Kapı açıldığında, içeri serin ve metalik bir hava doldu.
Duvarlar pürüzsüzdü. Işıklar loş, hatta neredeyse bilinç kapatacak kadar durağandı.
Odayı yalnızca bir beyaz yatak, baş ucunda eski model bir EEG cihazı, ve monitörle dolu bir masa dolduruyordu.
— Daha önce burada mıydım?
Esra fısıltıyla sordu. Babası cevap vermedi. Sadece başını eğdi.
— Bu cihaz... bilinçaltındaki anıları görüntüleyecek. Uyarıcılarla desteklenmiş yeni bir nöro-görüntüleme protokolü. Hafıza bastırılmışsa bile, duygusal yankılar hâlâ sistemde kalır.
— Ve bu yankılar beni geçmişe götürecek?
— Evet. Ama seni nerelere götüreceğini ben bile bilmiyorum.
Esra yatağa uzandı.
Babası, cihazı başına yerleştirdi. Elektrotlar saçlarının arasına dokunduğunda hafif bir karıncalanma hissetti.
— Hazır mısın?
Esra gözlerini kapattı.
— Hazırım.
Bilinçaltı: SEANS BAŞLADI
İlk önce sesler geldi.
Tiz bir not defteri çevrilme sesi.
Bir kadın sesi: “Esra, bugün hangi rüyayı gördün?”
Sonra görüntüler karardı.
Bir sınıf.
Küçük bir kız. Sandalyede oturuyor. Elleri masanın altında, gözleri tül perdede.
Bir adam yaklaşıyor.
Ceketinin cebinde telsiz. Gülümsüyor. Ama gülüşü sıcak değil.
— Bugün hafıza taşıyıcısına geçiyoruz. Hazır mısın?
Kız kafasını sallar.
Arka planda bir başka çocuğun ağladığı duyuluyor.
Sahne değişiyor.
Şimdi bir araba var. Esra direksiyonda değil. Yan koltukta küçük bir kutu.
Kutunun içinde bir dosya. Dışında bir etiket:
“Denek #09 – Hafıza Parçalama Etkisi / Geri Dönüş Testi”
Küçük kız sesiyle soruyor:
— Bu kutuyu nereye götüreceğim?
Bir yetişkin yanıtlıyor:
— Bir gün, seni en çok seven kişiye.
Görüntü değişiyor.
Karanlık bir laboratuvar.
Camın arkasında Arda.
Dosyayı inceliyor. Yüzünde şok.
Monitöre bakıyor, sonra kafasını çeviriyor.
— Bu dosyada… Esra’nın… kimliği değiştirildi. Bu çocuk, başka biri olabilirdi…
Birden her şey buz kesiyor.
Bir çığlık.
Görüntü bozuluyor.
Esra yatakta kıvranıyor. EEG cihazı alarmlar vermeye başlıyor.
Gerçek zaman: Laboratuvar – Babası
— Nabzı yükseliyor. Dalgalar anormal. Esra! Beni duyuyor musun?
Ama Esra artık başka bir yerde.
SEANSTA SON SAHNE
Orman yolu.
Yağmur sonrası.
Araba. Direksiyonda Esra.
Yanında Arda. Ama… bu Arda, diğerlerinden farklı.
Yüzü karanlıkta parlıyor.
Bir yandan telsizi tutuyor, bir yandan gözleri camda.
— Esra, dosyaları aldım. Ama senden bir şey istemem gerekiyor. Bunu sana zarar gelsin diye söylemiyorum…
Esra titreyerek yanıtlıyor:
— Söyle.
Arda gözlerini kaçırıyor.
— Eğer bana bir şey olursa, kimseye güvenme. Annen dâhil. Özellikle… babana.
Esra’nın gözlerinden yaşlar süzülüyor.
Arda son cümlesini fısıldıyor:
— Çünkü seni ilk onlar sattı.
EEG cihazı çat diye kapanır.
Esra nefes nefese gözlerini açar.
Yataktan doğrulurken, gözlerinden yaşlar süzülür.
— Arda biliyordu… her şeyi.
Babası, o an donakalır.
Esra ayağa kalkar, gözleri babasına kilitlenir.
— Ve siz… o gece beni onunla birlikte ölüme yolladınız.
Oda aniden kırmızı ışıklarla doldu. Alarm sesleri çalmaya başladı.
Etrafımdaki kapılar ağır ağır kapanmaya başladı. Hemen babama baktım.
— Beni buradan çıkar! — dedim, sesi titrek ama kararlı.
Babam derin bir nefes aldı, gözleri doluydu.
— Hayır, yapamam. Az sonra gelecekler… — dedi.
— Beni buradan çıkarmaya mecbursun! — diye bağırdım.
Bir an durdu, sonra yanındaki bilgisayara hızlıca birkaç tuş bastı. Ardından bana döndü, gözlerindeki acı ile:
— Seni hep sevdim, benim minik kızım…
Ve tam o anda, bir silah sesi yankılandı odada.
Babam kanlar içinde yere yığıldı. Gömleğinden kırmızı lekeler yayılıyordu.
Yere düşerken son sözlerini fısıldadı:
— Kaç, Esra. Hayatını kurtar…
O anda karanlıktan siyah giysili bir adam belirdi.
— Teslim ol, Esra! — dedi.
Panikle kapıya doğru koştum ama tam önümde başka biri belirdi, yolumu kesti.
Kalbim yerinden çıkacak gibiydi.
Ve o adam geldi. Cenesin de dövme olan adam… hastanedeki.
— Bu yaptığınız deneyler yasa dışıydı. Bir çocuğun duygularını, anılarını almak, en önemlisi babasını elinden almak… bu kabul edilemez. — dedi, babama bakarak.
— Her şeyi yaparım ben! — diye bağırdı.
— O adamın ne suçu vardı? — diye sordum çaresizce.
Adam soğuk bir sesle cevap verdi:
— Ne suçum vardı? Baban seni denek yaptık, sayın 09.
O an ne yapacağımı bilemedim.
Babam beni denek olarak kullanmıştı. Ama o benim babamdı.
— Alın kızı, gidiyoruz! — dedi biri.
— Nereye? — dedim, çaresiz ve korkmuş.