İçeriğe geç

KALBİMDEKİ LEKE

Bölüm 28 · 6 dk okuma

KALBİMDEKİ LEKE

Bölüm 28

ECZANE

Sabah uyandığımda midem bulanıyordu. Gece içtiğim kahveden kaynaklı diyeceğim ama alakası yok ki.

Hatırladım. Yağmurun altında ölene kadar durduğumdan üşüttüm sanırım. Gidip eczaneden ilaç almam gerekiyor çünkü evde ilaç yok. Dışarıya baktığımda yağmur yağma havası vardı. Kasvetli bir hava. Sabah sabah ruhum karardı. Üzerime elime gelen ilk şeyi yani uzun bol krem renkli kazağı giyindim. Dizimin üstünde bitiyordu. Değiştirmek istemezdim ama kim pijamayla 3 sokak ötesine gitmek ister ki? Yakın da değil tam 3 sokak ötede ama eczane!

Eczaneden ilaçları aldıktan sonra parkta oynayan çocukları izlemek için banklardan birine oturdum. Size çocuk sevdamdan bahsetmiş miydim? Anne veya babaları yanlarında yoktu. Tek başlarına ıssız bir parkta neden oynamalarına izin veriyor ebeveynleri?! Başlarına birşey gelebilir ne de olsa!

Çocuklar beni görünce içlerinden erkek olan "Abla çok güzelsin!" demişti. İltifat sevmem ama çocukların iltifatları çok hoş oluyor. Onlara tebessüm ettiğimde el sallayıp gittiler.

Bende gitmek için yeltendiğimde çocukların ağzını kapatıp onları bayıltan adamları gördüm. Yardım etmem gerekiyor ama lanet olası telefonumun şarjı yok! Ne diye yanıma aldım ki?! Kaçamazdım, çocukları o hâlde bırakamam...

Geriye doğru adım atmak istediğimde adamlar beni de farketti. Ah, hayır şimdi düşünecek birşeyde yok bende cocuklar ile aynı yere gideceğim! Son sürat koşmaya başladığımda köşeyi dönerken koca cüsseli birine çarptım. Lan bu adam ne yemiş böyle içinden benden 18 tane çıkar! Gülüp "Merhabalar efendim ama benim işim var güle güle." dediğimde arkamı dönecekken bu seferde başka birine çarptım. Bu adam yakışıklıymış. Bence kötü birine göre baya yakışıklı ama şuan derdimiz bu değil. Keşke olsaydı ama değil işte. Beni pis bir sırıtmayla yaklaştığında refleks olarak yüzüne yumruğu geçirdim.

Yüzündeki sırıtma silinip sinirlenince bileğimden tuttu. Öyle böyle tutmuyor da. Bileğimi sökecek! Bileğimi çekip "Kalın kafalı! Canımı yakıyorsun! Hem benim ne suçum var bırakın gideyim Allah Allah!" diyerek geriye çekildim. Konuşmadan kucağına alıp beni siyah bir minibüse bindirdi. Yanıma oturup gitmemi engellerken "Utanın be! Zavallı insanları nasıl kaçırdınız yazıklar olsun!" bağırıp yakışıklı dediğim adamım yüzüne tükürdüm. Lama gibiyim. Adamın yüzüne nasıl tükürdüm lan öyle?! Silahını başıma bastırıp "Sus!" dedi. Keşke iyi biri olsaydı. Hem yakışıklı hem de sesi harika. "Bari adını söyle de öyle hitap ediyim!" diye homurdandım. İlk önce bana deliymişim gibi baktı sonra "Ayaz ve artık sus çenesi düşük!" dedi. "Benim de bir adım var bay turşu, Elisa!" diye homurdandım. Turşu da tam uydu ha! Salatalık turşusu renginde giyinmeseymiş demezdim ama giyinmiş işte. Silahı kafama daha çok bastırınca sustum.

Bir yere getirilmiştik. Mide bulantımı bile unutmuştum. Çocuklar arkamdan baygın hâlde gelince içim sızladı. Elimden hiçbir şey gelmiyordu. Kız olan yavaş yavaş hareketleniyordu. Erkek olan da ise hareketlenme yoktu. Beni bir sandalyeye oturup bağladıklarında ameliyathane gibi bir yerdeydik. Erkek olanı sedyeye yatırmışlardı. Hayır hayır düşündüğüm gibi bunlar organ mafyası olamaz değil mi? Çocuklara bunu yapmayacaklar. Kız olan uyanmıştı. Ardından erkek olanda uyandı. Kız olan yanımda sandalyede bağlıydı. Ağlamaya başlamıştı. Bağırmıyordu bile. O da biliyordu bağırsa bile hiçbir şey olmayacağını. Erkek olanın adı Emir'di sanırım çünkü kız Emir diye mırıldandı. İçeriye adamlar girdiğinde doktor gibi giyinen adam elinde iğneyle geldi. Emir'e vuracakken Emir "Zehra!" diye bağırdı. Zehra'da sanırım küçük kız oluyordu. Zehra çırpınmaya başladığında adamlardan sıska uzun boylu olanı onu öpüp "Sakin olmazsan başına daha kötü şeyler gelecek küçük kız." dedi. Zehra umursamayarak çırpınıp bağırmaya devam ettiğinde adam onun elini açıp yan odaya geçti. Birşey yapmayacak değil mi ona? Daha 7-8 yaşındaki bir kıza birşey yapmaz değil mi? Emir'e iğneyi vurduklarında onu uyuttuklarını anladım. Birkaç doktor gibi giyinen adam daha geldiğinde Emir'in başına toplandılar. Birşeyler konuşup eline bıçak aldı biri. Emir'in karnında küçük bir kesik oluşturduklarında istediklerinin böbrek satarak para kazanmak olduğunu anladım.

Gözlerimden yaşlar süzülürken yan odadan Zehra'nın çığlık sesleri yükseldi. Dokunma diye bağırıyordu. Zavallı kıza düşündüğümü yapacak kadar insanlık bitti mi? Doğru ya ne de olsa mahkemede takım elbise giyinseler suçsuz olurlar. Yazık gerçekten yazık. Biri böbrekten para kazanmaya çalışır biri kızı tecavüz eder. Oh ne âlâ memleket.

Zehra çığlık attıkça bende ağlıyordum. Kalbime bıçak saplasalar bu kadar acımazdı. Küçücük bir kız o... Adamlar Emir'in karnında daha büyük kesikler atarken "ŞEREFSİZLER! ALLAH BELANIZI VERSİN!" diye bağırdım. Yanıma Ayaz gelip "Sonunun yan odaya giderek bitmesini istemiyorsan sus!" diyerek beni uyardı.

"Yapabileceğiniz tek şey o değil mi? Başka ne boka yarıyorsunuz ki? Para kazanmak için karakterinizi satacaksınız! Kim bilir belki de satmışsınızdır! Erkek olmak sadece eli bağlı olan kadınları tecavüz etmek değil! Erkekseniz adam olun biraz da bir işe yarayın!"

"Kapat o çeneni lanet kadın!"

"Çok mu zoruna gidiyor Ayaz? Bence asıl zoruna gitmesi gereken orada tecavüz edilen kıza yardım etmek yerine susman olsun! Burada para kazanmak için çocuğun böbreklerini almaya çalışan adamlara sessiz kalman olsun! Utanın kendinizden!"

Yüzüme tokat atınca sinirden kahkaha atmaya başladım.

"Siz de haklısınız. Öldürün sonra mahkemede giyin bir takım elbise. Suçsuz olun devam edin öldürmeye."

"Sus!"

Gözlerime engel olamıyordum. Zehra hâlâ bağırırken, Emir orada masumca yatarken kalbim işkence çekiyordu. Tek duam ölecek olsam bile onların kurtulmasıydı. Ege... Şuan beni arıyordur. Umarım. Elini çabuk tutsa iyi eder. Ayaz uzaklaşınca yanımdan zar zor sandalyeyi sedyeye ayağımın uzanabileceği mesafeye getirdim. Tekme atıp Emir'den onları uzak tutmam lazımdı. Tekme atınca adamlardan biri saçımdan tuttu. Emir'in başındaki adamlar sedyeyi düzeltip hiçbir şey olmamış gibi devam edince sinirden çıldıracaktım. Ne yapmam lazım? Emir'in karnındaki kesikler artık daha da çok olmaya başlıyordu.

Bir anda "HAMİLEYİM DOĞURUYORUM NOLUR YARDIM EDİN!" diye bağırdım. Ağlayan gözlerim daha inandırıcı olmasını sağlıyordu. "Yardım edin diyorum! doğuruyorum!!"

Ayaz tekrar geldiğinde "Hamile misin?" diye sordu. Yok ben hamileyim demedim daha yeni. Halime dedim. Ben oradan bakınca salaklarla mücadele vakfı mıyım? "Evet!" dedim en sonunda. Ayaz ise sırıtarak "Demek benden önce başkası yaptı. Neyse bizede başka çocuklar lazımdı. Elimizde artık bir tane daha var." dediğinde jeton düştü. Ben bu taraftan bakmadım ki! Elimi çözmeye çalışıyordum fakat olacak gibi değil. Elim artık kangren olacak gibiydi. Nasıl da sıkı bağlamışlar! "İpi gevşetin nolur" diye yalvardım. Ayaz ilk önce elime baktı. Sonra bana dönüp "Sen az önce doğurmuyor muydun?" diye sordu. Ona bakmamak için kafamı çevirdiğimde Zehra'yla içeri giren adamın yüzünü gördüm. Yüzünde büyük kesikler vardı ve kanıyordu. Fakat yüzündeki kana rağmen pis gülümesi silinmemişti.

Zehra'yı düşünürken Ayaz'ın bakışlarına mahsur kalıyordum. Eliyle çenemi kavrayıp kendine çevirdi.

"Tatlı dil ile mi konuşacaksın? Güzelim sen hamile misin değil misin onu söyle bana?"

30 yaşındaki adam bana neler diyor! Yok güzelimmiş. Tamam, ona yakışıklı dedim ama o sözü geri alıyorum. Ege ona bin basar. Ege demişken acaba ne hâlde? İlla sorunun cevabını vermemi istiyordu. Bende verdim.

"Hamileyim ama doğurmuyorum! Canım istemiyor."

"O zaman değilsin. Anladım."

Bana yaklaştığında mide bulantımı hissettim. Yüzüne kusarsam ne olur? Aramızda olsa olsa 5 cm var ya da yok. Ensemden tutup kendine çektiğinde cebindeki bıçak ve silahı gördüm. Silah ve bıçağı almak için ona, onun yaklaştırdığından daha çok yakınlaştım. Şuan ne yapacağını biliyordum. Bu yüzden çabucak birşeyler yapmam gerekiyordu.

Dudaklarını dudaklarıma değdirecekken kendimden tiksiniyordum. Fakat kurtulabilmek için bunu yapmak zorundayım.

Dudaklarımdan öpünce birşey belli etmemek için ona gülümsedim. Odaya götürmek için ellerimi çözünce onunla odaya gittim. Üzerime geldiğinde cebindeki silahı alacakken içeriden silah patlama sesi geldi. Ayaz hızlıca dışarı çıktığında çatışma çıkmıştı. Ayak sesleri yakınlaştığında yatağın altına girdim.

Gelen kişinin ayaklarını gördüm. Dolabı açıp içine bile bakmıştı. İyiki oraya girmemişim. Yatağın altına eğilecekken biri onu acele etmesi için uyardığında eğilmeden çıkıp gitmişti.

Hepsinin gittiğine emin olup dışarı çıktım. Tam kapının ağzında Ayaz'ın ölüsü duruyordu. İlerlediğimde Emir ve başımdaki adamlarında öldüğünü gördüm. Yan odaya gittiğimde Zehra ve o adamında öldüğünü gördüm. Kendimi yere bıraktım. Herkes ölmüştü. Zehra tecavüz edilirken, Emir böbrekleri alınırken...

Zehra'nın yüzüne baktım. Gözleri kıpkırmızı olmuştu ağladığı için. Elinde bir bıçak vardı. Büyük ihtimalle ona dokunmaması için kullanmıştı bu sebeple adamın yüzü kesiklerle doluydu.

Saatlerce Zehra'ya baktım. Yerimden kalkmadım, kalkamadım. Kendimi kötü hissediyordum. Ne Zehra'yı kurtardım ne de Emir'i. O kadar bencildim ki kendimi kurtardım sadece.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.