İçeriğe geç

Kan Emiciler

Bölüm 11 · 6 dk okuma

Kan Emiciler

Bölüm 11

10.Bölüm

10.Bölüm:Kimim ben? Hayatın elinde kalmış olan kişiliklerin birleştirilmesi mi? Yoksa şanssızlıklar kraliçesi mi?

Peki biz onu nasıl bulacaktık?

Ebrar'ın Anlatımıyla:

Salona geldiğimizde tüm herkesin gözleri Daren ve Lalin'in üzerindeydi. Daren'ni yaklaşık 7 yıldır tanıyorum o iyi birisi ve sevdikleri için her şeyi yapabilecek, sevdikleri için her şeyini verebilecek birisi onu Lalin ile beraber görebilmek güzel olsa da anlatılanlara göre Astrid yaratılmışı insana çevirmişti fakat Lalin'e insanlara yapılan büyüleri yapmaya çalıştığımda büyü etkisiz kalıyordu bu da demek oluyor ki o bir insan değil di, belki de vampir güçleriyle yaratıldığından dolayı soyu vampirlere ulaşabileceğini düşündüğünüzden bugün onu vampir yapmaya çalışacaktık.

Daren ve Lalin'in dansı bittiğinde yanımıza yaklaştılar. Daren fark etmese de gönlünü Lalin'e kaptırıyordu fakat bunun olması imkan dışıydı, Daren'i durdurmalıydım yoksa bu iş çok ciddiye binecekti.

Lalin'in kalbini kırmak istemezdim çünkü o gerçekten çok iyi birisiydi fakat o sadece savaşa bir son getirmesi için yaratılmıştı.

"Evet, ne zaman sizin gibi olabiliriz?"

Ayşe, o çok masum birisiydi onun ile tanıştım tanışalı çoğu kişi onun bu saflığını kullanıp ona çok fazla kötülükler yaptılar, hepsinin sonrasında icaplarına baktım ama ona açtıkları yaralar hala kapanmadı.

"Gecenin ilerleyen saatlerinde ama hala bizim gibi olmak istediğinize emin misiniz?" Ayşe vampir olmayı çok yanlış anlamıştı.

"Benimde sizin gibi güçl-" bu cümlenin sonunu az çok hepimiz anlamsızdır zaten.

Araz Ayşe'ye gerçekleri anlatmak için kolları sıvamıştı "Hiç bir şey senin düşündüğün gibi değil! Mesela en basit örnek vampir olunca ne ile beslenmeyi düşünüyorsun Ayşe?" hepimiz Araz'ın demek istediğini anlaşmıştık fakat o üzeri kapalı bir şekilde dile getirdi.

Araz, Tuncay ve Ahmet Can ile göreve geleceğim sırada tanışmıştım tabii gerçek isimleri bunlar değildi fakat Dünya' ya bir yaratılmış aramaya gelmiştik ve farklı isimler burada dikkat çekerdi o yüzden bizde kendimize insan isimleri takmıştık fakat bunun şuan ki konumuzla alakası yoktu.

Tuncay Araz'ın bu şiddetli çıkışına karşı bu sefer ortalığı yumuşatmak için konuştu. "Hadi eğlenelim, coşalım bu son saatlerinizi iyi geçirelim boş verin her şeyi ve şu kanepelerin tadı çok iyi."ardından Ayşe'yi omzundan tutup yiyeceklerin olduğu tarafa götürdü.

Lalin'in Anlatımıyla:

Şu son iki gündür hayatımın hem en mutlu hemde en endişeli iki günüydü neden endişeliyim tam olarak bilmiyorum ama daha adlarından başka hiç bir şeylerini bilmediğim dört yabancıyı sanki yıllardır tanıyormuş gibi hissediyorum ve bu beni mutlu ediyordu ama bir yandan da tekrardan kandırılabileceğimi düşünmek beni öldürüyordu.

Bu düşüncelerimden hızlı bir şekilde sıyrılıp Ebrar'a döndüm o boş bakışlar ile etrafa bakınıyordu sanki çok yanlış bir karar almış gibiydi bence o da vampir olmaktan korkuyordu bende korkuyordum ama amaçsız bir hayatın ortasında bana vaat edilmiş farklı ve sonsuz bir hayat belki de beni daha mutlu edebilirdi.

Endişelerime gelirsek aslında bir endişem bir kaygım yok ama içten içe bu işin sonu kötü olacak gibiydi belki bugün değil ya da yarın ama bir gün bu sonsuz hayatın sonuna varacağımı en derinden hissedebiliyordum.

Saatler saatleri kovalamıştı ve gecenin yarısı olmasına sadece 15 dakika kalmıştı tam o esnada Daren salonun ortasında ki yerin tam önünde konuşmaya başladı.

"Sevgili misafirler ve sevgili insanlar bugün biliyorsunuz ki önemli bir gün çünkü bu salon da ki insanlardan birsi altınkan bir vampire dönüşecek en son böyle bir olay bundan tam tamına on iki bin yıl önce olmuştu ve o günden sonra altınkan nesilden nesile aktarılmıştı ama o günün sonuna geldik. Lalin gelir misin?"

Daren herkesin önünde beni mi çağırmıştı?

Şimdi yandım. Rahatla kızım beklediğin an geldi farklı ve sonsuz bir ömür seni bekliyor hadi bunu başara bilirsin.

Daren'in yanına emin adımlar ile ilerledim, ve sadece ona yaklaşmama bir kaç adım kalmışken o bana elini uzattı uzattığı elini tutup yanına yaklaştım.

"Evet, sadece bir kaç dakika sonra o artık bir altınkan olacak ve ona hiç kimse hiç bir şey yapamayacak çünkü o yarat-"

Daren cümlesini bitirmeden salonun en arka kısımlarından güçsüz bir kadın sesi onu susturacak konuşmaya başladı.

"Çeneni kapat Daren onu korumak benim görevim hemen onu bana teslim edin. Kraliçe Astrid bu görevi bana vermişti siz ne hakla görevimi benden çalarsanız!"

Kalabalık ortadan ikiye ayrılmıştı ortadan yürüyen kadın ise bir yandan Daren'e cümleler kurarken bir yandan da kalabalığın ona yaklaşmasına müsade etmiyordu o an da arkamdan Ebrar'ın sesini işittim.

"Amber sen...nasıl...yani nasıl yaşıyorsun?"

Ebrar ne diyordu böyle karşımda ki kadının ismi Amber mı? Hem öyle olsa bile Ebrar bunu nasıl biliyordu "Sen ne diyorsun Ebrar? Bu kadın da kim?"

Bunu dememle birlikte karşımda ki kadını gülmeye başladı, gülmesi daha da şiddetlendi ve durduğunda. "Vay vay vay, bizim küçük Bella'ya bak büyümüşte kendine isimler takıp haddini aşan görevlere karışmış, değil mi Bella ya da Ebrar artık hangisini kullanmak istersen."

Büyük bir şaşkınlık içerisinde Ebrar'a döndüm ya da o kadının dediği gibi Bella'ya, burada ne oldugunu anlayamamıştım ki kadın tekrardan konuştu.

"Merhaba canım benim, seni böyle karşılamak istemezdim ama mecbur bırakıldım ben Misty ya da Amber ne de olsa herkes bu ismimi öğrendi neyse ama sen bana 'abla' diye seslenebilirsin ne de olsa öyleyim." Burada ki herkes aklını kaçırmıştı bu kadın ne diyordu şimdi benim bir ablam yok ki olsa bilirdim, bilirdim değil mi?

Herhalde bende aklımı kaçırmaya başlamıştım git gide çünkü şu an herkes aklını kaçmıştı, bu sefer de Daren konuşmaya başladı.

"Bunları bu şekilde öğrenmesine gerek var mıydı ki, daha sonra da söyleyebilirdin hem tam da dönüşeceği zaman şimdi senin yüzünden bir yıl daha beklemek zorundayız Amber, hem sen nasıl hayattasın sen ölmüştün

güçleri yok olmuştu."

Olaydan tamamen soyutlanmış birbirlerine laf yetiştiren iki kişiyi izliyordum "Bir yıl daha beklemenize lüzum yok çünkü o bir vampir ve her zaman öyleydi sadece güçlerini keşfetmesi gerekiyordu ama sizinde onun bu durumunu hiç kimseye duyurmamanız lazım dı çünkü bu bir kraliyet sırrı ve artık bir sır değil."

"Ayrıca onu buldunuz ve güçlerinin farkına varmasını sağladınız gerisi benim sorumluluğum ne de olsa Annem onu bana emanet etmişti."

Bu nasıl...

Yani düşündüğüm doğru olabilir mi bana kardeşim demişti ve de hem kraliçe Astrid onu bana emanet etti derken hemde annem demişti yani onun annesi Kraliçe Astrid mi ve onun kardeşiysem benim annem kraliçe mi?

"Evet düşüncelerin doğru sen benim kardeşimsin bir de seçilmiş yaratılmış kişisin seni abim, ben ve annem güçlerimizi birleştirerek yarattık sebebi ise ülkemizin bulunduğu durumdu ama seni yaratırken abim öldü annem ise ağır hasarlar aldı ama hafızasını kaybetmeden önce bana seni korumam için vasiyet etti ve seni insana çevirdi, seni canım pahasına korudum ama en şiddetli, en korkunç cadılar senin varlığını öğrenip elimden almaya kalkıştılar bende seni korumak için gücümü sana aktardım, daha çok küçüktün seni başka nasıl koruyabilirdim bilmiyordum o yüzden son gücümle seni dünyaya bıraktım ülkemiz şimdi daha kötü bir halde ve seni ülkemizi korumak için kullanıp kenara atacaklar ama ben buna müsade edemem hem de ASLA."

İçimde bir yerlerde onun bana doğruyu söylediğini hissedebiliyordum ama o zaman Ebrar veya adı her neyse ve çocuklar bana yalan söylemişti.

Artık kime veya neye inanacağımı bilmiyordum, başım dönmeye başlamış ve ayaklarım yerden kesilmeye başlamıştı en son hatırladığım ise Su'yun bağırış sesleriydi.

"Çekilin başından, hepsi sizin yüzünüzden." diyordu en son gördüğüm ise Ayşe'nin Ebrar'ı ittirmesiydi dudakları kıpırdıyordu bir şeyler diyordu fakat duyamadım ama dudaklarının kıpırdıyışından dolayı 'yalancı uzaklaş hemen' gibi bir şeyler dediğini anlayabiliyordum.

Etraf karanlıktı hemde hiç olmadığı kadar, saat kaçtı, pekiya bunun önemi var mıydı?

Galiba yoktu ya da ben neredeyim, belki ben, ben değilimdir olabilir mi?

Zaten yaşadıklarım hiç kimsenin yaşadıklarına benzemiyor çünkü ben Lalin'inim ve herkesten farklıyım peki ya ben neyim bir insan değilim tam olarak bir vampir değilim o zaman ben kimim?

Hayatı her zaman uzun bir maraton olarak düşündüm bazen ise kısa ama belki de ben o maratonu tamamlamış ve ne cehenneme kabul görmüştüm neden cennete ortada kalmıştım her zaman öyleydim şimdi ne olduğumu bile bilmiyordum kitaplarda insanlar öldüklerinde beyaz ışığa doğru gidiyorum gibi şeyler derken ben neden karanlıktayım belki de ben ölüm ile yaşam arasında sıkıştım.

Tam aklımdan bu gibi cümleler geçerken etraf beyaz ışıkla dolmuştu ya uyanıyordum ya da ölüyor.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.