Bölüm 38: Yıldızların Bekçisi
Yirmi bir arkadaş sessizce yaşlı kadına baktı.
Kadının uzun beyaz saçları omuzlarına dökülüyordu. Elindeki eski kitabın kapağında altın renkli bir yıldız vardı.
Elif bir adım öne çıktı.
"Bizim geleceğimizi nereden biliyordunuz?"
Yaşlı kadın gülümsedi.
"Çünkü bu kitapta, yıllar önce yazılmış bir kehanet var."
"Kehanet mi?" diye şaşırdı Zeynep.
Kadın kitabı yavaşça açtı.
Sayfalar kendi kendine çevrildi ve sonunda tek bir sayfada durdu.
Orada şu cümle yazıyordu:
«"Bir gün yirmi bir cesur çocuk gelecek. Kalplerindeki iyilik sayesinde dört yıldızı birleştirecek ve gizemi koruyacak."»
Herkes birbirine baktı.
"Bu... biziz." diye fısıldadı Ayşe.
Yaşlı kadın başını salladı.
"Evet."
Tam o sırada Elif'in çantasındaki dört yıldız kristali hafifçe parlamaya başladı.
Kristaller havaya yükseldi ve gözlemevinin ortasında birleşerek büyük bir ışık küresi oluşturdu.
Işık küresinin içinde eski bir harita belirdi.
Harita, gözlemevinin altındaki gizli bir odayı gösteriyordu.
Maskeli Koruyucu haritaya dikkatlice baktı.
"Demek son oda gerçekten varmış."
"Orada ne var?" diye sordu Mert.
Yaşlı kadın derin bir nefes aldı.
"Gerçeğin Kitabı."
"Gerçeğin Kitabı mı?"
"Evet. Gizem Kulübü'nün bütün geçmişi o kitabın içinde yazılı."
Tam o anda gözlemevinin zemini hafifçe titredi.
Ortadaki taş yıldız iki yana ayrıldı.
Altından aşağı inen taş merdivenler göründü.
Ama merdivenlerin girişinde eski bir taş levha vardı.
Üzerinde şu söz yazılıydı:
"Yalan söyleyen bu kapıdan geçemez."
Elif levhayı sessizce okudu.
Sonra arkadaşlarına döndü.
"Biz birbirimize hep doğruyu söyledik."
Lara gülümsedi.
"İşte bu yüzden buradayız."
Yirmi bir arkadaş ilk basamağa doğru yürüdü.
Tam Elif merdivenlere adım atacakken...
Taş levha bir anda parladı.
Ve üzerinde yeni bir soru belirdi:
«"En büyük güç nedir?"»
Herkes durdu.
Çünkü doğru cevap verilmeden...
Merdivenler kaybolmaya başlamıştı.