Siperin Ardındaki Aşk
Bölüm 2: Soğuk Duvarlar
Defne, ertesi sabah erkenden sahra hastanesine geldi. Güneş henüz dağların ardından yeni doğuyordu. Çadırların arasında koşuşturan askerler, ambulansların motor sesleri ve telsizlerden gelen anonslar kampı çoktan uyandırmıştı.
Elindeki hasta dosyalarına göz gezdirirken aklı sürekli bir hastadaydı.
Yüzbaşı Mert Demir.
Dün geçirdiği ameliyatın ardından en az iki hafta dinlenmesi gerekiyordu. Ancak Defne, onun bu karara kolay kolay uymayacağını biliyordu.
Koğuşa girdiğinde yatağın boş olduğunu gördü.
Bir anda yüzü ciddileşti.
"Nerede bu adam?"
Nöbetçi asker çekinerek cevap verdi.
"Komutanım... yani doktor hanım... sabah erkenden eğitim alanına gitti."
Defne derin bir nefes aldı.
"Ameliyatın üzerinden bir gün bile geçmedi."
Hiç vakit kaybetmeden eğitim sahasına doğru yürüdü.
Uzaktan askerlerin parkur çalışması yaptığını gördü. İçlerinden biri omzundaki bandaja rağmen diğerlerine talimat veriyordu.
Mert...
Defne hızla yanına gitti.
"Yüzbaşı Demir!"
Mert arkasını döndü.
"Doktor."
"Size yataktan çıkmayın demedim mi?"
Mert sakin bir ifadeyle cevap verdi.
"Ben iyiyim."
Defne sinirlenmişti.
"İyi değilsiniz. Dikişleriniz yeni atıldı."
"Birliğimin bana ihtiyacı var."
"Ve sizin de tedaviye ihtiyacınız var."
İkisi birkaç saniye boyunca sessizce birbirlerine baktılar.
Sonunda Mert küçük bir gülümsemeyle konuştu.
"Doktor Hanım... emir vermek sizin göreviniz değil."
Defne hiç geri adım atmadı.
"Hastane sınırları içinde öyle."
Yakındaki askerler birbirlerine bakıp sessizce gülümsediler.
Hiç kimse bugüne kadar Yüzbaşı Mert Demir'e bu kadar rahat karşı çıkmamıştı.
Tam o sırada kampın sireni çalmaya başladı.
Telsizlerden acil anons yükseldi.
"Yaklaşık on dakika içinde yaralılar geliyor! Bütün sağlık personeli hazırlansın!"
Defne düşünmeden hastaneye doğru koştu.
Mert de arkasından yürüdü.
Ambulanslar peş peşe içeri girdi.
Yaralı askerler sedyelerle taşınıyordu.
Defne saatlerce durmadan çalıştı.
Kanamalar durduruldu, ameliyatlar yapıldı, hayatlar kurtarıldı.
Yoğunluğun sonunda yorgunluktan sandalyeye oturdu.
Tam o sırada önüne sessizce bir bardak sıcak çay bırakıldı.
Başını kaldırdı.
Mert...
"Teşekkür ederim," dedi Defne şaşkınlıkla.
Mert omzunu silkti.
"Bugün birçok askerin hayatını kurtardınız."
Bu, onun ettiği ilk teşekkürdü.
Defne hafifçe gülümsedi.
"Demek teşekkür etmeyi de biliyormuşsunuz."
Mert istemsizce gülümsedi.
"Çok alışkanlığım değildir."
İkisi de birkaç saniye sessiz kaldı.
O sessizlikte, aralarındaki soğuk duvarın ilk çatlağı oluşmuştu.
Fakat ikisi de bunun farkında değildi.
Çünkü onları bekleyen asıl sınav, henüz başlamamıştı.