İki eliyle tuttuğu kadının elini tekrar öptü. Sevgilisinin arkasından sarılıp ölü kadından uzaklaştırmaya çalışan adam kucağındaki sevgisinin çırpınışlarına rağmen sıkı sık tutup uzaklaştırdı. "Bırak beni o ölmedi biliyorum. Yiğit bırak" deyip çığlık attı. Ayaklarını çıldırmış gibi yere vurup onu bırakması için sevgilisine yalvardı. İki hasta bakıcı sedye ile odaya girip ölü kadının başını örtecek şekilde beyaz örtüyü çekti. "İzin vermem almanıza" deyip sevgisinin bi anlık boşluğuna gelip kollarından kurtulup adamı itti. Yaşlı kadına kollarını sardı. "İzin vermem ölmedi biliyorum." dedi. Genç adam sevgilisini kollarından tutup kendime doğru çekerek sıkı sıkı tuttu. "Yiğit bırak beni babaanne mi alıyorlar buna izin vermem." deyip çırpınsa da bu sefer daha sıkı tutulduğu için kaçamadı. Gözyaşları içinde babaannesinin morga gitmek üzere hazırlanmasını izledi. Yaşlı kadın ailesine son vedasını ederek odadan ayrıldı. Çırpınmayı bırakan genç kız sevgisinin kollarının gevşemesi ile iki eliyle adamın göğsüne defalarca vurdu. "Senin yüzünden onu aldılar beni bi bırakmadın almalarına izin vermezdim." deyip başını adamın göğsüne yasladı. Hıçkırarak ağlamaya devam etti. Adam sevgisine sarılıp saçlarını öptü. "Yanındayım" Genç kadın nezarethanede bankta tek başına oturmuş karşıdaki parmaklıklara bakıyordu. Saatin kaç olduğundan dışarıda neler yaşadığından bir haberdi. Uykusu gelmiyordu ama göz kapakları kapanmak için yalvarıyordu daha doğrusu vücudu bitkin düşmüştü ama kafasının içindeki düşünceler onu uyutmuyordu. Gözünün önüne kocası ile yaşadığı güzel anlar filim şeridi gibi geldiğinde gülümsedi. "Robar seni çok özledim." dedi. Nereden nereye diye düşündü. Dünya sessizliğe bürünmüştü fakat kalbinin atışları bu sessizliği bozmaya yeminliydi. Gözünün önünde yavaş yavaş kocasının sületi silindi. Başını katlı siyah kırmızı battaniye koyup cenin pozisyonuna geldi. Açık tutmakta zorlanan gözleri kapanmak üzereyken "Meremin dayanamıyorum bana geri dön." dedi. Genç adam elinde tuttuğu kırmızı benzin bidona ardından karşısında duran büyük konağın kapısına baktı. Anıları hepsi yalandı. Burası ona cehennemi yaşatmıştı. Güçlü bir tekme vurup kapıyı açtı. Onunla birlikte gelen adamlardan birkaç kişiyi seçip üst kata gönderdi. Diğerlerini ise alt kattan başlamalarını emretti. Teker teker her odaya girip bolca boşaltıkları benzini yanlarında ek olarak getirdikleriyle değiştirdiler. Yakacakları tek bir kıvılcımla alt üst olacak bir yere dönüşecekti. Konağın avluda durmuş onları izleyen yaşlı adam gülümsedi. Artık yaşamak bir yere olmayacaksın bile Karakan konağı sonun ben oldum." dedi. "Her yere döktük ağam elimizde kalmadı." Genç adam başıyla tamam işareti yapıp aşağıya inmelerini söyledi. Taş balkondan aşağı baktığında kayınpederiyle göz göze geldi. "Sana da bu yakışırdı damat inde aşağıya bu lütfü sen tat." dedi arkasını dönüp konaktan çıktık. Adam elindeki son bidonu bulunduğu yerden yere dökerek avluya kadar indi. Elindeki benzin bidonunu sallayarak içinde ne kadar olduğunu kontrol edip avluya dair çizerek kapıya doğru ilerledi. Geriye kalan benzini büyük ihtişamlı kapıya döküp elindeki bidonu açık kapıdan avludaki yığın dolu bidonların yanına doğru attı. "Ateş" dediğinde hemen arkasında duran adam ceketini iç cebinden kibrit kutusunun içinde kibrit çıkarıp çaktı ağasına verdi. Genç adam yanan kibrite bakıp histerik bir şekilde gülümsedi. "Servetimden konak eksilse hiç bir şey kaybetmem ama sen Robar bu konak gibi yanacaksın." deyip attı. Kısa süre içinde önce kapı ardından benzinden çizdiği yol yoluyla konak alev içinde kalmaya mahkum oldu. "Haydi damat gidelim birazdan burayı polis, itfaiye basar." deyip açık olan arabanın kapısından içeri girdi. Ardından gelen oğlu karşısındaki koltuğa oturdu. "Ne yaptın tanık işini?" "Hallettim baba, aileleriyle tehdit ettim. Herkes mahkeme de bilerek ittiğini söyleyecekler." "Artık yeğenimi cezaevinde ziyaret ederim." "Bana bu bana doğru gelmiyor? Sonuçta o da bizim kanımızdan." "O bir Karakan" "Zühre de öyle" "O benim kızım" "O da amcamın kızı" "Eğer bi amcan varsa gelip elimden kızını kurtarsın ama yok." dedi. Başını siyah filtreli cama çevirdi. Madem o kadının babası kardeşi ölümü de onun gibi iftiraya uğrayıp cezaevi tuvalatinde olacaktı. "Amcam ölmedi kayıp" dediğinde oğluna döndü. "Oğlum olduğunu bilmesem onların tarafında olduğunu sanacağım." "Sadece vicdan azabı çekmek istemiyorum. Amcamın emanetine bunu yapmak bana yanlış geliyor." "Gelmesin, doğru olan bu diyorsam budur. Ayrıca amcanın emaneti falan da değil o kadın. Çıkar onu aklından." "Sen nasıl diyorsan öyle olsun." "Gözün kulağın mahkemede olsun sonucu bana bildi." Genç kadın parmaklıklara vurulma sesi ile gözlerini açtı. Önce nerede olduğunu idrak edemesede daha sonra hatırladı. Erkek polis tekrar parmaklıklara vurarak "Zümra Karakan uyan" dedi. Genç kadın doğrulurken her yerini tutulduğunu anladı. Oturur pozisyonuna gelip saçını düzeltti. Parmakların arasından yere tepesinde ekmek arasını koydu. "Bunu yedikten sonra nöbeti mahkemeye çıkacaksın" "Aç değilim, mümkünse şimdi gidelim." "Tamam o zaman" deyip nezarethanenin kapısını açtı. Yanındaki nezarethane de bulunan adam parmaklıklara yapışıp elini aradan uzatarak "Polis amca ben onunkini alabilir miyim?" dedi. "Otur oturduğun yere be adam. Bir daha da o elini uzatma." diye bağırdı. Üstü başı kir pas içindeki adama üzülerek baktı. Geri geri gidip banka oturdu. Göz bebeklerini sağa sola oynatıp durdu. Garip adamla ile göz göze irkildi. "Korkma benden ben sana birşey yapmam yapamam ki biliyor musun benim yarim benden gitti ama seninki gitmeyecek." deyip şarkı söylemeye başladı. "Verin şu mezzupa tepsiyi de sussun." "Ben mezzup değilim. Deli Hüseyin derler bana" deyip kadına gülümseyerek baktı. "Sana ne derler" dedi elindeki ekmekten ilk ısırığını aldı. Yaşlı mezzuptan daha da korkmaya başlamıştı fakat bu ismi bir yerden hatırlıyordu. Kapı açılıp kollarına giren iki kadın polis memurunun yönlendirmeleriyle karakoldan çıkıp ekip aracına bindi. Akabinde kadın mahkeme salonuna göz gezdirdi. Cesaret alacağı gözler aradı ama bulmadı. Ailesi dediği kişiler hariç herkes gelmişti. Derin bir nefes aldı. Buna ihtiyacı yoktu sonuçta o suçsuzdu. Avukatıyla birlikte yan masada oturan kadına tiksinerek baktı. Serbest kaldığında ilk iş bu kadını çiğ çiğ yiyicekti. Kendinden emin duruşu kadını içten içe delirtiyordu. Nesine güveniyordu mahkemede ona tanıklık edecek kişiler vardı. O esnada mahkeme salonuna giren hakim ile birlikte herkes ayağa kalktı. Kendi yerine oturduğunda "Tutuklu sanık Zümra Karakan huzura alındı." cümlesiyle mahkemeyi başlattı. Ardından tek tek tanıklarının adını okuyup dışarı çıkmalarını söyledi. Önünde duran dosyayı eline alıp olayı anlatan ifadeyi okuduktan sonra "Kastan adam yaralamadan tanık Zümra Karakan hakkında 89. 2019 numaralı iddianamenin işlediği gerekçesiyle sanık Zümra Karakan'ın 18 Kasım 2019 tarihinde mahkememiz tarafından iddianamenin kabul edildiği görüldü." dedi. Yüzünde yalandan acı çekiyormuş ifadesi takınan kadına baktı. "Mağdur Zühre Karakan katılma talebin var mı?" "Var sayın hakim" "Oturabilirsin" "Sayın savcım müdafağınız nedir?" "Katılma talebin kabul edilsin." "Sayın müdafiller bir diyeceğiniz var mı?" "Yok sayın hakim." dediler. Hakim tekrar karşısında sanıkların tutuklu yargılandıkları yerde duran kadına sorularını yöneltti. "Zümra Karakan baba adı?" "Kemal Söğüt" "Ana adı?" "Yasemin Söğüt" "Doğum yerin?" "İstanbul/Çatalca "Evli misin?" "Evet" "Çocuk var mı? "Yok" "Meslek" "Genel müdür" "Ne mezunusun?" "İşletme" "Aylık gelir kaç?" "100.000" "Sanık baba adı Kemal Söğüt, ana adı Yasemin Söğüt olan Zümra Karakan evli olduğunu, çocuğu olmadığı, işletme mezunu, genel müdür, aylık ortama gelir 100.000 olan 26 09.1990 İstanbul Çatalca doğumlu olduğunu beyan edilmiştir. Mahkeme huzurunda hiç kimse sizi kendinizin ya da yakınlarınızın aleyhine ifade vermeye veya delil sunmaya zorlayamaz. Susma hakkınız bulunmaktadır. Anlat bakalım olay nasıl oldu?" "Sayın hakim ben kocamı vuran kişinin Zelal'den öğrenince kendimi tutmaya çalışsam da yapamadım. Konağa gittiğimde Hozan ağanın adamları evdeki çalışanlarımızın başına silah dayamışlardı. Ayrıca kocamı vuran kişi yani Baran Karakan onun damadı. Ailenin başına geçmek için kocamı ortadan kaldırmak istediler. Konağa girdiğimde adını bağırdım çıkmadı. Bende merdivenlerden çıkmaya başladım Zühre de oradaydı. İkimiz merdivenlerin başında karşı karşıya geldik. Ona kocamı kocası vurduğunu söylediğimde bildiğini söyledi. Kendisi çocukluktan beri kocama aşık biri bana geçmişinde yaşadıkları aşktan bahsetti ve beni onu avutmak için evlendiğini ifade etmeye çalıştı. İlk iten oydu kendimi düşmemek için tutundum. Fakat ondan sonra söyledikleri saygı sınırını aşmıştı ben de onu ittim. Bilerek tutabileceği duvara tutunmadı. Ben düştüğü esnada elimi uzatsam da tutabileceği mesafede olmasına rağmen tutmadı. Kendisi düşmeyi tercih etti." dediğinde sözde mağdur kadının avukatı ayağa kalkıp "Sayın hakim benim de sorun var?"dedi. "Nedir?" Avukat sanık kadına döndü. "Kocanızı kimin vurduğunu kimden öğrendiniz?" "Zelal diye arkadaşı anlattı." "Peki bu arkadaş nerede biliyor?" "Çünkü kocamı vurmadan önce onun çiçekçi dükkanına uğramış." "Peki ona vuracağını söylemiş mi?" "Hayır hissetmiş" "Eşi ve çocuğun varken neden onun yanına gitmiş?" "Uzun süre sonra uğramak istemiş. Onu anlayan kişinin o olduğunu söylemiş." "Uzun süreden kastınız nedir?" "Evlilik olduktan sonra" "Sayın hakim sanık kocasının vuran kişinin uzun süreden sonra memleketine geldiğine ailesine bile uğramadan çiçekli dükkanı olan arkadaşına uğradığını orada hiçbir şey dememesine rağmen çiçekçi arkadaşının sadece kendi hislerine göre sanığın kocasını vuracağını beyan etmiştir. Ayrıca sanığın sadece başkalarının tek kelimesi ile hareket edip bir kişinin canına kast etmeye çalıştığından dolayı psikolojik sorunların olabileceği de göz önünde bulunmasını talep ediyorum. Bu kadardı." deyip yerine oturdu. Hakim yanında duran diğer yargıçlara kafasındaki soruları sessizce söyleyip anlaştıktan sonra mağdur kadına baktı. "Mağdur Zühre Karakan anlat bakalım nasıl oldu?" "Sayın hakim öncelikle ben konakta oğlumu arıyordum. Çünkü bu kadının görümcesi Erce Karakan oğlumu bende aldı ve beni sokağa attı. O zaman vurulan kişi Robar Karakan'ın düşman olduğu kişiler gelip içeri girdi. Bir annenin evladı için yapamayacağı hiç bir şey yoktur. Bu yüzden içerdeki tehlikeyi umursamadan konağa girip oğlumu aramaya başladım. Hiçbir yerde bulamadım en son çaresizlikten merdivenlerin başında oturup ağlarken içeriye bu kadın girdi. Beni görür görmez koşarak bana saldırdı. Yakamı tutup kocasını kocamın vurduğunu beni de öldüreceğini söyledi. Bana ağza alınmayacak laflar ve tehtitler savurdu. Çünkü kocası ile zamanda bi birlikteliğimiz olmuştu ama yaşandı ve bitti ben kocamı seviyorum ona aşığım. Geri dönmemin sebebi kocası olduğunu kafasında kurup durmuş ben sadece ailemi görmeye geldim. Ayrıca beni tutmaya çalışmadı aksine eliyle itti. Kocamın ağa olmak istediğini söylüyor ama akisne sırf oğlunuzu bu ilker töreden uzak tutmak için mirası reddetti. Şu an istanbul da bi inşaata firması ile çalışıyor ama bu yaşananlardan sonra arıyorum ulaşamıyorum. Bu kadının kocama bir şey yapmış olmasından korkuyorum." deyip sahte göz yaşlarını sergiledi. Genç kadının avukatı ayağa kalkarak müvekilini savunmak için konuştu. "Hakim bey benim de sorun var? " "Nedir?" "Beyan ettiğinizde konakta çalışanların rehin alındığını söylediniz. Herkesi rehin alırken sizin neden almadılar?" "Bilmiyorum ben onlara bir şey yapmadım." "İfade ettiğiniz üzere Robar Karakan'ın düşmanlar rehin aldıkları kişiler de onlara birşey yapmamıştı. Herkes rehine konumun olurken siz konakta istediğiniz gibi oğlunuzu arıyordunuz. Böyle mi oldu?" "Evet ama" "Soralım bu kadardı sayın hakim" deyip yerine oturdu. Karşı tarafın can alıcı noktasından vurmuştu. Kendisi boşanma avukatı olmaya bilirdi. Yeni olduğu için onu hafife alan meslektaşına gününü gösterecekti. Hakim prosedür geriye gerekli konuşmaları yaptıktan sonra mahkemeye gelen tanıkları tek tek çağırarak dinledi. Herkes hep bi ağızdan aynı şeyi söylemişlerdir. "Hakim bey gözlerimle gördüm Zühre hanımı bu kadın bilerek gitti. Onun gelmesini hazmedemedi. Ağamla tekrar birlikte olmalarından korktuğu için her fırsata Zühre hanımı tehdit ediyordu." dediler. Konakta oturup muhabbet ettiği kadınlar onu suçlamıştı. Doğruyu bildikleri halde yalan neden söylüyordı. Sırf bu yüzden kadına bir saniye bile bakmadan herşeyi anlatıp tek tek çıkıyorlardı. Tek güvencesi yok olmuştu. Bu kadının mahkemenin başından beri özgüvenli duruşunu şimdi anlamıştı. Herkes onun tarafını seçmişti. Belkide ailesi dediği kişilerde bu yüzden gelmemişti ama ona kaynanası söz vermişti onu bu durumdan kurtaracaktı. Hani o oğlunun ona emanetiydi. Ona verilen sözler havada mı kalmıştı. Neden kurban olarak o seçmişti. Bunu ona niçin yapmışlardı. Mahkemede yanlış adalet sonucu mahkûm mu edilecekti. İçinde yaşadığı kırgınlığı tarif etmek mümkün değildi. Sevdiği adam yanında olsaydı böyle olmayacağını biliyordu. Mahkemenin verdiği 10 dakika aradan sonra hakim yerine geçip önündeki evrakları okuyup bir basamak aşağıdaki adama çıkarılan sağlık raporunun okumasının ardından avukatlara sorular sorulmasından sonra genç kadına son sözünün söylemesi için hak verdi. "Ben adaletinize güveniyorum suçlamaları reddediyorum" dedi. "Karar" deyip ayağa kalkan herkes hâkimin ağızdan çıkan kelimelere kitlendi. "Yaz kızım, sanık son sözünde suçlamaları red ediyorum dedi. Toplanan delillerin ayrıntılı incelenmesi, sanığın mahkeme tarafından görevlendiren psikiyatri ile görüşme yapılıp rapor hazırlaması, delil ve ifadelerin suç unsuru oluşturup oluşturmadığına karar verilebilmesi için duruşmayı 20. Mayıs 14:15'e alınmasına bu süre zarfında sanık Zümra Karakan'ın T. Tipi Diyarbakır kadın kapalı cezaevine gönderilmesine karar verilmiştir." deyip elindeki tokmağı vurdu ve mahkeme salonundan ayrılmak için ayak kalktı.
Bölüm 52
🤎🩵💍🤎🩵
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.