Merhaba canlarım
Nasılsınız?
Hadi bölüme geçelim
Saatlerdir ayakta olmanın yorgunluğuyla kendimi mutfakta bulunan sandalyelerin üstüne bıraktım. 20 yaşında bir genç kıza göre çok fazla sorumluluklarım var. Babamın içkisine para yetiştirmek, ev giderleri, faturalar vs herneyse bunları daha fazla düşünmek istemiyorum.
Babamdan gizli bir birikimim var ileride gittim zaman lazım olur diye. Annem öldükten sonra içki ve paraya daha düşkün biri oldu, okumama izin vermedi - en azından liseyi bitirdim diye seviniyordum-
Annemi kazada kaybettim ve bu hâlâ rüyalarıma girip adeta birer kabusa dönüşüyor benim için
Badenin yanıma gelmesiyle ayağa kalktım " dinlenme sırası sende kuzucuk" dediğimde bana nefretle bakmaya başladı yüz ifadesini görüp kahkaha atmaya başladım kuzucuk kelimesini sevmezdi bende inatla kullanırdım "ya sana kırk kere söyledim bana öyle seslenme diye sevmiyorum " diyip kendisini yanımdaki sandalyeye attı
Ayağa kalkıp mutfağa doğru giderken badeye görüşürüz diye seslenip mutfağa geçtim ve gelen siparişleri dağıtmaya başladım. Mesai saatim gelince üstümdeki önlüğü çıkarıp badeyle beraber restoranttan çıktım.
"Bugün bana önereceğin bir film var mı?" Sorusuna "sen hiç ateş böceği gördün mü izle seveceğinden eminim " diye cevap verdim. Film veya dizi izlemeyi severdim bana başka hayatları görme fırsatı tanıdığını düşünürdüm.
Badeyle konuşarak ayrılacağımız noktaya gelince sıkıca sarılıp görürürüz dedim. Sokakta yürürken kulaklığımı çantamdan çıkarıp telefona takıp müzik dinlemeye başladım
Dinlediğim şarkı bitip başka bir şarkıya geçecekken duyduğum isimle, yürüdüğüm sokakta kalakalmıştım
"Ali Efe hadi gel artık ya seni mi bekliycez " diyordu ses. Ne olacağını umursamadan sesi duyduğum tarafa doğru yürümeye başladım ama burada hiç kimse yoktu hem ne belliydi ki ali efenin o ali efe olacağı?
Kafamdaki susmayan seslerle eve doğru yürüyüp anahtarı çıkardım. Anahtarı çıkarırken tekrardan paranın yarısını saklayıp kapıyı açtım ve içeriye girdim.
Gördüğüm görüntü midemi bulandırmıştı. Babam koltukta oturmuş ,önündeki masada içki şişeleri ve birkaç cerez vardı. Bana bakıp sırıtarak gülmeye başladı sarhoş olmuştu yine.
Yukarıya doğru yürüyüp merdiven çıkacekken adımı seslendi
"Alkım parayı ver "
" param yok " kaşlarını çatıp oturduğu koltuktan kalkıp yalpalayarak yanıma geldi
" ne demek param yok "
"Param yok, param yok demek" kolumu tutup yüzüme bağırarak "paramı nerelerde yedin oruspu " deyince kolumu sertçe çekip üstüne bağırmaya başladım
" ne saçmalıyorsun ya sen "
" babanla düzgün konuş, paramı ver"
"ne, ne babası ya senin gibi baba olmaz olsun kızını çalıştırıp onun parasıyla içki içen babamı olur ayrıca o para senin değil benim param saatlerce çalışıp kazanıyorum"
Cümlelerimin bitmesiyle, elinin yüzüme kalkıp tokat atması bir olmuştu.
Yüzümü kaldırıp, yüzüne nefretle bakmaya başladım ama beni umursamadan kolumda olan çantayı bir çırpıda alıp içini karıştırmaya başladı "ne yapıyorsun bırak çantamı" deyip çantamı elinden almaya çalışsamda çoktan içindeki parayı bulup cebine atmıştı bile. Yüzünde mutluluk ifadesi vardı, kızının mutsuzluğu üzerine kurulmuş anlık bir mutluluk.
Çantamı elinden alıp yukarıya odama çıktım. Ev iki katlıydı ve bu duruma seviniyordum çünkü yukarı kat sadece bana özeldi aşağısıda babama. Sade renklerle olan bir odam vardı. Bir yatak, bir dolap, bir kitaplık ve küçük bir makyaj masası bana yetiyordu zaten fazlasında da gözüm yoktu.
Duş almakla uğraşmayı istemiyordum bu yüzüden üzerime bir şort ve thişort geçirip yatağa bıraktım kendimi. Tam uyuyacakken telefonuma mesaj gelmişti açıp baktığımda badenin instagramdan video gönderdiğini gördüm. Videoyu izleyip kahkaha olan emojiyi atıp tekrardan uyumak istedim.
🦋
Sabah karnımdaki ağrıyla uyanmıştım regl olacaktım galiba. Yataktan kalkıp makyaj aynasının önüne gelip yanağıma baktım, kızarmıştı. Kendime daha fazla bakmadan bonyada işlerimi halledip üzerime siyah kot pantolon üstüne beyaz sweat giyip, masanın üstündeki çantamı alıp aşağıya indim .
Babam ortalıklarda görünmüyordu, bunu firsat bilerek mutfağa girip dolabı açtım. Boş olduğunu görünce kahvaltı yapmayı boşverip bir bardak su içip evden ayrıldım. Durakta servis beklerken adımı duydum
"Alkım"
Sevdaydı, Ali efenin en yakın arkadaşının sevgilisi, gerçi hala beraberler mi bilmiyorum.
"Sevda, merhaba"
"Merhaba"
"Nasılsın iyi misin? Görüşmeyeli uzun zaman oldu"
Evet iki yıl olmuştu
"İyiyim, haklısın uzun zaman oldu"
"Burda ne yapıyorsun" ah sevda ve bitmek bilmez merakı
"İşe gidiyorum"
"Bende, boranın yanına gidiyorum" demekki hâlâ beraberlermiş.
"Devam etmenize sevindim"
" keşke sizde devam etseydiniz, birbirinizi seviyordunuz."
Servisin durağa yaklaşmasıyla dönüp sevdaya baktım.
" ben gideyim artık geç olmadan kendine iyi bak görüşürüz"
Önceki söylediği cümlelere cevap vermeden kendimi servisin icerisine attım, ücretini ödeyip boş olan koltuklardan birine oturdum.
Servisten inip restoranttın içine girdim ve yerleri silen mehmeti gördüm, bugün gelmişti. Yanına ilerleyip arkasından "aaaaa" diye kulağına doğru küçük bir çiğlik kopardım. İrkilerek birkaç adım geriye gittiginde kahkahalara boğulmustum, onu korkutmak sevdiğim birşeydi.
"Ya kızım, ne yapıyorsun ödümü patlattın"
" fena mı oldu günün aydı işte"
"Ya ya ne demezsin "
Mutfağa doğru ilerleyip önlüğümü giydim, çalışmaya başladım.
Mesai saatim gelene kadar yorgunluktan ölmüştüm, tam çıkacekken mehmetin bana seslenmesiyle durdum.
"Alkım, dur gitme"
"Neden, birşey mi oldu?"
"Bir doğum günü kutlanacakmış, patron kalmanı istedi ekstra maaş verecekmiş kalacak mısın?"
Birikimim için fazla paraya ihtiyacım vardı. Düşünmeden kabul ettim
" olur, sorun yok ne zaman geleceklermiş?"
" yarım saate" dediğinde onaylayıp içeriye geçtim.
Gelen kişilerin siparişlerini hazırlayıp badeye verdim, servisi o yapıyordu. Tekrar içeriye girdiğinde yorulduğunu gördüm.
"Sen otur, bunları ben götürürüm"
" Ya kankam, çok sağol "
Sorun değil dermişcesine gülümseyip elimdeki siparişlerle içeriye girdim masada oturan sevda, bora ve gruptan olan birkaç arkadaşını görünce olduğum yerde durdum. Bula bula burayı mı bulmuşlardı ya?
İşimden olmayı istemediğim için hazırladığım siparişlerle yürüyüp, tepsiyi masaya bıraktım. Beni görünce şaşırmışlardı.
Bora "alkım, seni burda görmek ne güzel"
Sevde "tekrardan merhaba"
" merhaba sizide burda görmek güzel " deyip istediklerini masaya bıraktım. Tam gidecekken mert " ali efe gelir birazdan "diye seslendi. Söylediğini umursamadan mutfağa geçip badeye hava alacağımı söyleyip kapıdan dışarıya çıkacekken birine çarptım.
Kafamı kaldırdığımda görüş acıma yüzü girdi. Kumral sacları, yeşil gözleri , uzun boyu ve iri bedeniyle karşımda ali efe duruyordu. Hâlâ kalp atışlarımın sebebiydi.
"Ne işin var burada" dedi umursamadan cvp verdim.
" burada çalışmaya başladım"
" git" dudaklarından dökülen tek kelimeydi bu.
Ondan güzel bir şey duymak isteyen bendeydi kabahat yıllar önce istemeyen şimdi neden kal desin ki?
Herkese merhaba yeni bölümle geldim yorum yapıp oy verirseniz mutlu olurum
Sizleri seviyorum 😘💙