Bölüm 13: Pencere 20'nin Sırrı
Ertesi gün yirmi arkadaş erkenden okula geldi. Kimseye belli etmeden okulun sekizinci koridoruna doğru yürüdüler.
"Koridor 8... Pencere 20..." diye mırıldandı Elif.
Koridoru tek tek saymaya başladılar.
Bir...
İki...
Üç...
...
On dokuz...
Ve sonunda yirminci pencerenin önüne geldiler.
Diğer pencerelerden hiçbir farkı yok gibiydi.
"Peki şimdi ne yapacağız?" diye sordu Kerem.
Ayşe pencerenin kenarlarını dikkatlice incelemeye başladı.
"Burada bir şey var!"
Pencerenin alt kısmına küçük bir yıldız sembolü kazınmıştı. Tam da daha önce buldukları yıldızın aynısı.
Elif parmağını sembolün üzerine bastırdı.
Bir ses duyuldu.
Çıt!
Pencerenin altındaki tahta parça hafifçe dışarı çıktı.
İçinde küçük, yuvarlak bir kutu vardı.
Kutuyu açtılar.
İçinden sararmış bir mektup çıktı.
Mektupta şunlar yazıyordu:
"Eğer buraya kadar geldiyseniz doğru yoldasınız. Ama unutmayın; gerçek sır anahtarlarda değil, birbirinize olan güveninizdedir. Yakında bir seçim yapmak zorunda kalacaksınız."
Mektubun altında eski bir okul mührü vardı.
Tam mektubu çantaya koyacakları sırada Deniz koridorun diğer ucunu gösterdi.
"Oraya bakın!"
Siyah kapüşonlu kişi yine görünmüştü.
Bu kez daha yakındı.
Yavaşça dönüp merdivenlere doğru yürüdü.
"Peşinden gidelim!" dedi Efe.
Yirmi arkadaş koşmaya başladı.
Merdivenleri indiler, sonra üst kata çıktılar.
Ama kapüşonlu kişi sanki her köşede kayboluyordu.
Sonunda okulun çatı katına çıkan eski merdivenlerin önüne geldiler.
Kapı aralıktı.
Elif kapıyı yavaşça itti.
Çatı katı yıllardır kullanılmıyordu.
Her yer toz içindeydi.
Köşede eski sıralar, kırık sandalyeler ve büyük tahta sandıklar vardı.
Asya sandıklardan birinin üzerinde taze ayak izleri fark etti.
"Buraya biri az önce gelmiş."
Tam o anda üst kattan bir şey düştü.
Tak!
Herkes irkilerek yukarı baktı.
Sandığın üzerinde küçük bir zarf duruyordu.
Zarfın üzerinde tek bir cümle yazıyordu:
"Eğer bunu okuyorsanız, sizi izleyen kişi size zarar vermek istemiyor."
Elif zarfı açtı.
İçinden kaybolan fotoğraf çıktı.
Ama fotoğraf artık eskisi gibi değildi.
Arkasına kırmızı kalemle yeni bir cümle eklenmişti:
"Üçüncü anahtar, okulun ilk müdürünün odasında saklı."
Tam o sırada çatı katının kapısı büyük bir gürültüyle kapandı.
GÜÜÜM!
Yirmi arkadaş aynı anda kapıya döndü.
Kapı kilitlenmişti.
Ve karanlığın içinden yavaşça ayak sesleri duyulmaya başladı.
Tak... Tak... Tak...
Ayak sesleri onlara doğru yaklaşıyordu...