Aşağıda büyük avluda davullar zurnalar çalıyor, zılgıtlar çekiliyordu. Tüm Van sokaklarında adaklar dağıtılıp bu mutlu gün kutlanıyordu. Bugün Esat ve Kara Aşiretilerinin en mutlu günüydü. Bugün Kan Davasının bittiği gündü. Anaların gözleri yaşlı, kalpleri ağızlarındaydı yıllarca. Elleri semaya açık bu Kan bitsin diye dua ederlerdi. Ancak bir düğün akan kanı bitirirdi, bilirlerdi. Lakin Kara aşiretinde uzun yıllar kız doğmadı. Sonraki yıllarda da Esat aşiretine denk yaşta kız yada erkek uygun düşmedi yada gelmedi. Hoş gelseydi de Esat Aşireti'nin reisi Bozkurt Ağa'nın O soysuzlara kız vereceği de yoktu. Gün oldu devran döndü, olmaz denilen oldu. Esatların güzeller güzeli kızı Maviş, Kara'ların en saf en temiz yürekli oğluna Ömer'e gönlünü kaptırdı. Kaçarlarken yakalanmaları onların talihsizliğiydi. Benim talihim o konaktan bu sayede kurtulmaktı. Bilinmezliğin kör karanlığı o adamın yanından yeydi benim için. Yani anlayacağınız bugün benim için bir esaretin bitip, başka bir esaretin başladığı gündü. Bugün benim düğün günüm.. Nerden başlasam bilmiyorum ki. En iyisi ortadından bir yerden dalmalı konuya. Madem acılarıma birinci elden şahit olacaksın doğrusunu bil. Ben Çağın, 24 yaşında Van'ın küçük bir kasabasında ilkokul öğretmeniyim. Ahh pardon ilkokul öğretmeniydim. Ben severek yapıyordum mesleğimi, gönülden. Anne babamı erken yaşta kaybedince bana Halam Gül sahip çıktı. Hani benim için saçını süpürge etti derler ya o misal fedarkardı benim Gülüm. Sonunda okulumu bitirip, yetim şansı ilk yıldan atanınca Halam da sonunda hayata bir şans verdi. Evlenip yurtdışına gitti eniştemle. İrtibarımız hiç kopmadı, kopmamıştı işte ben dönülmez hatalar yapıp hayatımı karartana kadar. Aşık olmak yaptığım en büyük hataydı çünkü. Yanlış kişiye attı kalbim. Daha da kötüsü yanlış kişinin elinde paramparça oldu kalbim. Şahin Kara kalbimin katili. Onu ilk kez İstanbul Van uçağında gördüm. Gülüm atanma hediyesi birinci sınıf bilet hediye etmişti. Bilse kaderimi değiştireceğini elleri ile yırtar atardı o bileti. Kader deyip sıyrılıcaz mecburen. Akılsızlığımın, toyluğumun cezasını da kadere kesicez. Altı Ay ÖnceKulağımda telefonumu sıkıltırmış sırtımdaki çantanın ağırlığı altında direnmeye çalışıyordum. Omuzumda laptopum, elimde çift valizim ile bitmiş bir haldeydim. Ve Gülüm beni darlamaya hız kesmeden devam ediyordu. Gülüm valla yeter uçak kaçıcak! Daha valizleri veremedim sal beni artık. Bende seni seviyorum enişteme selam söyle. Tamam iner inmez arıycam. Tam valizi bırakacağım uçağın havalimanındaki valiz kontrol noktasına gelmek üzereydim ki arkamdan itilmem ile yere kapaklanmam aynı dakikalara denk geldi. Yerde acımla yüzleşip dövünürken koşarak uzaklaşan çocuğun ve özürler dileyerek oğlunu yakalamaya çalışan kadın ardından öylece kaldım. Baya öküzün trene baktığı gibi baka kaldım arkalarından. Sonra önüme iri kalın uzun parmaklar uzanınca aynı şaşkınlıkla önce parmaklara, sonrasında da o parmakların sahibi adama baka kaldım. Kalbimin katili ile ilk bakışmamdı. Kalbimin bana ilk o kara gözleri görünce ihanet etmişti. Hızla çarpıp ona doğru akmıştı benim minik kalbim, katiline sevdalanmıştı ilk görüşte belkide. Şahin: Yerini çok sevdin galiba ufaklık? Uçak kaçıcak kalkmazsan. Uçak, uçağım eyvah! Şahin: Yavaş ol ufaklık! Haşim Eşyaları toplayın bagajını teslim edin ufaklığın. Haşim: Emredersin Ağam. Ufaklık değilim ben beyefendi! Bugüne bugün atanmış koskocaman bir öğretmenim. Gülüyor şerefsiz birde. Neyse Çağın duruşunu bozma oğlum. Teşekkürünü et ve yoluna git. Şahin: Öyle mi? Hayırlı olsun Öğretmen Bey. Teşekkür ederim, hem yardımlarınız için hemde tebriğiniz için yani. Size iyi günler dilerim. Haşim midir nedir onun verdiği bagaj kartı ile yürümeye başlamıştım ki bu adam da peşinden gelmeye devam etti. Durup hayırdır der gibi başımı salladığımda gülerek uçuş kartını gösterdiğinde yerin dibine girdim. Aynı uçaktaydım ve ben adamın onca iyiliğine rağmen ona sapık bir takipçi muamelesi yapmıştım. Üzgünüm yani pardon sandım ki.. Neyse iyi günler tekrar. Şahin: İyi günler ufaklık. Demiş ve gülmüştü peşinden. Çok güzel bir gülüşü vardı. Tüm yakışıklığına birde gülüşü eklenince tehlikeli bir kombinasyon oluşturuyordu. Neyse konumuzla bu adamın karizmatik yakışıklığının hiç ilgisi yok. Peş peşe uçağa giriş yaptığımızda montumu ve çantamı kabin dolabına yerleştirip,cam kenarına oturmuştum ki tesadüfün böylesi dedirticek şey gerçekleşmişti. Şahin: Kötü kötü bakma ufaklık. Belki de kaderimiz bir yazılmıştır. O gün romantik bulduğum bu cümlenin şimdi ayağımdaki prangaların sebebi oluşu daha da canımı yakıyordu. Bölüm Sonu... Yeni bölümde görüşmek üzere 👋
Bölüm 1
B. 1
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.