
KA(A)NIN ANLATIMIYLA...
Beyaz kapının önüne gelip zile bastıktan sonra biraz bekledik "Ekim çok yakışıklıyım değil mi?" dedim sinir bozucu bir sesle "Katiller korkunç olur" dedi ne alaka şimdi dönüp dolaşıp konu benim katil olmama geliyor "Tamam bak sende diyorsun onlar katil, ben seriyim" dediğimde yüzüme öyle bir baktı ki öldürecek sandım "ÇOK FARK VAR GERÇEKTEN!" dediğinde işaret parmağımı dudağıma götürüp susmasını söyledim bakışları dudaklarımda uzun süre kaldı
Kapıyı Kahve rengi saçlı koyu kahve gözlerine sahip olan bir kadın açtı muhtemelen Ekimin annesiydi Ekime benzemiyordu Ekimin saçları siyah ve gözleri griydi "Merhaba" diyerek karşıdaki kadına sarıldım kadın başta şaşırdı fakat sonra oda sarıldı "Damadım bu mu?" dedi kadın tebessümle "E-Evet bu" dedi Ekim hızla "Maşallah Hem fiziği var, hem yakışıklı, hem masum gibi de, daha ne olsun" dedi kaynanacığım
İnsanların tipinden masum olduklarına karar veren canım kaynanam sende az sıkıntı var sanki?
"Oğlum senin ismin ne?" dedi kaynanam "Kaan" dediğimde göz kırpıştırarak baktı "Ne güzel, ne güzel" dedi gülümseye devam ederek " sizin isminiz ne. Kaynana" dediğimde kadın hafif öksürerek düzeldi "Esra ben" memnun oldum diyerek hafifçe sırıttım ve içeri girdim iki abi koltukta oturmuş sigaralarını tüttürerek bana bakıyordu
İçerisi leş gibi sigara kokuyor.
Tamam bi tık abarttım sanki
Gördüğüm kişiyle bedenim buz kesti. Bedenim yerli yerindeydi, fakat ruhum geçmişe gitmişti. Geçmişin kara boşluğu beni esir alırken bir kez daha kaçtım ardımda bıraktıklarımdan, bir kez daha korktum geçmişte bıraktıklarımdan. Gözlerimi hızla kırpıştırarak gördüğüm şey gerçek mi yoksa bir kabus mu görüyorum anlamaya çalışıyordum, lütfen kabus olsun Kaan sen o günleri ardında bırak. Ekim durduğumu görünce ilerlemem için bir kaç söyledi fakat ben ilerlemedim olduğum yerde durdum.
Ender Güven... Buse Öztürk'ün daha doğrusu ölen kız kardeşimin ondan 8 yaş büyük sevgilisi nasıl fark edememiştim Ekimin soy isminin Güven olduğunu nasıl unutmuştum nasıl!
Ender beni gördüğünde bir kaç saniye boyunca yüzümü soluksuz izledi ve konuşmak için ağzını açtı "Sevgilin Kaan mı abiciğim?" diye sordu dişlerini birbirine bastırarak Ekim huzursuzca olduğu yerde kıpırdanarak sorusunu cevapladı "Hı hı" dedi. Saçlarım tenimi kavururken bunalmamak adına elimle geri ittim. "Bak, bak işte hayatın değişiklikleri değil mi Ender?" Dedim içimde ki garip duyguyla.
yıl 2023 Buse Öztürk'ün anlatımıyla ölümünü
Kaan Öztürk'ün katil olmasının asıl sebebi.
Çocuksu bir heyecanın verdiği huzurla çıktım üniversitemden, bugün evime dönüyordum minik çantamda ki telefonumu çıkartıp abimi aramayı düşündüm fakat ona sürpriz yapmak istiyordum bu yüzden onu hiç aramadan Enderi aramayı karar verdim daha doğrusu canım sevgilimi aramayı telefon çalmaya başladığında heyecanla bekledim açmasını telefonun ucunda erkeksi sesini duyduğumda şimdiden heyecanlanmıştım "Ooo miniğim beni aramış sonunda" diyerek güldüğünde bende güldüm "Aradım ya, ben hiç unuturmuyum abimi aramayı" aramızdaki yaş farkından dolayı birbirimizle dalga geçerek konuşuyorduk
Bir anda homurdanmaya başladı "Ben gösterteceğim buraya geldiğinde sana abiyi" diyerek edepsizce konuştuğunda gülmemeye çalıştım "Neyse abiciğimmm ben seni sonra arıyım olur mu?" dediğimde hızla konuştu "Kapatm-" demesine bırakmadan telefonu yüzüne kapattım ardından uçak modunu açtım ben gelene kadar sinirden ölürdü şimdi.
Uçağa gitmem için otobüse binmem gerekiyordu durağa doğru ilerlemeye başladım
🩸
Durakta bir kaç dakika bekledikten sonra 40 yaşlarında bir adam geldi ve otobüse binmem için kapıyı açtı "Teşekkür ederim" dedim kibarca adam yüzüme kötü kötü baktığında yanlış bir şey söylediğimi düşünüp utançla boş bir yere oturdum.
Tek tek duraklarda herkes inmeye başlamıştı hava alanına yakın bir yerde inecektim fakat adam tenha bir yola doğru sürmeye başladığında ürkmeye başlamıştım "Abi yanlış yoldan gidiyoruz..." dedim adam bu sefer sinsice güldü "Ne akıllı kızsın sen" dedi korkunç bir sesle, telefonu uçak modundan çıkartmıştım bu adama fena kıl olmuştum çünkü Enderin üst üste aramalarını görünce şu anki halime rağmen kıkırdadım "Hişt sen bana mı gülüyorsun kız" dedi abi "Yok abi bir mesaj geldi de ona güldüm, Şey ayrıca beni şurada indirir misiniz lütfen?" dedim rahatsızdım adam o kadar değişik konuşuyordu ki içimi bir huzursuzluk kaplamıştı abime mesaj atıp atmamak arasında kalmıştım.
"Yok, madem benim aracıma bindin inmeyeceksin!" diye bir hışımla arabayı durdurup üzerime doğru gelmeye başladığında korkuyla telefondan abimi aramaya çalıştım fakat adam hızla elimde ki telefonu alıp demire fırlattığında korku dolu gözlerle adama baktım "Ne olur bana yaklaşma! uzak dur lütfen... Gelme " dinlemedi dinlemeyecekti de
"Vah vah... O küçük ağzını bunları söylemek için yorma çünkü seni dinlemeyeceğim!" diyerek üzerime atladı ve her yerime açlıkla dokunmaya başladı "DOKUNMA!" diyerek haykırdım çantamda ki içi boş limonlu sodamı çıkartım üzerime yatan adamın kafasına sertçe vurdum adam bir kaç saniye kıpırdamadan kaldı ardından elini kafasına götürüp kan bulaşan parmaklarına baktı "Bak sen küçük hanıma!" dedi bağırarak. Ağlıyordum ne yapacağımı bilmiyordum.
Adam kanayan kafasını umursamadan üzerimden yavaşça kalkıp kemerini çıkartmaya başladı "Bırak beni!" diyerek hızla yerden kalkıp kapının önüne gelmiştim fakat adam onun kafasına fırlattığım şişeye rağmen hayla güçlüydü. Cebinden bir şey çıkartıp sırtıma hızla sapladı ne olduğunu anlayamamıştım bile
Sırtımda bıçak vardı...
Sırtıma üç defa bıçağı sokup çıkardı üçüncüde ise son kez saplayıp vücudumun içinde çevirmeye başlamıştı hissediyordum. Yakında bıçak göğsümü delip geçecekti.
Canım o kadar yandı ki bedenim kasılmaya başlamıştı sırtımdan akan kanların fışırtılı sesini duyuyordum dengem hafifçe bozulduğundan sırt üstü yere düştüm ve bıçak bu sefer tamamen sırtıma girmişti. Sırtımda bir şelale vardı sanki, fakat sudan oluşmuyordu kandan oluşan bir şelale vardı sırtımda
Gözlerim hafifçe buğulanmaya başlamıştı bile elimde bir ıslaklık fark ettiğimde hafifçe baktım kendi kanım elime bulaşmıştı
Acıyla haykırdım. Bıçağın ucu göğsümden hafifçe çıkmıştı hissediyordum hızlı hızlı nefes almaya başladım bunlar son nefesimdi biliyordum "E-Ender beni m...merak edecek ne, olur gi-gideyim"
Hani derler ya insan öleceğini anlar sonrada yaptığı bütün iyi ve kötü şeyler bir film gibi gözünün önünden geçer diye, şu an bütün anılarım film gibi geçiyordu gözümün önünden canım o kadar çok acıyordu ki nefes alırken bile bıçağın sırtımdaki sert dokusunu anlıyordum
"Elleyeceğim seni!" diyerek bağırdı adam kemeri kenara fırlatıp pantolonunu çıkartmaya başlamıştı belki bıçak sırtıma batmasaydı kaça bilirdim ama bıçak göğsümü bile delip geçmiş olabilirdi...
Bembeyaz elbisem kanımla kıpkırmızı olmuştu adamın iğrenç parmaklarını her bölgemde olduğunu görüyordum gözümden bir damla yaş düştü zihnim kapanıyordu öleceğimi anlamıştım çünkü canım çok yanıyordu adam bedenimi ters çevirip hızla bıçağı çıkartıp eline aldığında zorla haykırdım bıçağı kadınlığıma batırmaya başladığına son kez haykırdım ve son kez özür diledim "Ö-özür dilerim " ne için özür diliyordum bilmiyordum ama son nefesimi bunun için vermek istiyordum
Böyle ölmeyi hak etmemiştim, adamın her yerime dokunup ardından bıçaklayıp beni öldürmesini hak etmemiştim ben Enderin telefonunu açmayıp ona soluksuz bir vicdan azabı bırakmıştım işte bunu da o hak etmemişti...
En acısı da ne biliyor musunuz? Adam beni tecavüz ettikten sonra bedenimi ormanlığın bir kıyısına atıp yaktığıydı. Belki cesedimi bulmuşlardı ama Vücudum tanınmaz bir hale gelmişti.
Ve ben o gece kendimle beraber 4 insanı daha öldürmüştüm
Abim
Ender
Babam
Annem
EKİMİN ANLATIMIYLA...
Etrafta oluşan soğukluk artık gittikçe beni de üşütüyordu sanki. Herkesin gözleri kor aleve dönmüş bir birlerini izliyordu. Yanımda oturan Kaan'a baktım kıpırdamıyordu bile gözlerini kırpmadığına yemin edebilirdim. Hafifçe koltukta kalçamı kaydırarak yanına yaklaşıp koluna vurduğumda tırsarak kolunu geriye çekti "Ne vuruyorsun" dediğinde konuşacaktım ki Eyüp abim yani küçük abim konuştu "Ne o maviş vuramaz mı sana kardeşim" dediğinde Kaan'ın çenesi kasıldı "Maviş deme lan!" şimdi anlamıştım gözlerini neden sevmediğini insanların ona maviş demesinde hoşlanmıyordu muhtemelen
Maviş deme fikri çık aklımdan!
"Sen göz ameliyatı falam mı oldun niye siyah lan gözün" dedi tekrar Eyüp abim Kaan'ın gözünün mavi olduğunu nerden biliyorlardı? önceden tanışıyorlar mıydı? Ve yine her şeyi en son öğrenen kişiyim.
İnşallah Kaan abilerimi öldürmeye çalışmamıştır...
"Kes artık sesini Eyüp! sadede gelelim bakıyorum ki Kaan Öztürk aylar sonra tekrar karşıma çıktı fakat bu sefer abi rolüyle değil damat rolüyle yanıma gelmiş şaşırdım doğrusu" dediğinde Kaan konuştu "Sen şaşırma lan!" çok sinirli gözüküyordu "ASABIMI BOZMA SİKERİM" dedi Ender abim "AAA küfür etmeyelim lütfen" dedim yapmacık bir sinirle
"Lan Ender canına susadın galiba" dedi Kaan beni takmayarak "He susadım napacaksın beni mi öldüreceksin?!" dediğinde Kaan tam konuşacaktı ki Abim onu susturdu "Kaan. Sen beni sevmesen de ben seni seviyorum. Mu diyeceğin sandın bok derim! Bende seni sevmiyorum çünkü Eyüp'le ve annemle konuşacağım sonrada kardeşime uygun musun düşüneceğim"
deyip Eyüp abimle ve annemle fısır fısır bir şey konuştular Kaan o sıra sadece göz devirmekle yetindi Ender abim hafifçe öksürerek bana baktı ve Kaan'a dönerek konuştu
"Biz kararımızı verdik ve..."
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
BÖLÜM SONUĞĞĞ
BÖLÜMÜ BEĞENMEYİ UNUTMAYALIM



