
ARKADAŞLAR MAALESEF ÇİZGİ BU BÖLÜMÜ GARİP BİR HALE GETİRDİĞİ İÇİN BU BÖLÜM SORUNLU BU YÜZDEN BİR SONRAKİ BÖLÜME GEÇİN BU BÖLÜMÜ HİÇ OKUMAYIN.
EKİMİN ANLATIMIYLA...
"Biz kararımızı verdik ve... Eğer Ekim seni tercih ettiyse evlenmenize karşı durmayacağız, fakat bir şey isteyeceğim" dedi Ender abim, Kaan merakla onu izliyordu "Gidip en imkansız şeyi isteyeceğine yemin edebilirim" dedi Kaan, Ender abimin dudakları alayla kıvrılmıştı "Buse'nin mezarını benden saklama. Bende bileyim güzelim nerede uyuyor" Aklıma bir şeyler gelmeye başlamıştı babamın öldüğü yıl abimin bir sevgilisi vardı annemin kollarında ağlaya ağlaya sevgilisinin öldüğünü anlatmıştı.
Kaan hafifçe öksürdü masadaki kağıdı alıp cebinden kalem aldı ve bir şeyler yapmaya başladı "Ne yapıyorsun" dediğimde sessizce cevapladı "Mezarlığın adresini yazıyorum işte." Kaan kağıdı abime uzattı. Abim kağıdı heyecanla açtı fakat ne gördüyse kağıdı buruşturup yanıma doğru attı "Bu ne lan piç!" dediğinde Kaan cebinden sigara çıkartıp dudaklarının arasına koydu, daha önce gördüğüm kan lekeli zipposuyla yaktı, fakat üzerindeki kanları temizlemiş gibiydi. Kaan sigarasından derin bir nefes alıp açık camdan dışarıya üfledi ve alayla sırıttı "Ne oldu yarram. ters, ters konuşmasını biliyordun benimle"
Yanımda duran kağıdı nazikçe açtım ve içinde gördüğüm şeyle Kaan'a baktım
Kağıda kocaman bir nah çizmişti!
"Kaan, Allah aşkına bu ne?" diye ciddi ciddi bir soru yöneltim. Keyiflice sigarasını tüttürüyordu ama duman tam camdan çıkmadığı için ayağa kalkıp cama geçti. "Hayatım, sende mi? Ne çabuk tepki gösterdin bana kağıdın arkasını çevirseniz adresi göreceksiniz zaten" diyerek dumanı havaya bıraktı. Dediği gibi kağıdı ters çevirdim, gerçekten de adres yazıyordu elimde ki kağıdı abime uzattım abimin keyfi yerine yeniden geldi
"Bu mezarlık kimin ki bu kadar olay çıkartıyorsunuz?" ikisi aynı anda cevap verdi "Kardeşimin" "Sevgilimin" "Ne" diyerek onlara baktım. Bu yaşadığım 2. Şoktu ve bu büyük bir şeydi "Yani... Şimdi Kaan'ın ölen kız kardeşi, abimin ölen sevgilisi mi" dediğimde Kaan cıkladı "Ölmedi, melek oldu" dedi. Eyüp abimin sesini duydum "Bebek misin amına koyayım? Melek oldu ne" dediğinde Ender abimin sesi tekrardan kulaklarımda yankılandı "Sus lan!. Hem benim güzelim yaşarken de melekti, ölürken de" dediğinde Kaan göz devirdi "Eyüp yemin ediyorum ki seni tenhada sıkıştırırsam 9 ay komadan çıkamazsın" sigarasını söndürüp bahçeye fırlattı "Ekim hadi kalk gidiyoruz. Esra anneciğim affınıza sığınıyorum bahçenize sigara attım fakat bu sizin güzeller güzeli bahçenizin sizin kadar güzel olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Biliyor musunuz?, şuan o kadar boş yaptım ki kafamı beton dolu varilin altına koyup ezmek istiyorum. Fakat nasip olursa oğlunuz Eyüp'e yaparım. "
Annem telaşla Kaan'a baktı "Oğlum evladım, sinir problemin var mı" Kaan Eyüp abime sinsi bakışlar atarken "Var, ama kızınızı görünce geçiyor" diyerek yanağımı öpmüştü "Dimi kız Güvercin?"
Güvercin ne be!
"Yaaa... Öyle, öyle beni görüyor sinir minir kalmıyor dedim" yanağımı okşayan elini tutarken bakışları yavaşça dudaklarıma gitti başını dudaklarıma eğdiğinde ayağıyla bacağına tekme attım "Tamam rol yap dedim de dudaklarıma bak demedim!" diye sessiz bir sesle kulağına bağırdım. Kısık sesle nasıl bağırılıyorsa öyle bağırmıştım. Kulağıma eğildi sıcak nefesini yanağım da hissediyordum "Rol yapmıyorum ki"
"Şakacı seni" dedim sahte bir gülümsemeyle anneme bakarken. Annemin bakışları şüpheyle aramızda dolaşıyordu.
Düğün sabahı....
KAANIN ANLATIMIYLA...
Kıravatımı da bağlayıp üzerime bir parfüm sıktım. Düğün şahidim Hakan olacaktı fakat bir sıkıntı vardı Hakanın götünde torpil patlattım diye düğüne gelmeyi reddediyordu fakat şahidim o olacaktı "Hakan özür dilerim valla bi daha yapmayacağım" yalan "iyi tamam madem bu kadar yalvarıyorsun, affedeyim bari..." dedikten sonra tekrar bana baktı "Kaan emin misin gerçekten Ekimle evlenmek istiyor musun? Bu yaptığın şey ikinizi de tehlikeye atacak sırf annen istedi diye birisiyle evlenmen, bilmiyorum ama bu yanlış" dediğinde ona baktım. Keyfimden evlenmiyordum
"Annem ölüyor Hakan" sakince söylüyordum "Sadece evlendiğimi görecek, bu gerçek bir evlilik değil ki, biz anlaşma yaptık ve o anlaşmaya uyuyoruz, ona olan hiç bir şey beni ilgilendirmiyor evlilikten 2 ay sonra birisinden hoşlanırsa ayrılırız zaten." Hakan korkuyla bana baktı. "Kaan bak, Hata bu hata"
"Hakan, her şey için geç oldu artık. Uzatmada düğüne gidelim." saçımı elimle düzeltip aşağı inmiştim daha Ekimi aile evinden almam gerekiyordu... Dünyanın en sinir bozucu şeyi bu olsa gerek, bir nişan bile yapmadan evleneceğim aklıma gelince gerçekten saçma bir düğün olacağını fark etmiştim, ama yapabileceğim bir şey zaten yoktu. En azından artık yoktu.
"Kaan bak ülkeden kaçarız yine de bu düğünden uzakl-" lafını devam ettirmesine izin vermedim "Hakan kıza evlilik teklifi eden benim, şimdi onu terk mi edeceğim?. Ayrıca benim bu Ülkeden alacak intikamım var, hiç bir yere gitmiyorum" merdivenden aşağıya indim. Garaja geçip arabaya bindim . Arabaya zarif bir kaç süs takmışlardı düğün yerimiz belliydi, ilk Ekimi alıp sonra da salona geçecektik.
Ekimin bana şuan sövdüğünden o kadar emindim ki...
Ve bundan o kadar hoşlanıyorum ki.
Ekimden de o kadar hoşlanıyorum ki anlatamam...
Deseydim çok güzel kafiye olurdu.
Ben gerçekten malım amına koyayım!
Ekimin anlatımıyla...
Sinirle gelinliğime baktım yolup atacaktım şimdi! Gerçekten geri zekalı herifin tekiyle evlendiğim için başımı yere gömecektim artık!. O kadar utanıyordum ki bu evlilikten, evlenen çiftlerin yüz karası olduğumu adım kadar emindim.
Annem bana bakıp hafifçe tebessüm etti "Baban evlendiğini çok görmek isterdi" başımdaki topuzu sağlamlaştırırken annem lafıyla irkildim. Sertçe yutkundum. Cevap vermedim duymazdan geldim konuşsam laflarım altında ezilirdi, babamın ölümünden bile hep ben suçlanmıştım sorsalardı bana 'Niye sen suçlandın?' diye, cevap veremezdim. Bende bilmiyordum çünkü bu sorunun cevabını kapıdan dışarı çıktığımda Eyüp abimin sinirle yüzünü ovuşturduğunu gördüm "Ne oldu?" dedim endişeyle. Sinirle telefonu fırlattı "Ulan benim geri zekalı öğrencilerim Türkçeden 39 almış! Bir günde 24 saat var ben bi günde 56 saat ders veriyorum bu amcıklara, ama bu geri zekalılar illa Türkçeden kalıyor. Salak lan bunların hepsi ben boşuna ders veriyorum! Sonra bunlar düşük alınca öğretmenler odasında dedikodumu yapıyor diğer hocalar neymiş efendim 'Eyüp güzel ders anlatamıyormuş' kurban olsunlar bana" iğneliyici gözlerle ona baktım "Çok küfür ediyorsun" dediğimde annem abimin sırtına küfür ettiği için terlikle vurmuştu "Çocukken yaptığım gibi biber süreyim de gör!" dedi annem mutfağa biber almaya giderken.
Kendime engel olamadan göz devirdim "Buna mı sinirlendin yani?" sinirle baktım yüzüne "Kızım benim bir havam bir yakışıklılığım var, benim öğrencilerimde benim gibi olmak zorunda" Eyüp abim kendi kendine kriz geçirirken Ender abim ortaya çıktı "Ulan benim hastalarda ölmüş cenabet miyiz ne" dediğinde Ender abim, aklıma bir şey gelmişti bence ben bugün Kaan'la evleneceğim için kötü geçiyordu ailecek günümüz
"Bence Kaan'la evleniyorum diye oluyor bunlar. Başka bir açıklaması olamaz" dediğimde Ender abim başını salladı "O herif normal değil zaten, önceden böyle değildi. Evlene evlene onunla mı evlendin cidden?" dediğinde abime baktım. Ben istememiştim ki evlenmeyi.. "kalp işte, ota da konuyor, boka da." dediğimde dudakları kıvrıldı. Burada bok olan Kaan'dı.
Korna seslerini duyduğum da ağzım bir karış açıldı... İyi de düğün küçük olacaktı...
Kaan'ın peşinde neredeyse +30 araba vardı "Yok artık, bütün sülalesini mi getirmiş bu..." dediğimde annem elinde acı biberle geliyordu "Kızım bir bekleyin. Aç Eyüp ağzını!" diyerek bağırdı ve uzattığı biberi abimin ağzına attı "Ya anne!, yakıyor bu!" Diyerek bağırdı o sırada evde 3 tur atmaya başlamıştı bile "Geldi." Dedi Ender abim ve kapıya gitti. O sırada Kaan sülalesiyle (!) birlikte kapıda duruyorlardı "Kapı" dedi Kaan. Sanki normal bir şey oluyormuş gibi. Ender abim kapıyı yarım açtı para bekliyordu.
Herkes para derdin de!
Kaan 800tl uzattığında Eyüp abim koşarak kapıya gitti "Lan Eyüp git!" dedi Ender abim. Kaan'ın sessiz kahkahkasını duymuştum. "Parayı Eyüp'e kaptırırsan yenisini vermem" dedi. O sırada kapı zaten açılmıştı. Eyüp abim bir elini yelpaze yapıp ağzını soğutmaya çalışırken teki eliyle Ender abimin elinde ki parayı kapmaya çalışıyordu. "Şükür kapı açıldı" dedi Kaan içeri girerek. Beni gördüğü zaman yüzünde büyük bir gülümseme oldu. "Çok güzel olmuşsun, güvercin" Sahte bir tebessümle ona baktım. "Sağol" Dedim yakınlığa uzak bir edayla. "Eee o zaman salona geçsek mi?" dediğinde başımla onayladım. Anneme tebessüm edip kapıya çıktığımız sırada Kaan birden karşısında gördüğü adamla kala kaldı. "Keskin?" dediğinde karşıdaki adam güldü "Öztürk."
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
HELLOĞ YİNE BİR BÖLÜM VE YİNE BEN, SİZE BİR DUYURU YAPACAĞIM ŞU ARALAR GECENİN FISILTISI ADLI BİR KİTAP YAZIYORUM, EĞER SİZ ŞUAN BU BÖLÜMÜ OKUYORSANIZ BEN ÇOKTAN GECENİN FISILTISI ADLI KİTABIMI YAYINLAMIŞIMDIR, EĞER GECENİN FISITLISI KİTABIMI OKURSANIZ KAN KATİLİMİN İLERİ BÖLÜMLERİ HAKKINDA SPOİ ALIRSINIZ, MESELA YAYINLAYACAĞIM 2. BÖLÜM
DE EKİM VE KAANIN EVLENDİKTEN SONRA Kİ HALLERİNİ GÖRDÜĞÜMÜZ KESİTLER OLACAK, EĞER OKUMAK İSTERSENİZ HESABIMDA VAR. 💋💥
ÖÖÖÖMM yaktı, fakat üzerindeki kanları temizlemiş gibiydi. Kaan sigarasından derin bir nefes alıp açık camdan dışarıya üfledi ve alayla sırıttı "Ne oldu yarram. ters, ters konuşmasını biliyordun benimle"
Yanımda duran kağıdı nazikçe açtım ve içinde gördüğüm şeyle Kaan'a baktım
Kağıda kocaman bir nah çizmişti!
"Kaan, Allah aşkına bu ne?" diye ciddi ciddi bir soru yöneltim. Keyiflice sigarasını tüttürüyordu ama duman tam camdan çıkmadığı için ayağa kalkıp cama geçti. "Hayatım, sende mi? Ne çabuk tepki gösterdin bana kağıdın arkasını çevirseniz adresi göreceksiniz zaten" diyerek dumanı havaya bıraktı. Dediği gibi kağıdı ters çevirdim, gerçekten de adres yazıyordu elimde ki kağıdı abime uzattım abimin keyfi yerine yeniden geldi
"Bu mezarlık kimin ki bu kadar olay çıkartıyorsunuz?" ikisi aynı anda cevap verdi "Kardeşimin" "Sevgilimin" "Ne" diyerek onlara baktım. Bu yaşadığım 2. Şoktu ve bu büyük bir şeydi "Yani... Şimdi Kaan'ın ölen kız kardeşi, abimin ölen sevgilisi mi" dediğimde Kaan cıkladı "Ölmedi, melek oldu" dedi. Eyüp abimin sesini duydum "Bebek misin amına koyayım? Melek oldu ne" dediğinde Ender abimin sesi tekrardan kulaklarımda yankılandı "Sus lan!. Hem benim güzelim yaşarken de melekti, ölürken de" dediğinde Kaan göz devirdi "Eyüp yemin ediyorum ki seni tenhada sıkıştırırsam 9 ay komadan çıkamazsın" sigarasını söndürüp bahçeye fırlattı "Ekim hadi kalk gidiyoruz. Esra anneciğim affınıza sığınıyorum bahçenize sigara attım fakat bu sizin güzeller güzeli bahçenizin sizin kadar güzel olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Biliyor musunuz?, şuan o kadar boş yaptım ki kafamı beton dolu varilin altına koyup ezmek istiyorum. Fakat nasip olursa oğlunuz Eyüp'e yaparım. "
Annem telaşla Kaan'a baktı "Oğlum evladım, sinir problemin var mı" Kaan Eyüp abime sinsi bakışlar atarken "Var, ama kızınızı görünce geçiyor" diyerek yanağımı öpmüştü "Dimi kız Güvercin?"
Güvercin ne be!
"Yaaa... Öyle, öyle beni görüyor sinir minir kalmıyor dedim" yanağımı okşayan elini tutarken bakışları yavaşça dudaklarıma gitti başını dudaklarıma eğdiğinde ayağıyla bacağına tekme attım "Tamam rol yap dedim de dudaklarıma bak demedim!" diye sessiz bir sesle kulağına bağırdım. Kısık sesle nasıl bağırılıyorsa öyle bağırmıştım. Kulağıma eğildi sıcak nefesini yanağım da hissediyordum "Rol yapmıyorum ki"
"Şakacı seni" dedim sahte bir gülümsemeyle anneme bakarken. Annemin bakışları şüpheyle aramızda dolaşıyordu.
Düğün sabahı....
KAANIN ANLATIMIYLA...
Kıravatımı da bağlayıp üzerime bir parfüm sıktım. Düğün şahidim Hakan olacaktı fakat bir sıkıntı vardı Hakanın götünde torpil patlattım diye düğüne gelmeyi reddediyordu fakat şahidim o olacaktı "Hakan özür dilerim valla bi daha yapmayacağım" yalan "iyi tamam madem bu kadar yalvarıyorsun, affedeyim bari..." dedikten sonra tekrar bana baktı "Kaan emin misin gerçekten Ekimle evlenmek istiyor musun? Bu yaptığın şey ikinizi de tehlikeye atacak sırf annen istedi diye birisiyle evlenmen, bilmiyorum ama bu yanlış" dediğinde ona baktım. Keyfimden evlenmiyordum
"Annem ölüyor Hakan" sakince söylüyordum "Sadece evlendiğimi görecek, bu gerçek bir evlilik değil ki, biz anlaşma yaptık ve o anlaşmaya uyuyoruz, ona olan hiç bir şey beni ilgilendirmiyor evlilikten 2 ay sonra birisinden hoşlanırsa ayrılırız zaten." Hakan korkuyla bana baktı. "Kaan bak, Hata bu hata"
"Hakan, her şey için geç oldu artık. Uzatmada düğüne gidelim." saçımı elimle düzeltip aşağı inmiştim daha Ekimi aile evinden almam gerekiyordu... Dünyanın en sinir bozucu şeyi bu olsa gerek, bir nişan bile yapmadan evleneceğim aklıma gelince gerçekten saçma bir düğün olacağını fark etmiştim, ama yapabileceğim bir şey zaten yoktu. En azından artık yoktu.
"Kaan bak ülkeden kaçarız yine de bu düğünden uzakl-" lafını devam ettirmesine izin vermedim "Hakan kıza evlilik teklifi eden benim, şimdi onu terk mi edeceğim?. Ayrıca benim bu Ülkeden alacak intikamım var, hiç bir yere gitmiyorum" merdivenden aşağıya indim. Garaja geçip arabaya bindim . Arabaya zarif bir kaç süs takmışlardı düğün yerimiz belliydi, ilk Ekimi alıp sonra da salona geçecektik.
Ekimin bana şuan sövdüğünden o kadar emindim ki...
Ve bundan o kadar hoşlanıyorum ki.
Ekimden de o kadar hoşlanıyorum ki anlatamam...
Deseydim çok güzel kafiye olurdu.
Ben gerçekten malım amına koyayım!
Arabaya bindiğimiz sırada peşimizden biri geliyordu. Fakat biz bir hata yapmıştık ve Ekimlerin evine dakikalar kala onları fark etmiştik... "Hakan, takip ediliyoruz silahları ve maskeleri hazırla"
Ekimin anlatımıyla...
Sinirle gelinliğime baktım yolup atacaktım şimdi! Gerçekten geri zekalı herifin tekiyle evlendiğim için başımı yere gömecektim artık!. O kadar utanıyordum ki bu evlilikten, evlenen çiftlerin yüz karası olduğumu adım kadar emindim.
Annem bana bakıp hafifçe tebessüm etti "Baban evlendiğini çok görmek isterdi" başımdaki topuzu sağlamlaştırırken annem lafıyla irkildim. Sertçe yutkundum. Cevap vermedim duymazdan geldim konuşsam laflarım altında ezilirdi, babamın ölümünden bile hep ben suçlanmıştım sorsalardı bana 'Niye sen suçlandın?' diye, cevap veremezdim. Bende bilmiyordum çünkü bu sorunun cevabını kapıdan dışarı çıktığımda Eyüp abimin sinirle yüzünü ovuşturduğunu gördüm "Ne oldu?" dedim endişeyle. Sinirle telefonu fırlattı "Ulan benim geri zekalı öğrencilerim Türkçeden 39 almış! Bir günde 24 saat var ben bi günde 56 saat ders veriyorum bu amcıklara, ama bu geri zekalılar illa Türkçeden kalıyor. Salak lan bunların hepsi ben boşuna ders veriyorum! Sonra bunlar düşük alınca öğretmenler odasında dedikodumu yapıyor diğer hocalar neymiş efendim 'Eyüp güzel ders anlatamıyormuş' kurban olsunlar bana" iğneliyici lafla ona baktım "Çok küfür ediyorsun" dediğimde annem abimin sırtına küfür ettiği için terlikle vurmuştu "Çocukken yaptığım gibi biber süreyim de gör!" dedi annem mutfağa biber almaya giderken.
Kendime engel olamadan göz devirdim "Buna mı sinirlendin yani?" sinirle baktım yüzüne "Kızım benim bir havam bir yakışıklılığım var, benim öğrencilerimde benim gibi olmak zorunda" Eyüp abim kendi kendine kriz geçirirken Ender abim ortaya çıktı "Ulan benim hastalarda ölmüş cenabet miyiz ne" dediğinde Ender abim, aklıma bir şey gelmişti bence ben bugün Kaanla evleneceğim için kötü geçiyordu ailecek günümüz
Kapıdan araba sesleri gelince başımı uzatıp baktım gelen kişi Kaanlardı ve bir sorun vardı Kaan bağırarak camdan çıkmış ve arkadaki arabaya silah çekmiş kurşun atıyordu "Bir bitmediniz sizde!" kurşunu arabanın camını kırmıştı arabaya kullanan Hakandı hızla evin önünden geçtiğinde Kaan bana baktı "Hayatım harika olmuşsun, ama başını içeri sokmazsan biraz sonra makyajın kurşundan ibaret olabilir." dedi. Yüzünde simsiyah bir maske vardı sadece mavi gözleri gözüküyordu ve bugün lens takmamıştı
Hakan hızla köşede firen yapıp durdu elindeki silahla arabadan inmişti karşı tarafta aynı şekilde inmişti "Bayadır görüşmüyorduk ne bu ilk dakikadan kurşun sıkma falan? Hasret gidermeyecek miyiz Keskin?" dediğinde karşı tarafın sinirden çenesi kasılıyordu "Biraz sonra hayatını sonlandırınca göreceksin sen hasreti Öztürk"
Ender abim ve Eyüp abimin kahkahasını duyduğumda kaşlarımı çattım "Ya ne gülüyorsunuz kurtarsanıza Kaan'ı! Allah'ım kocamı öldürecekler!. Biliyorum tamam çok pislik bir herif ama intikamımı almadan ölemez!" dediğimde Eyüp abimin kahkaha sesi yüzünden söylediklerim duyulmamıştı.
Kaan'ın bu durumda olmasından rahatsız olmuştum dışarı çıkıp onları ayırmak istiyordum ama beni içeriye sokanda Kaan'dı zaten, eğer böyle bir şey olsaydı o beni korurdu ama ben onu korumazdım.
"Keskin canımı sıkmaya başlıyorsun ama, ölmek mi istiyorsun?" dediğinde Keskin denen herif cebinden bir sigara çıkartıp ağzının arasına koydu teki eli hayla tetikteydi çakmağıyla sigarasını yaktıktan sonra bir kurşun sesi patladı ve yankılandı aramızda. Bugün tam şuan burada birisi vurulmuştu...
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
HELLOĞ YİNE BİR BÖLÜM VE YİNE BEN, SİZE BİR DUYURU YAPACAĞIM ŞU ARALAR GECENİN FISILTISI ADLI BİR KİTAP YAZIYORUM, EĞER SİZ ŞUAN BU BÖLÜMÜ OKUYORSANIZ BEN ÇOKTAN GECENİN FISILTISI ADLI KİTABIMI YAYINLAMIŞIMDIR, EĞER GECENİN FISITLISI KİTABIMI OKURSANIZ KAN KATİLİMİN İLERİ BÖLÜMLERİ HAKKINDA SPOİ ALIRSINIZ, MESELA YAYINLAYACAĞIM 2. BÖLÜMDE EKİM VE KAANIN EVLENDİKTEN SONRA Kİ HALLERİNİ GÖRDÜĞÜMÜZ KESİTLER OLACAK, EĞER OKUMAK İSTERSENİZ HESABIMDA VAR. 💋💥
