Yatağın üzerinde amaçsızca yuvarlanıyordum Ivan beni iki gündür aramamıştı somurtmadan duramıyordum beni saraya kadar getirdi ama simdi yüzüme bile bakmıyordu üst bedenimi kaldırdım bağdaş kurmuş otuyordum
Seni üç kağıtçı sırf Riveal değilim diye bunu yapamasın
Gidip yüzüne bunu demek istedim gerçi Riveal bendim ama bu durumu değiştirmiyordu pencereye baktım günesin ışığı odaya aydınlatıyordu bahçedeki çiçekler insana huzur veriyordu bana ihtiyacı olmadığı çok belliydi huzur varsa Riveale gerek yoktu savaş olsa bile bu bedenle sadece kaçabilirdim o da süpheliydi Riveal olduğum zamanki güçlü ve kudretli değildim şuan sadece sıradan bir kızdım bunu kabullenmek bana ağır geliyordu Domino ortaya çıktında kaçmak dışında hiç bir şey yapamadım Ivanın dedikleri aklımdaydı bu dünya için fazla zayıfsın sanki o kadar çabuk ölürüm de ellerimi sıktım yatağı yumruklamaya başladım
Şerefsiz İlk tanıştığımız zamanki gibi davranıyor
Onun küçümseyişi bakışları aklımdan çıkmıyordu bana bu kadar küçümseyici bakan birinin bana bu kadar tutulması oldukça gülünçtü kendimi gülmekten alamadım yüzümde çarpık gülümsemeyle yatağın üstünde otuyordum sanırım gerçek tende bana ihtiyacı yok gözlerimi kapatıp açtım yataktan kalmak için ayağa kalktım burada boşuna oturmayacaktım sorunları kendi tarzımla çözmem gerek çalışma masasına yöneldim üzerimde beyaz bir gecelik vardı oldukça yumuşak bir dokusu vardı kifayetin üzerinde danteller süslenmişti gösterişli bir havası vardı bana uymuyordu aynanın karşısına oturmuştum kahverengi gözlerimin altında koyu halkalar göremedim bu iyi haberdi enseme kadar gelen kahverengi saçlarım oldukça dağınıktı tüm karmasan sağ çıkması bir lütuftu dikkat çekici bir yüz tipim yoktu ama Rıveale göre oldukça masum görünüyordum bu benim için kullanışlıydı benim olduğumu anlamamaları gerek o zaman tam tersi davranmam gerekiyor onlara iyi ki kendimden bahsetmedim aynaya övgü ile baktım aynadaki yansımaya baktım turkuaz canlı gözlerim sönmüştü uzun dalgalı pembe saçlarım yoktu aynaya gördüm Bu olmamalıydı ama yüzüm ilk geldiğimdeki gibi canlı duruyordu elimi yüzümü kontrol etmekten kendimi alamadım bakmaya dayanamadım basımı eğdim onlara hiç kendimden bahsetmedim beni gerçekten tanımıyorlardı içimdeki burukluğu bastırmaya çalıştım ne beni ne yüzümü tanıyorlardı basından beri onlar için bir yabancıydım göğsümü tutum
BU benim suçumdu
Onları bu fırsatı vermemistim kafamı salladım bunun için zamanım yoktu bir plan yapmam gerek şuan sarayda değilim güvenlik o kadar sıkı olmamalı ama söz konusu Ivansa beni kolayca bırakmaz parmaklarımı masaya vurdum seni nasıl ikna edecem ?
Ivan Adını fısıldadım seni nasıl kandırırım ?
Derin düşüncelerim bir takırtı ile bölündü gözüm kapıya gitti orada kimse yoktu arkamı döndüğümde pencerede meraklı bir karga bana bakıyordu
Karga mı ?
Karga cama vuruyordu onu içeri almam için yalvarıyordu oturdum sandalyeden kalktım pencereye doğru ilerledim kuş bana bakmayı bir an bile kesmedi pencereye açtım kuş içeri girmedi kafasını yana çevirmişti hala bana bakıyordu
kargaların zeki olduğunu sanıyordum
Alaycı yorumum üzerine karga hışımla kanatlarını açtı hızla içeri girdi odanın en yüksek kısmına dolabın üstüne kondu kafasını yana çevirdi bana oldukça kötü bakıyordu Bir kargayı alındırmayı başarmıştım istemsize basımı tutum
Affedersiniz Bay karga
Karga bana göz ucuyla bile bakmadı belki de kızdır Bayan karga
Karga kanatlarını sert bir sekilde çırptı sanırım erkekmiş
Tamam Bay karga acaba biraz buraya gelirseniz sizi daha yakından görürüm
karga arkasını döndü Neden bir kargayla konuşuyordum yaptığım en delice şey bu değildi ama yine de bu çok fazla gözüm sabah dadının getirdi kahvaltıya kaydı birazdan tepsiyi almak için dönmesini gerekiyor dünkü davranışları için özür dilemişti bile dadı Betty yumuşak kalpli bir insandı bilerek böyle davranmadığını biliyordum yaşlığın getirdi bir tecrübesi vardı bana sabahki servis etiği tepside biraz ceviz kalmıştı elimde cevizler vardı
Hey Bayım
Karga hala oralı değildi sırıttım Sanırım özrümü kabul etmeyeceksiniz
Elimi basımı dramatik bir sekilde tutum göz ucuyla kargaya bakıyordum Bende düşündüm ki bu cevizleri size verirsem affedilebilirim sandım benim için hiç umut yok o zaman bu cevizlerden kurtulsam iyi olur
Karga bir anda haraketlindi sağ elime iştahla bakıyordu
Deme ki istiyorsun ?
Karga kafasını salladı o zaman al bakalım İştahla ağzını açtı birden elimi çektim karga huysuzlaşmaya basladı
Sana cevizi veririm tek bir şartla beni affedersen
Karga tereddüt etmeden basıyla onay verdi hızla elimdeki cevizi kaptı kösede iştahla cevizi yemesini izledim bu beni gülümsetti onu rahatsız etmemek için yatağın üstüne oturdum bir karga neden odama gelmişti ? normal bir kusa benzemiyordu karga yemeğini bitirdi hemen yanıma tünedi bana meraklı gözlerle bakıyordu
Oldukça iştahlı bir kargasın
Karga gururla kanatlarını çırptı ona gülümsedim
Peki burada ne yapıyorsun ? Yolunu mu kaybettin ?
Karga kanatlarını çırptı kafasıyla beni gösterdi işaret parmağımı gösterdim
Benim için mi geldin ?
Karga heyecanla basını salladı
parmağımı sevmek için kafasını götürdüm yumuşak siyah tüyleri vardı
Ne kadar sevimli bir kargasın sen böyle
Karga kucağıma çıktı merakla kafasını çeviyordu odamı keşfetmeye çıkmıştır merakla aynanın önüne kondu kendini inceliyordu gururla kanatlarını kabartı bu haline kırkıdandım ne kadar meraklı bir kus Karga bu sefer kahvaltı tepsinin yanına kondu sonra hışımla yanıma kondu sanırım ona verdim cevizleri bulamadı Kafasıyla bana bir şey anlatmaya çalışıyordu kafamı yana yatırdım
Üzgünüm ama kuş dili bilmiyorum
Karga kanatlarını eğdi sinirle yatağın basındaki komiğine kondu çekmeceye gagasıyla açamaya çalışıyordu
Hey ne yapıyorsun?
Küçük bir çocuk oyuncağı reyonuna geziyormuşum gibi hissettim karga zaferle öttü heyecanla yanıma kondu gagasında gri bir tüy vardı bacaklarımın üstüne tüyü bıraktı
Bu tüyün burada ne işi vardı ?
Karga oldukça heyecanlanmıştı kanatları yerinde durmuyordu merakla tüyü elime aldım sıradan bir tüye benziyordu çekmeceye bakmak için kafamı çevirdim tam o sırada kafamın içine anılar akmaya basladı basımı tutum ormanda olanlar net bir şekilde beynimin içinde canlanıyordu Dominodan kaçtıktan sonra yakalanmıştım beni kurtaran kimdi bulanıklık iyice artıyordu soğuk sesin sahibi aklımdaydı
Eva
Panikle ayağa kalktım sanki bana sesleniyordu İsmimi nerden biliyordu içimdeki korkuyu bastıra yamıyordum daha önce hiç bu kadar çaresizlik hissetmemiştim o kimdi neden beni takip ediyordu elim komiğinin üstüne gitti anlımda küçük bir damla ter aktı beni izliyordu gözlerimi bulanıklaştı beni nasıl bulabildi Karga çığlığı kulaklarımı isledi karga bana bakıyordu beni izliyordu titrememe engel olamıyordum
Sen oradaydın diye tısladım
Bana doğru uçmaya basladı elim komiğine üzerindeki vazoyu gitti
Uzak dur benden!
Sesim titriyordu kelimeler boğazımda tıkılmıştı adeta Vazoyu kargoya doğru fırlattım karga son anda kaçtı vazonun içindeki çiçekler odaya dağıldı her yer su cam kırıklarıyla dolmuştu masanın olduğu yere kaçtım masadaki iki tane şamandıra ,cam bir kadeh, gümüşten yapılmış ayna vardı şamandıra dışında kendimi savunmak için pek bir seçenek yoktu şamandırayı elimle kavradım kargaya tehditkar bir şekilde tutum karga yere kondu kafasını eğdi hala beni izliyordu kalbim küt küt atıyordu bu dünyaya geldiğimden beri ikinci defa korkuyu hissettim gözlerimi bir an bile ayırmadım nefes alışlarım dışında herhangi bir hareketlilik yoktu karga kanatlarını çırptı elimdeki şamandırayı kargaya doğru fırlattım karga şamandıranın üstünden uçtu odanın etrafında dönüyordu acı bir çığlık odada yükseldi iki elimle kulaklarımı kapadım dizlerimin üzerine çöktüm karga susmuyordu gözlerimi sıkıca kapadım bağırmaya devam ederse yakında bayılacaktım ormanda duydum aynı sesti zar zor ayağa kalkmaya çalıştım ama pek başarılı olamadım tek elimle masayı ulaşmaya çalıştım elime camdan kadeh geldi tek dizimin üstüne çökmüş kadehi almaya çalışıyordum sonunda cam kadehi alabilmiştim kadehi iki elimle sıktım karganın nerede olduğunu anlayamıyordu uğultu çok yüksekti elimdeki kadehini karganın sesinden mi yoksa fazla sıktığım dolayımı anlayamadım sekilde elimde paramparça oldu cam kırıkları elime batıyordu elimi sıkmaktan kendimi alamadım ama elimi daha acıtmasını neden oldu göz yasları gözlerimden akmaya basladı artık dayanamıyorum nefes almak bile bile bana acı veriyordu elime baktım elim kırmızıya boyanmıştım camın acısını sonuna kadar hissediyordum tiz çığlığım odada yükseldi
AHHH sus artık !!! ciğerlerimdeki nefes çekilmiş gibiydi yalvarırım artık sus lütfen
Dizlerimin üstüne çökmüş ağlıyordum gözlerimdeki yasları bile silemiyorum cam derine batmıştı kanaması durmuyordu. Karganın sesi kesilmişti önüme siyah küçük bir figür kondu göz yaslarımdan dolayı net göremiyordum bir kaç küçük adım atmak istedi ama cesaret edemedi onu izliyordum canım acıyordu ama hala beni izliyordu karga sonunda peş edip camın yanına kondu bana son kez bana baktı ortadan kayboldu onun gidisini boş gözlerle izledim kapı hızla açıldı Hanımım
Betty’nin yüzü beni görünce bembeyaz oldu
Hayır olamaz
Kırık camlarını üzerine basarak hızlı adımlarla bana yöneldi
Hanımım
Bana şefkatle sesleniyordu ona boş gözlerle bakıyordum artık ağlamıyordum ama göz yaslarım hala kurumamıştı
Hanımım iyiminsiniz ?
Kelimeleri dikkatle seçiyordu odanın dağınıklığını hesaplarsak iyi olmadığımı çoktan anlamış olmalı gözleri elime gitti iki elimi kapamıştım ama kan akmaya devam ediyordu damlayan kanı görünce sok oldu
Hanımım incindiniz mi ?
Avcumu açtı elim gittikçe kötüleşiyordu kadının kaslarını çatı öne düsen saçlarımı şefkatle kulaklarımın arkasını koydu
Beni burada bekleyin hemen geri döneceğim
Kapıya gidisini izledim ağzım hala bıçak açmıyordu
Muhafızlar hemen doktor çağrın!!
Dadı Betty bana hızlı adımlarla yanıma döndü bana sıkıca sarıldı
Birazdan iyi olacaksın
Yaslı kadının sesinde huzur vardı gözlerim ellerime gitti incitmeye alışmıştım Rivealken defalarca ölümün kıyısından döndüm bu yaralar benim için bir hiç olmalıydı o zaman neden bu kadar acıtıyor ? Üç yıllın ardından bu kadar yumuşamadı mı ? Son kez karganın kaybolduğu yere baktım. bir gurup zırhlı söveyleler odaya akın eti
Burada neler oldu ?
En arkadan bir kaç gündür duymadığım bir ses vardı Axel kaslarını çatmış odaya bakıyordu eksi bir ananas yemiş gibiydi Betty bana sarılmayı kesti ayağa kalkıp Axele saygıyla eğildi
Efendim benim sorumsuzluğu yüzünden oldu
Axel saçlarını geriye doğru taradı bana doğru adım atı
Eva neler oluyor ?
Axelin sesinde ne bir şefkat ne de bir düşmanlık vardı oldukça gündelik biri soru gibiydı üç yıl önce gördüğüm Axel tam karsımda duruyordu artık numara yapmıyordu her zamanki gibi durgundu ve işini yapıyordu ona ifadesiz bir yüzle baktım ayağa kalkmak için bir hamle yaptım dadı Betty hemen bana destek oldu Axel hala beni izliyordu ona avcumu açtım kırmızı kan halıya damlıyordu beyaz halı artık kanımla kirlenmişti Axel yüz ifadesini korudu anlındaki kırışıkları fark etmesem hala sakin olduğunu düşünürdüm koyu kırmızı gözlerde her hangi merhamet göremedim gerçek yüzünü bu kadar çabuk açıya çıkaracağını düşünmemiştim içeri orta yaslarda bir adam girdi telaşla bana yöneldi
Affedersin simdi tedaviye başlayacağım
Adam ellerimi görünce soğuk terini sildi onu tedavi etmeden önce camları çıkarmam gerek
O zaman çıkar
Axelin sesi buz gibiydi
Benimle muayene odasına kadar gelmesi gerekiyor
Onu duydunuz mu beyler küçük hanımı muayene odasına kadar eşlik edin
Emredersiniz efendim
Betty bana destek olmak için koluma girdi
Bu taraftan hanımım
Dadı Betty bana yol gösteriyordu Doktor oldukça panik yapmıştı ecel terleri döküyordu ayaklarım beni dinlemeye reddediyordu bir kaç adım atmadan ayaklarım kitlenmişti Betty olmasa çoktan yere düşmüş olurdum Doktor telaşla yanıma geldi
İyi hissetmiyormuşsunuz ? Sizi taşıyabiliriz ?
Şövalyeleri kas göz yapıyordu şövalyeler öne çıktı şuan en son istediğim şey biri tarafından taşınmaktı istemsiz titredim beni kolayını alan varlık buralardaydı
Hayır buna gerek yok yürüyebilirim Buna hiç gerek yok
Leydim kendinizi yormanıza gerek yok
Doktorun telaşlı sesi koridora yayıldı gözlerimi devirdim alt tarafı bir kaç sıyrıktı fazla abartıyordu
Buna gerek yok
İlerlemek bir adım atamadan ayaklarım yerden kesildi bu kadar cüretkar tek bir kisi vardı . Axel koyu kızıl gözlerle bana sırıtıyordu beni zorlanmadan kucağında taşıyordu
Her zamanki gibi inatçısın .
Yere indir beni ayaklarım var
Axel kısa bir ıslık çaldı Neden bunu ellerini anlatmıyoruz ?
Avuçlarımı sıkmayı bırak açamıyordum yoksa ona bir tane geçirecektim
Dua etsen iyi olur
Neden senin gibi küçük bir hanımı taşıdığım için mi ?
Her zamanki lüzumsuzluğuna başlamıştı
Hayır inmeden önce sana bir tane çakamadığım için
Axel küçük bir iç çekti
Evet güzel yüzüme gelecek bir darbe çok üzücü olurdu
Bana çarpık gülümseme ile cevap verdi kaşlarımı çatım elimdeki kan üniformasına damladı sanırım birisinin kuru temizleyeceğiz gitmesi gerekecek
Acımıyor mu ?
Axel sanki bir bulmacayı bakıyor gibiydi Yavaşça önüme döndüm ellerimin titrediğini fark etmiş olmalı Elim sanki milyonlarca parçaya ayrılmış gibiydı acı insanı delirtir aynı zamanda kendini getirir ben ikisinde yasamıştım Kafamı salladım
Oldukça acıyor
Axel beni süzdü beni sessizce taşıyordu tıpkı bir asker gibi o zamanki korku aklımdan çıkmıyordu merakla Axele baktım
Sen hiç bir şeyden korktun mu ?
Axel soruma güldü
Ne gibi mesela? Acını bile unutturacak bir şey ?
Axelin gülümsemesi sönmemişti ama atmosferi değişti
İblis
Ona meraklı gözlerle bakıyordum
İblis kralından mı bahsediyorsun?
Axel kafasını eğdi
Hayır ondan daha beteri
Axeli bu kadar korkutmaya başaracak bir İblis var mıydı ? Durum ne olursa olsun sakin kala bilen bu adamı kim korkuttu ?
Bir de elinde camlar olan bir kız
Axele dirsek atım kısa bir inilti çıkardı
Sanırım geldik
Arkaya baktığımda doktor ve diğerleri oldukça geride kalmıştı doktor telaşla bizi takip ediyordu zavallı adam nefes nefese kalmıştı Axel beni yatağa koydu Betty beni uzaktan izliyordu sanki ana okulunda ilk günümmüş gibi oldukça endişeliydi
Lütfen elinizi açın
Doktor cımbızla camları çıkarıyordu gözlerimi kapadım pansuman olmaması ne kötü dişlerimi sıktım ellerimi kapmamak için büyük bir savaş veriyordum
Az kaldı leydim Lütfen biraz daha dayanın
Sonunda son parçayı çıkarmıştı derin bir iç çektim delik deşik olan ellerime baktım Simdi yaranızı sarmam gerek lütfen sakin durun
Ben hallederim
Hepimiz sese doğru döndük kollarını kovuşturmuş beni izliyordu
Burada ne isiniz var marki
Axel ona saygılı bir dilde sordu
Evanın yaralandığını duydum
Sarayda dedikodu hızlı yayılıyordu ama bu biraz fazla hızlı olmadı mı ? Marki önündeki doktoru kibarca çekti
Bakalım burada ne var
Marki kırmızı ve ıslanmış geceliğine baktı sanki bir kutu kibrit yemiş gibi bir hali vardı
Eva avcunun aç sakın kapama bu biraz gıdıklayacak
Kafamı salladım Elin avcumun üzerime koydu mavi bir ışık parladı markinin dediği gibi elim gıdıklanamaya başlamıştı kendimi kahkaha atmamak için zor tutuyordum dilimi ısırdım burada gülmeyecektim
Her şey halloldu
Marki eline çekti ellerim bir kaç dakikada iyileşmişti
Harika
Biliyorum bir büyücüye göre hiç fena değil
Şifa büyüleri oldukça karmaşık ver zordur derin bir yararı onarmak nerdeyse tüm manayı tüketir savaş sırasında pek olanak sağlamıyordu ama etkileyiciydi Marki gururla saçlarını düzelti Axel yanımıza geldi basıyla Markiyi selamladı
Sizin bugün saraydan ayrılacağınızı duymuştum
Evet bugün gidiyorum gitmeden önce Eva’ya selam vermek istemiştim
Bana yaramaz bir gülücük atı pencereye dışarı baktım çiçekler çoktan açmıştı artık yalnız değildim bu bana yeterdi günüm yeni başlıyordu