Bölüm 35: Gizli Mesaj
Müzenin kapısı ağır bir sesle kapandı.
GÜÜM!
Elif hemen kapıya koştu.
Kapıyı açmayı denedi ama kapı kilitlenmişti.
"Buradan çıkamıyoruz!" dedi Efe.
Tam o sırada müzenin tavanındaki eski lambalar tek tek yanıp sönmeye başladı.
Flaş... Flaş... Flaş...
Ayşe dikkatlice tavana baktı.
"Durun... Bu rastgele değil."
Mert de ışıkları izlemeye başladı.
"Bence bu bir şifre!"
Elif, lambaların yanıp sönme sırasını defterine yazdı.
Kısa bir süre sonra harfler ortaya çıktı.
K U Z E Y
"Kuzey..." diye fısıldadı Zeynep.
"Bu bir yön!"
Elif hemen kurucu müdürün pusulasını hatırladı.
"Demek pusula kuzeyi gösterdiği için değil, bizi bir yere götürdüğü için önemliymiş."
Tam o anda Lara, müzedeki büyük dünya haritasının önünde durdu.
"Buraya bakın!"
Haritanın kuzey köşesinde küçük bir yıldız sembolü parlıyordu.
Elif sembole dokundu.
Çıt!
Harita yavaşça yana kaydı.
Arkasında dar, taş bir koridor ortaya çıktı.
Koridorun duvarlarında eski meşaleler vardı.
Yirmi bir arkadaş tek sıra hâlinde ilerlemeye başladı.
Koridorun sonunda küçük bir oda vardı.
Odanın ortasında taş bir kaide duruyordu.
Kaidenin üzerinde cam bir fanusun içinde eski, altın işlemeli bir pusula vardı.
"Pusula!" diye sevindi Ayşe.
Ama fanusun önünde küçük bir not vardı.
Elif notu dikkatlice okudu:
«"Gerçek koruyucu, hazineyi almaz. Onu korur."»
Tam Elif pusulaya uzanacakken...
Arkasından tanıdık bir ses geldi.
"Bu kez yalnız değilsiniz."
Herkes arkasını döndü.
Kapıda siyah pelerinli, yüzü maskeyle kapalı biri duruyordu.
Elindeki madalyon, Elif'in Başlangıç Madalyonu ile aynı şekilde parlıyordu.
Maskeli kişi yavaşça konuştu:
"Artık sırlar sadece size ait değil..."
Ve elindeki madalyonu havaya kaldırdı.
O anda odanın duvarları titremeye başladı.
Yeni bir gizem daha başlıyordu...