Yorum yazıp oy verelim lütfen.
İyi okumalar❤️🩹
Doğa: Yok ebenin ama artık yani (07:30)
Gece gece yazıp doldurmuşsun
5-6 düğmesini açacakmış
Lan gömlek zaten 7-8 düğmeli oluyor
Sen hiç uğraşma gömleksiz gel
Nasıl korktum anlatamam
ÖKÜZ EMRE: Sana da günaydın Doğacım
Valla benim için sorun yok
Ama Yavuz komutanıma ayıp olur
Asker adama yakışmaz
Doğa: Asker adama birisini ailesinden vurmak yakışıyor mu peki?
Yarayı kanatmak yakışıyor mu?
ÖKÜZ EMRE: İnsandan insana değişir
O gerizekalı damarıma basmasaydı bunlar olmazdı
Tek suçlu benim ya
Doğa: Tek suçlu sensin, evet
Mağduru oynama bana
ÖKÜZ EMRE: Ya sabır ya selamet
Ben dediğimin arkasındayım
O salak Alpten de özür falan dilemiyorum
Doğa: Sen bilirsin Emre
Sonsuza kadar sana Emre diyen bir Doğa kazandın
Bunu anlamayanı da ne bileyim
ÖKÜZ EMRE: Emre diyip durma ya bana
Ne yani böyle yeni tanışmış gibi mi yapacağız?
Doğa: Hiç tanışmamış gibi yapacağız
Her şeyi düzeltene kadar sen Emre ben Doğayım
2 alakasız, farklı, sadece aynı timde görev yapan insanız
ÖKÜZ EMRE: Benim kararım değişmeyecek
Zaten en sonunda onun gerçek yüzünü görüp pişman olacaksın
Sen terssen, ben senden 5 kat fazla tersim Doğa Korkmaz.
Doğa: Benim için sıkıntı yok
Karar senin
ÖKÜZ EMRE: Boş ver şimdi onu da
O elbiseyi giymeyeceksin dimi?
Doğa: Yoo. Giyeceğim
Sana ne hem?
Göreve gitmiyor muyuz?
Sivil şekilde bara hem de.
Kusura bakarsan bak ama şık ve güzel olmam gerek
ÖKÜZ EMRE: Sen zaten her halinle güzelsin, güzelim
Öyle fazla özenmene hiç gerek yok
Doğa: Ayy ne kadar da tatlısın
Dikkat çekmememiz gerek
Sen de özenirsen iyi olur
Ha bi de
O elbiseyi 2 dünya bir olsa da giyeceğim
Yani hiç öyle kendini yorma aslanım
ÖKÜZ EMRE: Tamam. Öyle olsun
Akşam görürsün asaletimi o zaman
Sence beyaz gömlek mi yoksa siyah mı?
Hangisi daha çok yakışır?
Doğa: Ay sen çuval giysen yakışır
Ama beyaz zaafım var
O yüzden beyaz gömlek giysen hiç fena olmaz
Ama abartma
Öyle 5-6 düğme falan
Kaslarını sergilemeye mi gidiyorsun.
ÖKÜZ EMRE: Teşekkür ederim ya ağzından güzel bir cümle çıktı
Ayrıca korkma şaka yapıyordum
3-4 düğme açarım
Beyaz güzel seçim
Kaslarımı sen gör başkasına gerek yok
Doğa: Hadi ya
Atsana bir foto bakayım
ÖKÜZ EMRE bir fotoğraf gönderdi...

Al buyur. Hayrını gör.
Doğa: Lan şaka yapmıştım
Sen öyle her foto isteğene atıyor musun?
Hayret bir şey ya
Adama şaka bile yapılmıyor
Hemen ciddi algılıyor
Allah ıslah etsin seni
ÖKÜZ EMRE: SHAJSJNZSJHSHS
Ah Doğa ah
Başımın tatlı belası Doğa
Biliyoruz her halde şaka yaptığını
Gözün şenlenmiş oldu işte kötü mü?
Özlemişsin ama beni dimi?
Doğa: Mendebur.
Ne şenlenecek be gözüm? Densiz
Ayrıca hiç özlemedim
Şeytan görsün senin yüzünü
ÖKÜZ EMRE: Anlamadık sanki
Ben bilmiyor muyum yalan söylediğini
Doğa: Çık.
ÖKÜZ EMRE: Veee bir yalan daha
Bu arada sosyal medyada bir şey gördüm ve onu senin üzerinde denemek istiyorum
Doğa: Niye?
Denek makinesi miyim ben?
ÖKÜZ EMRE: Tövbe haşa
Neyse. En sevdiğin erkek ismini söyler misin canımın içi?
Doğa: Öncelikle bana bu gibi sevgi hitapları kullanmayı kes Emre
Madem çok istiyorsun söyleyeyim
Kaan.
ÖKÜZ EMRE: Kaan mı? O kim ya? Beni niye söylemiyorsun?
Doğa: Seni niye söylüyorum?
Kimse değil
İsim söyle dedin söyledim
Ayrıca bu ne saçma bir şey
ÖKÜZ EMRE: Sevgilinizin en sevdiği erkek ismi sizin isminizdir diyordu testte.
Doğa: Biz sevgili miyiz Emre?
ÖKÜZ EMRE: Şaka mı yapıyorsun?
Doğa: Yoo. Biz sadece arkadaşız
Ben seni affettiğimde sevgili olacağız
ÖKÜZ EMRE: Neyse Doğa
Ben gidiyorum
Hazırlanıp tabura gitmem gerek
Akşam görüşürüz
•••
Alparslan'la yazıştıktan sonra hastaneye gitmek için hazırlandım. Hazırlandıktan sonra arabama binip hastaneye gittim.
Üstümü değiştim ve direk acile gittim.
Yolda Neslihanla karşılaştık.
"Doğa." Diyince durdum.
"Aa? Neslihan? Ne işin var burda?"
"Öyle Alpi görmeye geldim. Geçmiş olsun. Yaralanmışsın. İyisindir umarım."
"Bir kaç hafta oldu iyileşeli. Sağ ol"
"Nasıl yaralandın? Bi de sırtından. Yara da büyükmüş."
"Kaza."
"Hm? Yolda falan mı oldu? Hani dışarda hırlısı var hırsızı var, sapığı var falan."
"Hm hm. Evet."
"Allah Allah. Garip doğrusu. Bi de Alp siyah üniformada olduğunu söylemişti. Şaşırdım duyunca. Dedim ne alaka yani."
"Yok. Yok canım ne münasebet. Alp yanlış görmüş. Günlük siyah giyimimdi üniformaya benzetmiş."
"Hm. Anladım. Neyse ben gideyim. Sana iyi işler. Dikkatli ol bir dahakine."
"Sağ ol." Dedim. Neslihan gidince bir kaç dakika arkasından baka kaldım.
"Sorgu meleği sanki. Sana ne be ben nasıl yaralandım? Sevgilini görmeye geldin, gör git işte beni ne sorguya alıyorsun?" Diye söylendim kendi kendime.
Az sonra acile gittim. Ömer, Leyla ve Doruk hoca ordaydı.
"Günaydın." Diyip yanlarına gittim.
"Günaydın Doğa. Evet arkadaşlar, acil bu gün yoğun olacak büyük ihtimal. Harıl harıl çalışıyoruz. Alp nerede? Selenin ameliyatını konuşacaktık."
Ömer "Alpin bir kaç dakikalık işi var gecikecek, hocam."
"Napalım artık. Geciktiği kadar da mesai yapacak. Neyse hadi her kes işinin başına."
İlahi bakış açısı:
Neslihan Doğadan ayrıldıktan sonra Alpin yanına hastane kafesine gitti. Alp onu görür görmez sarıldı.
"Nasılsın yeşil?"
"İyiyim kıvırcık. Sen?"
"İyi ben de. Doğayı gördüm. Geçmiş olsun dedim ama sanki sesinde hiç samimilik yoktu. Ters cevaplar falan. Alt tarafı neden yaralandığını sordum o kadar."
"Nasıl yani? Doğa hiç öyle biri değildir. Sen ne sordun ki ona?"
"Nasıl yaralandığını ve üniforma meselesini söyledim. Ama gülmez sultan tersledi beni. Yok sana neymiş, ne işin var burda, işin gücün yok mu falan."
"Şey. O kazadan fazla travma aldı da. Yani konusu açılınca öyle sinirleniyor."
"Aman bana ne zaten. Sorduğuma şükretsin. Biliyor musun, bence bu bizi kıskanıyor. Sende gözü var bunun. Ben zaten en başından biliyordum."
"Yok artık saçmalama. Biz kardeş gibiyiz. Hem o Alparslanla bir birlerine deli gibi aşıklar."
"Alparslan? Ha şu asker olan. Valla acıyorum ona. Doğa gibi bir ibneyle beraber. Kancayı takmış bi kere. Yazık Alparslana."
"Neslihan, tamam Doğayı sevmiyor olabilirsin. Nedenini de bilmiyorum sizin aranızda olan bir şey. Ama lütfen benim yanımda onunla ilgili konuştuklarına dikkat edersen sevinirim."
"Ben sadece arkadaşının gerçek yüzünü gör istedim o kadar. Bu seni niye bu kadar rahatsız etti anlamadım."
•••
Neslihan gittikten sonra Alp Selenin odasına gitti. Annesi içerde değildi.
"Selam."
"Vaay. Hoş geldin yakışıklı doktor."
"Hoş buldum." Diyip ayak tarafındaki dosyayı inceledi. O dosyaya bakarken Selen de Alpi izliyordu. Yüzünde istemsiz bir sırıtma meydana gelmişti.
Alp dosyadan gözünü çekmeden "Fena değil." Dedi ve dosyayı kapatıp Selenin yanına gitti.
"Nasıl hissediyorsun? Hazır mısın ameliyata?"
"Yeşillerini gördüm daha iyi oldum. Hazırım."
Alp "Güzel. Doruk hocayla konuşurum, ameliyat tarihini belirleriz. Geçmiş olsun." Diyip gidecekken Selen onun elinden tutup durdurdu.
"Alp."
"Evet?"
"Neden soğuk davranıyorsun?"
"Nasıl yani?"
"Yani eskiden gülerdin, gözlerin parlardı. Ama artık öyle değilsin. Neyin var?"
"Yok bir şey. Her zamanki halim. Her kese güleceğim diye bir kural yok."
"Bana da mı gülmeyeceksin?"
"Senin her kesten bir ayrıcalığın mı var?"
"Senin gözünde bir hastadan öte değerim yok mu? Yakında ameliyatım olacak. Belki yaşamayacağım. O yüzden duygularımı bilmeni istiyorum. Ben senden çok hoşlanıyorum, Alp. Asla aklımdan çıkmıyorsun, rüyalarımda bile seni görüyorum, seninle ilgili hayaller kuruyorum. İlk görüşte aşk nedir bilir misin? Ben sana ilk görüşte aşık oldum."
"Bak Selen. Bana karşı duyguların olabilir. Bu çok normal, saygı duyuyorum. Ama ben seni sadece hastam olarak görüyorum. Lütfen beni yanlış anlama. Seni kırmayı asla istemiyorum. Ama benim de sevgilim var zaten, hem de çok seviyorum. Sen aşık olduğunu sanıyorsun ama bu aşk değil. Sadece benden hoşlanıyorsun o kadar. Kafan karışık, anlıyorum normal. Ameliyat arefesi falan yani...."
Selen Alpin sözünü kesip "Anladım Alp. Kendini yormana gerek yok. Dürüst olduğun için sağ ol. Ameliyatı erken yaparsanız çok iyi olur. Yorgunum dinlenmem gerek. İzin verir misin?" Dedi. Gözleri dolmuştu ve yaş akmaması için kırpıştırdı. Alp dudaklarını bir birine bastırdı ve baş sallayıp çıktı.
O gittikten sonra Selen göz yaşlarının akmasına izin verdi.
"Ben senin için yaşamak istedim ya.... Hayatımda ilk defa birine bu kadar bağlandım...." Dedi kendi kendine.
Alp acile gitti. Doğa bir hastayla ilgileniyordu. İşinin bitmesini bekledi.
Doğa hastanın son kontrollerini yaptıktan sonra yanına yanaştı.
Doğa Korkmaz'dan:
"Selam."
"Selam. Nasıl geçti randevun?"
"Fena değil. Siz Neslihanla kavga mı ettiniz?"
"Ne alaka?"
"Sen bayağı terslemişsin onu. Nasıl yaralandığını sormuş sen de sana ne, kendi işine bak gibi cevaplar vermişsin. Tamam gizliyorsun ama kalp kırmaya da gerek yoktu. Bayağı üzülmüş çünkü."
"Nasıl yani? İyi de ben ona öyle şeyler söylemedim ki. Manyak mı bu?" Dedim şaşırmış şekilde.
"Yalan mı söylüyor Doğa? Demişsin işte."
"Ha ben yalan söylüyorum yani?" Dedim. Sustu. Bu bir evetti. Sertçe "Tamam Alp. Öyle olsun. Hiç bir suçum yok ama bir dahaki sefere sevgilinle konuşurken daha dikkatli olurum. Sana kolay gelsin." Diyip göz devirerek yanından uzaklaştım.
•••
Hastaneden çıkıp tabura gittim. Timin takıldığı odaya girip selam verdim.
"Selamlar."
Arif "Hoş geldin, Yarasa. Nasılsın?"
"İyiyim sağ ol. Siz?"
Arif "Biz de Yavuz komutanımın çağırmasını bekliyoruz." Dedi. Derken içeri Alparslan girdi.
"Doğa Korkmaz teşrif ettiler sonunda. Hoş geldin."
"Hoş buldum Emre. Ee ne zaman gidiyoruz?"
Selim "Emre mi?"
"Sen de ne meraklısın bara gitmeye. Tekrar ediyorum. Eğlenmeye gitmiyoruz."
"Biliyoruz her halde. Beyaz gömleğini ütüledin mi? Sonra yanına yaklaşmazlar üzülürsün."
"Merak etme sen. Neyse hadi Yiğit bi de sen geliyorsun."
"Tamamdır." Odadan çıkıp karargaha doğru yürüdük. Az sonra babam içeri girince ayağa kalkıp selamlaştık. Oturduktan sonra konuşmaya başladı.
"Evet arkadaşlar. Bu gün o uyuşturucu kaçakçısını bulup getiriyoruz. Ele başı bir kadınla bir erkek. Şimdi gideceğiniz mekanda çok dikkatli olmanız gerek. Kimsenin sizi tanımaması gerek. Bu arada çoğu kişi yabancı. Ona göre. Şimdi hazırlanmak için her kes evlere. Saat 9da mekanın önünde buluşmanız gerek. Allah yardımcınız olsun!"
"EMREDERSİNİZ KOMUTANIM!" Dedik ve karargahtan çıktık. Arabama binip eve giderken camı açtım ve
"Pişt, Emre! Yabancılar olacakmış. Hadi görüşürüz!" Dedim ve tam gaz evin yolunu tuttum. Varınca Alparslana yolladığım siyah elbiseyi giydim ve hafif makyaj yaptım. Saçlarıma da dalgalı şekil verdikten sonra peluş ceket giydim ve arabama binip mekana gittim.
Bardan bir az uzakta park ettim ve arabanın içindeyken Alparslanı aradım.
"Efendim."
"Nerdesin?"
"Soluna bak." Diyince camdan baktım. Onu görünce biraz irkildim çünkü çok yakındaydı. Sabır çekerek arabadan indim.
"Ruh hastası mısın? Ödümü kopardın ya."
"Korkma ya." Dedi ve beni baştan aşağı süzdü. "Vay be. Çok güzel olmuşsun."
"Sen de çok yakışıklı olmuşsun." Dedim ve ben de onu süzdüm. Beyaz gömlek giymişti ve tam 4 düğmesini açtmıştı. Fazla yakışıklı olmuştu. Bu yetmiyormuş gibi bi de kokusu insanı mest ediyordu. 100 metre ötedekileri bile çekecek güce sahipti sanki. Yiğitin gelmesiyle gözlerimi Alparslandan çektim.
"Hayırlı akşamlar. Vaaay ateş ediyorsunuz resmen. Yenge sana burdan talipler çıkmazsa ben de bir şey bilmiyorum."
Alparslan oflayıp "Övmen bittiyse içeri girelim artık Yiğitcim." Dedi. Ana girişe geldik. Sayımız eşit olmadığı için Alparslan bizden ayrıldı. Yiğitle birlikte içeri girdik. Bir sürü dans eden insan vardı. Ama burası normal bara göre daha genişti ve insan azdı.
Bir masa bulup arkasına geçtik ve etrafa baktık. İnsanların yüzlerinden uyuşturucu kullandıkları anlaşılıyordu.
İlahi bakış açısı:
Alparslan personellerin kullandığı kapıdan gizlice içeri sızdı. Yiğitle Doğayı aramak için öylece dolanıyordu ki birden birisi koluna yapışıp onu kendisine çekti.
Kulağına doğru yaklaşıp "Buralarda yenisin galiba." Dedi sarı saçlı bir kadın.
Alparslan bakışlarını ona yönlendirip "Evet. İlk defa geliyorum." Dedi.
"Adın ne senin?"
"Aslan. Sen?"
"Seçil." Dedi ve elini Alparslanın omzuna
koydu.
Doğa etrafa bakıp Yiğite "Emreyi görüyor musun?" Dedi.
Yiğit "Emre kim? Haa Alparslanı diyorsun." Dedi ve etrafa baktı. Sonunda Alparslanı gördü ve gülerek "Senin şu Emre hızlı çıktı. Baksana, kızlarla flörte bile başlamış. Bence sen geç olmadan vazgeç şu inattan. Yakışıklı türk askeri sonuçta. Çabuk kaçırırlar bunu." Dedi.
"Hadi ordan be ne saçmalıyorsun?"
"Ama haklıyım. Bak, daha sen bulamadan başkası bulmuş hatta dokunmaya bile başlamış?"
Doğa "Görevdeyiz ya Yiğitcim. Normal bunlar.... Normal..... Ben çok sıkıldım. Barmenle konuşmaya gidiyorum." Diyip gitti. Sandalyelerden birine oturdu.
Barmen "Buyrun ne alırsınız?" Diye sorduğu an 2 20li yaşlarında olan erkek ona yakında durdular ve kendi aralarında konuşmaya başladılar.
"Сын мой, девочка такая красивая.(Oğlum, kız çok güzel lan.)" Dedi birisi Doğaya bakıp.
Diğeri "это действительно так. Поговори со мной. (Gerçekten öyle. Konuşsana.)" Diyince Doğa güldü. Çünkü onları anlıyordu.
"Я понял тебя. (Sizi anlıyorum.)" Diyip gülerek onlara baktı.
"Lan kız rus çıktı. Neyse çaktırma."
"Şey. Ben türküm. Rus değil."
"Yok ebesinin...."
"Madem türksün, tanışalım o zaman. Taylan ben. Sen?" Diyip el uzattı.
Alparslan uzaktan birisinin Doğaya el uzattığını görünce Seçile "Ben içecek bir şeyler alıcam. Ne içersin?" Dedi.
Seçil "Sen ne içersen o olsun yavrum." Dedi.
Doğa o sırada Alparslana göz devirdi ve Taylanın uzattığı eli sıkıp "Derya ben de. Memnun oldum." Diyip gülümsedi.
"O zaman hanımefendi, bu geceyi birlikte geçirmeye ne dersiniz?" Alparslan bu cümleyi duyunca gözleri yuvalarından fırlayacak gibi oldu.
"Olur derim." Diyip gülümsedi Doğa. Alparslan bunun bir görev olduğunu biliyordu ama yine de sinirlerine hakim olamıyordu. Sonunda daha fazla dayanamayıp ordan uzaklaştı.
Seçil içkiden bir kaç yudum aldı ve kollarını Alparslanın boynuna dolayıp "Dans edelim mi?" Diye sordu. Elebaşını bulmaları gerekiyordu. O yüzden katlanmalıydı.
"Olur." Diyip ona eşlik etti.
Taylan ve Doğa da barın yanında oturmuş gülerek sohbet ediyorlardı.
Taylan "İlk defa geliyorsun sanırım."
"Evet. Kafa dağıtayıp dedim. Bir anda kendimi burda buldum. Sen hep gelir misin?"
"Bunlar var ya, 7/24 eve gitmiyorlar. Biz genelde buradayız yani. Seni de bekleriz."
"Sevdim. Bayağı iyimiş."
"Öyledir. Sen geldin dünyam renklendi sanki. Sevgilin falan var mı?"
"Yok. Senin?"
"Var ama sorun değil. Zaten ayrılacaktım ondan." Doğanın gözü Yiğite sataştı. Onu çağırıyordu.
"Eee ben hemen gelicem. Bir yere ayrılma." Diyip Yiğitin yanına gitti.
"Noldu?"
"Lavaboda birini sıkıştırdım. Seçil diye bir kadın ve Taylan diye bir adamdan bahs etti. Onlar dağıtıyorlarmış hapları."
"Taylan mı? Benim konuştuğum adam o."
"Ciddi misin? Sen onu bir şekilde dışarı çıkarabilir misin? Alparslana da haber vermemiz lazım."
"Orası kolay."
Alparslan isteksiz de olsa Seçille dans ediyordu. Ama onu konuşturuyordu.
Seçil Alparslana çok yakındı. Sürekli ellerini onun vücudunda gezdiriyor, boynuna ve yanağına ard arda öpücükler yağdırıyordu. Alparslan artık sabrının tükendiğini hissediyordu. Tam o sırada Yiğit yanlarına geldi.
"Kuzen?"
"Vayy, hoşgeldin. Tanıştırayım, Seçil."
"Seçil? Çok memnun oldum."
"Ben de." Yiğit Alparslanın kulağına "Elebaşının biri bu kadın." Dedi.
"Bak sen şu işe."
Yiğit "Kuzen ben şurdaki arkadaşa bakıp geliyorum." Diyip uzaklaştı.
O gittikten sonra Alparslan Seçili burdan uzaklaştırması gerektiğini anları. Yiğit dışarda onları bekliyor olacaktı.
Seçile yanaşıp "Fırsat bu fırsat kaçmasak mı?" Diye sordu.
"Nereye?"
"Daha eğlenceli bir mekana gidelim. Burda rahat vermeyecekler."
Seçil Alparslanın koluna sarılıp "Hadi çıkalım." Dedi. Alparslan zafer sevinciyle sırıtırken mekandan çıktılar.
Doğa bir anda ortaya çıkıp "Vaaay. Hoşgeldin çapkın. Ben de seni bekliyordum." Dedi gülerek.
Seçil "Bu kim, Aslan?" Diye sordu Alparslana bakarak.
"Tanıştırayım. Belalı sevgilim."
"Hmm, aynen. Ben zaten senden ayrılmak için bahane arıyordum. Bulmuş oldum."
"Asıl ben senden ayrılacaktım be! Bi düşmedin yakamdan!"
"Allah Allah..." Tam o sırada Yiğit Seçili bayılttı.
Yiğit "Hadi hadi. Diğeri uyanmadan acele edelim." Dedi ve hemen Seçili kucağına alıp Taylanın yanına götürdü.
Bir kaç dakika sonra Alparslan Taylanın yanına doğru eğilip tokatlayarak onu uyandırmaya çalıştı.
"Uyan lan it! Şşt, alo! Çenesiz piç! Uyan dedim!" Diyip dayak attı. Taylan hemen gözlerini açıp etrafına bakındı. Elleri ve ayakları bağlı olduğu için hiç bir şey yapamadı.
"Noluyor be? Siz kimsiniz?"
Yiğit "Çok klasik oldu ama bunlar. Başka soru?"
"Derya? Ama sen?"
Alparslan Taylanın çenesinden sertçe tutup yüzüne bakmasını sağladı.
"Bana bak lan! Seni boğar öldürürüm!
Deryayı denizi bırak bi kenara! Bu hapları size kim veriyor?!"
"Bilmiyorum."
"Söyle lan!"
"Bilmiyorum dedim!"
Yiğit "Konuşmuyorsa konuşmasın. Diğeri var ne de olsa."
Alparslan Seçili uyandırmak için yanına gidince Doğa kolundan tutup "Sen kenara çekil, aslanım. Şimdi seni görüp aşkından bayılır falan işimiz zor olur." Dedi. Alparslan ona karşılık sırıtttı.
"Nasıl istersen." Diyip bir omzunu duvara yasladı ve ayaklarını çaprazlayıp ellerini cebine koydu.
"Pişt, çapkın. Uyan hadi uğraştırma beni." Az sonra Seçil uyanıp etrafına bakındı. Önce Alparslanla sonra Taylanla göz göze geldi.
"Siz kimsiniz? Ne istiyorsunuz bizden?"
Doğa "Öff, ikiniz de sıkıcı sıkıcı, aynı soruları verip durmayın." Dedi yüzünü buruşturarak.
"Şimdi beni iyi dinle. 2 seçeneğin var. Ya konuşursun ya da konuşursun. Bu hapları kimden alıyorsunuz?"
"Kimseden."
"Konuş dedim!"
"Kimseden!"
Doğa "Bak. Zaten sana çok fena kuruluyorum. Bu öyle insanlara yavşamaya benzemez. Adam gibi öt yoksa gebertirim seni!" Diyip silahı kafasına doğrulttu.
"Tamam.... Tamam yapma anlatıcam."
Yiğit "Hah şöyle. Dökül şimdi."
"Bir kadın. Madde kaçakçısı. Artı olarak terörle işbirliği var. Ama ismini bilmiyorum. Sivillerin içine sızdığından dolayı ismini kullanmıyor."
"Yüzünü tarif et o zaman."
"Yüzünü görmedim. Başka da bir şey bilmiyorum."
"Aferin. Akıllı ol böyle." Doğa ayağa kalkıp Alparslanla Yiğitin yanına gitti. "Şimdi ne yapacağız?"
"Bu itleri alıp tabura götürelim. Başlarındaki her kimse çok güçlü olmalı. Terörle de bağlantısı varmış."
Yiğit "Andreyle iş birliği varsa kesin çok iyi korunuyordur."
Alparslan "Aynen öyle. Hadi alın şunları da götürelim artık." Dedi. Doğa Taylanın kolundan tutacakken onu durdurup "Sen değil güzelim." Dedi ve Taylanı ayağa kaldırıp arabaya doğru sürükledi.
Doğa Korkmaz'dan:
Sonunda görev başarılı olmuştu. Ama asıl elebaşıyı daha bulamamıştık. Mekandayken uzaktan Seçili Alparslanı öperken görmüştüm ve sinirim tepeme çıkmıştı. Her ne kadar ona kızsamda, sinirlensem de, bu bir görev de olsa bozulmuştum. Eminim o da ben Taylanla konuşurken öyle hissetmiştir.
Manyakları teslim ettikten sonra eve gitmiştim. Üstümü değişip duş aldım ve kanepeye oturup telefonu elime aldım.
Sosyal medyada Alple Neslihanın resmini gördüm. Bu gün gelip beni sorguya çekmişti ve terslemediğim takdirde gidip Alpe yalan yanlış şikayet etmişti. Alp te suçluymuşum gibi bana hesap sordu. Neslihana gıcık kapmıştım. Bir daha görürsem ağzının payını veririm.
Gelen bildirimle düşüncelerden arındım ve yüzüm güldü.
ÖKÜZ EMRE: Hayırlı akşamlar DERYA
Nasılsın?
Ne konuştunuz Taylanla?
Sohbeti sarıyor mu bari?
Doğa: Sana da iyi akşamlar ASLAN
Hayatımda gördüğüm en yavşak adamdı
Aaa ama 2 ci sıraya girer
Seçilin yanında sönük kaldı
En azından öpmüyordu
ÖKÜZ EMRE: Vay vay vay
Neler duyuyoruz Doğa hanım
Doğa: Seni kıskandığımı düşünmüyorsun herhalde
ÖKÜZ EMRE: Yaaaaaaanii
Düşünmedim değil
Ha bu arada
Sen benim adımı ÖKÜZ EMRE diye mi kaydettin?
Doğa: Evet
Noldu beğenemedin mi?
ÖKÜZ EMRE: Çık
Öküz ne Doğa ya
Nerde gördün benim öküzlüğümü?
Doğa: Yok artık Emre
Neslihan bile bu kadar sallamıyor
Ama yok
O daha çok sallıyor
ÖKÜZ EMRE: Neslihan ne alaka?
Doğa: Bu gün hastaneye geldi
Nasıl yaralandın, neden yaralandın diye sordu
Ben de söylemedim tabi
Geçiştirdim. Sonra bu gitmiş Alpe beni şikayet etmiş
Doğa beni tersledi, kendi işine bak, sana ne falan dedi
Yani anlayacağın yalan yanlış sallamış
Nedenini de bilmiyorum
Aklınca aramızı bozacak ki başarılı olma yolunda ilerliyor
İşin kötüsü Alp te bana hesap sordu
ÖKÜZ EMRE: Allah Allah
Manyak mı bu?
Gördün mü Alpin gerçek yüzünü
Gitmiş sevgilisinin tek lafına inanmış
Seni dinleyebilirdi
Ama yapmadı
Neyse takma kafana
5 para etmez insanlar için üzülme
Doğa: Yok canım üzülmüyorum tabi de
Hakkımda ileri geri konuşması garibime geldi
ÖKÜZ EMRE: Şimdi sen öyle söyleyince bana da garip geldi
Ya onu bunu bırak ta
İsmimi değişsene
Yakıştı mı böyle ÖKÜZ EMRE falan
Doğa: Ne yapayım?
Yahuşuklum mu yapayım
Yoksa Emre Yavuklum
Ya da Emre Yarim falan?
ÖKÜZ EMRE: Yahuşuklu Alparslanım olabilir mesela
Emre olmasın
Doğa: Çık, olmaaaz
Sen bu aralar Emresin
Alparslan hem daha sert, havalı vibe veriyor
Sen şuan hiç öyle değilsin
Emreden devam
Ama adını değişebilirim
Yahuşuklu Emrem nasıl?
ÖKÜZ EMRE: Olur valla
Neyse artık
Ama Emre de yakıştı bana
Alışık değilim ama sevdim
Doğa: 2 isim olunca öyle olacaktı tabi
Bazıları Emre bazıları Alparslan der
Bir türlü alışamazsın
Ama sana her kes Alparslan dediği için şimdi Emreyi yadırgamış olabilirsin
ÖKÜZ EMRE: Doğru
Ee değiştin mi?
Yahuşuklu Emrem yaptın mı?
(ÖKÜZ EMRE kişisini Yahuşuklu Emre'm olarak değiştirdiniz.)
Doğa: Değiştirdim.
Sen beni ne diye kaydettin?
Yahuşuklu Emre'm: Sonunda ya
Ben seni Belalı Yarasa'm diye kaydettim
Doğa: Hmm
Güzelmiş lan
Sevdim bunu helal olsun
Neyse yahuşuklum ben çok yorgunum uyumam gerek
Sana iyi geceler
Yahuşuklu Emre'm: Sana da iyi geceler güzelim
Geleyim mi yanına?
Kollarımda dinlendiririm seni
Doğa: Abartma istersen
(Yahuşuklu Emre'm bir fotoğraf yolladı)

Bir daha düşün istersen
Doğa: Emre, bak senin o saçlarını var ya
Dibinden koparırım
Oynama bana
Yahuşuklu Emre'm: Tamam canım
Demedim bir şey
Doğa: Aklımı çelemezsin ki
Hadi iyi geceler
Yahuşuklu Emre'm: Hahshahsh
Gelmek istersen seve seve beklerim
İyi geceler güzelim
Doğa: Sen daha çok beklersin
Bölüm sonu...
Merhabalar efenim. Nasılsınız? Ben fena değilim. İelts le boğuşuyorum. Acayip zormuş. Sizin dersler ne durumda? Bu arada yorum yazıp oy vermeyi unutursanız gece rüyanızda gulyabaniler sizi yer. Ben kaçar. Görüşürük gençler❤️🩹.
En sevdiğiniz sahne👉👉
Textingler devam etsin mi?👉👉