2 YIL ÖNCE
Jimin ve Yoongi, bir akşam ilk buluştukları Sakura ağacının altındaki banka oturmuşlardı. Hava yavaştan kararıyordu ve tatlı bir serinlik onları karşılıyordu. Bir yandan getirdikleri yiyecekleri serdikleri küçük masa örtüsünün üstüne koyup kapaklarını açarken bir yandan da sohbet edip gülüşüyorlardı. Yoongi, küçük fotoğraf makinesini çıkarıp manzarayı ve kendi güzel manzarasını, yani Jimin'i çekti. Jimin, Yoongi fotoğrafını çekerken ağzı dolu olmasına rağmen gülümsüyordu, bir elinde hazırladığı sandviç varken diğer eliyle de 'parmak kalbi' yapıyordu. Yoongi bu anı fotoğrafladıktan sonra fotoğrafı çıkardı, biraz sallayıp fotoğraf ortaya çıkınca kıkırdayarak Jimin'e gösterdi, Jimin ise kahkaha atarak cevap verdi. O kahkaha atarken Yoongi, Jimin'e içi gitmiş gibi bakıyordu, ki zaten öyleydi. Sanki Jimin'in detaylarını çok kez incelememiş gibi tekrardan inceledi. Gülünce ve utanınca büyüyen burun delikleri, dolgun pembe ve parlak dudakları, gülünce kaybolan kahverengi gözleri, al yanakları, ince yüzü... Yoongi elini yanağına koymuş onu izlerken derin bir iç çekti.
Sandviçlerini bitiren ikili manzarayı izlemeye başladılar sessizce. Artık hava karanlıktı, birbirlerini zar zor görüyorlardı ancak gözlerindeki yıldızlar buna izin vermiyordu. Yoongi, Jimin'in yanından kalktı ve gökyüzüne bakmak için çimenlerin üstüne doğru uzandı, Jimin'in yanına gelmesi için eliyle çimenlere yavaşça vurdu. Jimin hemen sevgilisinin yanına uzandı ve ona yaklaşıp sıkıca sarıldı ve Yoongi bir elini ona sararken diğer elini başının arkasına koydu. Sarı saçlarını karıştırarak ona söyleyeceği şeyi düşündü, acaba sevinir miydi yoksa üzülür müydü? Bunu öğrenmenin tek bir yolu vardı.
"Jimin."
Jimin, kafasını gömdüğü yerden kaldırıp Yoongi'nin başının hizasına getirip meraklı gözlerle ona baktı.
"Bana kalırsa kader bizi geleceğini değiştirebileyim diye bir araya getirdi." Dedi Yoongi sırıtarak.
Jimin, anlamamış gözlerle ona bakıyordu ve bunu dile getirmekten çekinmedi.
"Anlamıyorum Yoongi, ne demek istiyorsun?"
"Artık bekleme listesine ihtiyacın yok, sevgilim. Sana kalbimi vereceğim. Kısacası, öldüğümde seni bozuk kalbinden kurtarıp yerine sağlıklı denebilecek bir kalp koymalarına yardımcı olacağım. Ayrıca, çoktan bağışçı oldum." Dedi Yoongi, o sırada yüzü Jimin'in yüzüne dönüktü ve yüzleri yakındı.
Jimin, bu olaya nasıl tepki vereceğini bilmiyordu. Hem sevinmişti hem de üzülmüştü. Kalp krizleri her geçen gün artan birisi için bu iyi bir haberdi fakat size kalbini verecek olan kişi sevgilinizse bu sizi tepkisiz bırakabiliyordu. Jimin sertçe yutkundu.
"Böyle şeyler söyleme... Ölümü düşünmen için daha erken. Daha bir sürü hayalimiz var bizim..."
"Hadi ama Jimin, ne zaman öleceğimizi bilemeyiz, öyle değil mi? Hem benim sayemde hayatın kurtulacak hem de içinde hâlâ beni yaşatacaksın, bu güzel olmaz mıydı, başkasının kirli kalbi yerine sevdiğinin temiz kalbini almak?"
Jimin başını salladı ve gülümsemeye çalıştı.
"Haklısın sevgilim, böylesi daha iyi olur. Ama ölmen düşüncesi beni çok geriyor ve mutsuz ediyor. Sensiz yaşamak istemiyorum." Jimin konuşurken sesi titriyor, gözleri doluyor ve yutkunuyordu. Bunu fark eden Yoongi ona sarılarak kahverengi saçlarıyla yavaşça oynamaya başladı.
"Mümkün olmadığı sürece ölmeyeceğim, merak etme. Her daim senin yanında olmaya çalışacağım."
"Söz mü?"
"Söz".
2 YIL SONRA-SEVGİLİLER GÜNÜ
Çok fazla soğuk olmayan ama ikiliyi soğutmaya yeterli bir soğuk vardı dışarıda. Bu yüzden ikili birbirlerine dolanmış bir şekilde sokakta yürüyordu. Yoongi'nin soğumuş eli Jimin'in, Jimin'in soğumuş eli ise Yoongi'nin ceketinin cebindeydi. Bugün sevgililer günüydü ve Yoongi'nin Jimin için büyük bir sürprizi vardı, ona bütün insanların görebileceği bir yerde evlenme teklifi edecekti. Bunu düşünmeden ve heyecanlanmadan duramıyor, sürekli sırıtıyordu. Jimin ona tek kaşını kaldırıp meraklı bir şekilde bakmaya başlamaştı.
"Deminden beri neye sırıtıyorsun öyle?" Diye sordu Jimin şakayla karışık bir ses tonuyla.
Yoongi bir süre sessiz kaldı ve durumu nasıl toparlayacağını düşündü. Ona evlenme teklifi edeceğini söylemeyecekti tabii ki. Eğer söyleseydi, tüm planı altüst olur ve sürpriz bozulurdu. Onun yerine sırıtarak cebin dışındaki elini ensesine götürdü ve ensesini kaşıdı.
"Hiç. Sadece bu gece gözüme daha güzel göründün, bu yüzden olabilir." Biraz aptallık etmişti ancak yine de bu bir gerçekti. Muhtemelen sevgililer günü olduğu için bir tık fazla özenmişti kendine. Saçlarına maşa yapmış, dudaklarına kırmızı bir dudak parlatıcısı sürmüş, beyaz çantasını omuzuna takmış ve bembeyaz giysilerini giymişti, her zamanki gibi çok hoş duruyordu.
Jimin ise Yoongi'ye sevgililer gününü kutlamadığı için kızgındı. Tamam, çok önemli bir şey değildi ama yine de kutlamasını çok isterdi, en azından bir kere öpmesini. Jimin kaşlarını çatıp Yoongi'ye döndü.
"Sence sebebi ne olabilir Yoongi? Baksana, bütün çiftler el ele, öpüşen çiftler bile var ama sen bu günümüzü bir kere bile kutlamadın, beni çok üzdüğünün farkındasındır umarım." Jimin, sinirli bir şekilde Yoongi'den uzaklaşmak için hızlı adımlarla yürüyordu ki Min Yoongi onu kolundan tutup yavaşça kendine çekinceye kadar. Jimin Yoongi'nin kollarından kurtulmaya çalışsa da beceremedi, Yoongi onu daha sıkı tuttu.
"Güzel sevgilim, bana çok haksızlık ediyorsun..." Dedi, şakasına dudaklarını büzdü ve cümlesine devam etti. "Buradaki çiftler neden umrunda ki? O çiftler birkaç ay sonra ayrılacak olan kişiler. Ben ise, sana hayatın boyunca hiç unutamayacağın bir hediye vereceğim ve sevgililer günümüzü en güzel şekilde kutlayacağım." Yoongi, Jimin'i tutmayı bıraktı ve ardından Jimin'in elini kavrayıp onu kalplerle çevrili bir mekana götürdü, ikisi de oradaki banka oturdu. Yoongi, Jimin'e bakarak boğazını temizledi ve konuşmasına başladı.
"Jimin, biliyorsun, yıllardır birlikteyiz ve bu saatten sonra ayrılamayız. Hem sen beni, hem ben seni kendimden daha çok seviyorum. Birlikte çok güzel anlar yaşadık ve bunların hepsi hayatımın en önemli parçalarıydı. Yani kısacası demek istediğim..." Yoongi ayağa kalktı, elini cebine attığı sırada insanların çığlıkları ve silah sesleri yükselmeye başladı. Korkudan eli ayağı titrese de Jimin'i düşünüyordu, Jimin yüksek sesten korkardı.
Jimin'in elini tutup onu saklanabileceği güvenli bir alana götürdü, bir dükkan. Jimin'i hemen içeri soktu ve kendisi de içeri girecekken o an silahlı adamlardan birisi Yoongi'nin başına ateş etti. Jimin hemen dükkandan çıktı ve Yoongi'nin yerde yatan, ölmemek için direnen bedenini gördü. Yanına çöktü ve başını bacağına yatırdı. Yoongi'nin ona sunduğu baygın bakışları görünce Jimin kendini çok çaresiz hissetti. Hâlâ onun için gülümsemeye çalışan sevgilisini görünce içi daha çok yıpranıyordu ve gözleri doluyordu. Çantasından telefonu çıkarıp ambulansın numarasını tuşladı ve titreyen elleriyle birlikte telefonu kulağına götürdü.
"Sevgilim, lütfen kendini bırakma. Senin için ambulansı arıyorum, lütfen o zamana kadar biraz daha dayan." Bunları söylerken sesi titriyordu, gözleri artık görmüyordu. Yoongi'yi son kez dudaklarından öptüğünü düşünüp onları çok uzun bir süre boyunca öptü.
"J-Jimin..." Jimin'in gözlerinde yavaşça sönmeye başlayan umut yıldızları tekrar canlanmıştı.
"Seni seviyorum... Lütfen kalbimize sahip çık." Yoongi son nefesinde bunları söylemişti ve gözlerini bir daha hiç açmamak üzere kapattı.
"Yoongi, Yoongi!" Jimin son bir umutla ona seslendi ve yanaklarına vurdu ama nafileydi. Onu oracıkta kaybetmişti. Jimin, gözyaşlarını daha fazla tutamayarak ağlamaya başlamıştı.
Jimin bir süre ağlamaya devam etti, o sırada ambulans gelmişti fakat artık her şey için çok geçti. Ambulans görevlileri onu ambulans yatağına taşıdılar ve nabzınının atmadığını fark edince yapacakları başka bir şey olmadığını anlayıp üstüne beyaz bir örtü örttüler.
Jimin, son kez Yoongi'nin bedenine sarılmak için ayağa kalkarken yere düşen minik, bordo renkli bir kutu gördü. Eline kutuyu aldı ve açtı. İçinde yüzük vardı... Yoongi'nin 'unutamayacağın bir hediye' dediği şey buydu. Kim bilir ne kadar süredir bunun provasını yapıyordu. Jimin'in gözleri tekrardan dolmaya başlarken kutunun içinde minik bir not gördü. Kağıdı açıp okumaya başladı, dolu gözleri yüzünden maalesef ki bu zor olmuştu.
"BİRİCİK SEVGİLİMİN
SEVGİLİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN! ♡"
Yoongi muhtemelen bunu Jimin'in görüp okuması hayaliyle yazmıştı. İstediği de olmuştu fakat artık Jimin'in sevgililer gününü kutlayabileceği bir sevgilisi yoktu, Jimin bulanık gören gözlerinde dolan yaşları daha fazla tutamayıp ağlarken aynı zamanda parmağı yüzüne taktı ve yere çöktü.
HASTANE
Jimin'in zihnini rahatlatmak için ona sakinleştirici vermişlerdi, bu içindeki fırtınayı dindirmese de ağlamasını kesmiş ve düzgün nefes almasını sağlayabilmişti. Artık sessizce mavi, deri koltuğa oturarak Yoongi'nin iyileşmesini bekliyordu, bu ne kadar imkansız olsa bile. Ağlamaktan başı ağrıyor, midesi bulanıyor ve kendisini boşlukta hissediyordu, böyle bir kayba hazır değildi, sevgilisiyle çok güzel hayalleri vardı. Beraber dünyayı gezecek, kendilerini geliştirip müzik yapacak, şarkı söyleyecek ve aynı evde yaşamaya başlayacaklardı hatta evleneceklerdi ve bu her şeyin başlangıcı olacaktı, yani bugün.
Jimin'in, Yoongi'nin böyle bir planı olduğundan bile haberi yoktu. Her zamanki gibi normal bir akşam geçireceklerine inanıyordu Jimin. Keşke dilediği gibi olsaydı.
Gözlerini kırpıştırıp acısını dindirmeye çalışıyordu ama başarısızdı. Hastaneye kadar gelene kadar ağlamıştı hatta doktorlar ona sakinleştirici verdiğinde bile ağlıyordu.
Daha fazla sabredemiyordu, bir doktorun ona "Sevgiliniz çok iyi durumda, onu görebilirsiniz ve yarın taburcu olabilirsiniz." Demesini bekliyordu. Bunun imkansız olacağından emindi ama ne yapsın, umutlanıyordu işte.
1 saat daha geçti ve Jimin, yanına yaklaşan doktoru inceledi. Bu, Yoongi'yle ilgilenen doktordu. Hemen ayağa kalktı ve doktorun gözlerinin içine bakıp omzunu sıkıca tuttu.
"Min Yoongi, yani sevgilim nasıl? İyi değil mi? Yaşıyor... Lütfen yaşıyor deyin doktor bey..."
Doktorun hüzünlü bakışlarından Yoongi'nin çoktan ruhlar âlemine gittiğini anlamıştı. Doktorun omzunu bıraktı ve şok içinde öylece kalakaldı. Sakinleştiricinin etkisinden midir bilinmez, ağlayamıyordu. Ne tepki vereceğini bile bilmiyordu artık. Doktora kızarmış gözleriyle hüzün dolu bakışlar attı.
"Jimin bey, Yoongi'nin beyin ölümü maalesef ki gerçekleşti. Fakat üzülmeyin, bu sizin için bir avantaj, kalbi hemen size nakledebiliriz."
Jimin ne dese boştu. Başta itiraz etmek istedi ama sevgilisinin bunu istediğini biliyordu ve onun hatrına sevgilisinin kalbini kendisine naklettirecekti. Jimin başını olumlu anlamda salladı.
Bir süre sonra Jimin'i hazırladılar ve onu narkozla bayıltıp ameliyathaneye doğru götürdüler. Doktorların ve Jimin'in tek umudu vücudunun kalbi kabul etmesiydi, aksi taktirde belki de Jimin ölebilirdi.
Doktorlar onu ameliyathaneye ulaştırdıklarında önce derin bir nefes aldılar, ardından hemen işe koyuldular.
Artık bu kalp sadece Yoongi'ye ait olmayacaktı, ayrıca Jimin'e de ait olacaktı.
Bu, onların kalbiydi.