iğnelerle dolu bir yatağa uzanıp sağımı dönerek kumar oynamıştım ,oysaki iğnelerin batacağı kalp benimki bile değildi .Ben kendi kalbimi taşımaktan bile acizdim ,onun kalbiyle yaşıyor her gün dahada içimdeki savaşta yeniliyordum .Normal duygular bir kenara aşık bile olamamıştım ben ,kendi hayatımdaki kararlara dahi karışmadan yaşıyordum.Çünki o hayat bana ait değildi ,işte ben öyle bir eziktim.olduğum yerde gözlerimi bile açamadan doğruldum ,saat alarmım ötüp duruyordu.Her şeyi kafaya takan ben saati umursamadan geri yattım.Sarmal kedim kucağıma gelip poposunu karnıma koydu ,üstümde debelenirken benim rahatsızlığımı önemsemiyordu bile . tekrar doğrulup elimi ısırmasına izin verdim "sanada günaydın çıtır" çıtır hafifçe üstümden atladı ve muhtemelen tuvalet kağıdımla oynaşmak için tuvalete yöneldi. Kalkıp ardından bende gittim ve ciddi anlamda soğuk suyla yıkandım ,üstümü giyindiğimde soğuk havadan solayı kabanımı seçip giyerken aynı anda anahtarımı cebe atıp evden ayrıldım.oldukça sade ve gereksiz bir hayatım vardı aslında, iki yüzlü kadının tekiydim en yakın rastgele bir yerden zift gibi olan kahvemi alıp iş yerime doğru suratsızca yürürken balonu ağaca takılmış bir çocuk gördüm ,ağlayıp annesini istiyor o ağlafıkça benim kulaklarım çınlıyordu
hızlıca çocuğa dönüp onun boyuna eğildim ,ensesinden tuttuğum gibi kendime çektim "sokağın ortasında böylesine ağlayamazsın çocuk ,yeter artık !" çocuk bir bana birde yere bakıp ağlamasına daha da şiddetli devam etti ,artık dayanamıyordum.
omzunu iki yandan tutup silkeledim tahminen 5 yaşında olan erkek çocuğunu. "kes artık sesini!" diye gümlediğimde sarışın bir kadın çocuğu elimden alıp endişeyle çocuğa baktı "iyimisin bebeğim?" annesi olduğunu anlamam uzun sürmedi. doğrulupkadına ruhsuzca baktım ,umrumda değildi çocuğun bağırması benim suçum değildi
o günü unutamıyorsun değil mi arın?
"neden çocuğuma yaklaşıyorsun ,niye bağırıyorsun?!" sarışın kadın bağırırken saçma bir şeyler geveleyip oradan uzaklaştım. Ama ağlama sesleri hala kulağımda yankılanıyordu
iki elimle kulaklarıma vurarak çınlamayla karışık ağlama sesini susturmaya çalıştım ,olmuyordu işte onun anıları benimkileri silemiyordu ,o bana yetmemişti .Doyumsuz beynim kalbimi kabullenmemişti işte. Ben kafama vurarak yürürken elimdeki lahve yere düştü ,onu bile tutamamıştım panik olup gözlerimi sıkarkenbirinin yerdeki karton bardağı alıp çöpe attığını gördüm.
"nisan?" dedim şaşkınlıkla "beni mi takip ettin sen?" nisan her zamanki eğlenceli ses tonuyla kısa saçlarını karıştırıken lafa girdi "aynı iş yerinde çalışıp aynı yoldan gittiğimizi hatırlatmak isterim sana, hem sen iyi değilsin yine" cümlenin sonlarına doğru elini saçından çekmiş omzuma koymuştu tıpkı bir anne gibi yumuşaktı ses tonu
"iyiyim ben nisan ,karışmayın artık hayatıma" elini ittirip üstümdeki kahve lekesine elimi sürttüm "isteyip istememen önemli değil ,ne yaparsan yap senden nefret etmeyeceğim boşuna çabalıyorsun" cebinden mendil çıkarıp bana hzatınca hızla çekip aldım ,sinirli değildim ama dinirli görünmem gerekiyordu
hızlı adımlarla önünden ilerledim ve ofise vardığımızda sevgili kel müdürümüzün odasın kapıyı çalıp girdim .Otoriter yüzlü bir adam daha vardı yanında ,yüzü biraz farklıydı yabancı gibi yani
"arıncığım yeni baş müdürünle tanışmanı isterim" dedi kel müdürüm yanındaki adamı göstererek "nasıl yani,işi bırakıyormusunuz .Projelerimiz ne olacak?" kendisi sayısız tasarımımı imzalamış ve gelecek için ayarlamıştı ,hepsinin çöpe gitmesi üzücü olurdu
yanındaki adamın yüzünde hafif bir gülüş sezdim ,aşşağılayıcıydı "neye güldüğünüzü öğrenebilir miyim lütfen? ,yaptığınız saygısızlığın nedenini merak esdiyorum" dedim imalı şekilde .Adam çokbilmiş tavırla birkaç adım attı ve saklamaya çalıştığı gülüşünü açığa çıkardı "cesaret gerektiren itirazınız komik geldi sadece ,ve tabii en sonki cümleniz"
kel müdürüm yalandan bir kahkaha atıp bana döndü "eminim konuşma şeklini düzeltirsin Arıncığım ,emre bey rahatsız olabilir" imalı ses tonu rahatsız ediciydi