Her gün bambaşka bir başlangıç demek. Kim her gününü dün ile aynı olduğunu iddia ediyorsa yanılıyor. Her sabah uyandığında güneş aynı yerinde mi oluyor ya da saat aynı saniyede mi ilerliyor? Bu demek oluyor ki zaman aynı kalmaz. Biraz karışık gelebilir ama olay bundan ibaret. Daha basit anlatacak olursam bir bebek düşünün dünyaya yeni gelmiş her saniye farklı bir şey öğreniyor. Hareketleri zamanla değişiyor. İlk emekliyor ,sonra yürüyor ve en sonda koşmayı öğreniyor. Zaman onun için hiç aynı kalmıyor.
Çok konuştum biliyorum biraz düşüncelerimi aktarmak istedim. Mutlu olmak, sevmek , yaşamak vb.şeylerle ilgili bir sürü düşüncem var. Niye mi? Düşünmeye çok fazla zamanım var. Her günümün aynı olmaması gibi her gün düşündüğüm şey de aynı olmuyor. Neyse, ben Sevil. Biliyorsunuz beni. Sevilmemiş biriyim. Sevilmemiş Sevil diye de adlandırıyorum kendimi. Başka ne denir ki bana. Artık denmeyecek. Sevilmemiş Sevil olmayacak adım. Sevilen Sevil olacak. Sonunda istediğim oluyor. Seviliyorum.
Sonunda karar verdim. Düşündüm ki beni seven birine sevebilirsin demek kadar mantıklı bir şey yok. Bende kabul ettim. Her ne kadar saçma gelse de. İnandım bütün kalbimle ona. Belki de ilk defa böyle bir şey yaşadığım içindi. " Deneyelim" dedim. Mert ile konuşmak ne kadar doğru bir karardı bilmiyorum ama bilmek istediğimi de düşünmüyorum.
Ben aslında bir şey fark ettim onunla konuşmaya başlayınca fark ettim ki gülmek çok az yaptığım bir eylemmiş. Beni güldüren benzetmeler yapması ,mutlu etmesi ve mutlu etme isteği özel yapıyordu.
lll.kişili anlatım:
Sevil mutlu olmayı hak ediyordu. Onun ailesi pek de özenilecek bir aile değildi. Kendinden bahsetmeyi bu yüzden sevmezdi Sevil. Düşünürdü hep ya böyle bir aileye sahip olmasaydım ne olurdu diye sonra düşüncesinden vazgeçerdi. Babası tam bir dindardı. Kıyafetine, gittiği yerlere, okuduğu okula karışırdı. İmkanı olsa nefes almasına bile karışır, az al çok al diye konuşurdu. Fazla baskıcıydı. Bir o kadar da umursamaz. Dinine bağlı olması iyi bir baba olduğunu göstermez. Annesi babasının yanında daha ılımlı biriydi. Babasını ikna etmeye çabalar. Kızının gözünde koymazdı hiçbir şeyi. İstediği üniversiteye gitmesi için ne kadar dil dökmüştü kocasına. Ne kadar kıza karışılsa da başörtüsü örtmesine karışamamışlar. Sevilin dokunduğunda ipek gibi yumuşak, güneşe çıktığında parlak renkli kumral saçları hayran olunasıydı.
İnsan bir kişiyi dış görünüşüne göre yargılayamaz. Bu ona kesin bir bilgi vermez sonuçta. Belki bu hikaye dış görünüşü pek önemsemeyecek ama insanın içini dışına göre daha çok yargılayacak. Bir çok kişi çevresi tarafından dış görünüşü tarafından yargılanmış, dışlanmış, iştenmemiş olabilir. Karşılarına çıkan herkes yargılayacak zanneder böyle kişiler. Ben Sevil'in sadece saçını anlatıcam. Kadınlar saçlarını bir anda keser çünkü birikmiş anılarından kurtulmak ister. Erkekler ağlamaz ağlarlarsa çok çaresiz kalmışlardır. Bilinen yanlışlar belki de bilinen alışılmışlar.
Mert yazdı yazdı yazdı. Konuştu hep. Dinledi sonra. Güldü, düşündü, hayal etti. Sevil'i sevdi bir de. Uzun zamandır yaptığı şeyi yaptı yani. Sevdi. Hemde yapabildiğinden çok. Mutlu oldu. En mutlu gününden daha çok. Hayal etti. Bütün hayallerinin içine tek bir kadını koyarak. Sevil ve Mert sevdiler , mutlu oldular ,hayal kurdular. Hiç yapmadıkları gibi.
merhaba arkadaşlar bu hikayeyi okuyup yorum yaparsanız çok sevinirim beğenip beğenmediğinizi o kalp tuşuyla da öğrenebilirim. Şimdiden teşekkürler ☺️