İçeriğe geç

KAMİKAZE AŞKI

Bölüm 4 · 7 dk okuma

KAMİKAZE AŞKI

Bölüm 4

4.BÖLÜM (sİYaH TüYLü ŞeY)

"Aaaa" annemin çığlığı duyar duymaz koşarak salona girmiştik. Annem kanepenin üzerine çıkmış ağlıyordu "Neşe, şu siyah tüylü şeyi hemen al" eliyle gösterdiği yere bakınca bu sabah az kalsın arabanın altında kalacakken kurtarıp eve getirdiğim yavruyu o an hatırladım. Hemen yavruyu kucağıma alarak sakinleşmesi için boynunu sevdim.

"Nasıl girmiş buraya anlamıyorum" annem kendi kendine konuşurken bana kızmamasını umuyordum.

"Ben getirdim" gözlerini fal taşı gibi açıldı ve bağırmaya başladı.

"Eve nasıl kedi getirirsin sen! Kedilerden korktuğumu en çok sen biliyorsun ayrıca bütün evi tüy yapacak" annem çok küçükken sevmeye çalıştığı bir kedi tarafından saldırıya uğramıştı ve hala bugün kollarında çizikleri duruyordu. "Biliyorum anne ama bu sabah şoförün biri onu gördüğü halde ezmeye çalıştı" elbette az kalsın arabanın altında kaldığımı ona söylemeyecektim.

"Sen aklını mı kaçırdın? Ya hastalık varsa hepimize bulaştırır" kanepeden inmiş yanıma gelerek kediye baktı "aslına tatlı bir şeye benziyor ama yinede aşı olmadan evde kedi istemiyorum"duyduklarımın gerçek olduğunu emin olabilmek için abime baktım ve benim gibi o da hayretle anneme bakarken gördüm.

"Gerçekten evde kalabilir mi?" emin olmak için sormuştum.

"Evet, ama bütün sorumluluk sende her ay aşı ve bakım yaptıracak, ihtiyaçlarını kendin karşılayacaksan" sarılmak için bir adım atmışken kendini geri çekerek "evde kalmasını izin veriyorum ama o şeyi benden uzak tutacaksın Neşe" hızlıca başımı sallayıp odaya girmiş cüzdanımı ve montumu alarak evden çıktım. Kapının önünde ayakkabılarımı giyerken karşı daireden Emrah çıkmıştı.

Son konuşmamızın üzerinden bir hafta geçmişti ve ailesi de kısa sürede Bursa'dan gelip eve yerleştiler. Gülümseyerek "selam" aramız eskisi kadar kötü değildi ama yinede mesafeli durmak en iyisiydi. Aynı şekilde karşılık vererek hızlıca merdivenlerden aşağı inmiş ve her zaman ki gibi bisikletimi almış yavruyu ise sebete koyarak sokağın sonunda kalan veteriner gittim.

"Kolay gelsin Serdar abi"

"Hoş geldin kızım" orta yaşlarında olan Serdar abi gördüğüm en kibar insandı.

"Abi bu ufaklığı sabah sokakta buldum acaba kontrol edebilir misin?"hızlıca bir kaç kontrol ve iğneden sonra elinde tuttuğu reçeteyi bana vererek "bu tarihlerde gelin kontrol edelim ufaklığı" onu onayladıktan sonra petshop gidip ufaklık için bir yatak, yemek kabı ile fare oyuncağı almıştım.

Serdar abi küçük yavru için bir kaç mama verdiğinden eve olduğunda daha erken dönmüş ve ufaklık için balkonda güzel bir ortam hazırladım.

Babam yağmurlu havalarda kitap okumayı sevdiğimi bildiği için balkonu tamamen camla kapatmıştı, dışarısı ne kadar soğuk olursa içerisi o kadar sıcak oluyordu. Bu benim ve ufaklık için bir o kadar iyiydi.

"Ufaklığın adı ne?" Eserin sesini duymamla beraber arkamdan sarılmış, saçlarımı ensemde toplamıştı. Hiç düşünmeden "ketçap"dedim.

Şaşkınlığı sesine vurmuştu "neden peki" omuz silkerek "ketçapı çok seviyorum onu da çok sevdim neden olmasın ki?"başımı omzuna yaslanarak "hem baksana o da benim gibi ketçapı çok sevdi" mama yerine dünden kalan pilavı vermiştim üzerine ketçap sıkmayın ihmal etmedim.

"Sen gördüğüm en değişik insansın"

"Olabilir"

"Bir insan nasıl ketçaplı pilav yer ki? Anlamıyorum" omzundan itekleyerek odaya kadar sürükledim onu "az laf çok iş" yarın matematik sınavımız vardı ve ben hiç çalışmadım Eser'de bu yüzden gelmişti zaten. Yapamadığım konularda bana yardımcı olacaktı.

~

Kaç saat çalıştık bilmiyorum ama havanın kararmasıyla ders çalışmayı ara verip balkonda sıcak çikolata içmeye karar vermiştik. Hava bugün bulutluydu, gökyüzünde sessizlik hakimdi. Nedense bu gece hüzünlüydü.

"Senden hoşlanıyor" bardak elimden kayıp hızla yer düştü kırılan parçaları toparlerken elimi tutup beni ayağa kaldırdı.

"Bana karşı dürüst olmanı istiyorum Neşe" Eserin aniden değişen ruh hali beni korkutuyordu. "Ne?" gözünden bir damla yaşın akmasıyla dünyam tersine döndü sanki.

"Biliyorum beni hiç bir zaman o gözle görmediğini ama Neşe ben seni gördüğüm ilk andan itibaren seviyorum" hazırlıksız yakalandığım bu itiraf üzerinden bedenim titredi dengemi kaybettim, beni kollarımdan tutup ıslak zemine oturttu.

"Beni sevmeni beklemiyorum elbette ama bir şansa hak ettiğimi biliyorum" akan göz yaşlarını titreyen ellerimle sildim.

"Ona baktığın gibi bana bakmanı istiyorum. Aranızda ne var bilmiyorum açıkçası öğrenmek bile istemiyorum ama lütfen bana bir şans ver" vücudum titriyor, göz yaşlarım benden izinsizce akıyordu. Neden ağlıyorum? Neden onu kaybetme düşüncesi canımı çok acıtıyordu? Neden?

"Eser, ben..." konuşmama izin vermeden "lütfen Neşe" belki zamanı gelmişti geçmişi ardımda bırakıp geleceğe odaklanmalıyım. Ama o gelmişti beni kollarının arasına alıp 'senin için geldim' demişti.

'Ne çabuk unuttun sana yaptıklarını' kalbim gitme kal derken aklım bana yaptıklarını unutmuyor her defasında acımasızca hatırlatıyordu.

Kalbimin sesini dinlemiştim ve her defasında kendimi onun yanında o parkta bulmuştum şimdi aklımı dinleme zamanı geldi. Onu geçmişte bırakacağım öldürdüğü o kız olmaktan vazgeçiyorum.

Dizlerimin üzerine kalkarak yumuşacık görünen dudaklarını esir aldım. Yavaş ve korkak bir öpücüktü ama bu beni mutlu hissettirdi. Geri çekilerek gözlerinin içine baktım "istiyorum" dedim ve o an yan taraftan gelen kırılma sesiyle ayağa kalktım.

Kapı serçe kapandı.

Esere baktım ve onun da benim baktığım yere yan balkona baktı. Orada olduğunu biliyordu ve bunu bilerek yapmıştı bunu o sinsi gözlerinde görmek mümkündü.

Beni kullanmıştı onun bana yaptığı gibi...

~

"Berbattı" Arda elini omzuma atarak oturduğu sandalyede gerildi.

"Benim iyi gibiydi" sınavda dün çalıştığımız bütün konular çıkmıştı büyük kısmını yaptım ama emin değildim.

"Of bu kadın niye hep zor soruyor"

"Zor değildi" Eser yanımda ki sandalyeyi çekip oturdu.

Olabildiğince kendimi ondan uzak tutmaya çalıştım ve birkaç çift gözün bize dönmesine neden oldu. Son olanlardan sonra onunla konuşmak istemiyordum.

Bilerek yapmıştı ve bunu bana hiç çekinmeden dürüstçe söyledi. Ağlamasını gerçek miydi? Yalan mıydı? Bilmiyorum ama bir konu da artık eminim Eseri öperek kendimi ne kadar çok mutlu hissetmiş olsamda aslında üzerimde kurduğu baskının bana hissetirdikleriydi.

"Bugün bir şeyler yapalım mı?" Eser.

"Hayır, bugün Arda ile sinemaya gideceğiz öyle değil mi?" sırtımı ona dönerek kaş göz yapıp bana ayak uydurmasını söyledim.

"Sinemaya mı? Haaaa doğru ya Avengers yeni filmi sezona girmişti değil mi" neyse ki yalanıma ortak olmuştu ama bana kuşkucu bakışlarını esirgemedi.

"Ders bitti değil mi? Biz artık gidelim Arda" kolundan tutup zorla Arda'yı çıkışa sürükledim.

"Bana bir açıklama yapmak ister misin ufaklık" Arda sıkılmış şekilde ellerini çeketine koyarak duvara yaslandı. Güveniyorum değil mi? O zaman kimseye anlatamadığım gerçekleri ona söyleyebilir hatta belki beni bu çıkmazdan çıkarabilirdi.

"Arda, ben Emrah'ı seviyorum" düşücek gibi olsa da kendini hemen çeki düzen verdi "yani önceden öyleydi" gözlerimi kaçırmak zorunda kaldım.

"Bana tam olarak ne olduğunu anlatır mısın?" etrafı kolacan edip kimsenin olmadığından emin olup yaklaştım.

"Ailemle dört yıl önce Bursa'da yaşıyorduk Emrah'la o zamandan beri tanışıyoruz hatta daha önceden beri arkadaşlık kuruyoruz yani galiba öyle. Kimse benimle konuşmak istemezken o benimle birlikte vakit geçiriyordu. Konuşmazdık ama bana hep süt getirirdi bende onu görmek için hep buluştuğumuz o parka giderdim. Yine bir gün parka yanına giderken geç kaldım ve onu başka bir kızla konuşurken gördüm. Bunu ilk başta yadırgamadım ama o kız onu öpünce öylece baka kaldım. Kızı görünce dünyam başıma yıkılmıştı. Kuzenim, Emrah'ı bir tek ona anlatmıştım. Daha önce onunla hiç konuşmadı hatta görmedi ama o gün aslında benden önce onu tanıdığını anladım. Benimle sürekli konuşmasının nedeni Emrah'a daha yakın olmak içindi. Eve gidip bütün gece ağlamıştım. Abim biliyordu onu döveceğini söyledi ama engel oldum. Zaten ondan sonra babamın işi gereği buraya taşındık. Bir daha ne Emrah'ı gördüm ne de kuzenimle konuştum" o ana kadar ağladığımın farkında bile değildim.

Arda'nın kollarında kaybolurken sessizce ağlamaya devam ettim.

Emrah bir konuda haklıydı ben hep birilerin beni sevmediği için üzülürken aslında güvendiğim birinin beni çıkarları için yanımda durduğunu öğrenmek daha çok canımı yakmıştı.

~

Önümüzde ki pankartta bakarken Arda benim içinde sipariş verdi "iki tane büyük boy patlamış mısır ve diyet kola" burnumu çekerek bir sonraki seans için sıraya girdik.

"Al şunu sümüklü" bana uzattığı mendili alıp burnumu sildim "aaa" ufak çaplı attığım çığlıkla salonda ki herkes bize baktı. Arda ne olduğunu sorar şekilde bakınca burnumda ki piercing gösterdim üzeriden birkaç gün geçmişti ama hala canımı yakıyordu.

"Ne anlıyorsunuz şu burnunuza taktınız şeyden anlamıyorum" göz devirerek önüme döndüm.

"Güzel oldu bence ben çok beğendim şahsen" elinde bize aldığı mısır kovası şimdiden yarıya inmişti.

"Eserden beklemezdim yani tamam onun senden hoşlandığını hepimiz biliyoruz ama kıskançlık yapacak biri değil o" artık hiçbir konuda emin değildim. Her sabah uyandığımda sevdiklerim tarafından ihanete uğruyorum.

"Arda lütfen konuştuklarımız aramızda kalsın" yanağımda bir makas alarak "aramızda ufaklık" sıranın bize gelmesiyle beraber salona girip arka koltuklarda ki yerimizi aldık. En az üç kere izlemiştim ama her defasında ilk kez izliyormuşum gibi heyecanlıydım.

~

Bütün günü Arda ile dolu dolu geçirmiş gecenin sonunda beni eve bıraktıktan sonra kendimi odaya atmıştım. Sıcacık bir duşun ardından sonra atıştırmalık bir şeyler için mutfağa girdiğimde karşımda görmeyi beklemediğim bir yüzle karşılaştım.

Sarı saçlarını omzundan savurarak "görüşmeyeli nasılsın kuzen" Esra.



Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.