İçeriğe geç

KALBİMDEKİ İZ

Bölüm 14 · 2 dk okuma

KALBİMDEKİ İZ

Bölüm 14

KALBİMDEKİ İZ

Bölüm 14: İlk Müdürün Odası

Çatı katındaki ayak sesleri gittikçe yaklaşıyordu.

Tak... Tak... Tak...

Yirmi arkadaş nefeslerini tuttu.

Elif, elindeki el fenerini sesin geldiği yöne çevirdi.

Işık, eski dolapların arasını aydınlattı.

Bir gölge hızla geçti.

"Efe, gördün mü?" diye fısıldadı Elif.

"Evet... Birisi vardı."

Tam o sırada gölge yeniden ortaya çıktı.

Ama bu kez siyah kapüşonlu kişi değildi.

Küçük, gri renkli bir kediydi.

Kedi eski sandıkların arasından koşarak açık kalan küçük bir pencereden dışarı atladı.

Herkes derin bir nefes aldı.

"Meğer bizi korkutan oymuş." dedi Kerem gülerek.

Tam rahatladıkları sırada kapının kilidi kendi kendine 'Çıt!' diye açıldı.

Kapıyı denediler.

Bu kez açılıyordu.

"Buradan çıkalım." dedi Ayşe.

Hepsi hızla aşağı indi.

Ancak Elif'in aklı hâlâ fotoğraftaki yazıdaydı.

'Üçüncü anahtar, okulun ilk müdürünün odasında saklı.'

Ertesi gün okulun tarihini araştırmaya başladılar.

Kütüphaneci onlara eski bir okul albümü verdi.

Albümün ilk sayfasında okulun açıldığı yıl ve ilk müdürün adı yazıyordu.

Hasan Rauf Bey

Albümde, ilk müdür odasının bulunduğu yerin eski bir fotoğrafı da vardı.

Mert dikkatlice fotoğrafa baktı.

"Bir dakika..."

"Ne oldu?" diye sordu Zeynep.

"Bu oda şimdi müdür odası değil."

"Nasıl yani?"

"Yıllar önce tadilat yapılmış. Eski müdür odası artık kullanılmıyor."

Deniz okulun krokisini açtı.

Fotoğrafla karşılaştırdı.

"Buldum!"

"Eski müdür odası..."

"...şimdiki resim atölyesinin arkasında kalıyor!"

Herkes heyecanlandı.

Derslerin bitmesini sabırsızlıkla beklediler.

Son zil çalınca sessizce resim atölyesine gittiler.

Atölye bomboştu.

Duvarlarda öğrencilerin yaptığı resimler asılıydı.

Can, eski fotoğrafa bakarak duvarları inceledi.

"Burada bir şey eksik."

Duvarlardan birindeki büyük manzara resmi diğerlerinden biraz daha eğri duruyordu.

Elif resmi dikkatlice kaldırdı.

Arkasında küçük, yuvarlak bir anahtar deliği vardı.

"İlk anahtarı dene." dedi Mina.

Elif denedi.

Olmadı.

"İkinciyi dene."

İkinci anahtar da olmadı.

Tam herkes hayal kırıklığına uğramışken Defne resmin çerçevesinde çok küçük bir yazı fark etti.

'Üç anahtar, tek kalp.'

"O zaman..." dedi Ayşe.

"...iki anahtarı aynı anda kullanmamız gerekiyor!"

Elif ve Zeynep anahtarları aynı anda iki farklı yuvaya yerleştirdi.

Tak!

Duvar hafifçe titredi.

Ardından yavaşça yana doğru kaymaya başladı.

Duvarın arkasında dar ve karanlık bir geçit vardı.

Geçidin sonunda eski, ahşap bir masa görünüyordu.

Masanın üzerinde ise cam bir kutu duruyordu.

Kutunun içinde...

Altın renginde parlayan üçüncü anahtar vardı.

Ama kutunun kapağında şu cümle yazıyordu:

"Anahtarı almak kolaydır... Bedelini ödemek zordur."

Yirmi arkadaş sessizce birbirine baktı.

Hiçbiri bu cümlenin ne anlama geldiğini bilmiyordu...

Bölüm sonu

1 yorum