İçeriğe geç

KALBİM SANA SIĞINDI

Bölüm 38 · 6 dk okuma

KALBİM SANA SIĞINDI

Bölüm 38

💙🖤💍💙🖤

💙🖤💍🖤💙

Okuduğunuz tarihi yazın...

İyi okumlar...

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum...

Gecenin verdiği yorgunlukla gözlerini açan adam uyurken üstünden yatak örtüsünü atan karısının üstünü tekrar örttü. Yastığa dağılmış sarı saçlarından bir tutamı burnuna götürüp "Dün gece saçlarınla ilgilenemedim. Halbuki teninin kokusundan sonra en çok saçlarını seviyorum." dedi. Parmaklarını uyuyan karısını rahatsız etmeyecek şekilde yüz hatlarında gezindirdi. "Sonrada okyanus gözlerini seviyorum gelin ağam." dedi. Bu sefer parmakları karısının boyun köküne daha sonrada yatak örtüsünün altından geçip göğüslerinde dolandı. Aldığı zevkten dört köşe olan adam karısına dokunmayı bırakmak istemese de buna mecburdu. Eğilip kadının şakağını öptü. "Bundan sonra seni kimse benden alamaz. Buna cüret eden kendini yerin bir metre altında bulur." dedi. Yataktan kalkıp odasındaki banyoda önce sabah tıraşını yapıp duşa girdi.

Akabinde banyoda işi biten adam beyaz havluyu beline sararak çıktı. Kahve gözleri yatakta hala uyuyan karısının bulduğunda gülümsedi. Onun uyuduğu tarafa da esir almıştı. Beyaz gardolapdan giyeceği takımı çıkarıp siyah pufun üstüne attı. Ardından iç çamaşırlarını çıkarıp giydikten sonra lacivelt takımın kumaş pantolonunu giyip üstüne beyaz gömleğini giyerken yeni doğmuş güneş ışınlarını karısının yüzüne geldiğini fark edince gidip perdeyi çekti. Beyaz gömleğinin düğmelerini ilikleyip pantolonunun içine soktu. Duvarda asılı olan kare saate baktı. Uyanması için hâlâ çok erkendi fakat sorması gerekiyordu.

Uyuyan karısının yanındaki boşluğa oturup yüzüne düşen sarı saçlarını geri çekti. "Zümra hadi uyan güzelim." "Birkaç dakika daha uyumak istiyorum, Robar" "Sabah 7'ye geliyor gitmem lazım sana bir şey soracağım" dediğinde kadın yerinden fırlayıp yatakta oturur pozisyonuna geldi. Mavi gözleri fal taşı gibi açıldı. "Sahur yapmadık. Yemek yemeden oruç tutamam." "Hamile olduğunu bildikleri için oruç tutmana izin vermediler. O yüzden seni sahura kaldırmadılar." "Ama dediğim" "Ama onlar beni bilmiyor." "Himm" deyip kollarını kocasının boynuna doladı. "Biraz daha birlikte uyuyalım." dedi. Kadının yarı uykulu yarı uyanık haline gülen ağa dudaklarını öpüp geri çekildi.

"İnan bunu benim kadar isteyemezsin ama yetişmem gereken il dışı bir toplantım var."

"Sen gittiğine göre önemli."

"Evet"

"Toplantıda kadın da vardır şimdi"

"Evet"

"Ne yapacağını biliyorsun değil mi? Sakın bakayım deme hele ki oraya Ümran ile gideyim falan hiç düşünme"

"Ümran sadece kalite kontrol uzmanı benimle gelemez. Akıl sağlığın için onu unutsan iyi olur."

"Benim gayet akıl sağlığım yerinde ki onu unutmam için onun o fabrikadan çıkması gerek."

"İşten çıkartayım mı?"

"Hayır ama onu İstanbul'a şef olarak gönderebilirsin bence mantıklı."

"Benim güzel okyanus gözlü gelin ağam kıskançlık mı yapıyor?"

"Yapıyorum, yapacağım da kocamı kıskanmak benim en temel hakkım." deyip adamın dudaklarından öptü.

"Ayrıca söz verdin beşik kertme olayını bugün araştırmaya başlayacaksın değil mi?"

"Söz toplantıdan sonra araştıracağım. Seni kimliğin nerede diye uyandırdım. Ben gittikten sonra biraz daha uyu saat erken."

"Kimlik mi? Ne yapacaksın?"

"Resmi nikah işlemleri için lazım."

"Çantada olması lazımdı ama dün isteme sonrası arabadan inerken unuttum."

"Sadullah savur da bana verdi" deyip odadaki tekli koltuğun üstündeki çantayı alıp kadına verdi.

"Bunun içine ne sığdırabiliyorsunuz"

"Kombinimle uyumlu olsun da gerisi önemli değil. Hiçte pişman değilim."

"Tamam tamam sustum."

"Robar ağam sakın bir kadının kombinine laf söylemeyin. Belki bedenen değil ama diliyle seni yerden yere vurur."

"Erce'de onu anladık." dediğinde karısının ona uzattığı kimliği alıp komidinin üstündeki kendi telefonundan avukatını aradı.

"Buyurun Robar Bey"

"Semih sana benim ve yengenin kimlik bilgilerini atacağım nikah işlemlerini başlat. En erken tarihe almaya çalış."

"Benden yapmamı istediğiniz başka bir isteğiniz var mı?"

"Yok"

"Fotoğrafları atmanızı bekliyorum. İyi günler" deyip kapattı.

Genç ağa kimliklerin fotoğraflarını çekip kadına geri verdi. "Beşik kertmeni unutma" deyip gömleğin beyaz yakalarını düzelti. "Unutmam" "Gülme ben ciddiyim" dedi. Genç ağa elini kadının yanağına koyup anlını öptü. "Kafayı beşik kertme olayına çok taktın gibi" "Evet takarım. Kocam tek benim onu başkasıyla paylaşmak istemiyorum." "Bir daha söylüyorum başkası falan yok, paylaşmakta yok. Sen ve ben varız. Geçmiş yok seninle olacak olan geleceğimiz var. Önemli olan geçmiş değil şimdi geçmişten kalbinde iz taşıyor mu taşımıyor mu odur. Benimde cevabım sen olduğuna göre belli" dedi. Karısının al dudaklarını öpüp geri çekilmedi. "Onun varlığını ya da yokluğunu kesin kanıtlayana kadar için rahat etmeyecek değil mi?" dedi. Genç kadın başını evet anlamında sallayıp eğdi. Beline dolanan kollara karşılık o da kocasına sarıldı. "Seni bu ikilemden kurtaracağım koca sözü." "Ne olursa olsun bana doğruyu söyleyeceksin." "Söz" "Sahi bu aralar evde beslediğimiz çıngıraklı yılanın sesi soluğu çıkmıyor. Gerçi o tıslıyor onun sayesinde yılanca öğrendik." dedi gülerek. "Kol düğmelerini takacaksan getir ben takmana yardımcı olurum." dedi. Yatakta çırılçıplak şekilde sadece göğüslerinin etrafını sardığı örtüyle duruyordu. O da karısının dediğine gülüp yerinden kalktı. Gardolabın içindeki birçok kol düğmelerinin olduğu çekmeceyi açıp aslan figürlü olan takımı alıp karısının yanına tekrar oturdu.

"Yılancayı acaba nasıl öğrendik?"

"Buda Zühre hanımefendinin marifeti. Ondan çok bahsettik inşallah kulakları çınlayarak uykusu bölünür bir daha uyuyamaz."

"O nasıl beddua"

"Çocuğu var diye kötü beddua etmek istemiyorum."

"Benim güzel kalpli karım düşüncen güzel olsa da beddua bedduadır bunun iyisi kötüsü olmaz. Döner dolaşır sahibini bulur. En iyisi onu biz Allah'a havale edelim onun adalet mahkemesinde yargılansın."

"Bazen öyle bir konuşuyorsun ki kendimden utanıyorum."

"Boşver şimdi bunları gülüm, hadi uyu güzelce uykunu alıp kalk. Bu arada gün içinde bana mesaj atıp ya da ararsan cevap veremezsem hemen senaryo yazma."

"Yazmam. Sende beni iyice kıskanç fobik yaptın."

"Sana söylemeseydim ne yapardın?"

"Fabrikaya hatta toplantıya bile gelirdim. Sırf sana trip atmak için."

"Bu şimdi kıskanç fobik olmuyor mu?"

"Hayır bu kocasını dışı yengeçlerden korumak oluyor. Tabii burda seninde suçun var iki saniye yazı ver ne olcak ya da bu kadar yakışıklı ve karizmatik olma ki benimde aklıma başka şeyler gelmesin."

"Tam olarak jinamin benden ne yapmamı istiyorsun?"

"Sana mesaj attığım anda cevap vermeni."

"Emredersiniz jinamin gözüm kulağım hep telefonda olacak."

"Böyle ol asker canımı ye."

"Senin canına kurban olurum." deyip kadını yatağa uzandırdı.

Kolundaki orijinal mavi kavisli saatte baktı. Bir an önce hazırlanması gerekiyordu yoksa uçağa geç kalacaktı. Yerinden kalkıp pufun üzerindeki lacivert siyah ve beyaz çizgili kravatını alıp boynuna doladı. "Ben yapayım" diyen karısının yanına gidip kravatını bağlamasını bekledi. O sırada gözleri karısının beyaz teninde gezintiye çıkarıp göğüslerinin çatal kısımda oyalandı. Hala karısının teninin kokusu ağızda dolaşıyordu. "Kahve çekirdeği ormanı gözlerin göğüslerimi yiyecekmiş gibi bakıyor." "Yemem onlara ihtiyacım var. Ayrıca sütyensiz daha güzeller." "Sütyensiz dolaşayım istersen." "Eğer tek başımıza yaşasaydık o sütyeni takmana gerek bile olmayacaktı fakat böylesi daha iyi." "Yani tak diyorsun." "Evet gerekirse ben büyük bir zevkle çıkartırım." "Ona ne şüphe" deyil kocasının dudaklarını öptü. Onu bırakmak istemiyordu. Sanki elinden alıp gideceklerdi ya da giderse koca yalan bir rüyadan uyanacakmış gibi geliyordu. "Bu bi rüya ise uyanmak istemiyorum." "Değil" deyip kollarını kadının beline sıkıca dolayıp dudaklarını öpmeye başladı.

Küçük öpücükleri giderek büyüyüp dilleri birbirlerinin ağzına girdi. Eğer biraz daha yarı çıplak karısının yanında durursa içindeki dürtülere kapılıp toplantıyı iptal edeceğini bilen adam kadından geri çekilip anlını anlına dayadı. "Seni o kadar çok seviyorum ki kelimeler yetmez." dedi. Bir kadının teni baştan alıcı ve güzel kokabilir miydi yoksa bu sadece karısına bahşedilen bir lütuf muydu? Her zeresini tekrar öpmek istiyordu. Karısının istekli bakışları ve kıvranışları gözünün önünden gitmiyordu. O da onun gibi onu istiyordu. Sadece akıllarında birbirlerine sahip olmak vardı ve bunu dün gece gerçekleştirmişlerdi. Sonsuza kadar da böyle gidecekti. "Bana çektirdiğin bu mükemmel işkencenin hesabını akşam vereceksin gelin ağam." "Akşam olunca düşünürüz" deyip karısının makyaj masasının üstündeki kendine ait parfümünü sıkıp pufun üzerindeki giydiği takımın lacivert kumaş ceketini giydi. Son kez kapıdan karsına bakıp "Uyu dinlen" deyip kapıyı kapatırken kadının söylediği cümleye kulak verdi. "Kadınlar ve beşik kertmeyi unutma" demişti. Onu bırakmak içinden gelmese de zorundaydı. İflasın eşiğindeyken daha fazla oyalanamazdı.

HOŞÇAKAL

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum...

Bölüm sonu

2 yorum