İçeriğe geç

Kan Borcu

Bölüm 6 · 2 dk okuma

Kan Borcu

Bölüm 6

6.BÖLÜM: KİLİTLİ KAPILAR ARDINAD

Selin, kapının altından atılan o ince kâğıdı elinde tutarken parmaklarının titremesine engel olamadı. Kerem’in el yazısı sert ama aceleciydi. "Bu gece kapını içeriden kilitle ve kimseye açma. Babam henüz gitmedi." cümlesi, odanın içindeki havayı bir anda buz kesti.

​Selin, kapının kilidini bir kez daha kontrol etti; metalin yuvasına oturuş sesi, bu devasa villada sığınabileceği tek kaleydi. Dilara yatağın köşesinde büzülmüş, Selin’in elindeki notu korkuyla izliyordu.

​"Ne yazıyor?" diye fısıldadı Dilara. Sesi, sanki duvarların kulakları varmış gibi kısıktı.

​Selin notu avucunda buruşturup Dilara’nın yanına oturdu. "Kerem... Babasının henüz gitmediğini söylüyor. Kapıyı açmamamızı istemiş."

​"Murat Soykan..." Dilara’nın sesi titredi. "O adamın gözleri sanki ruhumu söküp alacak gibi bakıyor Selin abla. Az önce salonda bana babamdan bahsederken, sanki beni çoktan o mezara koymuş da üzerine toprak atıyormuş gibiydi."

​Selin, Dilara’nın omuzlarına sarıldı. İki genç kız, lüks bir hapishanenin en güvenli sanılan köşesinde birbirlerine tutunmuşlardı. Dışarıda rüzgar, villanın pencerelerini dövüyor, ağaç dalları cama birer parmak gibi vuruyordu.

​Ancak rüzgarın uğultusu arasında başka bir ses duyuldu: Ağır, ritmik ayak sesleri.

​Koridorun halıyla kaplı zemini bile o adımların ağırlığını gizleyemiyordu. Adımlar Selin’in kapısının önünde durdu. Selin ve Dilara nefeslerini tuttular. Kapının kolu yavaşça, neredeyse nazikçe aşağı indi ama kilitli olduğu için açılmadı. Ardından tok bir vuruş geldi.

​"Selin? Uyudun mu kızım?"

​Gelen Murat Soykan’dı. Sesi, babacan görünmeye çalışan ama altından zehir sızan o aynı tondu. Selin cevap vermedi. Kalbi öyle sert çarpıyordu ki, sanki göğüs kafesini kırıp dışarı fırlayacaktı.

​"Biliyorum, bugün senin için zordu," dedi Murat, kapının ardındaki karanlıktan. "Ama Soykanların gelini olmak, bazı fedakarlıklar gerektirir. Yarın sabah erkenden terzi gelecek, gelinlik provaların var. Hazır olsan iyi edersin. Ha, unutmadan... Yanındaki misafirimize iyi bak. Onun kaderi, senin bu düğündeki 'isteğine' bağlı."

​Adımlar yavaşça uzaklaştı. Selin, adamın uzaklaştığını duyduğunda ciğerlerindeki tüm havayı dışarı verdi. Dilara hıçkırarak Selin’in göğsüne saklandı.

​"Beni tehdit ediyor," diye fısıldadı Selin, gözlerinden yaşlar süzülürken. "Seni öldürmekle beni tehdit ediyor."

​Selin yavaşça ayağa kalkıp balkon kapısına yöneldi. Dışarıdaki soğuk havayı ciğerlerine çekmek istiyordu. Perdeyi araladığında, bahçedeki fenerlerin loş ışığında bir gölge gördü. Bahçedeki çardağın altında, yağmurun altında sırılsıklam olmuş bir halde oturan Kerem’i fark etti.

​Kerem, elinde bir sigarayla yukarıya, Selin’in penceresine bakıyordu. Gözleri karanlıkta bile parlıyordu. Selin ile göz göze geldiklerinde Kerem yavaşça başını salladı; "Ben buradayım, korkma" der gibiydi.

​Selin o an anladı; Kerem, kendi babasından korumak için geceyi dışarıda, yağmurun altında nöbet tutarak geçiriyordu. İkisi de kilitli kapıların ardındaydı ama Kerem, bu hapishanenin gönüllü gardiyanı olmayı seçmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.