İçeriğe geç

Kalbimin Her Parçası

Bölüm 4 · 4 dk okuma

Kalbimin Her Parçası

Bölüm 4

4. Bölüm

AREN"

Doğum günü partisinin üstünden 2 gün geçmişti. Bugün Demir'in gelmesinin şerefine Demir ve Can'la buluşacaktık.Uzun süre sonra üçümüz bir arada olacağımızdan mutluydum. Anneannesini kaybettiğini ve acilen kuzenini görmesi gerektiği için okulunu dondurduğunu,en yakın zamanda Türkiye'ye geleceğini söylediğinde kuzeninin kütüphanede şans eseri tanıştığım kız olabileceğini düşünmemiştim. Bize hep küçükken kuzeniyle yaptıkları utanç verici anıları anlatır, hep beraber gülerdik. Şimdi tanıştığım o soğuk kanlı kızın küçükken ´oyuncağı düştüğü için balkon demirlerinden sarktığı ve onu itfayenin kurtardığını` düşününce.. Garip.

2 gündür kütüphaneye gitmemiştim. Ama aldığım kitabın süresi dolduğundan bugün iade etmem gerekiyordu. 𝐷𝑒𝑛𝑖𝑧 𝑜𝑟𝑑𝑎 𝑚𝚤𝑑𝚤𝑟 𝑎𝑐𝑎𝑏𝑎?

Ne diyorum ben ya?

Kütüphaneye gitmek için hazırlanıyordum ve aklıma Arslan'ı kreşten alma işi gelmişti. Ah, tamamen aklımdan çıkmıştı. Arslan'ı kreşten alır ve sonra kütüphaneye hızlıca kitabı verir ve çıkardım.

Arslan'ı aldım ve kütüphaneye doğru yola çıktık.

Kardeşim eve gitmediğimizi anlamış olacak ki,

"Abe nereye gidiyoz?" Diye sordu.

"Abicim ben hemen kütüphaneye şu kitabı bırakacağım sonra hemen gideceğiz." Dediğimde başını olumlarcasına salladı.

Nihayet vardığımızda Arslan'ı kucağıma aldım ve kütüphane görevlisine kitabı vermek için indirdim.

Ben kitabı iade edip yeni kitap seçerken Arslan bir anda yanımdan fırladı.

Ben 'Nereye?' Diyecektim ki,bana fırsat bırakmadan etrafta koşup bağırmaya başladı.

"Napıyorsun Arslan!"

Bu çocuk beni çıldırtmaya mı çalışıyordu Allah aşkına!

Evde çok ses var kütüphaneye geleyim dedim çocuk buranın da huzurunu bozdu mubarek!

"Ya oğlum dursana!!" Diyerek peşinden koşuyordum. Birşeyleri devirse ne olurdu bilemiyorum. Hemen durmayacağını biliyordum ama Allah'tan kütüphane görevlisi Arslan'ın önünü kesmiş ve onu yakalamıştı.

"Gerçekten kardeşim adına çok özür dilerim." Diyebildim sadece. Adam ise yüz ifadesindeki soğuk kanlılıktan ödün vermeden,

"Beyefendi lütfen kardeşinizi de alıp derhal çıkar mısınız?"

sadece onaylar şekilde başımı salladım ve tekrar özür diledim.

Muhtemelen bu kütüphaneye son gelişim olacaktı. Kaydımı silmeseler bile utancımdan giremezdim.

Kardeşimi alıp hızlıca kapıya doğru yürüyordum.

Tam kapıdan çıktığımda arkamdan birisi,

"Hey bir dakika dur!"

Döndüğümde elindeki telefonu sallayarak bana bakan Deniz'i gördüm.

"Senin mi?" Diye sordu başını sallayarak.

Ah, telefonumu düşürmüş olamazdım değil mi?

hızlıca ceplerimi kontrol ettim ve evet, sanırım telefonumu düşürmüştüm.

Gülerek,

"Ah.. evet düşürmüşüm sanırım."

"Sanırım kütüphanede sesten rahatsız olan birtek sen değilsin." Dedi şakayla karışık bir alayla

Aslında haklıydı. Birkaç gün önce arkadaşlarıyla gürültü yaptığında ben pek anlayışlı davranmamıştım. Telefonu bana uzattı.

Ve aldım. "Teşekkür ederim. Sizi bir rica randevusuna çıkarayım?" Dedim alay edercesine.

Tabiki ciddi değildim.

Gözlerini birkaç kez hızlıca kırpıştırdı ve,

"Eee olabilirdi ama gerçekten çok acelem var. Telefon numaramı vereyim istersen sonra belki bir çay ısmarlarsın bana artık ee telefonunu kurtardım sonuçta." Dedi gülerek.

Dediğini duyduğum anda gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. Aslında ciddi söylememiştim. Bana zaten "Hayır sağol" deyip gidecekmiş gibi gelmişti. Ama bunu reddetmek hiç içimden gelmiyordu.

Ve numarasını aldım.

Arslan'ı eve bıraktığım gibi Canlarla buluşmuştuk. Birkaç saat Demir'in yurt dışındaki anılarından bahsettik.Tam ortam sessizleşmişti ki,

"Eee Demir peki orda manita filan yaptın mı? Güzel kızlar vardır orda." Dedi Can. Can hep Can olduğundan artık sorgulamıyordum bile.

"Yok birader ben sen değilim." Dedi Demir ve gülmeye başladılar.

𝐵𝑒𝑛𝑖𝑚 𝑘𝑎𝑓𝑎𝑚𝑑𝑎 𝑖𝑠𝑒 𝑛𝑒𝑑𝑒𝑛𝑠𝑒 𝐷𝑒𝑛𝑖𝑧 𝑣𝑎𝑟𝑑𝚤. 𝑁𝑒𝑑𝑒𝑛 𝑛𝑢𝑚𝑎𝑟𝑎𝑠𝚤𝑛𝚤 𝑣𝑒𝑟𝑚𝑖𝑠𝑡𝑖 𝑘𝑖? 𝑌𝑎𝑧𝑚𝑎𝑚𝚤 𝑚𝚤 𝑖𝑠𝑡𝑖𝑦𝑜𝑟𝑑𝑢? 𝐴𝑚𝑎 𝑦𝑎 𝑦𝑎𝑛𝑙𝚤𝑠 𝑎𝑛𝑙𝑎𝑟𝑠𝑎

𝑏𝑒𝑙𝑘𝑖 𝑑𝑒 𝑎𝑟𝑘𝑎𝑑𝑎𝑠 𝑜𝑙𝑚𝑎𝑘 𝑖𝑐𝑖𝑛𝑑𝑖𝑟.

"Şştt Areeen burdamısın lan" dedi ve enseme vurdu Demir.

"Ah evet dalmışım ya.."

Demir eliyle okey işareti yaptı ve Can'a döndü.

"Ee Can senin var mı konuştuğun biri bakalım hep senmi soracaksın?"

Can Gözlerini bir bana bir Demir'e çeviriyordu.

"Ee yok ya neden ki yani?" Dedi Can.

"Evet Can emin misin ya bi garipsin sanki ama neyse."

Dedim. Ama öyleydi. Normalde bu soruya cevabının 'keşke olsa' filan olması gerekirdi.

"Yani aslında.." Dedi Can.

Demir hemen atladı "AŞIK MI OLDUN LAN?"

"Yok be abi ne alaka? Gerçekten öyle birşey değil."

Bu çocukta birşeyler vardı ama neyse..

"Ee sadece şeyi soracağım. Partide konuştuğum kız kimdi? Ee yani Gülce'ydi sanırım" Dedi gözlerini kaçırarak Can.

Demir, "Ah o mu, o benim kuzenin kankisi. Noldu ona mı yoksaa." Dedi Demir ve Can'a imalı bakışlar attı.

"Hayır gerçekten aşık olmadım tabiki. Daha tanımıyorum bile kızı ama sadece tanışmak isterdim güzel de kız şimdi."

Demek Gülce. Deniz'in iki şizofren arkadaşından biri. Köpek ile halay çeken kızlardan biri..

"İnstası filan var mı kızın?" Dedi Demir.

"Yani o vermedi aslında ama ben bulmuş olabilirim.." Dedi Can.

"Oğlum nasıl buldun sadece isimden?" Dedim.

Can, "Ee Demir'in takip ettiklerinden Deniz'i buldum Deniz'in takip ettiklerinden de Gülce'yi." Dedi.

Bu beynini birde yararlı şeylerde kullansa iyi olacak aslında ama her neyse.

"Mesaj at hemen kıza." Dedi Demir.

Can Demir'e 'Ne?' Der gibi baktı

"Ne şimdi mi? Hayatta olmaz."

"Ya oğlum sadece tanışmak iste. Ve arkadaş olmak istediğini söyle." Dedim

"Ee yani yazıyım mı?" Dedi

Demir'le aynı anda

"Eveet." Dedik.

Can Gülce'ye mesajı attı;

Can: Selam.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.