Zeynep, Yalın’la birlikte karanlık ormanın içine doğru koşarken, her adımda arkasından bir şeyin onları izlediğini hissediyordu. Seda’nın o donuk gözleri gözlerinin önünden gitmiyordu. “Elinizde olan her kalp… bana ait artık.” O sözler, beynine kazınmış gibiydi.Yalın bir an durdu, Zeynep’i kolundan tuttu. “Sessiz ol,” dedi fısıltıyla. “Bizi izliyor.”“Kim?” dedi Zeynep, korkuyla çevresine bakarak. “İkinci avcı… ya da artık bir gölgeye dönüşmüş olan Seda.”Ağaçların arasından eski bir kulübe çıktı karşılarına. Yalın kulübenin kapısını açtı ve Zeynep’i içeri çekti. Burası yıllardır kimsenin girmediği, unuttuğu bir yerdi. Ama içeri girdiğinde Zeynep’in gözüne çarpan şey… şaşırtıcıydı. Duvarlarda onlarca çizim vardı. Kalpler, gözler, kanlı cümleler. Ortadaki masanın üzerinde ise bir kitap duruyordu. *Kasabanın Laneti*.Yalın dikkatle sayfaları çevirmeye başladı. “İşte bu… Seda’nın büyük halasının tuttuğu günlük.”Zeynep eğildi, satırları okudu: *“Bir gün… biri gelecek. Laneti taşıyan ama aynı zamanda kırabilecek kişi. Onun gözleri karanlığı görebilecek kadar derin, kalbi ise kurban edilmeyecek kadar güçlü olmalı.”*Yalın ona döndü. “Sanırım o kişi sensin Zeynep.”
Zeynep bir adım geri çekildi. “Hayır… ben sadece sıradan biriyim. Ne laneti kırabilirim, ne de kalp kurban etmeye tahammülüm var.”Tam o sırada kulübenin camı şiddetle titredi. Bir çığlık yankılandı. Bu kez Zeynep’in değil… bir başkasının.Yalın hızla dışarı çıktı, Zeynep arkasından. Ormanın kenarına vardıklarında yerde bir not buldular. Üzerinde kanla yazılmıştı:*“Bir kalbi korumak, binini yakmak demektir.”*Ve hemen yanında… Elif’in kolyesi vardı. Zeynep’in sınıf arkadaşı. “O da mı…?” diye sordu Zeynep, boğazı düğümlenerek. Yalın başını eğdi. “Kalp Avcısı artık hedef büyüttü.”Zeynep’in gözleri doldu. “Artık bir şey yapmalıyız. Sadece kaçmak yetmez. Bu laneti bitirmenin bir yolu olmalı.”Yalın hafifçe gülümsedi. “Bu cesarete ihtiyacımız vardı. Şimdi sana gerçekleri anlatacağım. Ama önce… sana bir şey göstermem gerek.”Yalın, ceketinin iç cebinden eski bir anahtar çıkardı. Paslı, ama üzerindeki semboller hâlâ belirgindi. “Bu… büyünün yapıldığı evin anahtarı.”Zeynep nefesini tuttu. “O ev hâlâ duruyor mu?”Yalın başını salladı. “Orası lanetin doğduğu yer. Ve belki… bittiği yer olacak.”Zeynep, geceyi yırtan rüzgârın sesi eşliğinde Yalın’a baktı. Korkuyordu… ama kararlıydı. Bu sadece bir oyun değildi artık. Bu, bir kalbin sınavıydı.
Ve o sınav başlıyordu.