İçeriğe geç

Kalbimdeki Kasırga

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Kalbimdeki Kasırga

Bölüm 1

Asmin

Ev arkadaşım, biricik dostum Kiraz, memlekete, ailesini ziyarete gitmişti. Ben ise, birlikte ișlettiğimiz Cherry Café ile ilgileniyordum onun yokluğunda. Gideceğim bir yer, ziyaret edeceğim bir aile yoktu. Kiraz'ın ailesi, bana da aile olmuştu. Neden onları ziyarete gitmediğime gelecek olursak, işler yoğundu. Birimizin ilgilenmesi gerekiyordu.

Yine öyle yoğun bir günün sonunda eve gittim. Kapıya yapıștırılmıș bir origami vardı. Kanatlı bir kalp. Yeşil bir kağıttan yapılmış bu origamiyi merakla elime aldım. Kapıyı açıp, içeri girdiğimde, içinde bir şey yazıyor mu diye bakmaya karar verdim. BINGO! Merakla, notu okumaya başladım.

"Kimseye yenilmeyen ben, sana boyun eğdim. Hiç bir kurşun, gözlerin kadar ağır hasar vermedi bana. Artık iflah olmam, sönmez yangınım vuslata ermeden."

- Kasırga

Notu belki de defalarca kez okudum. Adımı biliyor olmasının beni korkutması bir yandan, korkuma inat, heyecanla çarpan kalbim diğer yandan kafamı karıştırıyordu.

Kafamda yine deli sorular dönüp duruyordu. Bunu da diğeri ile aynı yere koydum. Dalgın dalgın kalkıp, odamı topladım, kahvaltı hazırladım. Hafta sonu olduğu için, evde keyif yapmaya karar verdim.

Derken, kapı çaldı. Merakla kapıya gittim. Kapıdan baktığımda, gelenin Kiraz olduğunu gördüm. Yanında, ilk defa gördüğüm biri vardı. Sarmaş dolaş hallerine bakılırsa, Kiraz'ın yanındaki, müstakbel eniștemdi. Gülümseyerek kapıyı açtım.

-Hoșgeldin! Çok özlettin kendini.

Kiraz'la hasret giderirken, müstakbel eniștem bey, şebekçe gülümseyerek el salladı.

-Merhaba, baldız. Kartal Tekin. Tanıştığımıza memnun oldum.

-Ben de memnun oldum, müstakbel enișteciğim. Asmin Sarsılmaz. İçeri buyurmaz mısın?

Kiraz, gülümseyerek Kartal'a baktı.

-Vallahi Asmin bir kahve içmeden göndermez. Seninle tanışmayı çok istiyordu. O yüzden kaçışın yok.

Kartal, sorun değil dercesine elini salladı ve içeri girdi. Valizleri kenara koyup oturdu. Kiraz ise hemen dizinin dibindeydi. Kahve yapmaya mutfağa gittim. Tarifini bulup yaptığım kırmızı kadife brownilerden koyup, kahveleri yapmaya giriștim. Kahveler hazır olunca, fincanlara doldurup, browniler ile birlikte servis ettim.

Koyu bir sohbete daldık; Kiraz, Kartal ile tanışma hikayesini anlatmaya başladı, açıkçası bizim kafeye geldiğini hiç fark etmemiștim, ya da hatırlamıyordum. Hafızamı biraz zorladım ve aklıma gelen bir şeyi sordum.

-Kartal, kafeye tek başına mı geliyordun?

Kartal, bu soruma tereddüt etmeden yanıt verdi.

-Hayır, arkadaşım vardı. Neden sordun?

-Hiç, merak ettim. Seni bizim kafede gördüğümü hatırladım da.

Kartal, direkt konuyu değiştirince şüphelendim. Bir șey saklıyor olabilirdi. Belki de Kasırga lakaplı o kişiyi tanıyordu. Üstelemedim, nasılsa günün birinde ortaya çıkacaktı ve kim olduğunu öğrenecektim. Sonsuza kadar benden kaçacak değildi ya.

Bir süre sonra, Kartal müsaade isteyip, ayağa kalktı. Kiraz, sevdiceğini kapıya kadar geçirdikten sonra yanıma oturdu.

-Ee, anlat bakalım şimdi? Kim bu Kasırga?

Ona, bana gelen iki notu gösterdim ve durumu özet geçtim.

-Ne yani? Sence Kartal aşkım, bu Kasırga denen herifi tanıyor mudur?

-Olabilir.

-Bak ne diyeceğim, eğer bu notlar gelmeye devam ederse, biz de ateşe ateşle karşılık veririz.

-E ya psikopatın tekine denk geldiysek?

Kiraz, gözlerini huysuzca devirdi.

-A benim şaşkın arkadaşım. Sen demedin mi Kartal tanıyor olabilir diye? Benim sevgilim bir asker, asker adamın arkadaş çevresinde psikopatın ne işi olur? Öyle adamı askeriyeden șutlarlar. Az mantık be kızım!

Düşündüm, Kiraz'ın dedikleri mantıklı gelmişti.

-O zaman, notlar gelmeye devam ederse, karşı taarruza geçiyoruz.

-Aynen öyle. Ee, peki sen hangi rengi kullanacaksın?

-Bilemiyorum, Kiraz. Kararsızım.

-Neyse, yarın ola hayır ola.

Ona hak verdim ve uyumak için odalarımıza çekildik. Ertesi sabah, kahvaltının ardından, planımızı uygulamaya başladık. Bir süre, nasıl bir origami kullanacağımı bilemesem de en sonunda turuncu bir yaprakta karar kıldım.

Kimsesizliğin ayazında yeteri kadar kalmış yüreğimi hiç bir bahar ısıtamaz, kurumuș topraklarımı hiç bir yaz yağmuru hayata döndüremezdi. En azından ben öyle düşünüyordum.

Notumu yazdım, origamiyi yaptım ve kapının önüne astım. Kiraz ile birlikte kafeye gittik. Haftasonu bitmiş ve yeni bir tempo başlamıştı bizim için.

Bu koșușturmaca arasında, garip bir yabancının masaya koyu yeşil bir zarf bırakıp gittiğini gördüm.

-Afedersiniz, bayım! Bakar mısınız?

Peşinden koşup, ona yetișmeye çalışsam da, çoktan gözden kaybolmuștu. Masada duran zarfa baktım. Üzerinde adım yazıyordu, alıp önlüğün cebine koydum.

Günün geri kalanında ise dalgın ve düşünceli bir şekilde siparişleri hatasızca yetiștirmeye çalıştım. Gün bitiminde, eve gittiğimizde ilk yaptığım, zarfı açmak olmuştu. Kiraz, yanımda meraklı bakışlarla zarfın içinden çıkacak cevabı bekliyordu.

İlk sorum, beni nereden tanıdığıydı. Verdiği cevabı merak ediyordum.

"O anları tekrar hatırlatmak istemem, ama çok kötü bir durumdan kurtardım seni. Kafanda kurduğun sıfatların hiç biri değilim, inan. Sana zarar vermek, seni daha da soldurmak değil niyetim. Bana ve sevgime inanmanı istiyorum, çok zor olsa da."

- Kasırga

Notuma verdiği cevap, kafamı kurcalıyordu. Ben bu kadar kötü ne yaşamış olabilirdim ki? Peki, gerçekten beni seviyor muydu? Bilmiyordum, ancak bir yanım tetikteyken, diğer yanım inanmak istiyordu.

İlk defa, birinin aşkına inanmak istiyordum. Bundan nasıl bir anlam çıkarmalıydım?

Düşünmekten kafam patlayacak gibi olmuştu artık. Kiraz, endişeli bir şekilde bana baktı.

-Asmin? Ne oldu? Neyin var?

-Ben iyiyim, Kiraz. Elimizde büyük bir ipucu var. Ancak, bu ipucu kafamdaki soruları cevaplamaya yetmiyor.

-Ne gibi bir ipucu?

-Ben sanırım bir travma yaşadım ve hatırlamıyorum. Kasırga ise benim kahramanım. Ancak nasıl bir kötü olay geçirmișsem, onu da hatırlamıyorum.

-Asmin, bu normal güzelim. İnsan, ağır bir travma atlattı ise o günü otomatik olarak unutmak ister.

-Daha fazla bilgi istesem verir mi acaba? Çünkü her ne kadar o kötü günü hatırlatmak istemese de, bilmek istiyorum. Söyleyeceği hiç bir şey beni yıkamaz.

-Büyük konuşma, canım. Ne duyacağını bilmiyorsun. Belki düşündüğünden daha ağır şeyler yaşadın.

Kiraz haklı olabilirdi. Yine de ne yaşadığımı bilmek istiyordum. Zarfın içinde bir şey daha olduğunu fark ettim.

Elime aldığımda, bunun kayıp ettiğimi sandığım çiçekli gümüş kolyem olduğunu gördüm. Afallamıștım. Bunca zaman kolyemi o mu saklamıștı yani?

Kiraz, merakla ne yapacağımı beklerken, bir turuncu kağıt daha aldım ve bu sefer notu yazdıktan sonra, küçük bir zarf yaptım. Yine aynı yere koydum.

-Bakalım bu sefer bana ne anlatacaksın, Kasırga?

Salona geri döndüm ve Kiraz ile konuşmaya kaldığım yerden devam ettim.

-Adama baksana, Asmin. Kolyeni saklamıș üşenmeden.

-Doğru.

-Neyse, yarın gelecek cevaba göre hareket ederiz. Hadi, bir şeyler yiyip, uyuyalım.

Karnımızı doyurup, mutfağı hallettikten sonra, odalarımıza çekildik. Yine kafamda bir sürü soru ile günü bitirmiștim.

Ertesi sabah oldukça erken kalkmıştım, zaten düşünmekten uyuduğum da yoktu. Uzun zamandır Kiraz'a bile anlatamadığım bölük pörçük, anlamsız rüyalar görmem yetmezmiș gibi bir de Kasırga denen gizemli yabancı çıkmıştı başıma.

Acaba cevap gelmiş midir diye kapıya baktım. Bingo! Cevap gelmişti. Merakla, bana vereceği bir sonraki ipucunu okumaya başladım.

Biliyorum, merak ediyorsun, anlatırsam darmadağın olacaksın, Asmin'im. Buna rağmen başına ne geldiğini bilmek istiyorsan, bıraktığım CD'ye bak. İyi düşün, göreceklerini kaldırabilecek misin?"

- Kasırga

Bölüm sonu

10 yorum