Elimde
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi?
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefo
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim.
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyor kendimce
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına.
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç olmaz
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevapla
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyi
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana gö
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi. Soruları
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. G
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşat
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeter
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birş
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşe
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı mera
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde ka
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis rahat ol
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez g
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen.
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyor
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen.
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef.
Ders başladı
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen.
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkts yoktu
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım.
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. ""
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiala
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım gö
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem.
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç:
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünuyor
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kal
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla d
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını bulmuştum zaten.
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. Umarım iyisindir
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir
Gülücüğü silsemmi ya
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. B
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
-
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza ya
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
-
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Haftasonunu çok zor bitirdim resmen
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:3
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp
Naz: Özür
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti ki. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi aca
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey ge
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler va
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
- Hay
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştırmazdım
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona kar
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bur
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama h
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitme
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalk
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yo
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dsk
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm.
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni go
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu.
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın
- Günaydın, nasılsın
Naz:
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın
- Günaydın, nasılsın
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın
- Günaydın, nasılsın
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın.
- Günaydın, nasılsın?
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir.
- Tabii buyur.
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın.
- Günaydın, nasılsın?
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir.
- Tabii buyur.
Naz: eski sevgilim..
Furkan.
Demek "F" olarak kaydedilen kişi furk
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın.
- Günaydın, nasılsın?
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir.
- Tabii buyur.
Naz: eski sevgilim..
Furkan.
Demek "F" olarak kaydedilen kişi Furkanmış.
Naz: Peşimi bırakmıyor bir türlü.
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın.
- Günaydın, nasılsın?
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir.
- Tabii buyur.
Naz: eski sevgilim..
Furkan.
Demek "F" olarak kaydedilen kişi Furkanmış.
Naz: Peşimi bırakmıyor bir türlü. Benim aslında gitmek istediğim başka bir okul vardı ama buraya gelmek zorunda bıraktı beni. Kız kardeşimle t
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın.
- Günaydın, nasılsın?
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir.
- Tabii buyur.
Naz: eski sevgilim..
Furkan.
Demek "F" olarak kaydedilen kişi Furkanmış.
Naz: Peşimi bırakmıyor bir türlü. Benim aslında gitmek istediğim başka bir okul vardı ama buraya gelmek zorunda bıraktı beni. Kız kardeşimle tehdit etti.
Bunları anlatırken gözleri doldu.
Naz: O çok tehlikeli biri. Onun yüzünden geceleri bile uyuyamıyorum. Takıntılı
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın.
- Günaydın, nasılsın?
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir.
- Tabii buyur.
Naz: eski sevgilim..
Furkan.
Demek "F" olarak kaydedilen kişi Furkanmış.
Naz: Peşimi bırakmıyor bir türlü. Benim aslında gitmek istediğim başka bir okul vardı ama buraya gelmek zorunda bıraktı beni. Kız kardeşimle tehdit etti.
Bunları anlatırken gözleri doldu.
Naz: O çok tehlikeli biri. Onun yüzünden geceleri bile uyuyamıyorum. Takıntılı resmen bana. Geçen hafta..
Pazartesi günü. Kantinden hızlıca çıkmamın nedeni Furkandı. Beni senle görmemeliy
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın.
- Günaydın, nasılsın?
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir.
- Tabii buyur.
Naz: eski sevgilim..
Furkan.
Demek "F" olarak kaydedilen kişi Furkanmış.
Naz: Peşimi bırakmıyor bir türlü. Benim aslında gitmek istediğim başka bir okul vardı ama buraya gelmek zorunda bıraktı beni. Kız kardeşimle tehdit etti.
Bunları anlatırken gözleri doldu.
Naz: O çok tehlikeli biri. Onun yüzünden geceleri bile uyuyamıyorum. Takıntılı resmen bana. Geçen hafta..
Pazartesi günü. Kantinden hızlıca çıkmamın nedeni Furkandı. Beni senle görmemeliydi. Sınıfa çıkarkende beni bileğimden tutup yangın merdivenine götürdü. Eğer tekrar onunla olmazsam bana neler
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın.
- Günaydın, nasılsın?
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir.
- Tabii buyur.
Naz: eski sevgilim..
Furkan.
Demek "F" olarak kaydedilen kişi Furkanmış.
Naz: Peşimi bırakmıyor bir türlü. Benim aslında gitmek istediğim başka bir okul vardı ama buraya gelmek zorunda bıraktı beni. Kız kardeşimle tehdit etti.
Bunları anlatırken gözleri doldu.
Naz: O çok tehlikeli biri. Onun yüzünden geceleri bile uyuyamıyorum. Takıntılı resmen bana. Geçen hafta..
Pazartesi günü. Kantinden hızlıca çıkmamın nedeni Furkandı. Beni senle görmemeliydi. Sınıfa çıkarkende beni bileğimden tutup yangın merdivenine götürdü. Eğer tekrar onunla olmazsam bana neler yapabileceğinden bahsetti. Daha önce de şiddet görmüştüm ondan. Ama sustum tehditleri yüzünden. Yangın merdivenindeyke
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın.
- Günaydın, nasılsın?
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir.
- Tabii buyur.
Naz: eski sevgilim..
Furkan.
Demek "F" olarak kaydedilen kişi Furkanmış.
Naz: Peşimi bırakmıyor bir türlü. Benim aslında gitmek istediğim başka bir okul vardı ama buraya gelmek zorunda bıraktı beni. Kız kardeşimle tehdit etti.
Bunları anlatırken gözleri doldu.
Naz: O çok tehlikeli biri. Onun yüzünden geceleri bile uyuyamıyorum. Takıntılı resmen bana. Geçen hafta..
Pazartesi günü. Kantinden hızlıca çıkmamın nedeni Furkandı. Beni senle görmemeliydi. Sınıfa çıkarkende beni bileğimden tutup yangın merdivenine götürdü. Eğer tekrar onunla olmazsam bana neler yapabileceğinden bahsetti. Daha önce de şiddet görmüştüm ondan. Ama sustum tehditleri yüzünden. Yangın merdivenindeykende artık korkmak istemiyordum. Bağırmaya başladım. Öyle yapınca ellerini yüzümde hissettiğini hatırlıyorum en son.
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın.
- Günaydın, nasılsın?
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir.
- Tabii buyur.
Naz: eski sevgilim..
Furkan.
Demek "F" olarak kaydedilen kişi Furkanmış.
Naz: Peşimi bırakmıyor bir türlü. Benim aslında gitmek istediğim başka bir okul vardı ama buraya gelmek zorunda bıraktı beni. Kız kardeşimle tehdit etti.
Bunları anlatırken gözleri doldu.
Naz: O çok tehlikeli biri. Onun yüzünden geceleri bile uyuyamıyorum. Takıntılı resmen bana. Geçen hafta..
Pazartesi günü. Kantinden hızlıca çıkmamın nedeni Furkandı. Beni senle görmemeliydi. Sınıfa çıkarkende beni bileğimden tutup yangın merdivenine götürdü. Eğer tekrar onunla olmazsam bana neler yapabileceğinden bahsetti. Daha önce de şiddet görmüştüm ondan. Ama sustum tehditleri yüzünden. Yangın merdivenindeykende artık korkmak istemiyordum. Bağırmaya başladım. Öyle yapınca ellerini yüzümde hissettiğini hatırlıyorum en son. Ama artık ondan korkmuyorum. Dediklerine daha fazla katlanmayacağım.
Dedikleri karşısında şok olmuştum adeta
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın.
- Günaydın, nasılsın?
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir.
- Tabii buyur.
Naz: eski sevgilim..
Furkan.
Demek "F" olarak kaydedilen kişi Furkanmış.
Naz: Peşimi bırakmıyor bir türlü. Benim aslında gitmek istediğim başka bir okul vardı ama buraya gelmek zorunda bıraktı beni. Kız kardeşimle tehdit etti.
Bunları anlatırken gözleri doldu.
Naz: O çok tehlikeli biri. Onun yüzünden geceleri bile uyuyamıyorum. Takıntılı resmen bana. Geçen hafta..
Pazartesi günü. Kantinden hızlıca çıkmamın nedeni Furkandı. Beni senle görmemeliydi. Sınıfa çıkarkende beni bileğimden tutup yangın merdivenine götürdü. Eğer tekrar onunla olmazsam bana neler yapabileceğinden bahsetti. Daha önce de şiddet görmüştüm ondan. Ama sustum tehditleri yüzünden. Yangın merdivenindeykende artık korkmak istemiyordum. Bağırmaya başladım. Öyle yapınca ellerini yüzümde hissettiğini hatırlıyorum en son. Ama artık ondan korkmuyorum. Dediklerine daha fazla katlanmayacağım.
Dedikleri karşısında şok olmuştum adeta. Dilim tutuldu ne diyeceğimi bilmiyordum.
- Artık geçti. Ben burdayım Naz. Ben hep yanında olacağım merak et
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın.
- Günaydın, nasılsın?
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir.
- Tabii buyur.
Naz: eski sevgilim..
Furkan.
Demek "F" olarak kaydedilen kişi Furkanmış.
Naz: Peşimi bırakmıyor bir türlü. Benim aslında gitmek istediğim başka bir okul vardı ama buraya gelmek zorunda bıraktı beni. Kız kardeşimle tehdit etti.
Bunları anlatırken gözleri doldu.
Naz: O çok tehlikeli biri. Onun yüzünden geceleri bile uyuyamıyorum. Takıntılı resmen bana. Geçen hafta..
Pazartesi günü. Kantinden hızlıca çıkmamın nedeni Furkandı. Beni senle görmemeliydi. Sınıfa çıkarkende beni bileğimden tutup yangın merdivenine götürdü. Eğer tekrar onunla olmazsam bana neler yapabileceğinden bahsetti. Daha önce de şiddet görmüştüm ondan. Ama sustum tehditleri yüzünden. Yangın merdivenindeykende artık korkmak istemiyordum. Bağırmaya başladım. Öyle yapınca ellerini yüzümde hissettiğini hatırlıyorum en son. Ama artık ondan korkmuyorum. Dediklerine daha fazla katlanmayacağım.
Dedikleri karşısında şok olmuştum adeta. Dilim tutuldu ne diyeceğimi bilmiyordum.
- Artık geçti. Ben burdayım Naz. Ben hep yanında olacağım merak etme. Artık saç teline bile zarar veremeyecek o şerefsiz.
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın.
- Günaydın, nasılsın?
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir.
- Tabii buyur.
Naz: eski sevgilim..
Furkan.
Demek "F" olarak kaydedilen kişi Furkanmış.
Naz: Peşimi bırakmıyor bir türlü. Benim aslında gitmek istediğim başka bir okul vardı ama buraya gelmek zorunda bıraktı beni. Kız kardeşimle tehdit etti.
Bunları anlatırken gözleri doldu.
Naz: O çok tehlikeli biri. Onun yüzünden geceleri bile uyuyamıyorum. Takıntılı resmen bana. Geçen hafta..
Pazartesi günü. Kantinden hızlıca çıkmamın nedeni Furkandı. Beni senle görmemeliydi. Sınıfa çıkarkende beni bileğimden tutup yangın merdivenine götürdü. Eğer tekrar onunla olmazsam bana neler yapabileceğinden bahsetti. Daha önce de şiddet görmüştüm ondan. Ama sustum tehditleri yüzünden. Yangın merdivenindeykende artık korkmak istemiyordum. Bağırmaya başladım. Öyle yapınca ellerini yüzümde hissettiğini hatırlıyorum en son. Ama artık ondan korkmuyorum. Dediklerine daha fazla katlanmayacağım.
Dedikleri karşısında şok olmuştum adeta. Dilim tutuldu ne diyeceğimi bilmiyordum.
- Artık geçti. Ben burdayım Naz. Ben hep yanında olacağım merak etme. Artık saç teline bile zarar veremeyecek o şerefsiz.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. Sen gerçekten çok iyi bir insansın.
Ric
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın.
- Günaydın, nasılsın?
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir.
- Tabii buyur.
Naz: eski sevgilim..
Furkan.
Demek "F" olarak kaydedilen kişi Furkanmış.
Naz: Peşimi bırakmıyor bir türlü. Benim aslında gitmek istediğim başka bir okul vardı ama buraya gelmek zorunda bıraktı beni. Kız kardeşimle tehdit etti.
Bunları anlatırken gözleri doldu.
Naz: O çok tehlikeli biri. Onun yüzünden geceleri bile uyuyamıyorum. Takıntılı resmen bana. Geçen hafta..
Pazartesi günü. Kantinden hızlıca çıkmamın nedeni Furkandı. Beni senle görmemeliydi. Sınıfa çıkarkende beni bileğimden tutup yangın merdivenine götürdü. Eğer tekrar onunla olmazsam bana neler yapabileceğinden bahsetti. Daha önce de şiddet görmüştüm ondan. Ama sustum tehditleri yüzünden. Yangın merdivenindeykende artık korkmak istemiyordum. Bağırmaya başladım. Öyle yapınca ellerini yüzümde hissettiğini hatırlıyorum en son. Ama artık ondan korkmuyorum. Dediklerine daha fazla katlanmayacağım.
Dedikleri karşısında şok olmuştum adeta. Dilim tutuldu ne diyeceğimi bilmiyordum.
- Artık geçti. Ben burdayım Naz. Ben hep yanında olacağım merak etme. Artık saç teline bile zarar veremeyecek o şerefsiz.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. Sen gerçekten çok iyi bir insansın.
- Rica ederim tabii ne demek.
Bir süre d
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın.
- Günaydın, nasılsın?
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir.
- Tabii buyur.
Naz: eski sevgilim..
Furkan.
Demek "F" olarak kaydedilen kişi Furkanmış.
Naz: Peşimi bırakmıyor bir türlü. Benim aslında gitmek istediğim başka bir okul vardı ama buraya gelmek zorunda bıraktı beni. Kız kardeşimle tehdit etti.
Bunları anlatırken gözleri doldu.
Naz: O çok tehlikeli biri. Onun yüzünden geceleri bile uyuyamıyorum. Takıntılı resmen bana. Geçen hafta..
Pazartesi günü. Kantinden hızlıca çıkmamın nedeni Furkandı. Beni senle görmemeliydi. Sınıfa çıkarkende beni bileğimden tutup yangın merdivenine götürdü. Eğer tekrar onunla olmazsam bana neler yapabileceğinden bahsetti. Daha önce de şiddet görmüştüm ondan. Ama sustum tehditleri yüzünden. Yangın merdivenindeykende artık korkmak istemiyordum. Bağırmaya başladım. Öyle yapınca ellerini yüzümde hissettiğini hatırlıyorum en son. Ama artık ondan korkmuyorum. Dediklerine daha fazla katlanmayacağım.
Dedikleri karşısında şok olmuştum adeta. Dilim tutuldu ne diyeceğimi bilmiyordum.
- Artık geçti. Ben burdayım Naz. Ben hep yanında olacağım merak etme. Artık saç teline bile zarar veremeyecek o şerefsiz.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. Sen gerçekten çok iyi bir insansın.
- Rica ederim tabii ne demek.
Bir süre daha bahçe de oturduktan sonra sınıfa geçtik.
Ü
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın.
- Günaydın, nasılsın?
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir.
- Tabii buyur.
Naz: eski sevgilim..
Furkan.
Demek "F" olarak kaydedilen kişi Furkanmış.
Naz: Peşimi bırakmıyor bir türlü. Benim aslında gitmek istediğim başka bir okul vardı ama buraya gelmek zorunda bıraktı beni. Kız kardeşimle tehdit etti.
Bunları anlatırken gözleri doldu.
Naz: O çok tehlikeli biri. Onun yüzünden geceleri bile uyuyamıyorum. Takıntılı resmen bana. Geçen hafta..
Pazartesi günü. Kantinden hızlıca çıkmamın nedeni Furkandı. Beni senle görmemeliydi. Sınıfa çıkarkende beni bileğimden tutup yangın merdivenine götürdü. Eğer tekrar onunla olmazsam bana neler yapabileceğinden bahsetti. Daha önce de şiddet görmüştüm ondan. Ama sustum tehditleri yüzünden. Yangın merdivenindeykende artık korkmak istemiyordum. Bağırmaya başladım. Öyle yapınca ellerini yüzümde hissettiğini hatırlıyorum en son. Ama artık ondan korkmuyorum. Dediklerine daha fazla katlanmayacağım.
Dedikleri karşısında şok olmuştum adeta. Dilim tutuldu ne diyeceğimi bilmiyordum.
- Artık geçti. Ben burdayım Naz. Ben hep yanında olacağım merak etme. Artık saç teline bile zarar veremeyecek o şerefsiz.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. Sen gerçekten çok iyi bir insansın.
- Rica ederim tabii ne demek.
Bir süre daha bahçede oturduktan sonra sınıfa geçtik. Üzerimde bir eksiklik hissettim. Ceketi bahçede unutmuşum
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın.
- Günaydın, nasılsın?
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir.
- Tabii buyur.
Naz: eski sevgilim..
Furkan.
Demek "F" olarak kaydedilen kişi Furkanmış.
Naz: Peşimi bırakmıyor bir türlü. Benim aslında gitmek istediğim başka bir okul vardı ama buraya gelmek zorunda bıraktı beni. Kız kardeşimle tehdit etti.
Bunları anlatırken gözleri doldu.
Naz: O çok tehlikeli biri. Onun yüzünden geceleri bile uyuyamıyorum. Takıntılı resmen bana. Geçen hafta..
Pazartesi günü. Kantinden hızlıca çıkmamın nedeni Furkandı. Beni senle görmemeliydi. Sınıfa çıkarkende beni bileğimden tutup yangın merdivenine götürdü. Eğer tekrar onunla olmazsam bana neler yapabileceğinden bahsetti. Daha önce de şiddet görmüştüm ondan. Ama sustum tehditleri yüzünden. Yangın merdivenindeykende artık korkmak istemiyordum. Bağırmaya başladım. Öyle yapınca ellerini yüzümde hissettiğini hatırlıyorum en son. Ama artık ondan korkmuyorum. Dediklerine daha fazla katlanmayacağım.
Dedikleri karşısında şok olmuştum adeta. Dilim tutuldu ne diyeceğimi bilmiyordum.
- Artık geçti. Ben burdayım Naz. Ben hep yanında olacağım merak etme. Artık saç teline bile zarar veremeyecek o şerefsiz.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. Sen gerçekten çok iyi bir insansın.
- Rica ederim tabii ne demek.
Bir süre daha bahçede oturduktan sonra sınıfa geçtik. Üzerimde bir eksiklik hissettim. Ceketi bahçede unutmuşum o an ki duyduklarımın etkisiyle heralde.
- Sen sınıfa geç ben bahçede ceketimi unutmuşum. Onu alıp hemen geliyorum.
Na
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın.
- Günaydın, nasılsın?
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir.
- Tabii buyur.
Naz: eski sevgilim..
Furkan.
Demek "F" olarak kaydedilen kişi Furkanmış.
Naz: Peşimi bırakmıyor bir türlü. Benim aslında gitmek istediğim başka bir okul vardı ama buraya gelmek zorunda bıraktı beni. Kız kardeşimle tehdit etti.
Bunları anlatırken gözleri doldu.
Naz: O çok tehlikeli biri. Onun yüzünden geceleri bile uyuyamıyorum. Takıntılı resmen bana. Geçen hafta..
Pazartesi günü. Kantinden hızlıca çıkmamın nedeni Furkandı. Beni senle görmemeliydi. Sınıfa çıkarkende beni bileğimden tutup yangın merdivenine götürdü. Eğer tekrar onunla olmazsam bana neler yapabileceğinden bahsetti. Daha önce de şiddet görmüştüm ondan. Ama sustum tehditleri yüzünden. Yangın merdivenindeykende artık korkmak istemiyordum. Bağırmaya başladım. Öyle yapınca ellerini yüzümde hissettiğini hatırlıyorum en son. Ama artık ondan korkmuyorum. Dediklerine daha fazla katlanmayacağım.
Dedikleri karşısında şok olmuştum adeta. Dilim tutuldu ne diyeceğimi bilmiyordum.
- Artık geçti. Ben burdayım Naz. Ben hep yanında olacağım merak etme. Artık saç teline bile zarar veremeyecek o şerefsiz.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. Sen gerçekten çok iyi bir insansın.
- Rica ederim tabii ne demek.
Bir süre daha bahçede oturduktan sonra sınıfa geçtik. Üzerimde bir eksiklik hissettim. Ceketi bahçede unutmuşum o an ki duyduklarımın etkisiyle heralde.
- Sen sınıfa geç ben bahçede ceketimi unutmuşum. Onu alıp hemen geliyorum.
Naz: Tamam sorun yok, bekliyorum.
Nazı sınıfa bıraktıktan sonra tekrar bahçeye indim. Ceketi
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın.
- Günaydın, nasılsın?
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir.
- Tabii buyur.
Naz: eski sevgilim..
Furkan.
Demek "F" olarak kaydedilen kişi Furkanmış.
Naz: Peşimi bırakmıyor bir türlü. Benim aslında gitmek istediğim başka bir okul vardı ama buraya gelmek zorunda bıraktı beni. Kız kardeşimle tehdit etti.
Bunları anlatırken gözleri doldu.
Naz: O çok tehlikeli biri. Onun yüzünden geceleri bile uyuyamıyorum. Takıntılı resmen bana. Geçen hafta..
Pazartesi günü. Kantinden hızlıca çıkmamın nedeni Furkandı. Beni senle görmemeliydi. Sınıfa çıkarkende beni bileğimden tutup yangın merdivenine götürdü. Eğer tekrar onunla olmazsam bana neler yapabileceğinden bahsetti. Daha önce de şiddet görmüştüm ondan. Ama sustum tehditleri yüzünden. Yangın merdivenindeykende artık korkmak istemiyordum. Bağırmaya başladım. Öyle yapınca ellerini yüzümde hissettiğini hatırlıyorum en son. Ama artık ondan korkmuyorum. Dediklerine daha fazla katlanmayacağım.
Dedikleri karşısında şok olmuştum adeta. Dilim tutuldu ne diyeceğimi bilmiyordum.
- Artık geçti. Ben burdayım Naz. Ben hep yanında olacağım merak etme. Artık saç teline bile zarar veremeyecek o şerefsiz.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. Sen gerçekten çok iyi bir insansın.
- Rica ederim tabii ne demek.
Bir süre daha bahçede oturduktan sonra sınıfa geçtik. Üzerimde bir eksiklik hissettim. Ceketi bahçede unutmuşum o an ki duyduklarımın etkisiyle heralde.
- Sen sınıfa geç ben bahçede ceketimi unutmuşum. Onu alıp hemen geliyorum.
Naz: Tamam sorun yok, bekliyorum.
Nazı sınıfa bıraktıktan sonra tekrar bahçeye indim. Ceketimi elime aldığımda içinden bir şey düştü. Bir not kağıdı. Kendi yazdığım kağıt olduğunu düşünerek kağıdı yer
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın.
- Günaydın, nasılsın?
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir.
- Tabii buyur.
Naz: eski sevgilim..
Furkan.
Demek "F" olarak kaydedilen kişi Furkanmış.
Naz: Peşimi bırakmıyor bir türlü. Benim aslında gitmek istediğim başka bir okul vardı ama buraya gelmek zorunda bıraktı beni. Kız kardeşimle tehdit etti.
Bunları anlatırken gözleri doldu.
Naz: O çok tehlikeli biri. Onun yüzünden geceleri bile uyuyamıyorum. Takıntılı resmen bana. Geçen hafta..
Pazartesi günü. Kantinden hızlıca çıkmamın nedeni Furkandı. Beni senle görmemeliydi. Sınıfa çıkarkende beni bileğimden tutup yangın merdivenine götürdü. Eğer tekrar onunla olmazsam bana neler yapabileceğinden bahsetti. Daha önce de şiddet görmüştüm ondan. Ama sustum tehditleri yüzünden. Yangın merdivenindeykende artık korkmak istemiyordum. Bağırmaya başladım. Öyle yapınca ellerini yüzümde hissettiğini hatırlıyorum en son. Ama artık ondan korkmuyorum. Dediklerine daha fazla katlanmayacağım.
Dedikleri karşısında şok olmuştum adeta. Dilim tutuldu ne diyeceğimi bilmiyordum.
- Artık geçti. Ben burdayım Naz. Ben hep yanında olacağım merak etme. Artık saç teline bile zarar veremeyecek o şerefsiz.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. Sen gerçekten çok iyi bir insansın.
- Rica ederim tabii ne demek.
Bir süre daha bahçede oturduktan sonra sınıfa geçtik. Üzerimde bir eksiklik hissettim. Ceketi bahçede unutmuşum o an ki duyduklarımın etkisiyle heralde.
- Sen sınıfa geç ben bahçede ceketimi unutmuşum. Onu alıp hemen geliyorum.
Naz: Tamam sorun yok, bekliyorum.
Nazı sınıfa bıraktıktan sonra tekrar bahçeye indim. Ceketimi elime aldığımda içinden bir şey düştü. Bir not kağıdı. Kendi yazdığım kağıt olduğunu düşünerek kağıdı yerden alıp açtım. İlk başta kendi yazdığım bir kopya kağıdıdır muhtemelen diye düşündüm ama, bu benim yazım değildi. Notts aynen şöyle yazıyordu
"Yanlış yoldasın, dikkat et dikenlere takılma yakışıklı"
Elimde telefon, halâ mesajin verdiği etkiyle kalakalmıştım. Acaba bunu naza söylemem gerekir miydi? Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Eğer söyleyecek olursam, özeline girmiş olduğumdan dolayı sinirlenebilir haklı olarak. En iyisi söylememekti. Telefon elimde yukarı çıktım nazın yanına.
- Telefonunu buldum. Nöbetçi öğrenci yangın merdiveninde bulmuş.
Naz: çok teşekkür ederim Gökalp
- Rica ederim. Telefonu aldığım da bildirim geldiğini duydum, ailenden gelmiş olabilir. Endişelenmişlerdir, bak istersen.
Naz telefonun ekranını açtı ve saniyeler sonra gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Naz: Hayır hayır allah kahretmesin. Bırakmıycak peşimi biliyodum.
- Naz, noldu anlamıyorum, iyi misin?
Naz: hiç sırası değil gerçekten Gökalp.
O mesaj kimdendi acaba halâ anlamış değilim. Naz bunu dedi ve çantasını aldığı gibi okuldan çıktı. Üstelik velisi bile gelmemişti. Biliyorum beni ilgilendirmez ama, bunu öğrenmem gerekiyordu kendimce. Naz gidince bende sınıfa geçtim, bizim çocukların yanına. Onlara bu olaydan bahsetmeyi düşünmüyorum. Eğer kaanı biraz bile tanıyorsam ağzını tutamaz ve yayılır. Bu da hiç hoş olmaz tabii.
Kaan: kardo kıza nolmuş anlatsana
Kıvanç: valla merak ettik doğrusu
-Bilmiyorum. Sordum ama cevaplamadı. Kendine gelince de çantasını alıp gitti.
Kıvanç: kız iyimi yani
- İyiydi. Bi sorun gözükmüyordu yani.
Normalde birbirimizden gizlimiz saklımız olmaz. İkisi de kardeşimdir netice de. Ama bunu yapmak zorundayım.
Günün devamında da bazı meraklı arkadaşlara maruz kaldım maalesef. Herkes bana soruyordu naza nolduğunu. Okulda adımız çıkmıştı binevi. Bizim okul böyledir 2 kişi yanyana görülünce kaynar dedikodu kazanları. Üstelik nazı kucağımda gördüler. Daha da büyül malzeme çıktı şimdi.
Sorulan soruların hepsine aynı cevabı verdiğim günün ardından gitme vakti gelmişti nihayet. Günlerim hep monoton ve aynı olurdu. Ta ki bugüne kadar. Naz aklımdan çıkmıyordu bir türlü. Ona ulaşabileceğim bir numara veyahut sosyal medyası da yoktu. Eve geçtiğimde aklıma WhatsApp sınıf grubuna bakmak geldi. Öğrencilerin ve velilerin olduğu 2 grup vardı. İlk önce ögrenci grubuna baktım. Hay aklımla bin yaşayayım. Buldum.
Soyadı Çeliktaşmış demek. İlginç.
Elimdeki bilgiler sosyal medyasını bulmak için yeterliydi. Tabii kendi adını soyadını kullanıyorsa. Adını Instagram'da arattım. Karşıma 2 sonuç çıktı.
İlk hesabın profil resminde yeşil ve siyah saçlı gothic tarz bir kız vardı. Bu olamazdı. Diğer çıkan hesapta ise profil fotoğrafı yoktu ve gizli bir hesapti. Biyografı kısmında birşey yazıyordu sadece
"Coffee's aroma is a hug for the soul."
Çevir kısmına baktığımda anlamı şöyleydi;
"Kahve kokusu, ruh için bir sarılma gibidir."
Naz hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim ama kahve sevdiğini biliyordum. Bu hesap muhtemelen naza aitti. İstek göndermekle, göndermemek arasında kaldım kısa bir sure. Ama düşününce, istek atmam yanlış anlaşılabilirdi. Naz bana birşey anlatana kadar ona hiçbirşey sormayı düşünmüyordum.
Ertesi gün, okula gitmrk için tekrar aynı saatte uyandım. Aslında çoğu zaman isteksiz giderim okula her öğrenci gibi. Ama bugün farklıydı. Nazı merak ediyordum. İyi olduğunu duymayı çok istiyordum. Klasik ve sıkıcı olan sabah rutinimi de hallettikten sonra, okula geçtim bizimkilerle.
Kaan: günaydın yavru ceylan, senin kızdan haber varmı?
- Lan oğlum şöyle diyip durmayın ya
Kıvanç: senin çıkan dedikodulardan haberin yok galiba
- Hayır yok. Ne demişler gene?
Kıvanç: nazın eski sevgilin olduğu iddiaları heryerde kardeşim. Tabii ben denk geldiklerimi çok güzel susturdum ama hala konuşanlar var
- Bırak konuşsunlar abi. Hiç çekecek vaktim yok. İsteyen istediğini düşünşün valla beni bağlamaz.
Kaan: kral yaa. Benim hakkımda da böyle bi gıybet çıksa valla bende susardım heralde
- Kaan.
Kaan: buyur hocam
- Sus kardeşim.
Kaan: la 2 şakadan da anlamıyon be oğlum.
-hahahahha. Çok komikti kardeşim bidaha olmasın
Kaan: Tamam reis sen rahat ol
Sınıfa girer girmez gözüm nazı aradı hemen ama
Yoktu. Ecemlerin yanına gidip sordum belki biliyorlardır diye. Ama onlar da bilmiyolarmış maalesef. Neden gelmemişti ki? Belki de geç kalmıştır. Umarım başına birşey gelmemiştir.
Bir süre sonra ders başladı, ama naz hala ortalıkta yoktu. Gelmeyecekti sanırım. Kıvancın dediği geldi aklıma. "Bu kızda birşeyler var"
Şimdi düşününce, özellikle de o mesajdan sonra hiçte mantıksız gelmiyordu. Gizemli kız.
Zil çalınca kantine indim çocuklarla. Artık daha fazla bu konuyu düşünmek istemediğimden. Klasil günlük sohbetimizle geçti teneffüs.
Kaan: akşama fenerbahçe beşiktaş maçı var beyler iddiaları alalım hemen.
Kıvanç: abi tahminimce 3-1 beşiktaşım alır bence ya
Kaan: Bakalım görücez. Bakalım alp bey ne düşünüyor
- Neyi düşünücem anlamadım?
Kaan: Ohoo gitmiş bu. Maç diyoruz kardeşim maç, kaç kaç sence?
- Ne maçı ya. Kimin maçı var oğlum?
Kıvanç: Kardeşim salak mısın sen. Biz ne anlatıyoruz burda. Nereye daldın sen hayırdır bakalım
Kaan: kızı düşünüyor abi kızı ahahahhs
- Sizin iyice çeneniz düştü. Ben sınıfa çıkıyorum siz devam edin kaldığınız yerden.
Daha 1 kez gördüğüm bir kızı nasıl bu kadar düşünebilirdim ki. Aklım almıyor gerçekten.
O hafta boyunca naz okula hiç gelmedi. Artık emindim başına bir iş geldiğinden. Düşünerek biryere varamıyordum. Artık nazla doğrudan iletişime geçmem gerektiğini hissettim. Nazın numarasını tekrardan gruptan alıp yazdım.
- Merhaba naz. 1 haftadır okula gelmeyince sormak istedim. Nasılsın? Umarım iyisindir :)
Gülücüğü silsemmi ya. Neyse gönderdik artık yapacak birşey yok.
Mesajı atmamla nazın yanıtlaması bir oldu resmen.
Naz: Teşekkür ederim sorduğun için. Bir sorun yok merak etme. Rahatsızdım sadece >
Mesajın sonuna eklediği kalp dikkatimi çekti. Hoşuma gitmişti nedensizce.
- Rica ederim ne demek. Pazartesi günü gelicek misin peki?
Fazlamı meraklı gözüktük acaba kıza yaa.
Naz: evet orda olacağım.
Bu haber içimi rahatlattı sanki. Evet iyi olduğunu ögrendim ama sanki yüzyüze görsem daha da rahatlayacaktım.
- Pazartesi günü görüşürüz o zaman.
Naz: görüşürüzz
Sonunu uzatması beni kendine yakın gördüğü anlamına mı geliyordu acaba? Belki de yanlışlıkla yazmıştır. Kim bilir. Aslında bu tarz işlerden kızlar anlar. Onlara sormak lazım da. Bilin bakalım kimin kız arkadaşı yok.
Gece saat 02:36' da gelen mesaj sesiyle uyandım. Bu saatte kimden ne mesajı gelmiş olabilirdi ki. Komidinden gözlüklerimi aldım ve telefon ekranıma baktım kısık gözlerle. Mesaj nazdan gelmişti. Bu saatte attığına göre gerçekten önemli birşey olmuş olmalıydı.
Telaşla mesajı açtım.
Naz: Gökalp.
Naz: Özür dilerim.
Nolduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Neden böyle birşey demişti acaba. Özür dilenicek ne yapmış olabilirdi ki? Aklıma hiçbirşey gelmedi.
- Naz anlamıyorum ne olduğunu. Ne için özür diliyorsun?
Naz: Uyandırdıysam üzgünüm
Naz: geçen hafta revirdeyken, orada seni terslediğim için özür dilerim. Gitmem gerekiyordu. Bilmediğin şeyler var Gökalp..
Evet. Biliyordum birşeyler olduğunu. Acaba bahsettiği sey o mesaj hakkındamıydı.
- Naz korkutuyorsun beni. Lütfen bana ne olduğunu anlat. Belki çözebiliceğimiz birşeydir.
Naz: Hayır Gökalp benim dışında kimsenin çözebiliceğj bir mesele değil bu
- Bilemezsin ki belki benimde elimden birşey gelir. O yüzden lütfen anlat. Bana güvenebilirsin merak etme.
Benim kesinlikle bunu ögrenmem gerekiyordu. Bu kızın başına bir iş gelmişken sessiz durmayı kendime yakıştıramazdım.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. İyi ki varsın >
Naz 2. Kez kalp atmıştı ve 2.kez bana iyi ki varsın dedi. Bu kızdan bunları görmek ona karşı olan ilgimi arttırıyordu. Normalde böyle şeylere takılan veya önemseyen biri değilim ama. Bu adını bilmediğim duyguyu ilk defa hissediyordum.
- Rica ederim. Sen de iyi ki varsın.
Bu esnada mesajlaşmamızın bittiğini düşünmüştüm.
Naz: İyi gecelerr gökalp.
- İyi geceler.
Az önce ne yaşadım ben ya. Gecenin bu saatinde uyanıp böyle bir sohbeti bende beklemiyordum. Ama hayatta böyle değilmi zaten. Hep beklemediğimiz anda gelen sürprizlerle dolu.
Pazartesi gününü iple çekiyordum resmen. Haftasonu bitmek bilmemişti nerdeyse. Ama sonunda pazar gecesine ulaşmıştım. Bir an önce uyuyup sabah olmasını istiyordum ki okula gidip nazın anlatacaklarını öğrenebileyim.
Erken bir saatte uyuyup sabahta tekrar aynı saatimde kalktım. Formamı giydim kahvaltımı yapıp hızlıca evden çıktım. Tek gidecektim bugün. Bisikletimi alıp okul yoluna doğru koyuldum. Normalde 15 dakika süren yol bugün 2 saat sürmüştü sanki. Nihayetinde okula varabildim. Dersin başlamasına 20 dakika kala giriş kapısındaydım. Bisikletimi bağladıktan sonrs ilerdeki banklarda oturan nazı gördüm. Saçlarına tek örgü yapıp omuzunun sol kısmında salındırmıştı. Çok güzel gözüküyordu. Yanına doğru gittim. Beni görünce Gökalp! Diyip ayağa kalktı ve bana sarıldi.
Bunu beklemiyordum. Ona karşılık bende sarıldım. Çok güzel kokuyordu. Kahveyle karışık vanilya gibi. Çok güzeldi.
Naz: Günaydın.
- Günaydın, nasılsın?
Naz: Henüz iyiyim diyebilecek kadar değilim ama söz veriyorum olucam.
- Anlatmak ister misin?
Naz: olabilir.
- Tabii buyur.
Naz: eski sevgilim..
Furkan.
Demek "F" olarak kaydedilen kişi Furkanmış.
Naz: Peşimi bırakmıyor bir türlü. Benim aslında gitmek istediğim başka bir okul vardı ama buraya gelmek zorunda bıraktı beni. Kız kardeşimle tehdit etti.
Bunları anlatırken gözleri doldu.
Naz: O çok tehlikeli biri. Onun yüzünden geceleri bile uyuyamıyorum. Takıntılı resmen bana. Geçen hafta..
Pazartesi günü. Kantinden hızlıca çıkmamın nedeni Furkandı. Beni senle görmemeliydi. Sınıfa çıkarkende beni bileğimden tutup yangın merdivenine götürdü. Eğer tekrar onunla olmazsam bana neler yapabileceğinden bahsetti. Daha önce de şiddet görmüştüm ondan. Ama sustum tehditleri yüzünden. Yangın merdivenindeykende artık korkmak istemiyordum. Bağırmaya başladım. Öyle yapınca ellerini yüzümde hissettiğini hatırlıyorum en son. Ama artık ondan korkmuyorum. Dediklerine daha fazla katlanmayacağım.
Dedikleri karşısında şok olmuştum adeta. Dilim tutuldu ne diyeceğimi bilmiyordum.
- Artık geçti. Ben burdayım Naz. Ben hep yanında olacağım merak etme. Artık saç teline bile zarar veremeyecek o şerefsiz.
Naz: Çok teşekkür ederim Gökalp. Sen gerçekten çok iyi bir insansın.
- Rica ederim tabii ne demek.
Bir süre daha bahçede oturduktan sonra sınıfa geçtik. Üzerimde bir eksiklik hissettim. Ceketi bahçede unutmuşum o an ki duyduklarımın etkisiyle heralde.
- Sen sınıfa geç ben bahçede ceketimi unutmuşum. Onu alıp hemen geliyorum.
Naz: Tamam sorun yok, bekliyorum.
Nazı sınıfa bıraktıktan sonra tekrar bahçeye indim. Ceketimi elime aldığımda içinden bir şey düştü. Bir not kağıdı. Kendi yazdığım kağıt olduğunu düşünerek kağıdı yerden alıp açtım. İlk başta kendi yazdığım bir kopya kağıdıdır muhtemelen diye düşündüm ama, bu benim yazım değildi. Notts aynen şöyle yazıyordu
"Yanlış yoldasın, dikkat et dikenlere takılma yakışıklı"