Selin etrafına tedirgin gözlerle baktı.
"Burada söyleyemem. Bizi biri izliyor."
Kenan kaşlarını çattı.
"Selin, artık saklama."
Selin derin bir nefes aldı.
"Size zarar vermek isteyen kişi sandığınızdan daha yakın olabilir."
Ava'nın kalbi hızlandı.
"Kim?"
Selin başını iki yana salladı.
"İsmini söyleyecek kadar emin değilim. Ama bugün dikkatli olun."
Tam konuşmaya devam edecekken Selin'in telefonu çaldı.
Ekrana baktığında yüzü bembeyaz kesildi.
Aramayı reddetti.
"Gitmem gerekiyor."
"Selin!" diye seslendi Kenan.
Ama Selin hızla uzaklaşıp kalabalığın arasında gözden kayboldu.
---
Akşam üzeri...
Gökyüzü bir anda kararmıştı.
Şiddetli yağmur başlamış, rüzgâr Torino sokaklarını adeta boşaltmıştı.
Ava ve Elif otele döndüklerinde resepsiyonda büyük bir kalabalık vardı.
Görevli üzgün bir ifadeyle konuşuyordu.
"Maalesef binada su borusu patladı. Güvenlik nedeniyle bu gece otelde kalamayacaksınız."
Elif şaşkınlıkla,
"Ne yapacağız şimdi?"
Tam o sırada Ava'nın telefonu çaldı.
Arayan Kenan'dı.
"Alo?"
"Ava, iyi misin?"
"Evet ama otelde sorun çıktı."
Kenan birkaç saniye düşündü.
"Elif de yanında mı?"
"Evet."
"Bizim kaldığımız evde misafir odaları boş. Siz isterseniz bu gece burada kalabilirsiniz."
Ava tereddüt etti.
"Rahatsız olmayalım."
"Olmazsınız. Zaten Andrea da burada. Hep birlikte oluruz."
Elif heyecanla fısıldadı.
"Bence kabul edelim."
Ava gülümseyerek,
"Peki... Geliyoruz."
---
Yarım saat sonra...
Kenan kapıyı açtı.
"Hoş geldiniz."
Andrea da salondan seslendi.
"Sonunda geldiniz!"
Ev oldukça sıcaktı.
Salonun köşesinde televizyon açıktı, mutfaktan ise yeni demlenmiş kahvenin kokusu geliyordu.
Ava etrafına bakarken gülümsedi.
"Burası çok güzelmiş."
"Ev gibi hissettirsin diye uğraşıyoruz." dedi Kenan.
Andrea bavulları odalara taşırken,
"Ava, sen üst kattaki misafir odasında kalacaksın. Elif'in odası da hemen yanında."
"Teşekkür ederim."
---
Akşam yemeğinde herkes aynı masadaydı.
Andrea sürekli şakalar yapıyor, Elif kahkahalarla gülüyordu.
Kenan ise ara sıra Ava'ya bakıyor, göz göze geldiklerinde ikisi de istemeden gülümsüyordu.
Yemek bittikten sonra elektrik bir anda kesildi.
"Ne oldu?" diye sordu Ava.
Andrea pencereye baktı.
"Fırtına yüzünden sanırım."
Ev tamamen karanlığa gömülmüştü.
Kenan telefonunun fenerini açtı.
"Merak etmeyin."
Tam o sırada dışarıda gök gürledi.
Ava istemsizce irkildi.
Kenan bunu fark etti.
"İyi misin?"
"Evet... Sadece gök gürültüsünü pek sevmem."
Kenan hafifçe gülümsedi.
"Merak etme. Bu evde güvendesin."
Ava ilk kez günlerdir gerçekten rahatladığını hissetti.
---
Gece...
Herkes odasına çekilmişti.
Ava pencerenin önünde yağmuru izliyordu.
Tam perdeyi kapatacakken yolun karşısında siyah bir araba gördü.
Arabanın farları birkaç saniye boyunca evi aydınlattı.
İçeride oturan kişinin yüzü seçilmiyordu.
Ava perdeyi aralayıp biraz daha dikkatli baktı.
Araba yavaşça hareket etti ve gözden kayboldu.
"Yoksa..." diye fısıldadı.
Tam yatağına döneceği sırada telefonu titredi.
Gizli Numara
Mesajda sadece tek cümle yazıyordu:
> "Aynı evde olmanız sizi güvende yapmaz."
Ava'nın yüzündeki tebessüm bir anda silindi.
Mesajı okurken odasının kapısına hafifçe vuruldu.
Tak... Tak...
"Benim," dedi Kenan'ın sesi.
"Bir şeye ihtiyacın var mı?"
Ava derin bir nefes aldı. Mesajı telefonunda gizledi ve kapıya doğru yürüdü.
Kapıyı açtığında Kenan'ın elinde iki fincan sıcak çikolata vardı.
"Uyuyamadığını düşündüm."
Ava gülümseyerek fincanı aldı.
"Teşekkür ederim."
İkisi kapının önünde birkaç dakika sessizce sohbet etti.
Aşağıda yağmur yağmaya devam ederken, ikisi de farkında olmadan birbirlerini biraz daha yakından tanımaya başlamıştı.
Devam edecek... ❤️⚽📖
