa diktim. İçimden ona doğru haykırmak geliyordu: Beni korkutamazsın. Benim hayatımdan, arkadaşlarımdan uzak dur. O gölgenin orada, rüzgarın altında beni neden izlediğini bilmiyordum ama o ne derse desin, artık yalnız değildim. Ve o adamın benim duvarlarımı yıkmasına izin vermeyecektim
Bölüm sonu❤️🩹