Festival sona erdiğinde güneş yavaş yavaş batıyordu.
Ava ile Kenan hâlâ parkurda yaşadıkları anları gülerek konuşuyorlardı.
Andrea, ikisine bakıp sırıttı.
"Bugün sizden iyi takım çıkardı."
Kenan hafifçe gülümsedi.
"Sadece uyum sağladık."
Ava da gülerek ekledi:
"Biraz da şanslıydık."
Tam o sırada Kenan'ın telefonu çaldı.
Ekranda teknik direktörün yardımcısı yazıyordu.
"Kenan, yarınki son taktik antrenmanı erkene alındı. Kırk beş dakika içinde tesiste ol."
"Tamam hocam, geliyorum."
Telefon kapanınca Kenan arkadaşlarına döndü.
"Gitmem gerekiyor."
Andrea omuz silkti.
"Biz de seni tesise bırakırız."
---
Kısa süre sonra Juventus tesislerinin önüne geldiler.
Ava ilk kez tesisleri bu kadar yakından görüyordu.
Geniş çim sahalar, kondisyon salonları ve sürekli koşuşturan futbolcular...
Her yer profesyonellik kokuyordu.
Kenan arabadan inerken Ava'ya döndü.
"İsterseniz antrenmanın bir kısmını tribünden izleyebilirsiniz. Kulüp izin verdi."
Ava'nın gözleri parladı.
"Gerçekten mi?"
"Tabii."
---
Sahaya çıktığında Kenan'ın yüzündeki ifade değişmişti.
Az önce festivalde gülen genç adam gitmiş, yerine tamamen maça odaklanmış bir futbolcu gelmişti.
Isınma koşuları başladı.
Oyuncular iki grup hâlinde pas çalışması yaptı.
Kenan topu tek dokunuşla arkadaşına aktarıyor, ardından boş alana hızla hareketleniyordu.
Teknik direktör düdüğünü çaldı.
"Tempo! Daha hızlı!"
Antrenmanın ikinci bölümünde şut çalışmasına geçildi.
Kenan ceza sahasının dışından sert bir vuruş yaptı.
Top direğe çarpıp ağlara gitti.
Tribündeki Ava istemsizce alkışladı.
Andrea gülerek dirseğiyle Elif'e dokundu.
"Baksana, en büyük taraftarı belli oldu."
Ava utanıp gülümsedi.
"İyi vurdu sadece."
Elif kıkırdadı.
"Sadece mı?"
---
Antrenman ilerledikçe tempo arttı.
Bu kez küçük sahada taktik maçı oynanıyordu.
Teknik direktör sürekli oyunu durduruyor, oyuncuların yerleşimini düzeltiyordu.
"Kenan! Topu aldıktan sonra kanada açıl."
"İkinci koşuyu unutma."
"Rakip savunmanın arkasına zamanlamayla koş."
Kenan her uyarıyı dikkatle uyguluyordu.
Bir pozisyonda savunmacısını çalımlayıp ceza sahasına girdi.
Kaleciyle karşı karşıya kaldığında topu köşeye bıraktı.
Gol.
Antrenmanı izleyen birkaç görevli alkışladı.
Ava'nın yüzünde gururlu bir gülümseme oluştu.
İçinden,
"İnşallah maçta da böyle oynar." diye geçirdi.
---
Antrenmanın son bölümünde duran top organizasyonları çalışıldı.
Kornerler...
Serbest vuruşlar...
Ön direk koşuları...
Her ayrıntı defalarca tekrar edildi.
Son düdük çaldığında oyuncular yorgun ama motiveydi.
Teknik direktör hepsini etrafına topladı.
"Yarın kolay bir maç olmayacak."
"Hata yapan kaybeder."
"Ben size güveniyorum."
Sonra Kenan'a baktı.
"Takımı hücumda sen yönlendireceksin."
Kenan kararlı bir şekilde başını salladı.
"Elimden geleni yapacağım hocam."
---
Kenan tribüne doğru yürüdü.
Ava ayağa kalktı.
"Harikaydın."
Kenan gülümsedi.
"Maçta daha iyisi olmak zorundayım."
Ava elini uzattı.
"O zaman şimdiden başarılar."
Kenan onun uzattığı eli sıktı.
"Teşekkür ederim."
İkisi birkaç saniye birbirlerine baktılar.
Uzaktan onları izleyen Andrea ise gülümseyerek fısıldadı:
"Maçı en çok ben değil, Ava heyecanla bekliyor."
Elif başını salladı.
"Bence Kenan da bunun farkında."
Ertesi gün...
On binlerce taraftarın dolduracağı stadyumda sezonun en önemli maçlarından biri oynanacaktı.
Ve o maç, sadece Juventus için değil...
Kenan'ın kendini kanıtlaması için de büyük bir fırsat olacaktı.
Devamı: Bölüm 30 – Büyük Maç ⚽🏟️
