İçeriğe geç

Kahraman Benim

Bölüm 8 · 11 dk okuma

Kahraman Benim

Bölüm 8

.

Yatağın üzerinde amaçsızca yuvarlanıyordum Ivan beni iki gündür aramamıştı somurtmadan duramıyordum beni saraya kadar getirdi ama simdi yüzüme bile bakmıyordu üst bedenimi kaldırdım bağdaş kurmuş otuyordum

Seni üç kağıtçı sırf Riveal değilim diye bunu yapamasın

Gidip yüzüne bunu demek istedim gerçi Riveal bendim ama bu durumu değiştirmiyordu pencereye baktım günesin ışığı odaya aydınlatıyordu bahçedeki çiçekler insana huzur veriyordu bana ihtiyacı olmadığı çok belliydi huzur varsa Riveale gerek yoktu savaş olsa bile bu bedenle sadece kaçabilirdim o da süpheliydi Riveal olduğum zamanki güçlü ve kudretli değildim şuan sadece sıradan bir kızdım bunu kabullenmek bana ağır geliyordu Domino ortaya çıktında kaçmak dışında hiç bir şey yapamadım Ivanın dedikleri aklımdaydı bu dünya için fazla zayıfsın sanki o kadar çabuk ölürüm de ellerimi sıktım yatağı yumruklamaya başladım

Şerefsiz İlk tanıştığımız zamanki gibi davranıyor

Onun küçümseyişi bakışları aklımdan çıkmıyordu bana bu kadar küçümseyici bakan birinin bana bu kadar tutulması oldukça gülünçtü kendimi gülmekten alamadım yüzümde çarpık gülümsemeyle yatağın üstünde otuyordum sanırım gerçek tende bana ihtiyacı yok gözlerimi kapatıp açtım yataktan kalmak için ayağa kalktım burada boşuna oturmayacaktım sorunları kendi tarzımla çözmem gerek çalışma masasına yöneldim üzerimde beyaz bir gecelik vardı oldukça yumuşak bir dokusu vardı kifayetin üzerinde danteller süslenmişti gösterişli bir havası vardı bana uymuyordu aynanın karşısına oturmuştum kahverengi gözlerimin altında koyu halkalar göremedim bu iyi haberdi enseme kadar gelen kahverengi saçlarım oldukça dağınıktı tüm karmasan sağ çıkması bir lütuftu dikkat çekici bir yüz tipim yoktu ama Rıveale göre oldukça masum görünüyordum bu benim için kullanışlıydı benim olduğumu anlamamaları gerek o zaman tam tersi davranmam gerekiyor onlara iyi ki kendimden bahsetmedim aynaya övgü ile baktım aynadaki yansımaya baktım turkuaz canlı gözlerim sönmüştü uzun dalgalı pembe saçlarım yoktu aynaya gördüm Bu olmamalıydı ama yüzüm ilk geldiğimdeki gibi canlı duruyordu elimi yüzümü kontrol etmekten kendimi alamadım bakmaya dayanamadım basımı eğdim onlara hiç kendimden bahsetmedim beni gerçekten tanımıyorlardı içimdeki burukluğu bastırmaya çalıştım ne beni ne yüzümü tanıyorlardı basından beri onlar için bir yabancıydım göğsümü tutum

BU benim suçumdu

Onları bu fırsatı vermemistim kafamı salladım bunun için zamanım yoktu bir plan yapmam gerek şuan sarayda değilim güvenlik o kadar sıkı olmamalı ama söz konusu Ivansa beni kolayca bırakmaz parmaklarımı masaya vurdum seni nasıl ikna edecem ?

Ivan Adını fısıldadım seni nasıl kandırırım ?

Derin düşüncelerim bir takırtı ile bölündü gözüm kapıya gitti orada kimse yoktu arkamı döndüğümde pencerede meraklı bir karga bana bakıyordu

Karga mı ?

Karga cama vuruyordu onu içeri almam için yalvarıyordu oturdum sandalyeden kalktım pencereye doğru ilerledim kuş bana bakmayı bir an bile kesmedi pencereye açtım kuş içeri girmedi kafasını yana çevirmişti hala bana bakıyordu

kargaların zeki olduğunu sanıyordum

Alaycı yorumum üzerine karga hışımla kanatlarını açtı hızla içeri girdi odanın en yüksek kısmına dolabın üstüne kondu kafasını yana çevirdi bana oldukça kötü bakıyordu Bir kargayı alındırmayı başarmıştım istemsize basımı tutum

Affedersiniz Bay karga

Karga bana göz ucuyla bile bakmadı belki de kızdır Bayan karga

Karga kanatlarını sert bir sekilde çırptı sanırım erkekmiş

Tamam Bay karga acaba biraz buraya gelirseniz sizi daha yakından görürüm

karga arkasını döndü Neden bir kargayla konuşuyordum yaptığım en delice şey bu değildi ama yine de bu çok fazla gözüm sabah dadının getirdi kahvaltıya kaydı birazdan tepsiyi almak için dönmesini gerekiyor dünkü davranışları için özür dilemişti bile dadı Betty yumuşak kalpli bir insandı bilerek böyle davranmadığını biliyordum yaşlığın getirdi bir tecrübesi vardı bana sabahki servis etiği tepside biraz ceviz kalmıştı elimde cevizler vardı

Hey Bayım

Karga hala oralı değildi sırıttım Sanırım özrümü kabul etmeyeceksiniz

Elimi basımı dramatik bir sekilde tutum göz ucuyla kargaya bakıyordum Bende düşündüm ki bu cevizleri size verirsem affedilebilirim sandım benim için hiç umut yok o zaman bu cevizlerden kurtulsam iyi olur

Karga bir anda haraketlindi sağ elime iştahla bakıyordu

Deme ki istiyorsun ?

Karga kafasını salladı o zaman al bakalım İştahla ağzını açtı birden elimi çektim karga huysuzlaşmaya basladı

Sana cevizi veririm tek bir şartla beni affedersen

Karga tereddüt etmeden basıyla onay verdi hızla elimdeki cevizi kaptı kösede iştahla cevizi yemesini izledim bu beni gülümsetti onu rahatsız etmemek için yatağın üstüne oturdum bir karga neden odama gelmişti ? normal bir kusa benzemiyordu karga yemeğini bitirdi hemen yanıma tünedi bana meraklı gözlerle bakıyordu

Oldukça iştahlı bir kargasın

Karga gururla kanatlarını çırptı ona gülümsedim

Peki burada ne yapıyorsun ? Yolunu mu kaybettin ?

Karga kanatlarını çırptı kafasıyla beni gösterdi işaret parmağımı gösterdim

Benim için mi geldin ?

Karga heyecanla basını salladı

parmağımı sevmek için kafasını götürdüm yumuşak siyah tüyleri vardı

Ne kadar sevimli bir kargasın sen böyle

Karga kucağıma çıktı merakla kafasını çeviyordu odamı keşfetmeye çıkmıştır merakla aynanın önüne kondu kendini inceliyordu gururla kanatlarını kabartı bu haline kırkıdandım ne kadar meraklı bir kus Karga bu sefer kahvaltı tepsinin yanına kondu sonra hışımla yanıma kondu sanırım ona verdim cevizleri bulamadı Kafasıyla bana bir şey anlatmaya çalışıyordu kafamı yana yatırdım

Üzgünüm ama kuş dili bilmiyorum

Karga kanatlarını eğdi sinirle yatağın basındaki komiğine kondu çekmeceye gagasıyla açamaya çalışıyordu

Hey ne yapıyorsun?

Küçük bir çocuk oyuncağı reyonuna geziyormuşum gibi hissettim karga zaferle öttü heyecanla yanıma kondu gagasında gri bir tüy vardı bacaklarımın üstüne tüyü bıraktı

Bu tüyün burada ne işi vardı ?

Karga oldukça heyecanlanmıştı kanatları yerinde durmuyordu merakla tüyü elime aldım sıradan bir tüye benziyordu çekmeceye bakmak için kafamı çevirdim tam o sırada kafamın içine anılar akmaya basladı basımı tutum ormanda olanlar net bir şekilde beynimin içinde canlanıyordu Dominodan kaçtıktan sonra yakalanmıştım beni kurtaran kimdi bulanıklık iyice artıyordu soğuk sesin sahibi aklımdaydı

Eva

Panikle ayağa kalktım sanki bana sesleniyordu İsmimi nerden biliyordu içimdeki korkuyu bastıra yamıyordum daha önce hiç bu kadar çaresizlik hissetmemiştim o kimdi neden beni takip ediyordu elim komiğinin üstüne gitti anlımda küçük bir damla ter aktı beni izliyordu gözlerimi bulanıklaştı beni nasıl bulabildi Karga çığlığı kulaklarımı isledi karga bana bakıyordu beni izliyordu titrememe engel olamıyordum

Sen oradaydın diye tısladım

Bana doğru uçmaya basladı elim komiğine üzerindeki vazoyu gitti

Uzak dur benden!

Sesim titriyordu kelimeler boğazımda tıkılmıştı adeta Vazoyu kargoya doğru fırlattım karga son anda kaçtı vazonun içindeki çiçekler odaya dağıldı her yer su cam kırıklarıyla dolmuştu masanın olduğu yere kaçtım masadaki iki tane şamandıra ,cam bir kadeh, gümüşten yapılmış ayna vardı şamandıra dışında kendimi savunmak için pek bir seçenek yoktu şamandırayı elimle kavradım kargaya tehditkar bir şekilde tutum karga yere kondu kafasını eğdi hala beni izliyordu kalbim küt küt atıyordu bu dünyaya geldiğimden beri ikinci defa korkuyu hissettim gözlerimi bir an bile ayırmadım nefes alışlarım dışında herhangi bir hareketlilik yoktu karga kanatlarını çırptı elimdeki şamandırayı kargaya doğru fırlattım karga şamandıranın üstünden uçtu odanın etrafında dönüyordu acı bir çığlık odada yükseldi iki elimle kulaklarımı kapadım dizlerimin üzerine çöktüm karga susmuyordu gözlerimi sıkıca kapadım bağırmaya devam ederse yakında bayılacaktım ormanda duydum aynı sesti zar zor ayağa kalkmaya çalıştım ama pek başarılı olamadım tek elimle masayı ulaşmaya çalıştım elime camdan kadeh geldi tek dizimin üstüne çökmüş kadehi almaya çalışıyordum sonunda cam kadehi alabilmiştim kadehi iki elimle sıktım karganın nerede olduğunu anlayamıyordu uğultu çok yüksekti elimdeki kadehini karganın sesinden mi yoksa fazla sıktığım dolayımı anlayamadım sekilde elimde paramparça oldu cam kırıkları elime batıyordu elimi sıkmaktan kendimi alamadım ama elimi daha acıtmasını neden oldu göz yasları gözlerimden akmaya basladı artık dayanamıyorum nefes almak bile bile bana acı veriyordu elime baktım elim kırmızıya boyanmıştım camın acısını sonuna kadar hissediyordum tiz çığlığım odada yükseldi

AHHH sus artık !!! ciğerlerimdeki nefes çekilmiş gibiydi yalvarırım artık sus lütfen

Dizlerimin üstüne çökmüş ağlıyordum gözlerimdeki yasları bile silemiyorum cam derine batmıştı kanaması durmuyordu. Karganın sesi kesilmişti önüme siyah küçük bir figür kondu göz yaslarımdan dolayı net göremiyordum bir kaç küçük adım atmak istedi ama cesaret edemedi onu izliyordum canım acıyordu ama hala beni izliyordu karga sonunda peş edip camın yanına kondu bana son kez bana baktı ortadan kayboldu onun gidisini boş gözlerle izledim kapı hızla açıldı Hanımım

Betty’nin yüzü beni görünce bembeyaz oldu

Hayır olamaz

Kırık camlarını üzerine basarak hızlı adımlarla bana yöneldi

Hanımım

Bana şefkatle sesleniyordu ona boş gözlerle bakıyordum artık ağlamıyordum ama göz yaslarım hala kurumamıştı

Hanımım iyiminsiniz ?

Kelimeleri dikkatle seçiyordu odanın dağınıklığını hesaplarsak iyi olmadığımı çoktan anlamış olmalı gözleri elime gitti iki elimi kapamıştım ama kan akmaya devam ediyordu damlayan kanı görünce sok oldu

Hanımım incindiniz mi ?

Avcumu açtı elim gittikçe kötüleşiyordu kadının kaslarını çatı öne düsen saçlarımı şefkatle kulaklarımın arkasını koydu

Beni burada bekleyin hemen geri döneceğim

Kapıya gidisini izledim ağzım hala bıçak açmıyordu

Muhafızlar hemen doktor çağrın!!

Dadı Betty bana hızlı adımlarla yanıma döndü bana sıkıca sarıldı

Birazdan iyi olacaksın

Yaslı kadının sesinde huzur vardı gözlerim ellerime gitti incitmeye alışmıştım Rivealken defalarca ölümün kıyısından döndüm bu yaralar benim için bir hiç olmalıydı o zaman neden bu kadar acıtıyor ? Üç yıllın ardından bu kadar yumuşamadı mı ? Son kez karganın kaybolduğu yere baktım. bir gurup zırhlı söveyleler odaya akın eti

Burada neler oldu ?

En arkadan bir kaç gündür duymadığım bir ses vardı Axel kaslarını çatmış odaya bakıyordu eksi bir ananas yemiş gibiydi Betty bana sarılmayı kesti ayağa kalkıp Axele saygıyla eğildi

Efendim benim sorumsuzluğu yüzünden oldu

Axel saçlarını geriye doğru taradı bana doğru adım atı

Eva neler oluyor ?

Axelin sesinde ne bir şefkat ne de bir düşmanlık vardı oldukça gündelik biri soru gibiydı üç yıl önce gördüğüm Axel tam karsımda duruyordu artık numara yapmıyordu her zamanki gibi durgundu ve işini yapıyordu ona ifadesiz bir yüzle baktım ayağa kalkmak için bir hamle yaptım dadı Betty hemen bana destek oldu Axel hala beni izliyordu ona avcumu açtım kırmızı kan halıya damlıyordu beyaz halı artık kanımla kirlenmişti Axel yüz ifadesini korudu anlındaki kırışıkları fark etmesem hala sakin olduğunu düşünürdüm koyu kırmızı gözlerde her hangi merhamet göremedim gerçek yüzünü bu kadar çabuk açıya çıkaracağını düşünmemiştim içeri orta yaslarda bir adam girdi telaşla bana yöneldi

Affedersin simdi tedaviye başlayacağım

Adam ellerimi görünce soğuk terini sildi onu tedavi etmeden önce camları çıkarmam gerek

O zaman çıkar

Axelin sesi buz gibiydi

Benimle muayene odasına kadar gelmesi gerekiyor

Onu duydunuz mu beyler küçük hanımı muayene odasına kadar eşlik edin

Emredersiniz efendim

Betty bana destek olmak için koluma girdi

Bu taraftan hanımım

Dadı Betty bana yol gösteriyordu Doktor oldukça panik yapmıştı ecel terleri döküyordu ayaklarım beni dinlemeye reddediyordu bir kaç adım atmadan ayaklarım kitlenmişti Betty olmasa çoktan yere düşmüş olurdum Doktor telaşla yanıma geldi

İyi hissetmiyormuşsunuz ? Sizi taşıyabiliriz ?

Şövalyeleri kas göz yapıyordu şövalyeler öne çıktı şuan en son istediğim şey biri tarafından taşınmaktı istemsiz titredim beni kolayını alan varlık buralardaydı

Hayır buna gerek yok yürüyebilirim Buna hiç gerek yok

Leydim kendinizi yormanıza gerek yok

Doktorun telaşlı sesi koridora yayıldı gözlerimi devirdim alt tarafı bir kaç sıyrıktı fazla abartıyordu

Buna gerek yok

İlerlemek bir adım atamadan ayaklarım yerden kesildi bu kadar cüretkar tek bir kisi vardı . Axel koyu kızıl gözlerle bana sırıtıyordu beni zorlanmadan kucağında taşıyordu

Her zamanki gibi inatçısın .

Yere indir beni ayaklarım var

Axel kısa bir ıslık çaldı Neden bunu ellerini anlatmıyoruz ?

Avuçlarımı sıkmayı bırak açamıyordum yoksa ona bir tane geçirecektim

Dua etsen iyi olur

Neden senin gibi küçük bir hanımı taşıdığım için mi ?

Her zamanki lüzumsuzluğuna başlamıştı

Hayır inmeden önce sana bir tane çakamadığım için

Axel küçük bir iç çekti

Evet güzel yüzüme gelecek bir darbe çok üzücü olurdu

Bana çarpık gülümseme ile cevap verdi kaşlarımı çatım elimdeki kan üniformasına damladı sanırım birisinin kuru temizleyeceğiz gitmesi gerekecek

Acımıyor mu ?

Axel sanki bir bulmacayı bakıyor gibiydi Yavaşça önüme döndüm ellerimin titrediğini fark etmiş olmalı Elim sanki milyonlarca parçaya ayrılmış gibiydı acı insanı delirtir aynı zamanda kendini getirir ben ikisinde yasamıştım Kafamı salladım

Oldukça acıyor

Axel beni süzdü beni sessizce taşıyordu tıpkı bir asker gibi o zamanki korku aklımdan çıkmıyordu merakla Axele baktım

Sen hiç bir şeyden korktun mu ?

Axel soruma güldü

Ne gibi mesela? Acını bile unutturacak bir şey ?

Axelin gülümsemesi sönmemişti ama atmosferi değişti

İblis

Ona meraklı gözlerle bakıyordum

İblis kralından mı bahsediyorsun?

Axel kafasını eğdi

Hayır ondan daha beteri

Axeli bu kadar korkutmaya başaracak bir İblis var mıydı ? Durum ne olursa olsun sakin kala bilen bu adamı kim korkuttu ?

Bir de elinde camlar olan bir kız

Axele dirsek atım kısa bir inilti çıkardı

Sanırım geldik

Arkaya baktığımda doktor ve diğerleri oldukça geride kalmıştı doktor telaşla bizi takip ediyordu zavallı adam nefes nefese kalmıştı Axel beni yatağa koydu Betty beni uzaktan izliyordu sanki ana okulunda ilk günümmüş gibi oldukça endişeliydi

Lütfen elinizi açın

Doktor cımbızla camları çıkarıyordu gözlerimi kapadım pansuman olmaması ne kötü dişlerimi sıktım ellerimi kapmamak için büyük bir savaş veriyordum

Az kaldı leydim Lütfen biraz daha dayanın

Sonunda son parçayı çıkarmıştı derin bir iç çektim delik deşik olan ellerime baktım Simdi yaranızı sarmam gerek lütfen sakin durun

Ben hallederim

Hepimiz sese doğru döndük kollarını kovuşturmuş beni izliyordu

Burada ne isiniz var marki

Axel ona saygılı bir dilde sordu

Evanın yaralandığını duydum

Sarayda dedikodu hızlı yayılıyordu ama bu biraz fazla hızlı olmadı mı ? Marki önündeki doktoru kibarca çekti

Bakalım burada ne var

Marki kırmızı ve ıslanmış geceliğine baktı sanki bir kutu kibrit yemiş gibi bir hali vardı

Eva avcunun aç sakın kapama bu biraz gıdıklayacak

Kafamı salladım Elin avcumun üzerime koydu mavi bir ışık parladı markinin dediği gibi elim gıdıklanamaya başlamıştı kendimi kahkaha atmamak için zor tutuyordum dilimi ısırdım burada gülmeyecektim

Her şey halloldu

Marki eline çekti ellerim bir kaç dakikada iyileşmişti

Harika

Biliyorum bir büyücüye göre hiç fena değil

Şifa büyüleri oldukça karmaşık ver zordur derin bir yararı onarmak nerdeyse tüm manayı tüketir savaş sırasında pek olanak sağlamıyordu ama etkileyiciydi Marki gururla saçlarını düzelti Axel yanımıza geldi basıyla Markiyi selamladı

Sizin bugün saraydan ayrılacağınızı duymuştum

Evet bugün gidiyorum gitmeden önce Eva’ya selam vermek istemiştim

Bana yaramaz bir gülücük atı pencereye dışarı baktım çiçekler çoktan açmıştı artık yalnız değildim bu bana yeterdi günüm yeni başlıyordu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.