İçeriğe geç

Kahve ve Buz

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Kahve ve Buz

Bölüm 2

2.BÖLÜM-🧊

Bir şekilde birkaç ay geride kalmıştı bile. Her gün aynı ilerliyordu. Sabah kalkmak kafeye gitmek müşterilerle ilgilenmek... Sumi arada bir kafeye Marco'nun yanına geliyor ama çoğunlukla abisinin yanında kalıyordu.

Yine kafede sıradan ve fazla sessiz bir gündü. Herzaman olduğu gibi yine bazı turistler ve kasabadan insanlar vardı. Marco sıkılmış bir şekilde kasanın yanında oturuyordu. Gece uyuyamamıştı çünkü düşünceleri susmuyordu. Aylardır Shin'i görmemişti. Garip hissediyordu. Yanına gitmek istiyor fakat gururuna ve duygularına yediremiyordu.

Yaslandığı yerden hafifçe doğruldu. Tam arka tarafa kedilere gidecekken kapı açıldı.

"Hoşgeldini-"

Marco'nun sözü gelen kişiyi görmesiyle yarım kaldı... Shin..

"Merhaba.. "

Shin sakin bir ses tonuyla ona selam verdi. Hemen ardındanda Sumi içeri girdi.

"Selam marco! Nasıl gidiyor? "

"İyi... Gayet iyi.. "

Birkaç saniye sessizlik oldu. Marco kaşlarını çatmış bir şekilde Shin'e bakıyordu. Eski haline göre daha mı soluk görünüyordu sanki? Birşeyler değişmişti... Ama...

"Elisa nerede? "

Marco Sumi'nin sorusuyla birlikte düşüncelerinden sıyrıldı ve ona döndü

"Mutfakta olması lazım. Yeni gelecek eşyalar hakkında telefonda konuşuyordu.. "

Sumi kafasını salladı çantasını kasaya bıraktıktan sonra arka tarafa yürüdü.

Shin ve Marco yanlız kalmıştı. Yani yalnız değillerdi kafede insanlar vardı ama... Şuanda Marco ondan başkasına bakamadı.

Hafifçe öksürdü

"Nasılsın... "

Shin yavaşça kafasını yana yatırıp ona baktı

"Konuşmak için kendini zorlama De Luca. Ama iyiyim. "

Shin'in konuşmasında hatta nefes alışında bile fark vardı. Marco bunu anlıyordu.

"Birşey istermisin? "

"Normalde ne isteyeceğimi biliyorsun... Ama malum durumdan dolayı... Onu istemem yasak"

Marco kafasını salladı. Shin son kez Marco'nun yüzüne baktıktan sonra köşede her zaman oturduğu masaya geçti.

Marco bu anı fırsat bilip hemen arka kapıya gitti ve kendini ara sokağa attı.

Neden böyle hissediyordu? Lisedeki hisler gerimi dönüyordu yoksa? Hayır... Hayır olamazdı... Tekrar ona...

"Ne ara geldin lan buraya? "

Duyduğu sesle irkilip arkasını dönünce Marco karşısında Shin'i gördü

"Sen napıyorsun? "

"Hiç.. Öylesine... Nerde senin kediler? "

Shin'in alay dolu sesi bir an Marco'yu rahatlatmıştı. Yavaşça duvara yaslandı ve kollarını göğsünde birleştirdi

"Ne yapıcaksın kedileri? "

"Sordum... "

Shin ellerini cebine koydu ve Marco'nun karşısındaki duvara yaslandı. Birkaç dakika sessizlikten sonra Shin alayla güldü

"Ne garip değil mi? "

"Ne? "

"Hayat bizi tekrar bir araya getirdi. Senin kaçmana rağmen... "

Marco kaşlarını çattı

"Ne diyorsun sen? "

"Şu ara sokağa bak. Sana birşeyler hatırlatıyor mu? "

Marco ellerinin titremesini saklamaya çalıştı

"Sana birşey hatırlatıyormu bilmem ama Marco... Bana çok şey hatırlatıyor... "

Shin gülümsemeye devam etti. O acı dolu günü hatırlamasına rağmen.. Elini yavaşça boynuna götürdü ve boynundaki o yarayı okşadı

"Senin acı dolu çığlıklarını hatırlatıyor bana.. "

Marco sertçe yutkundu

"Shin bunun sırası değil.. "

"Senin beni kurtarmak için hiç bir adım atmayışını, bunca yarayı nasıl aldığımı hatırlatıyor bana! "

Shin alayla konuşmaya devam etti

"Ne aptalsın ama.. "

"Shin.. Saçmalıyorsun. "

Shin'in dudaklarından bir kahkaha kaçtı bu sefer. Sokağın ucunda görünen Zai ve Sera bile donup kalmıştı.

"Ah Marco.. Gülmek canımı acıtmasa sana daha çok gülerdim. "

Shin elini boynundan göğsüne indirdi ve tişörtün üstünden yarasına dokundu

"Yine öyle bağırdın mı acaba? Merak ediyorum? "

Shin'in bu tavrı Marco'yu hem kızdırıyor hem üzüyordu. Derin bir nefes aldı. Shin'i orda bırakıp kafeye geri girdi.

"Patron erken çıkıyorum"

"Tamam Marco! "

Elisa'nın onayınıda alan Marco önlüğü askıya astı sabah giydiği ceketi alıp kafeden çıktı.

Bu sırada Shin ise yaptığı şeylerin farkındaydı. Yavaşça gülümsedi tekrar

"Korkuyor... "

Kendi kendine mırıldandı ve oda kafeye kız kardeşinin yanına girdi.

Marco yavaş ve kararsız adımlarla sahile doğru yürüyordu. Düşünceler artık hiç susmuyor elleri deli gibi titriyordu. Shin bunu bilerek yapıyordu. Daha öncede yapmıştı. Belkide onun tek eğlencesiydi Maeco'yu travmalarından vurmak.

Sahile vardığında kumların üzerinde biraz yürüdü Marco. Bir süre sonra yavaşça yere oturdu ve kıyıya vuran dalgaları seyretmeye başladı.

Aklında o gün canlanmıştı... Asla yaşanmaması gereken o gün...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.