İçeriğe geç

KALBİM SANA SIĞINDI

Bölüm 17 · 8 dk okuma

KALBİM SANA SIĞINDI

Bölüm 17

Sevmek gerekirse vazgeçmektir.

Bir aydan fazla onun yanında kalır mıydı? Belki de ona aşık olur gitmezdi. Film ve kitaplar da öyle olmaz mıydı? Erkek baş karakterlerden onun ne eksiği vardı? Bir eksiği yoktu fakat en önemli şeyi unutmuştu. Biri gerçek acımasız dünyada iken diğeri hayallerin kavuştuğu dünyada yaşıyorlardı. Birinin kaderi yazarın kırık kaleminde iken diğerinin kaderi kendi elindeydi. Umudu çamurlaşmış suya düştü. O gözle görülmeyen şey nasıl olurda onları birbirine bağlayacaktı. O esnada yüce yaradan onu insanlığın en değerli hazinelerinden biri olan ezan sesi ile cevap verdi. Genç adamın unuttuğu bir şey vardı. Kader denilen şeyde gözle görünmüyordu. Nasıl onları bu hazin olayla birbiri ile birleştirmişti. Onu da yapabilir değil mi? Ya da kaderde ilk güldürür ardından tekme attırır mıydı? Bunu iki gencin kalpleri belirleyecektir. Hayat onları nasıl davranacaktır kendisi de bilmiyordu. Niyeti kabak gibi ortadaydı. Sadece adam ve kadın gözlerini yavaş yavaş açtığı için duyguları karmakarışıktı.

Burada böyle uyumasına izin vermeyecekti. İncecik beli tutulacaktı. Ömrünü bahşettiği kadına kıyamazdı. Kucağına alsa olur muydu? Sabah kalktığında ona istemsiz gözlerle bakarsa dayanamazdı. Kalbi o gözlerin bir gün önce baktığı gibi bakmazsa nasıl dayanırdı? Bu denli kaptırmıştı kalbini. Sevdiği gidecektik, bunu bildiği halde yürüyene 'gitmeyecek' dese de burada onu ne için tutacaktı? Kanatsız meleğim evlenecekti. Çekip giderdi. İki günde unuturdu. Başka bir adamın ona dokunacağını bilmesi onu deli ediyordu. Buna hangi kalp dayanabilirdi? Bir kez daha geç kaldığı için kendine lanet etti. Hayatının parçası olan herkese geç kalıyordu. Babası yanında olsaydı içindeki yangını nasıl söndüreceğini söylerdi.

- Zümra hadi uyan
- Biraz daha uyumak istiyorum.
- Zümra burada uyursan belin tutulacak.
- Aşkım uyumak istiyorum ya rahat bırak beni.

Ne diyecekti? Keşke ona deseydin ama öyle olmadığını biliyordu. Kalbinin kırılma sesleri genç adamın kulaklarında birkaç kere çalındı. Kalbi öldürmek ne kadar kolaydı? Bazen bir kelime bazen de birkaç kelime yetiyordu. Başka biri ile evlenmek üzere olan birine âşık olmak. Ona hiç mi hiç yakışmıyordu. Sevmek gerekirse vazgeçmek değil miydi? Evet. Sevmek gerekirse vazgeçmektir. Sevdasını içine gömmeyi tercih etti. Yeter ki yarasının dermanı kadının, yüzünde gülücükler açsın. Gönlünün sultanına o herif sahip çıksın, korusun, mutlu etsin ama yine de onun olsa iyiydi.

Genç adam sarışın kadını uyandıramayacağını anladı. Ayağa kaldırıp başını omzuna koydu. Belinden tutarak yürümesini sağladı. Akabinde merdivenlerden inip genç kadının odasının kapısını açtı. Yatağının yanına geldiğinde önce örtüsünü kaldık daha sonra kadını uzandırdı. Ayakkabılarını çıkarıp yatak örtüsünü üzerine attı. O sırada genç kadın rahat uyuması için cenin pozisyonuna geldi. Genç adam son bir kez daha şakağından öpüp papatya kokusunu içine çekti. Elini ipek yumuşaklığı saçlarda sürttü. Bir yerde okumuştu aşık olmaya başlandığında ilk algınlığına sevginin kokusudur. Ayrıldıktan sonra ise en son unutan şey sevgilin tekrar kokusudur. Odadan çıkıp kendi odasına doğru yol aldı. O bir ağaydı başkasının evleneceği kadına nasıl göz koyardı? Böyle mi ağalık yapacaktı. Ailesine layık olacaktı. Bunun neresine ağalık sığardı. Madem bu sarışın okyanus gözlü kadın onun aklını bulandırıyordu. Ondan da uzak durmak ona düşüyordu. KARAKAN aşireti'nin en önemli 'saygınlığını koru' maddesini çiğniyordu. Üstüne üstün bunu bir başkası değil kendisi yapıyordu. Genç ağa kararını vermişti. Sevmeyi bırakacaktı. Beynin bu kararı onaylasada kalbi isyan bayrağını yaraya çekmişti. Nasıl yapacağını bilmiyordu ama her sorun gibi bunun da üstesinden gelecekti. Başka çaresi yoktu. Sevmek fedakarlık yapmak gerektirirdi. Genç adam bugüne kadar aşkı için bir çok fedakarlık yapmıştı bunu da yapardı. Sonunu bile bile yapacaktı. Çaresizlikten ve çaresiz kalmaktan nefret ediyordu.

Düşünce kuyusunda boğulurken odasına girdi. Kısa bir duruşunun ardından yatağına uzandı. Günün yorgunluğundan göz kapakları kendiliğinden kapandı. Ne kadar genç ağa'nın dilinde olsa da kalp söylemiyorsa beynin söylemesi bir şeyi fark etmiyordu. Kalbi çoktan seçmişti ülkenin kraliçesini hatta hükmünü sürdürmesi için taçını bile takmıştı.

Güneş ay'la olan savaşını kazanmış gün yüzüne çıkmıştı. Etraf aydınlanmış tekrar ekmek parası için işlerinin yolunu tutmuşlardı. Güne günaydın diyemeyecek kadar hayatından bıkmış usanmış insanlar, yeni hayallere yelken açacak gemiye binmeyecek kadar yorulmuşlardı. Acılar içinde bir güne daha uyanmayı kim isterdi? Kalbi kırık, gözü yaşlı kim ya da kimler uyanıyordu? Evet bildiniz Karakan konağı bir güne daha uyanmıştı. İçinde fırtınaların koptuğu, kasırganın yanında halt ettiği, lodosun adı bile geçmediği yürek yangınları ile uyanmışlardı. Bunun aksine konak'ta tatlı bir telaş yaşanıyordu. Aniden çıkıp gelen davetsiz gelin konağı birbirine katmış herkesin elini kolunu bağlanmıştı. Hazırlıklar için çarşı pazar gezen hizmetler, bir yandan da olacak şenlik için giyecek kıyafetleri seçemeyen kadın ve adamlar, En çok da görücüye çıkacakmış gibi giyinen kızlar ve onları seçecek kaynana bakışlar, kıskançlıkları tutmuş erkekler. Var mı böyle kıytırık elbise giyip gitmek. Midyat'ın şanlı ağası nişanlanacaktı. Ona layık biri olduklarını tüm hünerleriyle göstereceklerdi. Bunun yanında isyan eden anneler, kıraathanede çaylarını içip ağları hakkında konuşan babalar.

Genç adam uyanmış gece gece terlediği için kısa bir duş alıp banyodan çıkmıştı. Gardolabından lacivert yelekli takımını çıkarıp giymişti. Boy aynasından beyaz gömleğini yakasını düzeltip tekrar gardolabın kapağını açtı. İçinden çekmeceyi açık kahve kordonlu siyah beyaz saatinin ardından bir alt çekmece açıp içinden alev figürlü kol düğme setini çıkardı. Tekrar boy aynasının karşısına geçip kol düğmelerini sonra saatini taktı. Yüzünün önüne düşen siyah saçlarını eliyle düzeltti. Artık hazırdı ama kim için süslenmişti? En son o kadına evlenme teklif edeceği gün böyle süslenmişti. Aynadan kendine bakıp gözlerini kapatıp açtı. Derin bir nefes alıp verdi. Sonra odasından çıkıp yarın sözlenecek kadının odasına doğru yol aldı.

Gün aydınlanmış genç kadın içinden biriktirdiği acı koleksiyonu ile beraber güne uyanmıştı. Mardin'in geceleri sıcak olduğu için oda genç adam gibi kısa bir duş alıp banyodan çıkmıştı. Gardolaptan beğenerek aldığı beyaz t-shirt ve mavi'nin koyu tonlarındaki etekli pantolonlu mavi takımını ve sivri uçlu beyaz topuklu ayakkabılarını giydi. Makyaj masasının pufna oturup hafiften makyaj yaptı. Egzotik havası taşıyan tarağı ile saçlarını tarayıp masanın üzerine bıraktı. Dünden beri hiç çıkarmadığı kolyesini t-shirt üstüne çıkardı. Kolyesine aynadan bakıp gülümsedi. Bugün güzel olmalıydı. Çakma sözlüsü ile çarşıya çıkıp kıyafet bakacaklardı. O yüzden sarı dalgalı saçlarını açık bırakıp omuzlarının üzerine attı. Aynadanson bir kez kendine bakacakken gülümsediğini yeni fark etmişti. Süslenmişti fakat kimseydi? Aşk üçgeninde birbirlerine zincirlerle bağlanmışlardır. Her sabah kalkmak giyinip makyaj yapmak ona zor gelirdi. Kendi kendine hayıflanıp isyan edip dururdu. Şimdi ne oldu da tek bir çık bile çıkarmadan ve hatta gülümseyerek hazırlanmıştı? Elini beyaz çantasını alıp odadan çıktı. Aynı esnada genç adam da kadının odasının önündeydi. Genç kadını görünce nutku tutulan adam bir şeyler söylemek istede sustu. Heyecanla karşısındaki adamın onun nasıl gördüğünü söylemesini beklerken sussan adama inat o konuştu. "Lacivert sana yakışıyor." Dedi. Kadının büyüsünün etkisinden sonunda kurtulabilen adam ise "Muhteşem görünüyorsun." diyebildi. Her ikiside sanki sözleşmiş gibi mavinin tonlarında giyinmişlerdi. Genç adam histerik bir şekilde gülümseyip kadına geçmesi için yol verdi. Onlar için konuşup muhabbet etmek sadece ve birkaç dakikadan ibaretti.

Yan yana yürüyüp sarı kalker merdivenlerden aşağı indiler. İkinci katın balkonuna doğru gittiler. Hümmen hanım bugün kahvaltıyı balkonda hazırlamalarını söylemişti. Masada ikiside yerini aldıktan sonra konak ahalisi kahvaltıya oturmuşlardı. Sessiz sedasız geçen kahvaltı genç kadının görümcesinin kahkahası ile son bulmuştu. Daha fazla dayanamayan görümce kahkahalarının arasında konuşmaya çalışsa bile genç kadın ne dediğin anlayamamıştı. En sonunda kafasına gelen bastonla kendini zar zor durdurdu. Gülmekten gözlerinden yaş gelmeye başlayan genç kız başını havaya kaldırıp elleriyle yelledi. Tekrar abisine ve yengesine bakan genç kız bir öncekine göre daha gür şekilde kahkaha atınca annesinin ve babaannesi onaylanmaz bakışlara maruz kaldı. Genç kızın neye güldüğünü her ikisi de çok net bir şekilde anlamışlardı. "Erce kızım istersen bir git lavaboya elini yüzünü yıka." Dedi. Ne kadar öneride bulunmuş gibi olsa da bunun bir emir olduğunu genç kız biliyordu.

Genç kız mahçup bir sesle masadakiler "Afiyet olsun." diyip kalktı. Genç adam sandalyeden kalkan kız kardeşinin gözlerinin içine baktı. Genç kız abisinin bakışlarından kurtulmak için bakışlarının başka bir yere çevirdi. Yaptığı şey için utanıyordu ama elinde değildir. Masaya oturduklarından beri gülmemek için kendini zor tutuyordu. Abisinin sevdiği kadın ile aynı rengin tonlarına ait bir kombin yaparken hayal bile edemiyordu. Fakat şu anda ikiside karşısında oturmuş kahvaltılarını yapıyorlardı. Bu işler Robar KARAKAN'a göre değil. Ah ulan aşk! Sen insanı kapında köpek bile ettirirsin. Bugünden sonra neler göreceklerdi? Allah bilir. Ona kızgın gözlerle bakan abisinden gözlerini kaçırdığında bu onun kurtuluşu olmamıştı. "Kafanın içindeki o tilkilere söyle benimle uğraşmasın yoksa ben onunla uğraşmaya başladığımda zerren kalmaz." Dedi dişlerini sıkarak.

Vurdu ve gol olmuştu. Üç kadın ses çıkarmadan abi kardeşe bakıyorlardı. Yaptığı terbiyesizlik boy ölçülür gibi değil. Bu cevabı hak etmişti. Hatasının farkında olan genç kız karşılık vermeden kafasıyla abisini onayladı. Genç adam masadakiler afiyet olsun dedikten sonra yanında okyanusa bulmuş kadına baktı. Mavi renk için adeta doğmuştu. Gözlerinden tutunda kıyafetine kadar tepeden tırnağa maviye bürünmüştü. Bugün ayrı bir güzeldi. "Çalışma odamda almam gereken birkaç dosya var. Sen de hazırlan çıkalım. Akşama kadar işimi sürebilir. Hem de beraber uğrayacağımız gereken birkaç yer var." Dedi. 'Beraber' kelimesi birdenbire genç kadının kullandığı hoş gelmeye başlamıştır. "Ben hazırım. Sen işini halledene kadar çayımı içerim." Dedi.

Akabinde her ikisi de siyah jipte yerlerini almışlardı. Genç kadının içinde tarifi bulunmaz eşsiz bir his vardı. Ve bu histen çok memnundu. Hiç kimseyi umursamıyor elalem ne der diye düşünmüyordu. Kimse onu burada tanımıyordu. Bazen her şeyden herkesten kaçmak ve her insana huzur vereceğini inanıyordu. Ama bu zamana kadar kendisi denemiştir daha doğrusu denemeye fırsatı bırakmamışlardı. Hayat ona bir fırsat sunmuş tüm tanıdıklarından uzakta yaşadığı ülkenin diğer ucunda ona biraz da olsa huzur bulması için güzel bir fırsat sunmuştu. İbrahim Battal Yıldız'ın dediği gibi 'Tesadüf değildi karşılaşmamız, kaderin bir kıyağıdı bu bize. Bende bu aşkın cefasını sırtlanıp, gece gündüz sefasını süre süre yaşadım.' Eline geçen fırsatı iyi değerlendirilirse yaşayacaktı. İçinden geldiğince eğlenecek ve istediği her şeyi yapacaktı. Bu fırsat eline bir kere geçmişti ya değerlendirilecek ya da mantık evliliği yapacağı adamla bir ömür boyu geçirecekti. Önünde iki seçeneği vardı. En azından o öyle sanıyordu. Biri hiçbir zaman seçeneği olmamıştı. Diğeri kendi seçeneği yapmak zorundaydı. Hayat onlara bıktırmış , usandırmış ikisine de çok çektirmişti. Hep ağlatmıştı bir gün dahi güldürmemişti. Var git yoluna hayat iki gençle anlaşamıyorsun. Yaşadıkları hayattan ikisinide bıktırmıştı. Onlardan daha ne istersin hayat? İki gencinde istediği tek bir şey vardı. Bir parça huzur. Ama onu bile onlara çok görüyorsun. Ah! Bir dakika durun durun daha önceden çok görüyordu ama şimdi ise ikisinin dilediklerini gerçekleştirmek için çabalıyordu. Fakat nafile iyi bir sonuç olacağını düşünmüyordu. O kadar maf etmişti ki kendini nasıl kaybettiğini en sonunda anlamıştı. Bir yanda ona haram olmuş sevdiğine özlem duyan ve tüm aşklara kendini kapatan adam bir yandan da ikilem arasında kalan kadın. Ve bunun dışında kalan yaşanmışlıklar.

HOŞGELDİN :)

Bölüm sonu

4 yorum