Kapı büyük bir gürültüyle duvara çarptı.
Leon’un mavi gözleri bir anda odadaki manzaraya kilitlendi.
Kapüşonlu adam…
Ela…
Ve adamın elindeki şırınga…
Her şey yalnızca birkaç saniye içinde olmuştu.
“Dur!”
Leon’un sert sesi odada yankılandı.
Adam başını ona çevirdi.
“Çekil önümden.”
Leon yavaşça birkaç adım öne çıktı.
“Onu bırak.”
Adam alaycı bir şekilde güldü.
“Doktor…”
“…Sen işine bak.”
Ela korkuyla Leon’a baktı.
“Leon…”
Leon gözlerini ondan ayırmadan konuştu.
“Korkma.”
Adam cebindeki şırıngayı biraz daha kaldırdı.
“Bir adım daha atarsan…”
“…Bu iğneyi ona yaparım.”
Oda buz kesmişti.
Koridordaki güvenlik görevlileri henüz kapıya ulaşamamıştı.
Leon adamın gözlerinin içine baktı.
Yıllarca ameliyathanede saniyeler içinde karar vermişti.
Ama bu…
Hayatındaki en zor karardı.
Leon ellerini yavaşça kaldırdı.
“Tamam.”
“Konuşalım.”
Adam gülümsedi.
“İşte böyle.”
“Akıllı adamsın.”
“Ne istiyorsun?”
“Kadın bizimle gelecek.”
“Neden?”
“Seni ilgilendirmez.”
Leon sesini hiç yükseltmedi.
“Onu götürmene izin vermeyeceğim.”
Adam sinirlendi.
“Doktor!”
“Son kez söylüyorum.”
“Çekil.”
Ela gözyaşlarını tutamıyordu.
“Leon…”
“Git.”
“Lütfen…”
“Ben iyiyim.”
Leon başını iki yana salladı.
“Hayır.”
“Bu kez seni yalnız bırakmayacağım.”
Bu cümle Ela’nın kalbine işledi.
Sekiz yıl önce söyleyemediği her şey…
Sanki şimdi tek cümlede anlam bulmuştu.
Adam sabrını kaybetti.
“Yeter!”
Bir anda Ela’nın kolundan sertçe tuttu.
Ela acıyla irkildi.
“Canımı acıtıyorsun!”
Leon’un yüzündeki ifade tamamen değişti.
Artık karşılarında yalnızca sakin profesör yoktu.
Hayatında ilk kez öfkesini gizlemeyen bir adam vardı.
“Kolunu bırak.”
Adam alay ederek güldü.
“Bırakmazsam?”
Leon bir adım daha attı.
“Son kez söylüyorum.”
“Kolunu bırak.”
Adam şırıngayı Ela’nın boynuna yaklaştırdı.
“O zaman…”
“…Sen seyredersin.”
Tam o anda…
Leon bütün gücüyle adamın üzerine atıldı.
Şırınga yere savruldu.
Cam sesi odada yankılandı.
İkisi yere düştü.
Adam yumruk savurdu.
Leon darbeyi omzuyla karşıladı.
Yıllardır ameliyat yapan elleri ilk kez birini durdurmak için mücadele ediyordu.
Ela korkuyla bağırdı.
“Leon!”
Adam cebinden küçük bir bıçak çıkardı.
Leon bunu fark ettiği anda geri çekilmeye çalıştı.
Ama geç kalmıştı.
Bıçağın ucu Leon’un sol kolunu çizdi.
Beyaz gömleği birkaç saniye içinde kana bulandı.
“Hayır!”
Ela yatağından inmeye çalıştı.
Göğsündeki ağrı yeniden başladı.
Ama bunu umursamıyordu.
Tek düşündüğü Leon’du.
Koridordan koşu sesleri duyuldu.
“Güvenlik!”
“Polisi çağırın!”
Kapüşonlu adam çıkışın kapandığını anlayınca Leon’u sertçe itti.
Ardından pencereye doğru koştu.
Pencereyi açıp yangın merdivenine atladı.
Güvenlik görevlileri içeri girdiğinde adam çoktan kaçmıştı.
Odadaki sessizlik bu kez daha ağırdı.
Ela’nın gözleri Leon’un koluna takıldı.
Kan…
Gerçekten kanıyordu.
Hiç düşünmeden yatağından indi.
“Leon!”
Leon hafifçe yüzünü buruşturdu.
“İyiyim.”
“Yalan söyleme.”
Ela titreyen elleriyle onun kolunu tuttu.
“Kanıyor…”
Leon gülümsemeye çalıştı.
“Küçük bir çizik.”
“Küçük mü?”
Ela’nın gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
“Benim yüzümden oldu.”
Leon başını iki yana salladı.
“Hayır.”
“Senin yüzünden değil.”
“Benim seçimim.”
Ela ona baktı.
“Neden?”
Leon ilk kez hiç kaçmadan cevap verdi.
“Çünkü sana bir şey olmasına izin veremezdim.”
Odadaki herkes sessizdi.
Merve, güvenlik görevlileri…
Hatta yeni gelen polisler bile…
Kimse konuşmuyordu.
Leon’un gözleri sadece Ela’daydı.
Ve sonunda, yıllardır içinde tuttuğu cümle dudaklarından döküldü.
“Ela…”
“…Seni ikinci kez kaybetmeye dayanamam.”
Ela’nın gözlerinden yaşlar durmadan akıyordu.
Yavaşça Leon’un elini tuttu.
Bu kez ikisi de ellerini çekmedi.
Ancak kapının önünde duran polis memuru, elindeki dosyaya bakarak ciddi bir sesle konuştu:
“Profesör Leon…”
“Sanırım artık size her şeyi anlatmamız gerekiyor.”
Odanın içindeki herkes polise döndü.
Memur derin bir nefes aldı.
“Bu saldırı rastgele yapılmadı.”
“Ve hedef… yalnızca Ela Hanım değildi.”