İçeriğe geç

KAMİKAZE AŞKI

Bölüm 1 · 5 dk okuma

KAMİKAZE AŞKI

Bölüm 1

1.BÖLÜM (kOMşU'NUN oĞLU)

“Hayır”

“Ama anne”

“Neşe, hayır diyorum daha fazla ısrar etme” annemi ikna edemeyeceğimi anlayarak mutfaktan çıktım eğer izin vermiyorsa bende kaçacaktım. Dolaptan beyaz spor atleti ve üzerine siyah salaş bir tişört altıma ise gri bir eşofman geçirip dğılacağını bildiğim saçlarımı hızlıca at kuyruğu bağladım.

Sırt çantama yedek kıyafetleri takıştırdıktan sonra odadan çıktım. Odam hemen mutfak kapısının karşısında olduğu için anneme görünmeden geçmeliydim. Neyse ki akşam gelecek olan davetsiz misafirlerimiz için hazırladığı börek ile uğraştığından beni görmemişti.

Dışarıya çıkmak üzere iken kapının kilitli olduğuna dair kılık sesini ve hemen ardından kendini beğenmiş abimin sesini duymuştum “sence annem evden kaçacağını düşünmedi mı?” elbette düşünmüştü.

Duvara yaslanmış elindeki anahtarı sallıyordu. Göz devirerek elindeki anahtarı almaya çalıştım ama boyu benden uzun olduğunu için başarılı olamamıştım.

“Deniz” kaşlarını çattı.

Hemen uzunarak elindeki anahtarı bir çırpıda aldım, bu sefer ben zafer gülümsemesi ile ona bakıyordum.

“Bilerek yaptın “ kıkırdadım.

“Sevgili abiciğim kardeşini çok hafife alıyorsun” ona ismiyle seslenmemden asla hoşlanmıyordu ve ben bir kardeş olarak verdiğim söz üzerine ne zaman sinir etmek istesem ona ismiyle seslenirdim.

Göz devirerek “Ceren, sabrımı zorlama” daha fazla sinirlendirmek istemediğim için “geliyor musun?”

“geliyorum ama Emrah’ı bekleyeceğim” kaşlarımı kaldırarak

“Emrah?”

Gülerek “şu senin küçükken ‘evleneceğim’ dediğin Emrah” daha fazla burada durmak istemediğim için yere attığım çantayı alarak evden ayrıldım. Merdivenin altında kalan mor renkteki bisikletin kilidini açarak sokağın sonuna doğru hızla sürerken karşıdan gelen siyah aracın şoför koltuğundaki kişiyle kısa bir anlığına göz göze geldiğim o kısacık anda önümdeki ağaca çarpmıştım.

Benimle beraber arabada ani bir frenle durmuştu, ben kanayan ellerimle ayağa kalkmaya çalışırken onun tok sesini duyduğumda nefes almayı unuttum.

“Aklından ne geçiyordun acaba?” kolumdan tutarak kaldırıma oturmamı sağladı ben hala olayın şokunu üzerimden atamamışken koşarak bize doğru gelen abimin hemen önümde diz çökerek bağırmaya başladı.

“Aklını mı kaçırdın sen! Neden önüne bakmıyorsun ya Emrah seni fark etmese arabanın altında kalabilirdin” derin bir nefes alarak ayağa kalktım. Hala önümde diz çöken abimi aldırmadan çarpmanın etkisiyle karşı kaldırıma uçan bisikleti ve sırt çantamı alarak hiç bir şey demelerini fırsat vermeden evimizin iki blok ötesinde olan okulun futbol sahasına çok geç varmıştım.

Bisikleti arka bahçeye bırakıp koşarak soyunma odalarına girip yırtılmış olan eşofmanımı ve tişörtü değiştirdim.

Yüzüme bir kaç kere su çarptıktan sonra yol boyunca çalan telefonumu sessize aldım. Abim sürekli aramıştı ama her defasında onu reddettim.

Sahaya doğru yürürken grupa atılmış olan mesajları okumaya başladım.

CHARLİNİN ŞEYTANLARI +9 yeni mesaj

Dora (ikizler): Neşe’den haber alan var mı?

Hazar (kitap kurgu): Büyük bir ihtimalle başını belaya sokmuştur yine...

Arda (ikizler): Açık artırmayı başlatıyorum benden elli

Melek (sessiz):hahahaha

Melek (sessiz): Benden yüz

Eser (yakışıklım): Ceren telefonları açmıyor!

Almira (süslü): Eminim yine o gri eşofmanı giymiştir

Deniz (ukala): Çocuklar Ceren az önce bisiklet ile arabaya çarptı onu göreniz var mı?

Çiçek (abime aşık): Durumu iyi mi?

Gruptaki mesajlar on dakika önceye aitti onları daha fazla bekletmeden koşarak basamaklardan inerken adımı duymamla beraber kendimi havada bulmuştum.

Eser, beni kolları arasına alırken arkasında çekip gittiğim için bana kızgın olan abim ve arkadaşlarım vardı ve herkesten uzak bir köşede duran o çok sevdiğim kahverengi gözleri ise bana bakmıyordu bakışları bana sarılan kolların sahibindeydi.

Eser “Bizi ne kadar endişelendirdin biliyor musun?” her zaman ki gibi ne kadar düşüncesiz ve sorumsuz olduğumu söyleyen ezbere bildiğim konuşmasını yaparken beni bu eziyetten Arda çekip kurtarmıştı. Beni herkesten koruyacağını bildiğim kollarıyla sıkıca sarılarak “kızı rahat bırakın olan olmuş artık hem bakın o gayet iyi hadi dağılın” elbette onu kimse takmamıştı.

“Lan gerizekalı kızın üzerinden açık artırma yapmadın mı?” Hazar’ın ortamı yumuşatmak için söylediğine güldüm.

“Neşe Ceren sakın bana şirinlik yaparak kurtulacağını düşünüyorsan yanılıyorsun!” abimin delice bakışları üzerimde hissederken tedirginlikle kıpırdandım.

“Yarından itibaren okuldan eve geliyorsun ve ayrıca bugün ki maça girmiyorsun” itiraz edecek olsam da beni dinlemeyeceğini biliyordum yarın bir şekilde gönlünü alırdım nasıl olsa.

~

Yarım saat geçmişti ve ben hala bir köşede oturmuş onları izliyordum. Arda ne kadar çabalamış olsa da abimi ikna edememişti bende kendime telefondan oyun açıp oynarken kucağıma atılan muzlu süt ile yanıma oturan Emrah’a bakmakla yetindim. Telefonu bir kenara itip sütümü içmek için pipeti batıracekken “önce çalkala” dediğini duydum ama umursamadan içmeye başladım.

“Küçükken de söz dinlemezdin” omuz silktim. Bana baktığını biliyordum ama onunla konuşmak hiç içimden gelmiyordu.

“Konuşmamakta ısrarcısın?”

“Süt için teşekkür ederim” onu arkamda bırakıp sahadan çıkan Esere sarıldım, ellerini belime yerleştirirken saçıma buse kondurdu.

“Özür dilerim çok yükseldim ama senin için çok endişelendim” onu seviyordum ama onun beni sevdiği gibi hiç bir zaman sevmedim. Biliyorum bana karşı hisleri vardı ve korkuyordu çünkü o da biliyordu benim onu beni sevdiği gibi sevmediğimi. Belki ona haksızlık ediyordum fakat daha önce denedim ondan uzak durmayı, kötü davranarak benden uzaklaşmasını ama olmadı her şey daha kötüleşti. Önce okula gelmeyi bıraktı, kimseyle görüşmüyordu sonra kendini eve hapsetti.

“Muzlu süt sevdiğini bilmiyordum?” buruk bir gülümsemeyle baktım gözlerine bilmemesi çok normaldi muzlu sütü hep onun için içerdim. O sevdiği için...

“Aslında sütü bana Emrah almış” kaşlarını çattı.

“Deniz, küçükken hep onunla ‘evleneceğim’ diye ağladığını anlattı” önümüzdeki banka oturup beni de hemen yanı başına oturttu.

“Emrah, abim gibi benim için. Küçüklük aklı işte” çok fazla üstelemedi zaten ondan sonrada hiç konuşmadık.

~

“Sana çok kızmış?” çenesiyle sahadan çıkıp bizim oturduğumuz tarafa doğru gelen abimi göstererek ‘bol şans’ diledi. Eser’in kalkması üzerine abim üzerinde sırılsıklam olan tişörtünü çıkarıp yüzüme fırlattı ayağa kalkıp elimde tuttuğum şişeyi ona atacakken elimi havada tutup kulağımın arkasına fısıldadı.

“Üniversiteyi kazanmış ailesi ile buraya taşınıyorlar” yoksa?

“Karşı daireyemize taşınıyorlar” tutmuş olduğum nefesimi verdim.

“Hiç bir açıklama yapmadan neden kaçıp gittiğini biliyorum”

“Abi” diyebildim sadece

“Söz veriyorum sana Neşe Ceren bir daha canını yakmasına izin vermeyeceğim!”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.