(20 Mart 2024 İstanbul)
Lal kendini terk edilmiş hissediyor. Karla kaplı bir ormanda terk edilmiş kaderine terk edilmiş gibi. O bir lotus çiçeği olup yeniden doğmak isterken ,bir lavinia çiçeği olup daha da dibe battı. Gökteki güvercinler ne kadar özgür ise Lal'de tıpkı kafese tıkılmış bir güvercin gibi yalnız ve tutsaktı. Belki fiziken gülebiliyordu belki fiziken özgürdü ama bir ruh ne kadar acıyabilir ise bir ruh ne kadar kanayabilirse o kadar acıyor o kadar kanıyordu.
…
''Göğe bak.'' demişti yıllar önce birisi ona. ''Çevir kafanı gökyüzüne ve göğe bak.'' demişti. O kişi artık yüzüne bakamıyordu. O kişi şimdi yoktu. Kelimeler kulağına düştü. ''Çevir kafanı gökyüzüne ve göğe bak çünkü acımasız hayatın kaplayamadığı tek yer gökyüzüdür.'' Demişti yıllar önce bu gün ona.
Yıldızlar kadar yaşa denirdi her zaman .Peki yıldızların olmadığı gecelerde doğan çocuklar yaşamamalı mıydı? İnsanoğlu bu ya hiç düşünmezdi dediklerinin tersini.
Lal aya doğru döndü. Gülümsedi. Ne derler bilirsiniz. Her gece aya gülümserseniz o da size güzel rüyalar verir.
Ay ne kadar fedakardı. Güneş ışıkları ona eğiyordu, yanıyordu. Ama yine de dünyayı aydınlatmaya devam ediyordu. Bazen yoruluyor yerini yeni aya bırakıyor bazen gün dolu oluyor dolunayla karşımıza çıkıyordu.
(5 Yıl Önce)
(Yazardan)
''Lal!'' Diyerek seslendi babası. Ayaklarını sürüye sürüye ses gelen salona doğru yürüdü.
''Efendim.'' Dedi bıkkın bir sesle.
''Lal büyükannen,'' Araya içli bir nefes koyup devam etti ''Dün akşam vefat etmiş.'' bunu söylerken bakamadığı kızının harelerine yayılan acıya doğru çevirdi gözlerini. Lal'in hareleri acısını gizleyemiyordu. Birkac saat önce mutluluk ve sevinç ile parlayan kahverengi hareler şimdi acısını saklayamiyor, söylenenlere inanmak istemiyordu.
"Hayır," diye bağırdı.Gercekleri inkar etmek istercesine başını iki yana salladı ve devam etti."O bana beni bırakmayacağına söz verdi.O bana gitmeyeceğini söz verdi."
"Lal..." Kızın acısı canını yakıyordu. Salona girerken ona bıkkınlıkla olsada acı barındırmayan gözleri arıyordu. Ama Lal'in gözleri yaşlarla dolarken bir yandan da burnunun direği sızlıyordu.
Lal eskilere gitti birkaç gün önceye. Hastalıkla yatan kadını acımasızca gözlerinin önüne getirdi hafızası. Kadın yavaşça doğrulup Lal'in önüne düşen saçını kulağının arkasına koydu ve gözlerini kapatarak gözyaşlarını göz kapaklarına tutsak etti. "Lal, ben gitmeyeceğim ama şayet bir gün gidersem," Gözlerini açarak küçük kıza cevirdi gözlerine ve bakmaya devam ederek"Gökyüzüne bak kızım çünkü acımasız hayatın kaplayamadığı tek yer gökyüzüdür. Göğü dost bil; ayı arkadaş, güneşi yoldaş bil kızım.Şayet yanında olamazsam aya gülümse ki gülümsemeni bana iletsin kızım"dedi ve belki de bunu birbirlerini son görüşleri olduğunu bilmeyerek mavi hareleriyle kapıyı gösterdi.
Evett! Nasılsınız canlarım? Umarım iyisinizdir. Bu gün Lal'in eski günlerine gittik sizce nasıldı? Bundan birkaç gbolum önce size sevgimi akıttığın mesajlarda kitabı 100 lere birlikte taşıyalım demiştim okuyanlar bilir. Şu an 125 okunma olduk. Benden mutlusu zor bulunur. Ve sevmesem de noktayı koyarak yorumlarınızı aşağıya bekliyorum.


