İçeriğe geç

Kan bağı

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Kan bağı

Bölüm 1

Sessiz ev

Bazı evler sessiz değildir.

Sadece içlerinde konuşulanları kimse duymaz.

Bizim evimiz de böyleydi.

Dışarıdan bakıldığında sıradan bir aileydik. Sabahları mutfaktan çay kokusu yükselir, annem kahvaltıyı hazırlarken babam televizyonun karşısında haberleri izlerdi. Ben ise çoğu sabah uykulu gözlerle masaya oturur, kimsenin fark etmediğini düşündüğüm küçük ayrıntıları izlerdim.

Annemin yüzündeki yorgunluğu.

Babamın bazı sorular karşısında gözlerini kaçırmasını.

Ve ne zaman geçmişten bahsetsem, odanın bir anda sessizleşmesini.

Çocukken bunların hiçbirini anlamazdım.

Ama büyüdükçe insan bazı şeyleri sormadan da fark etmeye başlıyor.

O sabah da her şey normal başlamıştı.

— Kahvaltın soğuyor, dedi annem.

— Geliyorum.

Sandalyeye oturduğumda annem önüme bir tabak koydu. Her zamanki gibi gülümsedi ama gülümsemesi gözlerine ulaşmadı.

Bir süre sessizce kahvaltı yaptık.

Sonra aklıma, nedenini bilmediğim bir soru geldi.

— Anne...

Elindeki bıçak bir an durdu.

— Efendim?

— Ben doğduğumda nasıldım?

Annem bana baktı.

O kadar kısa bir andı ki belki başka biri fark etmezdi.

Ama ben fark ettim.

Yüzündeki ifade değişmişti.

— Ne biçim soru bu şimdi?

Omuzlarımı silktim.

— Öylesine sordum.

Annem başını eğdi.

— Çok küçüktün.

— Fotoğraflarım var mı?

Bu kez babam konuştu.

— Var tabii.

Sesi sertti.

Normalden fazla sert.

Başımı ona çevirdim.

— Nerede?

Babam çayından bir yudum aldı.

— Eski eşyaların arasında.

Sonra konu kapandı.

Ama benim için kapanmamıştı.

O gün okuldan döndüğümde doğrudan odama gitmedim.

Evde kimsenin olmadığını fark edince koridordaki eski dolabın önünde durdum. Annem yıllardır o dolaba dokunmamamı söylerdi.

Nedenini hiç açıklamazdı.

Dolabın kapağını açtım.

İçeride eski kıyafetler, birkaç kutu ve sararmış fotoğraflar vardı.

Kutulardan birini çıkardım.

Üzerinde sadece bir tarih yazıyordu:

2009

Kutuyu açtığımda eski fotoğraflar önüme dağıldı.

Bebeklik fotoğrafları.

Doğum günü fotoğrafları.

Aile fotoğrafları...

Hepsine tek tek baktım.

Sonra bir fotoğrafta elim durdu.

Fotoğrafta annem vardı.

Babam vardı.

Ve onların arasında küçük bir kız çocuğu...

Ama o çocuk ben değildim.

Fotoğrafın arkasında tek bir cümle yazıyordu:

“Bunu ona asla anlatmayın.”

Kalbim hızla çarpmaya başladı.

Fotoğrafı tekrar çevirdim.

Çocuğun yüzüne baktım.

Sonra kendi çocukluk fotoğraflarıma...

Bir şeyler yanlıştı.

Ve o an ilk kez, yıllardır içinde yaşadığım evin aslında bana anlatılmayan bir hikâyeyi sakladığını anladım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.