Sembol beni alıp başka bir yere getirdi adeta. Bilmedim, insanlardan kaçıyordum. Bir süre dinlenmem gerektiğini söyledi. Bir odaya geçtim, derin bir nefes aldım; vermemle camın oradan bir ses geldi. Hemen cama yöneldim, kimse yoktu. Kafayı yemek üzereydim, uyusam biraz iyi olurdu.
Yatama uzandım, uyudum ama hafızam beni bırakmadı. Garip garip rüyalar görüyordum ama bir türlü çözemiyordum. Kapımın kırılması ile hemen ayaklandım; bu, gecenki adamdı.
— Esra, sana yardımcı olmaya çalışıyorum.
— Sen benim gözümün önünde babamı öldürdün, ne yardımından bahsediyorsun sen?
Biraz yana çekilerek arkadan birini gösterdi. Kafamı o yöne çevirdim; sembolun kafasına silah dayamışlardı.
— Ya gelirsin, ya ölür
Tam o adımı atmak üzereyken, koridorun ucundan sert ayak sesleri yankılandı. Kalbim sıkıştı; sesler hızla yaklaşırken karanlık gölgeler belirmeye başladı.
Bir anda, flaşlar gibi parlayan ışıkların arasında Arda çıktı karşıma — asker üniformasıyla, yüzünde kararlı ve yorgun bir ifade vardı. Arkasında ise tam donanımlı askerler sıralanmış, sanki hazır bekliyorlardı.
“Esra!” dedi Arda, sesi hem tanıdık hem de uzak. “Zamanımız dar, birlikte hareket etmeliyiz. Seni korumaya geldik.”
Sembol donup kalmıştı, arkasındaki askerler silahlarını doğrulttu. Gerilim havada iyice yükselmişti.
“Kim bu adamlar?” diye sordum nefesimi tutarak.
Arda, yüzündeki sert ifadeyi hafifçe gevşetti. “Benden korkma. Uzun zamandır seni korumaya çalışıyorum. Ama şimdi her şey daha karmaşık. Sadece bana güven.”
O an anladım ki, bu savaş sadece benim değil, ikimizin de kaderini değiştirecekti. Ve şimdi, ne olursa olsun, birlikte yürüyecektik bu karanlık yolda.
sembolün kafasında sillah ve onların arkasında asker bize sillah dogrutmuştu sembolu nasıl kurtarcaktım
Sembol’ün kafasına dayanan soğuk metalin ağırlığı, neredeyse nefesimi kesecek gibiydi. Arkasındaki askerlerin silahları, üzerimize doğrultulmuştu. Gözlerim hızla çevreyi taradı; panik yapmak yerine çözüm bulmalıydım.
— Arda, fısıldadım, Sembol’ü kurtarmanın bir yolu var mı?
Arda göz kırptı, gizlice:
— Dikkat et, şu asker tam karşımızdaki, komuta pozisyonunda. Onu etkisiz hale getirebilirsek, zinciri kırarız.
Tam o anda, Sembol hafifçe gerildi; silah dayayan adamın dengesizleştiğini fark ettim. Cesaretimi topladım ve hızlıca adım attım, kalbim deli gibi atıyordu:
— Dikkat et! diye bağırdım, ellerimi yavaşça kaldırarak.
Bir anlık şaşkınlıkla silahın sahibi gerildi; o anda Arda ve askerleri hızlıca harekete geçti. Arda, komuta pozisyonundaki askere aniden yaklaşarak onu yere serdi. Diğer askerler de çevreyi kontrol altına aldı.
Sembol, hâlâ tereddütlü ama özgür kalmıştı. Nefes aldı, gözlerimiz buluştu.
— Teşekkür ederim, dedi zorlanarak.
Ben ise biliyordum ki bu sadece küçük bir zaferdi