İçeriğe geç

Kalbimdeki Kasırga

Bölüm 2 · 11 dk okuma

Kalbimdeki Kasırga

Bölüm 2

Asmin

Kapıya yapıștırılmıș CD'yi de alıp içeri girdim. Notu, diğerlerinin yanına koyup, CD ile birlikte salona geri döndüm. Kasırga, başta beni korkutsa da, yazdıklarına bakılırsa ince düşünceli birine benziyordu.

CD'ye bakmadan önce, bu gelișmeyi Kiraz'a anlatmak için bekleme kararı aldım. Bu esnada ise kahvaltı hazırlamak için mutfağa gittim.

Kiraz da çok geçmeden uyanıp yanıma geldi. Adı gibi kirazlı pijamaları ve ona uyumlu saç bandı ile oldukça sevimli görünüyordu. Bana sofrayı kurmamda yardım etti ve birlikte kahvaltı yaptık. Bulaşıkları yıkarken, Kiraz'a olanları anlattım.

Mutfakta işimiz bittiğinde, Kiraz önce notu okudu, sonra ise CD'ye baktı.

-Asmin, bak emin misin canım? Göreceklerini kaldırabilecek misin?

-Kaldırabilecek güçte hissediyorum kendimi, Kiraz.

Laptobu açıp, CD'yi taktık ve açılan dosyada birkaç tane güvenlik kamerası kaydı vardı. İlkini açtık ve izlemeye başladık.

İlk video, uzak bir açıdan kaydedilmiști. Tarih, 9 Mayıs 2016'ydı. Videoda, hemen kendimi tanımıştım. Yolda yürüyordum ve sürekli arkama bakıp, tedirgin şekilde adımlarımı hızlandırıyordum. Yüzünü doğru düzgün göremediğim, yürüyüşüne bakılırsa sarhoş olduğu kesin bir herifin pesimden geldiğini görmüştüm.

Büyük bir boğuşma başladı. Bu ayyaş herif, resmen bana saldırmıștı ve ben hiç bir şey hatırlamıyordum.

Derken, o pislik herif birden üzerimden kalktı. Kadraja giren bir diğer kişi, bana saldıran o alçak herifi bir güzel benzetmiști. Bunu yapan, beni kurtaran kişi Kasırga olmalı.

Görüntüleri izledikten sonra, bir nebze olsun rahatlamış hissediyordum kendimi. En azından, Kasırga'nın beni nasıl tanıdığı hakkında kafamda az çok bir bilgim vardı. Yine de, kafamda yeni soruların kilitleri birer birer açılmaya başlamıştı.

Üstelik, o günün geri kalanında, ara ara baş ağrısı atakları geçirmiştim, her ağrı ile birlikte gözümün önüne bölük pörçük görüntüler geliyordu. Videoda gördüğüm her şey, sesli olarak kafamın içinde dönüyordu.

Tabii, ona yine not yazmıştım ve cevabı için günün bitmesini bekliyordum, eminim gelecekti.

Beklediğime de değdi. Yine geldi ve aynı masaya yine aynı renk bir zarf bıraktı, üzerinde yine aynı origami. Yüzünü görmeme dahi olanak vermeden gözden kayboldu. Kapanış saatine doğru, Kriaz ile birlikte, meraklı bakışlar eşliğinde zarfı açtık. İçinden soluk bir fotoğraf çıktı. Fotoğrafı gördüğümde, yine başıma keskin bir ağrı girdi.

Bebek diyebileceğim kadar küçük bir kız belirdi gözlerimin önünde, mutlu bir aile tablosunun tam ortasında üstelik. Oldukça güzel bir kadın, "Asmin, hadi gülümse kameraya kızım." dedi. Küçük kız, kameaya gülümsediğinde, yanına ondan birkaç yaş daha büyük olduğu belli olan küçük bir çocuk daha geldi ve ona sarıldı. Kızın gülüşü büyüdü.

Kendime geldiğimde, afallamış bir ifadeyle Kiraz'a baktım. Kiraz, endişeli bir şekilde bana baktı:

-Ne oluyor, Asmin? Bu kaçıncı?

-Kiraz, galiba ben bir şeyler hatırlamaya başlıyorum. İşin garibi, Kasırga da benim hikayemi biliyor ve bunu bana anlatmak konusunda sıkıntı çıkarmıyor.

Kiraz, sevinmekle bana tekme tokat girişmek arsında kaldı. Oflayarak içeri giderken, bir yandan da söyleniyordu.

-Aman, Asmin. Buldun da bunuyorsun. Ne güzel senden sır saklamıyor işte. Öbür türlü olsa daha mı iyiydi?

Düşününce ona hak verdim. Kiraz bana tekme tokat dalsa haklıydı. Kasırga her kimse, beni düşünüyor ve geçmişimi hatırlamama yardımcı olacak kadar bana değer veriyor olmalıydı. Bir sonraki notumda bunu sormalıyım.

Mekanı kapatıp, evimize doğru giderken, elimdeki fotoğrafa baktım. Arkasında bir not olup olmadığını doğru düzgün kontrol edememiștim. Baktığımda not yoktu. Zarfı kontrol ettim ve içinde aradığım origamiyi buldum.

"Öğrendiklerinin sana yetmeyeceğini biliyorum. Bilinmezlikten nefret edersin. Kafandaki tüm sorulara cevap bulacağım, söz veriyorum. Senden çalınanı sana geri vereceğim."

- Kasırga

Kasırga benim huyumu çözmüştü. Beni, sorularıma cevap bulmak isteyecek kadar çok önemsemesine anlam veremedim. Tamam, hayatımı kurtarmıştı. Ona bunun için minnettardım. Bütün bunlar çok fazla geliyordu. Çok gerçek dışı gibi.

Belki de daha önce Kiraz ve onun ailesi dışında kimse beni böylesine düșünmediği içindir. Öyle ya, hayatıma kimse girmemiști. Girse bile benim "kaprisimi" çekememiști.

Şimdi ise, kendine Kasırga diyen biri çıkmış, başta beni korkutsa da, yavaş yavaş güvenimi kazanmaya başlamıştı.

Eve gider gitmez, yeni bir not yazdım ve kapımın önüne koydum. Cevabı büyük bir sabırsızlıkla bekleyerek uykuya daldım.

Ertesi sabah yine erken kalktım. Cevabını o kadar merak ediyordum ki... Bu sefer bir notla birlikte küçük bir albüm ve bir dizi mektup vardı kapıda.

Bunlar da nereden çıkmıştı şimdi? Belki de cevabı Kasırga'nın notunda saklı.

"Sen hiç bir zaman yalnız değildin, Asmin. Bir öksüz değildin, güzelim. Bir ailen vardı. Kahraman bildiğin bir baban vardı. Hepsini sana yolladıklarımda bulacaksın. Yaptığım ve yapacağım her şey senin için. Bunu sakın unutma."

- Kasırga

Bu nottan sonra iyice kafam karışmıştı. Ne demekti bu. Benim bir ailem mi vardı? Peki... Peki beni neden bıraktılar? Elimdekilerle birlikte salona geçtim.

Kiraz ise uykulu gözlerle salona gelmiş, bana bakıyordu.

-Sen elini yüzünü yıka da sonra anlatırım olanları, Kiraz. Böyle uykulu uykulu bir şey anlayacağını düşünmüyorum.

-Peki, öyle olsun.

Elini yüzünü yıkadıktan sonra tekrar yanıma gelip oturdu. Önce küçük albüme baktık.

İlk sayfada minicik bir kız bebek tutan, üniformalı bir adam vardı. Birine benzetiyordum bu adamı ancak kim olduğunu çözemedim. Bir diğer fotoğrafta ise aynı bebek, küçük bir erkek çocuğun kucağında duruyordu. Bu basbayağı gözümün önüne gelen o görüntüydü. Küçük kıza sarılmış erkek çocuğu. Sanki... Sanki abisi gibi...

Tüm fotoğrafları tek tek inceledim ve tek bir sonuca vardım. Eğer yanılmıyorsam, benim bir ailem vardı, beni bile isteye bırakmamış bir ailem. Peki ne oldu da ben kimsesiz kaldım?

Benim suçum neydi de kimsesiz bıraktılar beni? Daha da önemlisi, kim beni ailemden koparmıştı? Sahi, sorsam Kasırga bulur muydu ailemin katilini?

Bunu öğrenmenin tek bir yolu vardı. Kasırga eğer beni bu kadar önemsiyorsa eğer, bildiği her şeyi anlatacaktı.

Notumu yazıp, her zamanki yerine koydum. Vakit geç olduğu için uykuya daldığımda, garip bir rüya gördüm.

Yine o küçük kız... Yine abisi... Ancak bu kez mutlu değillerdi. Kızın korkusu gozlerinden okunurken, abisi ona sarılmış, uzun, dalgalı saçlarını okșayıp, sakinleșmesi için çırpınıyordu.

"Korkma, çiçeğim. Korkma Asmin'im.. Hepsi geçecek, ben yanındayım." diyordu. Bu işe yaramayınca, bir türkü mırıldanmaya başladı, yalnızca ikisinin duyacağı kadar kısık bir sesle.

"Gesi bağlarında dolanıyorum

Yitirdim yarimi amman aranıyorum

Yitirdim yarimi amman aranıyorum..."

Kurşun sesleri duyuluyordu. Küçük kız da, abisi de gözyaşlarını tutmaya çalışıyordu.

Günün ilk ıșıklarıyla uyandım yine. Kafam feci şekilde karışmıştı. Hadi diyelim ki o küçük kız benim ve bir de abim var, peki abim nerede? Hayatta mı? Yoksa... Peki ya ailem?... Kim onların canını alacak kadar öfkeli olabilirdi? Bunların cevabını Kasırga bana verebilecek miydi?

Kiraz

Asmin, ailemin bir parçası gibiydi. Arkadaştan çok, kardeşimdi benim. Onun her şeyi hatırlamasını, geçmişini öğrenmesini ve artık huzura kavușmasını her şeyden çok istiyordum.

Başlarda Kasırga lakaplı bu anonimden korksam da, onun Asmin'e zarar vermek niyetinde olmadığını, aksine onun da benim gibi Asmin'e değer verdiğini anlamıştım. Hatta bana sorarsanız, Asmin'e olan aşkından yapıyordu bütün bunları. Sırf o mutlu olsun diye.

Gerçekten de, Asmin'e yolladığı notlar ve diğer bütün o şeyler, Asmin'in hafızasına fazlasıyla yardımcı oluyordu. Bunu gözlerimle görüyordum. Asmin'in son notunu yollayıp uyuduğu gecenin sabahında, bu sefer kapıya ben baktım. Yine aynı renk, aynı şekil origami ve bu sefer kalın bir dosyaya yapıștırılmıș. Meraktan çatlasam da, Asmin'in izni olmadan okumam doğru olmaz. İyisi mi onun uyanmasını beklemek.

Asmin uyanana kadar, dosyayı sehpaya koydum. Klasik elimi yüzümü yıkama ve üzerimi değişme faslından sonra, mutfağa gittim ve ikimize güzel bir kahvaltı hazırlamaya başladım.

Nihayet, Asmin de toparlanmıș vaziyette salona geldi. Masada duran dosya dikkatini hemencecik çekmişti.

-Günaydın, Asmin. Seninkinden cevap gelmiş. Kahvaltıdan sonra birlikte bakarız. Gel hadi.

Asmin, omuz silkip masaya geldi. Birlikte kahvaltı yapıp, masayı ve mutfağı topladıktan sonra salona geçip oturduk.

-Merak ediyorum, ne yazdın da bu kadar kalın bir dosya yolladı sana?

-Benimle ilgili bulabildiği her şeyi istedim.

Asmin'in dedikleri beni endișelendirdi. Bunları öğrenmeye gerçekten hazır mıydı? Okuyacağı gerçekleri kaldırabilecek miydi? Ben bunları düşünürken, Asmin çoktan dosyayı eline aldı ve açıp incelemeye başladı.

Yüzünde acılı bir gülümseme vardı, gözleri dolu dolu olmuştu ama gülümsüyordu. Endişe ile onu izledim. O dosyada ne vardı?

-Asmin? Güzelim ne yazıyor o dosyada? Korkutma beni canım, bir şey söyle lütfen.

-Hatırladığım her şey gerçekmiş... Kiraz, benim bir ailem varmış. Üstelik beni çok seven bir ailem... Beni isteyerek yurda bırakmamıșlar...

Ona sarıldım ve sakinleștirmeye çalıştım. Asmin ise başını omzuma koymuş, ağlamaklı vaziyette dosyaya bakıyordu.

Biraz uzun süren sakinleştirme çabalarının ardından, birlikte biraz daha dosyaya baktık. Artık, Asmin'in kafasında hiç bir soru işareti kalmamıştı. Sadece öğrendiklerini hatırlaması ve kabullenmesi gerekiyordu.

Dosyada yazana göre, Asmin, asker bir babanın kızıymıș. Buna verdiği tepki, tıpkı masum bir çocuk gibiydi. "Benim babam bir kahramanmıș..." diye mırıldandı.

Bütün dosyayı okuduktan sonra, kendine gelebilmek için lavaboya gitti ve elini yüzünü yıkadıktan sonra tekrar yanıma geldi.

-Gerçekten iyi misin, Asmin? Gerçeği öğrenmek seni rahatlattı mı?

-İyiyim, Kiraz. Gerçekten iyiyim. Koca bir bilinmezlik çukurunda debelenmekten kurtuldum.

Bunu söylerken omzundan koca bir yük kalkmış kadar rahattı ama o benim için arkadaştan öteydi, ister istemez onun için endişe ediyordum.

-Peki ne yapacaksın bundan sonra?

-Onlara ne olduğunu bulmaya çalışacağım. Beni isteyerek bırakmayacaklarını biliyorum. Belki... Belki de beni onlardan koparanları da bulurum ve hesap sorma imkanım olur. Nedenini öğrenebilirim.

Asmin, bu işin peşini kolay kolay bırakacak gibi durmuyordu. İnatçıydı. Umarım, bu işten sağ salim çıkmayı başarır.

Gerçi... Düşündüm de, arkasında, onun bir lafı ile her şeyi yapabilecek, Kasırga gibi bir adam varken, Asmin'e zarar verecek adamın aklından şüphe ederdim.

Bu kadar kesin konuşmamın sebebi, Asmin'in istediği bütün bilgileri temin etmesiydi. Ona değer vermese bunu yapmazdı bana kalsa. Bir de daha önceden tanışmış olmaları meselesi var o ayrı. Yine de ister istemez endişe ediyorum.

Geçmişin ona getireceklerine Asmin ne kadar dayanabilir bilemiyorum. O benim kardeşim gibi ve onun bundan zararlı çıkmasını istemem. Asmin ile birlikte albümdeki fotoğraflara bakarken, bir fotoğraf dikkatimi çekti.

Fotoğrafta Asmin'in yanındaki erkek çocuğunun yüzü net bir şekilde gözüküyordu. Nedense çok da tanıdık gelmişti bana. Sanki bu fotoğrafı çok önceden görmüş gibiydim. İyi de nasıl?

Bu sorunun cevabını bulmaya çalışırken, aklıma Kartal'ın evinde gördüğüm o fotoğraf karesi gelmişti. Aynı koltuk, aynı yüz, aynı mobilyalar, duvar rengi bile aynıydı. Yoksa... Olabilir mi? Asmin'in abisi...

Bunu öğrenmenin tek yolu vardı. Kahve yapma bahanesiyle mutfağa gittim. Bir yandan kahve yaparken, bir yandan da Kartal'a ulaşmaya çalıştım. Nihayet açtığında direkt konuya girdim.

-Alo, Kiraz çiçeğim?

-Kartal, bir şey soracağım.

Kardeşin var mıydı?

-Vardı... Ölü mü, sağ mı? Sağ ise de beni hatırlıyor mu? Bilmiyorum.

Velhasıl, uzun hikaye be güzelim.

Sesi oldukça buruk çıkıyordu. Bu konuyu açtığıma bin pişman olsam da bu önemliydi.

-Peki ismi neydi?

-Asmin... Küçük çiçeğimin adı Asmin Zümra Tekin. İki ismini de ben koymuştum.

Dokunsam ağlayacak gibiydi. Ben ise öğrendiğim bilgilerle ulaştığım sonucu Kartal'a nasıl anlatacağımı düşünüyordum. Kadere bakar mısınız? Birlikte büyüdüğüm can dostum, sevdiğim adamın içten içe öldü sandığı kardeşi çıkmıştı. Aramayı kapatmadan, albümdeki fotoğraflardan birini çekip ona yolladım.

-Kartal... Bunu nasıl desem bilmiyorum, öğrendiklerimi anlatmadan önce attığım fotoğrafa bakar mısın? Asmin'e gelen albümde buldum bunu.

Telefonda kısa süreli bir sessizlik oldu. Konuşmaya başladığında şaşkınlığı sesine yansımıștı.

-Kiraz... Ben bir şey anladım ama rüya olmasından korkuyorum. Gerçek mi bu?

-Gerçek, canım. Kod adı Kasırga olan biri yolladı bunu. Tahminimde yanılmıyorsam o da senin gibi asker.

Birden o duygusal ve gergin hava dağıldı ve Kartal kahkahalarla gülmeye başladı.

-Kasırga mı dedin sen? Sanırım ben kimden bahsettiğini çok iyi biliyorum. Şimdi elime düştün Alparslan.

-Tim komutanı mı? Yok daha neler!

-Şaşırdın değil mi? Öğrendiğimde ben de şaşırmıştım. Yalnız aramızda kalsın olur mu?

-O konuda benden sır çıkmaz ama Asmin ile konuşmalısın.

-Konuşacağım zaten. Müsait olduğumda oraya gelmeyi düşünüyorum.

-Tamam, canım. Haberdar et.

Telefon kapandıktan sonra, kahveyi ve atıștırmalıkları tepsiye koyup, salona döndüm. Asmin ise hâlâ albüme ve kendisine gönderilen diğer şeylere bakıyordu.

-Yeni bir şeyler öğrenebildin mi?

-Ailemin ölümüne tanık olmuşum... Ne berbat bir travma. Akıl sağlımı kaybetmediğime seviniyorum.

-Gerçekten berbat. Peki olaya dair herhangi bir bilgi yok mu başka?

-Henüz yok, Kiraz. Neler olduğunu öğrenmeyi ben de çok istiyorum inan bana. Kafam çok karışık.

Elimi omzuna koydum. Asmin sıkıntılı bir şekilde masadaki evraklara bakarken, ben ise ona destek oluyordum. Asmin'in iyiliği için, gerçeklerin bir an önce açığa çıkması lazımdı. Tabii bu gizemli Kasırga'nın da öyle.

Asmin ile yaptığımız uzun konuşmadan sonra, konuyu değiştirdik ve yemeğin ardından tatlı atıştırmalıklar eşliğinde keyifli bir dizi maratonu yaptık. Ne ara uyuyakaldığımızı hatırlamasak da güzel bir gece geçirmiştik.

Ertesi sabah, Asmin mışıl mışıl uyurken, kapıdan gelen sesle uyandım. Sessizce kalkıp, kapının deliğinden baktım. Siyah şapkalı, koyu yeşil gömlek ve siyah pantolon giyen biri kapıda duruyordu. Üstüne bir de garip bir şekilde hava kapalı olmasına rağmen güneş gözlüğü takmıştı. Gerginlikle kapıyı açtım.

-Buyrun? Nasıl yardımcı olabilirim?

Elindeki zarfı bana uzattı ve tek kelime etmeden gitti. Şaşkınlık içinde içeri girdim ve kapıyı kapattım. Elimdeki zarf kesinlikle Kasırga'nın imzasını taşıyordu. Üzerine yapıştırılmış minik origamiden belliydi. Zarfı sehpaya koydum ve Asmin'i uyandırmaya gittim.

-Asmiiin! Kalk bakalım uykucu şirin, postacı geldi! Kalk kız!

Asmin söylene söylene uyandı. Kestane rengi saçları birbirine karışmış, hafif kabarmıștı.

-Kalktım, posta güvercini. Hayırdır? Beni uyandıracak kadar ne olmuş olabilir de daha karga kahvaltı yapmadan damladın odama?

-Hadi toparlan da salona gel, Kasırga'dan mesaj var.

Asmin, Kasırga'yı duyar duymaz heyecanla kalktı ve tıpkı bir gençlik dizisinin bașrolü gibi çabucak hazırlanarak salona gitti. Gülerek onu takip ettim. Asmin zarfı eline alıp, yine aynı heyecanla okudu.

"Biliyorum öğrendiklerin o yaralı yüreğine ağır geldi, ancak o yaraların her birini tek tek saracağım. Sabret, Asmin'im. Karşına çıkacağım güne kadar, sana küçük bir hediye bırakıyorum.

Seni çok seven

Kasırga"

Zarfın içinde bir künye vardı. Künyede ise Kasırga'nın gerçek kimliği yazıyordu.

Alpaslan Eraltay.

Bölüm sonu

4 yorum