İçeriğe geç

Kalbimdeki Sarmaşık

Bölüm 4 · 5 dk okuma

Kalbimdeki Sarmaşık

Bölüm 4

3. Bölüm

Merhaba bebeklerim nasılsınız

Bölüme geçiyorum

Hayatın bize neler getireceğini bilmeden yaşarız hep. Yaptığımız seçimler, iyi veya kötü ne olursa olsun bize özeldir, aynı yaşayacağımız hayatında bize özel olduğu gibi. İnsanlar ne der bunu yaparsam ne olur acaba hata yaparmıyım diye düşünmek yerine kararlarınızı verin, o hataları yapın. Böyle yaptıkça anlarız hayatımızın değerini

Ben hayatımım değerini nerdeyse hiç anlamadım çünkü yaptığım seçimler hep başkaları içindi.

Restoranta gelip çalışmaya başlamıştım babam kavgadan sonra eve gelmeyeli bir gün olmuştu daha fazla düşünmek istemediğim için çalışmaya devam ettim

Babam gelmeyeli 2 gün olmuştu ve artık polise gitmem gerekiyordu ne kadar sevmesem bile bunu yapmam gerekiyordu . Bu yüzden yukarıya patronun odasına çıkıp kapıyı tıklattım.

" gel" sesini duymamla içeriye girdim.

" merhaba, sabri bey rahatsız etmek istemezdim ama sizden bir ricam olacak " söylediklerimle kaşlarını çatmıştı

" zam istiyorsansa, veremem boşuna uğraşma"

" yok efendim, 2 saat erkenden çıkmak istiyecektim"

" neden "

"Özel bir neden, efendim"

" o zaman hayır, izin veremem" gözlerimi kapatıp sıkıntılı bir nefes verdim söylemekten başka seçeneğim yoktu.

" babam 2 gündür kayıp, bu yüzden karakola gitmek istiyorum" birkaç saniye düşünüp " tamam çık" demesiyle rahat bir nefes alıp odadan çıktım ve aşağıya mehmet ve badenin yanına indim.

" ben çıkıyorum bahsettiğim gibi karakola gidicem, haberleşiriz" onlarada söylemiştim. Hayatımda yanımda olan tek kişiydiler ve birşey saklamak istemiyordum.

Mehmet " tamam Knka birşeye ihtiyacın olursa haber ver"

Bade "aynen güzelim haber et geliriz hemen"

Duyduklarımla gülümseyip onayladıktan sonra çantamı da alarak restoranttan çıktım.

Servisten indikten sonra karakol hemen karşımdaydı. Içeriye geçip yardımcı olacak birilerini aradım. Birilerini ararken arkamdan bir polis memuru seslendi.

" hanımefendi, yardım edebileceğim birşey var mı?"

" evet, kayıp ihbarında bulunacaktım."

" anladım ileride sağdan döndükten sonra 3. Odada başkomiser fırat beyi göreceksiniz o size yardımcı olur"

" anladım teşekkür ederim " rica ederim dercesine gülümseyip arkasını dönüp işinin başına döndü. Tarif ettiği yere gelip kapayı tıklattım. " gel " demesiyle içeriye doğru adımladım.

" merhaba, yardımınıza ihtiyacım var" sevecen bir gülümsemeyle bakıp koltuğu işaret etti, " buyur kızım, otur bakalım derdin neyse hallederiz" teşekkür edip gösterdiği yere oturdum.

" neden buraya geldin, güzel kızım "

Ortalama 50 yaşlarında tonton bir amcaydı.

" babam kayıp"

" ne zamandır"

" 2 gün oldu, efendim"

" adı soyadı ne"

" akif gece efendim " bilgisayara birkaç yazı yazdıktan sonra çıktısını alıp önüne koydu.

" imzala kızım, burayada numaranı bırak haber olursa sana söyleriz" belgeyi imzaladıktan sonra kağıda numaramıda yazıp, ayağa kalktım.

" teşekkür ederim "

" rica ederim güzel kızım" gülümseyip odadan çıktım.

Karakoldan çıktıktan sonra sahile doğru yürümeye başladım. Yavaş yavaş yürürken banklardan birine oturdum ve denizi seyretmeye başladım. Istanbul ve mükkemel manzarası karşımda duruyordu. Denizi izlemek her daim içimi ferahlatırdı. Lise döneminde her boş vaktimde buraya gelip saatlerce otururdum taki babam alkol bağımlısı olana kadar.

Annemi 11. Sınıftayken bir kazada kaybetmiştim. Harika bir annem vardı beni seven ilgilenen daima yanımda olan annem.

Babam, ben küçükken böyle değildi, yavaş yavaş değişmeye başladı. Annemi kaybetmeden önce kumardan dolayı sürekli kavga ederlerdi. Ölümünden sonra, kumar içki vs her yasa dışı işe bulaştı, çalışmamaya başladı buda beni evin geçimi için çalışmaya mecbur bıraktı.

Lise bittikten sonra üniversiteye gitmeyi çok istemiştim ama dediğim gibi babam izin vermeyip o günde sabaha kadar dövmüştü beni. Gözlerimi sımsıkı yumup aklımdaki anıları def etmeye çalıştım, burada herkesin içinde ağlamak istemiyordum.

Kendime gelip banktan kalkıp tekrardan yürümeye başladım.eve gelince odama çıkıp yatağımın altında bulunan gizli kutumu çıkarıp içerisindeki paraları saymaya başladım. 5 bine yakın bir birikmişliğim vardı. Her türlü idare ederdi beni.

Kutuyu kapatıp tekrardan yatağın altına sakladım. Banyoya geçip üstümü değiştirdikten sonra yatağa geçip uyumaya başladım.

Sabah yorgunlukla kalkıp, banyoya ilerleyip ılık bir duş aldım. Saçlarımı kurutup açık bıraktıktan sonra hava bugün daha sıcak olduğu için üzerime şort tişört geçirip çantamı da alıp evden çıktım.

Yaz aylarına girmiş bulunuyorduk. En sevdiğim mevsimdi yaz, sıcağı çok severdim ayrı bir huzur verirdi bana, yaz ayında olmak. Durağa yürüyüp servisin gelmesini bekliyordum. Gelmesiyle ücretini ödeyip en arkalara geçtim. Madrigal~ seni dert etmeler dinliyordum. Severdim yolculuk yaparken dinlemeyi, gerçi şu zamana kadar istanbuldan hiç çıkmamıştım.

Servisten inip, restoranta girdim. Bade müşterilerle ilgilenirken, mehmet beni görüp yanıma gelmeye başladı.

" naptın, gittin mi karakola dün."

" evet gittim numaramı alıp haber vereceklerini söylediler" anladım der gibi başını sallayıp birşey soracak gibi olup vazgeçti. Bunu fark edip " sor ne soracaksan" pes edip dudaklarını aralayıp konuşmaya başladı.

" babanın onca şeyine rağmen neden hâlâ onu umursuyorsun" sorusuyla derin bir nefes verdim.

" evet, onu sevmiyorum hatta çok kırgınım ona karşı ama ne olursa olsun annemden kalan tek şey, ne kadar kötü de olsa annem var arada belki sana saçma gelecek biliyorum fakat ne yapıyorsam eğer annem görüyorsa üzülmesin diye"

Anlayan gözlerle bakıp omzumu sıktı " her neyse hadi gel iş başı " başımı onaylayıp kapı önünden yürümeye başlayacakken kafamı kaldırırken karşı masada oturan o ve arkadaşlarını gördüm, bana bakıyorlardı. Hayır, alkım düşünme ve işine devam et diyerek kendimi teselli edip, işime başladım.

Yarım saat sonra onlar kalkıp gittikten sonra rahatlamıştım onu görmek beni kötü etkiliyordu. Eski güzel zamanlarımı hatırlatıyordu bana.

Mesaim bitmişti badeye veda edip, çıkıp durağa yürüdüm. Mehmet erkenden çıkmıştı. Servis beklerken telefonum çalmıştı bilmediğim bir numaraydı. Yeşil tuşuna basarak cevapladım.

" alo, kimsiniz?"

" merhaba kızım ben firat komiser"

" birşey mi oldu ne buldunuz"

" babanı bulduk ama " susmuştu neden?

" ama, devamını getirin ne oldu "

" başın sağolsun kızım, canaze teşhisi için hastaneye gelmen lazım"

Duyduklarımla telefonu yavaşça dizlerimin üzerine bıraktım. Gözlerimi kapatıp bu anı yaşamış olmamayı diledim.

Ben geldim canlarım sizce bölüm sonu nasıldı ?

Sizleri seviyorum 💙

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

5. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.