Başımı göğsüne koydum. O saçlarımı okşarken yüzüme eğilip yanağıma küçük bir buse kondurdu. İncitmeden nahif bir şekilde öpmüştü.
"Taila’m, güzelim. İyi ki hayatıma girdin. İyi ki kadınım, neşem, mutluluğum, huzurum oldun kadın."
Fahir 'in sözleriyle yüzümde oluşan tebessüm gittikçe kocaman bir gülümsemeye döndü. Bazen kendini kaybeden bir kişiliği vardı. Evet, bazen de camdan bir bebekmişim gibi dokunsa kırılacak bir porselen gibi korkak hareketleri vardı. Kırmaktan korkuyordu. Seviyordum her şeye rağmen.
Fahir'e derin derin bakıp:
"Sen hem azılı Azrail’im hem de kalbimdeki sancımsın. Ama ben Azrail’imi sevecek kadar aşık bir kadınım. Senin kadınınım."