İçeriğe geç

Kalbimdeki Mezar

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Kalbimdeki Mezar

Bölüm 5

Esra, telefonu cebine koydu.

Parmak uçları hâlâ uyuşuktu. Gelen mesaj beyninde yankılanıyordu:

"O yol, seni susturmak içindi."

"Ve aileni korumak için kurgulandı."

Ayağa kalktı. Derin bir nefes aldı. İçindeki sarsıntı artık sadece bir his değildi. Artık emin olmak istiyordu. Belki canı yanacaktı. Belki bu, hayatının en yıkıcı adımıydı. Ama adım atmazsa ölecekti… içeriden.

Annesinin evine yürürken hava iyice soğumuştu.

Her adımda, geçmişin yankıları ayak bileklerine dolanıyordu.

Gözünde bir an canlandı: annesinin kazadan sonra eve gelip “Artık hiçbir şeyi kurcalama,” demesi.

O söz şimdi çok daha başka anlamlar taşıyordu.

Zile bastı.

Kapı hemen açıldı. Annesi onu görünce hafifçe gülümsedi ama o gülümsemenin arkasında bir şey saklıydı.

— Esra… bu saatte? İyi misin?

Esra hiçbir şey demedi. İçeri girdi. Annesi kapıyı kapattı. Sessizlik… mutfağa kadar sürdü. Masaya oturdular.

— Bir şey mi oldu kızım?

Esra gözlerini kaçırmadan sordu:

— Kazadan sonra ilk kim gelmişti olay yerine?

Annesi bir an duraksadı. Göz kapakları kımıldadı. Ama ses tonu değişmedi:

— Ambulans. Sonra biz. Baban haber alınca hemen çıktı.

— Yalan söyleme.

Sesi ilk kez bu kadar keskin çıktı.

“Gözümü açtığımda babam başucumdaydı. Ambulans yoktu. Telsiz hâlâ çantamdaydı. Kaza raporunda tarih yok. Dosyalar silinmiş. Polis raporunu yazan memur babamın eski öğrencisiymiş. Bunu bilmediğimi sandınız değil mi?”

Annesi yutkundu. Ellerini masada birleştirdi. Ama hâlâ susuyordu.

Esra sandalyeye daha da yaklaştı.

— Arda neden öldü? Bana doğruyu söyle.

Annesinin bakışlarında ilk kez bir çatlama oldu. Alt dudağı hafifçe titredi. Ama sesi fısıltı gibi geldi:

— Biz seni korumak istedik.

— Korumak mı? Beni mi? Ondan mı?

— Hayır, hayır… ondan değil. Arda, çok şey biliyordu. O projeyi biliyordu. Babanın devletle bağlantısını, yapılan deneyleri… bazı şeyleri öğrenmişti. Onu susturmak istemedik ama… o gece bir takip olduğunu anlamıştı. Size yaklaşan araç planlı değildi. Ama kaza... bizimle ilgisi vardı. Çünkü orada olmamız gerekiyordu.

Esra yerinden kalktı. Başı dönüyordu.

— Yani… onu siz mi öldürttünüz?

— Hayır! Annesi ilk kez bağırdı. Gözleri dolmuştu.

“Bunu istemedik. Ama senin o gece orada olmaman gerekiyordu. Arda yalnız gelecekti. Her şeyi anlatacaktı. Ama sen… sen onunla birlikteydin.”

Esra bir adım geri attı.

Boğazı düğümlendi. Kalbi, göğsüne sığmıyor gibiydi.

— Ve sonra? Her şeyi örtbas ettiniz. Ölüm raporu, hastane kaydı… hepsi sahteydi.

Annesi başını eğdi.

— Sana söyleyemezdik. Sen zaten onu kaybetmişken… bir de bizim ne yaptığımızı bilseydin…

Esra kapıya yöneldi. Artık duramazdı. Arda’nın sesi kulaklarında yankılanıyordu yine:

"Yol değil, insanlar tanıdık gelmiyor bana."

Kapıyı açtı. Ama çıkmadan önce son kez döndü:

— Artık hiç kimse tanıdık gelmiyor anne. Sen bile.

Ve kapıyı kapattı.

dayanamayıp babasının iş yerine gitti

Gece geç saatti. Tesisin ana kapısında güvenlik vardı.

Kartı hâlâ geçerliydi—babasının onun adına çıkardığı, asla kullanmaması söylenen bir yedek kart. Turnikeden geçtiğinde gözleri karanlık koridorlara alışmaya başladı. Koridorun ucundaki asansöre yöneldi. Parmak izi gerekiyordu ama kart yetti. Bir şeyler önceden hazırlanmış gibiydi.

Zemin kat: L0-9.

Kapı açıldığında ilk gördüğü şey... babasının silueti oldu.

Bilgisayar ekranına bakıyordu. Üzerindeki beyaz önlükten çok, sırtındaki yorgunluk dikkat çekiyordu.

— Beni burada görmeni hiç istememiştim.

Esra kapıdan içeri girdi. Ayak sesleri boş duvarda yankılandı. Etrafları monitörler, kasalar, test tüpleri, eski tip dosya dolaplarıyla doluydu. İçerisi zamanla yarışan bir laboratuvar gibiydi. Ve havada kimsenin adını koymadığı bir suçun kokusu vardı.

— Senin iş yerin burası mıydı gerçekten?

— Artık değil. Ama zamanında çok şey burada oldu. Hâlâ siliyoruz.

— Ne sildiniz baba? Arda'nın adını mı? Beni mi?

Babası arkasını döndü. Yavaşça sandalyesine oturdu. Bir dosya uzattı.

— Bu, senin çocukluğunun ilk kayıtları. Psikolojik gözlem, nöral tepkiler, anı baskılaması... Arda’nın eline geçen kopya da bunlardı.

Esra dosyayı eline aldı. Sayfalarca veri, kodlar, şemalar ve altında bir fotoğraf:

Küçük bir kız çocuğu. Başında EEG cihazı. Gözleri bağlı. Gülümsüyor.

— Bu ben miyim?

— Evet. Yedi yaşındaydın. Denek #09. En güçlü bağlanma refleksi sende çıktı. O yüzden seni seçtiler. Ama biz, annenle ben… başta sadece gözlemciydik. Sonra… işler kontrolden çıktı.

Esra dosyayı masaya bıraktı.

— Arda bunu ortaya çıkardı. Ve siz… susturamadınız. Ama susturulmasına izin verdiniz.

— Hayır. Arda’ya zarar gelmesin diye çok çabaladım. Ama o gece… seni orada görmemiz planlı değildi. Arda yalnız olacaktı. Bilgileri bir gazeteciye ulaştıracaktı. Ama onu takip edenler… bizden değildi.

— Kimdi o zaman? Devlet dışı mıydı?

Babası başını yavaşça salladı.

— Gölge birimler. Deneyin sürmesini isteyenler. Beni hâlâ buraya çağıranlar. Ve bu gece buraya seni de getirmem için mesaj atanlar.

Esra irkildi.

— Yani… ben buraya… kendi irademle mi geldim, yoksa birileri mi yönlendirdi?

Babası gözlerini kaçırdı.

— O kadarını ben de bilmiyorum. Ama bildiğim tek şey, şu an artık yalnız olmadığın. Ve birlikte yapabileceğimiz bir şey var: tüm sistemi çökertmek.

Esra ileri doğru eğildi.

— Bunun için ne yapmam gerekiyor?

Babası, bilgisayar ekranını ona döndürdü.

— Hafızanı geri alman gerekiyor. Ve bunun için, L0-9’un alt katına inmemiz gerekiyor.

Esra, bir an durdu.

Kalbinde eski bir korku çırpındı. Ama bu kez geri dönmeyecekti.

— Hadi gidelim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.