Merhabaa arkadaşlarr yeni bölüm ile geri döndüm umarım bölümü seversinizz
Merdiven basamaklarının soğuk taşı, çıplak ayaklarımdan yukarı doğru bir ürperti yayarken nefesimi tuttum. Salondan gelen sesler artık daha net, daha keskin duyuluyordu. Babamın o her zaman otoriter olan sesi, bu yabancı ses karşısında eziliyor, adeta savunmaya geçiyordu.
Korkulukların gölgesine sığınarak aşağıya baktığımda, salonun ortasında dikilen iki figür gördüm. Biri babamdı; omuzları çökmüş, ellerini önünde birleştirmişti. Diğeri ise sırtı bana dönük, uzun boylu, siyah ceketli bir adamdı. Duruşundan bile etrafına yaydığı o sert ve tavizsiz enerji hissediliyordu.
"Bize sormadan, buraya adım atabileceğini mi sandın Ahmet Bey?" dedi yabancı adam. Sesi pes, pürüzsüz ama bir o kadar da tehditkardı. "İstanbul'da saklanabileceğin delikler bitmiş olabilir ama bu toprakların kuralları bellidir."
"Miran Ağa," dedi babam, sesi titreyerek. "Ben sadece... ailemi korumaya çalışıyorum. Olan bitenle onların bir ilgisi yok. Her şeyi geride bıraktık."
Miran denilen adam hafifçe başını yana doğru çevirdi. Profilinden keskin çene hattı ve gözlerindeki o karanlık kararlılık görünüyordu. "Hiçbir şey geride kalmaz, Ahmet Bey. Geçmiş, sen nereye gidersen oraya seninle gelir. Dedi sesini bı doz yükselterek
"B-baba ne oluyor" diye fısıldadım ama duymuş olucaklardı'ki ikiside aynı anda bana döndüler, babamın endişesine endişe katarken, Miran denilen adam sanki bişey düşünmeye başlamişti "oğlum ne işin var burda çabuk odana geç" diye seslendi babam neden böyle yaptığını anlamıyordum. babamın lafını dinleyip arkamı dönüp merdivenlerden bı adım aticakken yabancı bir ses doldurdu kullaklarimi "Ahmet bey bu kan davasını bitirmek istiyor musunuz" diye babama teklifte bulundu Mira'nın babasıydı sanırım konuşan kişi, babam gözlerini üzerimden çekip vuslat denen adama dikti
Babamın titreyen nefesini merdivenlerden bile duyabiliyordum. "Vuslat Bey," dedi babam, sesi neredeyse bir yalvarış gibi çıktı. "O daha çok genç... Bu meselelerin uzağında büyüdü. Onun hiçbir şeyden haberi yok."
Vuslat Bey, ağır adımlarla salonun ortasına doğru ilerledi. Yaşının getirdiği o ağırlık ve gözlerindeki acımasız ifade, babamın üzerindeki baskıyı daha da artırıyordu.
"Bu topraklarda kimsenin ne kadar genç olduğu ya da ne kadar uzakta büyüdüğü sorulmaz, Ahmet Bey," dedi Vuslat Bey, gözlerini benden ayırmadan. "Kan davası dedin mi, akan kanın hesabı sorulur. Ama sen buraya bizim oldugumuz şehre sığındıysan, bu işi kökten çözmenin bir yolu olduğunu sen de biliyorsun." Hâlâ ne olduğunu cözmeye calişiyordum en sonunda babam bana özür dilerim dercesine bakişlarini yolladı babamın karşisindaki adam memnun bir şekilde sırıtarak babama baktı. Miran denen adam ise hicbirsey demeden sadece babasının verdiği talimata uyuyordu
"Yarın akşam saat 20:00 hazırlıklı olsun" diye devam ettirdi Mira'nın babasi, babama konuşma fırsatk vermeden hepsi çıkıp gitti
kapının kapanma sesi evde yankılanırken, babam olduğu yere çöker gibi koltuğa bıraktı kendini. Annem ise mutfak eşiğinde gözyaşlarını tutmaya çalışıyordu.
Merdivenlerden yavaş adımlarla indim. Kalbim göğsümü dövüyordu. "Baba..." dedim, sesim titreyerek. "Ne demek yarın akşam? Ne için hazırlıklı oluyorum? Bu insanlar kim ve bizden ne istiyorlar?"
Babam yüzünü ellerinin arasına aldı, omuzları çaresizlikle sarsılıyordu. Bana bakacak yüzü yok gibiydi. "Seni korumak için oğlum," diye fısıldadı sadece. "Seni ve ailemizi yaşatmak için başka çarem kalmamıştı."
"Neyden korumak?" diye üsteledim. Kafam tamamen karışmıştı. Az önce salonda konuşulan "evlilik" ve "töre" kelimeleri zihnimde dönüp duruyordu ama bunu kendimle bağdaştıramıyordum. İstanbul’dan daha yeni gelmiştik, buradaki insanları tanımıyordum bile. Muhtemelen bu kadim şehrin kurallarına göre, aileler arasında yapılacak resmi bir anlaşma, bir nevi sadakat veya barış sözleşmesi için beni şahit ya da teminat olarak göstereceklerini düşünüyordum. "Yani... Onların ailesine katılıp orada mı çalışacağım? Bir tür ortaklık mı bu?"
Babam cevap vermedi, sadece gözlerini kaçırdı. Onların dünyasında bu "anlaşmanın" ne anlama geldiğini, Miran ile yan yana gelmenin hayatımı nasıl tamamen değiştireceğini bana itiraf edemiyordu.
Ertesi gün akşam saatleri hızla yaklaştı. Evde tuhaf, kasvetli bir hazırlık vardı. Annem elleri titreyerek bana en düzgün takım elbisemi giydirdi. Sorduğum hiçbir soruya net bir cevap alamıyordum; herkes suskunluk yemini etmiş gibiydi.
Anneme başka bir soru sormak icin dudaklarımı araladigimda zil çaldı "hadi güzel oglum kapıya sen bak" dedi ağlamaklı bir ses tonu ile ilk başta red etmek istesemde ailemin ne kadar zor durumda olduklarını görünce kabul etmek zorunda kaldım, sanırım buna mecburdum, merdivenlerden ağır ağır indim hiç o kapıya ulaşmak istemiyordum, istediğim gibi olmadı tabiki herzamanki gibi
Kapıyı yavaş yavaş açtım "oğlum ailen nerde" diye soran tatli tatlı Gülen bir kadın vardı hiç cevap verme gereğinde bulunmadan içeriye girmeleri için biraz geri cekildim, diğerleri ise hicbirsey demeden içeri daldılar hepsi içeri girince istemesem bile arkalarından gittim içeri ailem ve onun ailesi içeride oturuyolardı İçeri girdiğimde salondaki atmosfer o kadar gergindi ki, havadaki o ağırlığı neredeyse elimle tutabilirdim. Babam oturduğu koltukta adeta küçülmüş gibi duruyor, annem ise ellerini önünde birleştirmiş, gözlerini halının motiflerinden ayırmıyordu.
Vuslat Bey, odanın başköşesine kurulmuştu. Yanında ise dünkü o karanlık ve sert ifadesiyle Miran oturuyordu. Miran'ın gözleri kapıdan girdiğim andan itibaren üzerime kilitlendi. O bakışlarda anlamlandıramadığım, insanı huzursuz eden bir sahiplenme ve meydan okuma vardı.
"Hoş geldiniz," dedi babam, sesi boğazına düğümlenir gibi çıktı.
Vuslat Bey başıyla hafifçe selam verdi. "Hoş bulduk Ahmet Bey. Vakit dar, usul erkan neyse hızla yerine getirilsin. Bu işin geri dönüşü olmadığını hepimiz biliyoruz."
Kapıda beni karşılayan o tatlı dilli kadın, elindeki gümüş tepsiyle içeriye doğru adımladı. Bana bakıp tebessüm etmeye çalışsa da gözlerindeki endişeyi gizleyemiyordu. Annemin yanına gidip fısıldayarak bir şeyler söyledi. Annem ayağa kalktı, gözleri dolu dolu bana doğru yürüdü ve elimi tuttu.
"Hadi oğlum odana cık" annemin neden böyle bişey istediğini anlamasam'da o boğucu ortamda kalmaktan iyidir düşüncesiyle hızlıca odama çıktım aradan sadece bı kaç dk geçtikten sonra kapım tıklatildi "gir" bı dk ne Miran o niye buraya geldi yavaştan ayağa kalktım onu görünce sinirim tepeme çıkmıştı
"Ne işin var senin odamda" diye hafiften bağırdım keşke bağırmaz olaydım Miran beni öldürücekmiş gibi bakıyordu Miran bı kaç adım atı bana doğru ondan korkmadigimi sansın diye yerimden kıpırdamadım Miran, aramızdaki mesafeyi tek bir büyük adımla kapatıp tam karşımda durdu. Boyu benden uzun olduğu için üzerime çöken gölgesi bile odadaki havayı anında ağırlaştırmıştı. Gözlerindeki o soğuk ve keskin ifade, az önce attığım çığlığı pişmanlıkla boğazıma tıkmaya yetti.
"Bana sesini yükseltme," dedi, sesi o kadar kısık ama o kadar derinden geliyordu ki, tehdidi iliklerime kadar hissettim. "Bu konakta, bu şehirde kimse bana karşı sesinin tonunu ayarlamadan konuşamaz. Hele ki sen, asla."
Geri adım atmamak için kendimi zorlarken, "Burası benim odam!" diye diklendim, sesimin titremesini gizlemeye çalışarak. "Kim olduğunu, ne hakla evimize gelip hayatımızı altüst ettiğini bilmiyorum ama şimdi hemen çık dışarı!"
Miran hafifçe öne doğru eğildi. Yüzü yüzüme o kadar yakındı ki, gözlerindeki o karanlık kararlılığı en net haliyle görebiliyordum. "Sen hâlâ nerede olduğunu, kiminle oynadığını kavrayamamışsın," dedi, her kelimenin üzerine basa basa. "Dışarıda babanın karşısında el pençe durduğu adamlar kim sanıyorsun? Burası senin İstanbul'daki konforlu dünyana benzemez. Oradaki kuralların hiçbiri burada sökmez." Hafifçe sesini yükselterek "ayrıca kim olacağıma gelirsek bu saaten sonra kocanım ve biliyormusun ben itaatsizlikten nefret ederim" o şeytani bakışlariyla bunları söylerken adeta ordan kaçıp gitmek istiyordum "sana asla itaat etmicem" dedim kısık sesle "Aras evlenince sana öğretirim" alay edermişcesine konuştuktan sonra beni sertçe itip odadan çıktı
Bu günlük bu kadardı yeni bölüm yarın yine bu saatlerde gelir bölüm hakkında yorumlarınızı yazarmisiniz beğenmeyi unutmayinn iyi gecelerrr🫶


