Karşı duvara dayalı iki ekip arkadaşına bakıp "Bu iş göründüğünden daha karmaşık" dedi. "Sorma neler öğrendim bi bilsen. Diğerlerini ne yapacağız?" "Bence bırakalım onlara da diğerleri girsin. Çünkü bizim sorgusuna girmemiz gereken daha önemli kişiler var." dediğinde polis memuru yanlarına yaklaştı. "İstediğiniz şahısları bulup getirdik komiserim" "Tamam onları sorgusuna biz gireceğiz tek tek sorgu odasını alın." "Tamam komiserim" deyip yanlarından uzaklaştığında az önce sorgu odasından çıkan komiser "Kahve içip kendimize gelelim. Bugün uzun bir gün olacağa benziyor." "Aynen şu Baran Karakan bulundu mu?" dediğinde koridorda yürüyorlardı. "Hayır olay yerinde yoktu. Kimse nerede olduğunu bilmiyor." "Bence adamlardan ve hizmetçi kadınlardan bir şey çıkmaz. Bizim üstlerine gideceğimiz kişiler belli." "Yani diyorsun ki Karakan ve Tolunoğlu ailesini derin bi sorguya çekmek lazım." "Aynen. Bize anlatılmayan başka bir şeyler var." "Katılıyorum." Doktora yakarışlarının sonunda oğlunun yanına girmeyi başarmıştı. Enfeksiyon kapmaması için giydiği kıyafetlere baktı. Onun oğluydu ayağı taşa deyse onun canı acırdı. Uzaktan bir müddet oğlunun makinelere bağlanmış halini izledi. Kalp atışlarını gösteren manitörde yeşil çizgi dalgalar oluşturuyordu. Anlatacaklarından sonra ne olacağını kestiremediği için yanına gitmeye korkuyordu. Ağzındaki maskeyi indirip onu odanın diğer tarafında camdan izleyen kızı ve damadı olacak adama baktı. Kızının bu hale gelmesinden, oğlunun yoğun bakımda olmasına hatta gelinin başına gelenlere kadar onun suçu vardı. Belki her şeyi en başından anlatsaydı böyle olmayacaktı. Çok geç kalmıştı ama anlatacak gücü de bugün bulabilmişti ve biliyordu ki şimdi anlatmasa hiçbir zaman anlatamayacaktı. Odada bulunan tekli hafif koltuğu oğlunun yanına doğru çekip oturdu. Gözünden akan yaşı sildi. Ağanın ellerini tutup okşadıktan sonra öptü bir sürü öyle kaldı. Konuya nasıl başlayacağını düşündü. En sonunda bir yerden başlamalıydı. En doğru karar en başından sakladığı geçmişini anlatma vakti gelmişti. Doktor ne demişti sizi duyabilir ama tepki veremez. Belki de en doğru an buydu. "Özür dilerim oğlum sana yaşattıklarım için çok pişmanım. Seni ben şerefsiz adamın biri gelip intikamını alacak diye doğup büyütmedim. Senden, kardeşinden, gelinimden özür dilerim hepsi benim yüzümden oldu." deyip oğlunu tuttuğu ellerine akan göz yaşlarını sildi. "Babam vefat ettikten sonra annemin memleketine geldik ama annem babasına yük olmamak için Tolunoğlu konağında hizmetçi olarak çalışmaya başladı. Beni de dedemlere bırakmamak için yanına aldı. Hozan'ın babası iki karısı olmasına rağmen anneme göz koymuştu. Annem bunu korkudan kimseye anlatamadı. O zamanlar babanız, Hozan ve başka anneden kardeşi çok yakın arkadaşlardı. Onlarla aynı sınıfa düşmüştüm. Hani hep anlatırdım ya babanızla böyle tanıştım diye işte onlar yalan bu hikâyede sizde yanmayın diye çok çabaladım ama beceremedim. Babanızı ilk sınıfta arkadaşlarıyla uzun eşek oynarken gördüm. Sıra ona geldi atladı fakat arkadaşlarına göre biraz iri yarı olduğu için hepsi yere düşmüş. O sırada bende sınıf kapısından içeri girdim ayağımın dibine düştü. Ben tepeden o yerden birbirimize baktık. Birden araya Hozan girdi beni küçük düşürerek "Sen bizim konaktaki hizmetçinin kızı değil misin ne işin var burada" dedi. Babanız hemen ayağa kalkıp arkadaşına kızdı. "Ağa olacak kişi başkasını küçük düşürmez. Heleki bu kişi senin elinden ekmek yiyorsa." deyip bana baktı. "Hoşgeldin" dedi. O günden sonra onlarla takıldım. Zamanla babanıza aşık oldum ama aramızdaki statüs farkından dolayı kendi kendime umutlanmamak için hiçbir şey demedim. Onun da bana aşık olacağını sanmıyordum fakat taki o güne kadar bir gün Hozan gelip bana aşık olduğunu söyledi. Böylelikle aramızda o meşhur aşk üçgeni oluştu. Bana söylemeden önce gidip babanıza söylemiş aşık olduğunu oda garibim arkadaşı mutluluğuna engel olmamak için kendi aşkını kalbine uzun bir süre boyunca gömmüş. Bu sırada gel zaman git zaman biz son senemizdeyize geldik. Sırf ondan uzak durmak için okul değiştirdim ama nafile defalarca beni bulup benimle evlenmek istedi tabii ben kabul etmedim. Sonra bir gün beni ve babanızı uçurumun oraya çağırdı. Nasıl olduysa bir şekilde babanızın beni sevdiğini öğrenmiş. "Sen nasıl dostsun yengene göz dikersin" deyip birbirlerine tekme tokat girdiler. İşte ben babanızın beni sevdiğini orada öğrendim. Yıllardır sırf arkadaşı için kendi aşkından bile vazgeçmeye çalışmış ama kalbinden bir türlü atamamış. Lise biter bitmez Hozan'ın babası onu zorla başka bir ağa kızı ile evlendirdi. Bana kendi düğün gecesi gel kaçalım bile dedi ama ben yine kabul etmedim. Çünkü o zamanla birbirimize ne hissettiysek söylemiştik. Hozan babanızla evlilik kararı aldığımızı duyduğunda deliye döndü. Beni zorla konaktan çıkarıp uçurumun oraya sürükleyerek götürdü. Kendini uçurumdan atmakla tehdit etti. Gözlerinde bunu yapacak cesareti görüyordum. Hozan'ın babası, kayınpederim ve babanız yetişti. Adam oğlunun gerçekten atlayacağını anlayınca "Sana istediğin kızı alacağım. Bu kızı mı istiyorsun alırım." dediğinde dananın kuyruğu koptu. Arkamdan söylenmedik iftira bırakmadı. Babasının anneme attığı çamur yüzünden annemin içi içini yedi. Ölümünün en büyük sebebi ise soysuzdu. Kendisi anneme bir gece yarısı saldırmışken annemin adını oynak kadın diye çıkardı. Herkes bizim boşanmamızı istedi. Karakan aşiretine yakışmıyorsun bana öyle dediler. Fakat babanız herkese inat her şeyi ne yaptı etti doğruyu ortaya çıkardı. Ağadır erkektir dediler bu haksızlığa ses çıkarmadılar. Kocam ve kayınpederim ne kadar uğraşsa da bir türlü o eski kafalı adamla lafa dinletemediler. Bunun suç olduğunu görmezden geldiler. Hepsi adeta vicdanlarını geldikleri evlerinde bırakmışlardı. Gözlerine perde inmiş hiçbir şeyi görmüyorlardı ya da görmek istemiyorlardı. Aradan zaman geçmesine rağmen bizimki hâlâ arkadaşının attığı dost kazığını kaldıramıyordu. Biliyordu ki biz birbirimize ondan önce aşık olmuştuk. Hiçbir zaman babanızı dinlemedi. Hozan içinde kin biriktirmiş kendince intikam almaya yemin etmişti. Kim olursa olsun yaşadığını yaşatacaktı. Düğün sabahımda evden çıkmış hazırlanmak için kuaföre giderken arabanın önünü kesip beni evimden kaçırdı. Tekrar uçurumun oraya götürdü. Belindeki silahını çıkarıp bana doğru uzattı. "Ya benimsin ya benim senin başka birine yâr etmem Saliha. Madem bu dünyada birlikte olamıyoruz bizde ahirette oluruz." dedi. O an gözünü karalar bağlamıştı önce beni daha sonra da kendini öldürecekti. Korkudan gözlerimi kapattım beni kurtarması için önce Allah'a sonra kocama güvendim. Birden fazla arabanın fren yapıp durduğunu işittim. Sonra kargaşa en sonunda silah sesi bir anda herkes sessizliğe büründü. Yavaşça gözlerimi açtığımda beyaz gelinliğimi babanızın kanına bulanmıştı. Beni korkumak için silahın önüne atlamış." deyip sustu. Anlatırken akan göz yaşlarını umursadı. "Cahildir daha küçük kara sevdaya bağlanmış dediler. Bununda üstünü korkularından örttüler. Hiç kimse ne beni ne de babanızın ölümle burun buruna geldiğimizden söz etmediler. Baban sırf yaşananlara inat Hozan'ın babasını yerinden etmeye yemin etti. Tüm aşiretlerin başına geçti herkesden tek tek hesap sordu. İntikamı o kadar acı ve ağır olmuştu ki herkes sevdiğini ya da saygınlığını kaybetmişti. Birkaç aşiret yok oldu. Tabii bizimki de en çok sevdiği kişiyi yani babasını gözleri önünde baban tarafından öldürülmesini hazmedemedi. Hozan'ın sana karşı intikamı bunun için. Bu uğurda yanan sen oldun. O yüzden Zühre'yi hiçbir zaman istemedik. Hozan'a yaptıkları gibi babanda da herkes susmayı tercih ettiler. Bu konu bir daha açılmamak üzere kapandı. Yıllarca seni ve zühre'nin aşkına susmasını ve ardından izin vermesinin sebebi kendince babanın ona yaşattığını sana yaşatmasıydı. Onun yaşadığı acıyı sen de yaşa diye ama işler umduğu gibi gitmedi gelinim çıkıp geldi. Kafasında kurduğu plan suya düştü. Kızını bu yüzden geri getirdi. Anlayacağın hem aileni yok edecekti hem de iktidarını ele geçirmek istiyordu. Sen hayatta olduğun süre boyunca bunu yapamayacağı için seni öldürmeye karar verdi. Onu tanıyorsam şimdiye çoktan malımız mülkümüze konmuştur." deyip sustu. Oğlunun saçlarını okşadı. Artık hiç bir sır kalmayacaktı. "Hani sana Baran'ın babası amcan trafik kazasında öldü dedik ya aslında Baran'ın babası amcan değil. Çok küçük yaşta kalp yetmezliğinden ölmüş. Şimdi diyeceksin ki Baran o zaman kimin oğlu aslında bizden biri değil. Babaannenin kız kardeşinin evlendiği adamın ailesi kan davası sürüyormuş. Erkek olduğu için Baran'ı öldürmeye kalkacaklarını bildikleri için sırf oğulları yaşasın diye babaannene vermişler. Şu an bile gerçeği öğrenseler öldürecekleri için yıllar boyunca bu sır tüm ağalar tarafından saklandı." dedi. Camın arkasında onu izleyen yüzü gözü yaralı kızına gözü yaşlı özür dilermiş baktı. Tekrar oğluna dönüp elini öptü. "Tüm bu yaşanaların içinde en güzel olan şey ise kaderin size cilvesi olan beşik kertmen. Oğlum hani sana beşik kertmemen var demiştik baban zamanında arkadaşına söz vermiş. İşte o kişi beşik kertmen Zümra. Nasıl diyeceksin onu da anlatayım Hozan'ın bir tane daha kardeş vardı dedim ya ilk başta aynı sınıftaydık. Baban onu hep Hozan'ın ona yaptıklarından korkudu. Onunla daha iyi anlaşırdı. İçine kapanık çok sessiz biriydi. Emma hanımın kız kardeşi var ya Carla hanım işte gelinimi annesi o kişi. Rahip Tom ilk Mardin'e atandıkları zamanlarda kız kardeşi de ziyarete gelmişti. Orada görmüşler birbirlerini aşık olmuşlar ve gizli sessiz sedasız evlenmişler. Tabii en başlarda aileler karşı çıksa da evlendikleri için ses çıkaramamışlar ama zaman içinde o konakta bu kadının yemedi dayak atılmadığı namusuna iftira kalmadı. Tüm yaşadıklarına dayanamamış çekip gitmiş tabii giderken hamileymiş. Ardından kocasıda gitsede ondan haber alamamışlar. Nasıl olduğunu bilmiyorum ama bir şekilde kader sizi bir araya getirdi." dedi ve oğlunun elini son kez öptü. Kapı açılıp içeriye hemşire girdiğinde ona baktı. "Sizi dışarıya alırım hanımefendi." dediğinde kadın çoktan yerinden kalkmıştı. Anlattıklarının yüküyle konuşamaz haldeyken başı ile onaylayıp odadan çıktı. Kapının önünde onu bekleyen yara bere içindeki kızına gözü yaşlı bakıp yüzünü avuçlarının içine aldı. "Özür dilerim minik kelebeğim, yaşananların hepsi benim suçum ama inan ki böyle olacağını bilseydim saklamazdım." dedi. Genç kız annesinin avuç içini öpüp "Olacak ve öleceğe çare yok. Sen tatlı canını üzme. Gör bak en yakın zamanda her şeyi yoluna girecek."dedi. Yanlarına yaklaşan polis memurlarını içerinde biri konuştugunda da fark ettiler. "Yiğit Saraçoğlu, Erce Karakan ve Saliha Karakan" "Buyurun biziz" "Bizimle karakola kadar geleceksiniz." "Memur bey konu nedir?" "Beyefendi gidince öğrenirsiniz lütfen zorluk çıkartmayın." "Ama oğlum" "Hanımefendi oğlunuz için gereken neyse yapılır." dedi polis memuru ifadesiz ses tonuyla.
Bölüm 50
🤎🩵💍🤎🩵
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.